İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Peygamber Efendimiz

06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Peygamber Efendimiz
Özel Gün Ve Geceler

06.05.1990 - Bayram Eğlenceleri, Cumanın Önemi, Peygamber Efendimiz

28.05.2026
27 dk 34 sn

Aziz ve muhterem kardeşlerim!

Allahu Teâlâ hazretleri, hakkı ve hayrı söylemeyi nasip eylesin. Doğruluktan ayırmasın. Sevdiği razı olduğu sözleri söylemeyi, işleri yapmayı, sevdiği şekilde ömür geçirmeyi ve huzuruna sevdiği razı olduğu bir kul olarak varmayı nasip eylesin.

Kâne yukallesu lehû yevme’l-fıtri.

“Peygamber sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz’e, Ramazan Bayramı gününde def çalındığı, tempo tutulduğu olurdu; ses çıkartmazdı.”

Peygamber sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz’e Ramazan Bayramı gününde tef çalındığı,tempo tutulduğu olurdu; ses çıkartmazdı.Çünkü Ramazan Bayramı biz Müslümanların sevinç hâli, onun masum bir şekilde yapılmasına ses çıkarmazdı.O derecede,ölçüde, o çizgide kalmak şartıyla müsaade buyurmuş.

Bir keresinde Ebû Bekir es-Sıddîk Efendimiz geldiği zaman, Ömer el-Fâruk Efendimiz geldiği zaman, kadınlar kendi aralarında def çalarlarken, onlar geldi diye hepsi bir kenara kaçıştılar. Peygamber Efendimiz;“Onlara dokunmayın, onların keyflerini bozmayın.” dedi.Gayrimeşru bir şey yapmıyorlar,Ramazan Bayramı’nda normal, masum bir sevinç. Bir sevinç izharı; masum ölçüler içinde,sevincin izharı için müsaade eylemiş.

كَانَ يُقَلِّمُ أَظْفَارَهُ، وَيَقُصُّ شَارِبَهُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ قَبْلَ أَنْ يَرُوحَ إِلَى الصَّلَاةِ

Kane yükallimu ezferahu ve yekussu şâribehü yevme’l-cumuati kable enyerûha ile’s-salâti.

“Peygamber sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz; cuma günü tırnaklarını keserdi,bıyığının uzayan kısımlarını kısaltırdı. Cuma günü, Cuma namazına gitmeden önce bu işleri yapar, öyle giderdi.”

Hadîs-i şerîf  Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ten rivayet:

Bu niçin bu tarzda ifade edilmiş?

Cuma; müslümanların bayramı,haftanın günlerinin en şereflisidir,kıymetlidir, güzeldir, nurludur, sevaplıdır.Cuma günü; Müslümanların bayram günüdür, cuma günü bazı rivayetlerde bayram günlerinden daha sevaplıdır. Haftada bir geliyor Elhamdülillah.Ramazan Bayramı, senede bir gün geliyor,Kurban Bayramı senede bir geliyor.Allah bizi haftada bir cumaya kavuşturuyor, kıymetini bilene ne mutlu!

Cuma namazı çok kıymetli, cuma günü,cuma gecesi çok kıymetli, ibadet çok sevaplı, salât u selâm getirmek çok değerli!

Allahuâlem, bazı kimseler; “Cuma gününde, müslümanın bayram günü diye acaba yapılmaz mı?..” gibi şeyler düşündükleri için. Peygamber Efendimiz, öyle bir yasak koymamış.Tırnaklarını keserdi,bıyıklarını kısaltmak gerekiyorsa kısaltırdı; camiye öyle giderdi.

Bazıları diyorlar ki;“Kesme de, tıraş olma da kıl da cumasını görsün,bayramını görsün!”

Öyle bir şey yok!Cumaya temiz, pak, güzel kokular sürülmüş,gusül abdesti almış, ter kokusu olmadan, güzel elbiseleri giymiş, tertemiz elbiselerle, çoraplarla gitmek sevap. Erken gitmek sevap. Güzel bir tavırla gitmek sevap. Saç sakal birbirine karışmış, bıyıklar uzamış, ağzın içine dönmüş girmiş, tırnaklar uzamış, altına toz toprak girmiş…

“Ben dünyayı metalik vermeyen zahid bir insanım, aldırmıyorum.”

Öyle şey yok!İslâm temizlik dini!

“Benim kalbim temiz…”

Hem kalbin, hem dışın temiz olacak. Hem namaz kıldığın yer,hem elbisen temiz olacak. Hem vücudun, hem kalbin temiz olacak! Temizliğin her kademesine riayet edeceksin! Parmakların temiz olacak, tırnakların kısa olacak, altı kirli olmayacak.Koltuk altların kazanmış olacak, kıllar mısır püskülü gibi uzamış olmayacak, kasık araları temizlenmiş olacak. Ağzın, burnun tertemiz olacak.Cuma günü bir boy abdesti alacaksın, tertemiz, güzel kokular süreceksin, temiz elbiseler giyeceksin, öyle geleceksin.

“Hocam,elbisem çok yeni,terziye yaptırdım,bayağı da iyi kumaştan yaptırdım,pahalıda; cuma günü eski pantolon giyeyim, camiye öyle gideyim,ütüsü bozulmasın,bu pantolonun dizi çıkmasın…”

Yanlış bir mantık! En temiz, en güzel kıyafetinle gideceksin çünkü müslümanların bayramıdır!Camide senin güzel kokundan herkes sevinecek. Senin yanında durmaktan adamın, burnunun direği kırılmayacak. İnşaatçı inşaat hâliyle geliyor,boyacı boyacı hâliyle geliyor,kasap et kokusuyla geliyor, filanca filanca kokuyla geliyor…

Bizim Erzurumlu dayı da; Erzurum’da yün çorabı giymiş, gelmiş.Otobüste ayağı ısınmış, soğumuş, terlemiş…Şadırvanda ayağını yıkıyor. Kirli çorabı üstüne giyiyor. “Acaba birkaç tane koyun mu girdi içeriye…” filan diye burnunun direği kırılacak gibi,cemaat rahatsız oluyor. Bırak çorabını, sok pabucun içine,gıcır gıcır yıkadığın, ayaklarınla tertemiz gel. Temiz olacak ve etrafındakiler ezalanmayacak,güzel kokular süreceksin.Sekinet ve vakar ile geleceksin, namazı kılacaksın.

كَانَ يَقُولُ لِأَحَدِهِمْ عِنْدَ الْـمُعَاتَبَةِ: مَا لَهُ ؟ تَرِبَ جَبِينُهُ

Kâne yekûlu li-ehadihim‘inde’l-mu’âtebeti mâlehû teribe cebînuhü.

Ahmed b. Hanbel ve Buhârî rahmetullâhi aleyhimâ,Enes radıyallahu anh ten rivayet etmişler:

“Peygamber sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz; bir kimseye biraz itap edecek, sitem edecek, laf dokunduracak olsa, ancak şu kadar söylerdi: Ne oluyor şu alnı topraklanasıcaya! ”

“Sana ne oluyor,bu yaptığın doğru mu?..” tarzında değil de, üçüncü bir şahıstan bahseder gibi;“Filanca şahsa ne oluyor?” diye böyle anlatırdı.İkazı bu kadardı. Biz; “laf çakıştırma” diyoruz ya; kızması, azarlaması ancak bu kadardı.

Peygamber Efendimiz kızmazdı.

Senelerce kendisinin hizmetinde bulunan bir kimseye, kızdığı dahi görülmemiş, ancak;“Alnı topraklanasıca!” [demiş]. Bu Araplar’ın bir tabiri, bazen Teribet yedâke derler. Bu şaka, latife yollu bir söz: Elleri topraklanasıca!

Peygamber Efendimiz’e birisi gelmiş,sormuş:

“Nasıl bir kızla evlensem,uygun olur, hangi evsafta bir kızla evlenmeliyim?”

Hani güzel mi olsun, endamlı mı olsun,vücut ölçüleri şöyle böyle veyahut soylu soplu; falanca zâdelerden filancanın kızı mı,asaletli mi olsun, boylu poslu mu, zengin mi olsun,güzelliği mi dillere destan olsun, aman Allah dedirten cinsten mi olsun?..

Peygamber Efendimiz;“Dini,ahlâkı güzel olanını seçsen, ey elleri toprak olasıca!”

İnsan bir konuşmada; sevdiği bir kimseye, sevinçli bir münasebetle söyler.

“Kimle evleneyim yâ Resûlullah?” deyince diyor ki;

“Bir kadın şu şu sebeplerle nikâhlanabilir: Soyundan dolayı, güzelliğinden dolayı, parasından dolayı; sen dindarlığından, takvâsından dolayı bir kimseyi nikâhlamaya azmet, öylesini seç ,elleri toprak olasıca!”

Anlıyoruz ki herhalde bunu tebessümle söylüyordu. Sevgi, latife yolu: Elleri toprak olasıca!

Birisine itap edecek, sitem edecek olsa en çok ne diyormuş?

Mâlehû teribe cebînuhû. “Alnı toprak olasıcaya ne oluyor,niye böyle yapıyor?”

Bazısı diyor ki;“Burnu yerde sürtsün!”

O zaman, başı yere geldiği zaman alnı toprak olur, bu mânaya.

Bazısı da; “Hayır, namaz kılasıca!”

Secde ettiği zaman alnı toprak göresice,diye “Lehine duadır.” diyenlerde var.

Efendimiz bu kadar söylermiş. Nefsi için kızması yok!Hele sen İslâm’ın ahkâmına bir dokun, o zaman celallenirdi,bir damarı kabarırdı. Hutbeye, minbere çıktığı zaman bir başkomutan gibi gözleri kızarırdı, celalli konuşurdu.

[MehmedZahidKotku] Hocamızrahmetullâhi aleyh de öyleydi. Demek ki o mânada Resûlullah’a ittiba etmiş.Hutbe okurken ödümüz patlardı,yüzüne bakmaya korkardık. İnecek bizi dövecek diye korkardı, dövmez ya. Sanki bize öyle gelirdi, öyle celalli konuşurdu,yüreğimiz hop hop hoplardı. Yüreğimiz ağzımıza gelir tekrar geri giderdi, öyle celalliydi.

Resûlullah böyle yaparmış da Resûlullah’ın ahlâkıyla ahlâklanmasından dolayı öyle yapıyormuş. Rahmetli [MehmedZahidKotku] Hocamız hutbede celallenirdi.

Allah’ın emri çiğnendiği zaman celallenirdi,ama kendisine karşı ufak tefek kusur etmişler, o zaman latife yollu söylerdi. Sitem bile sayılmazdı; dua mı beddua mı, o da belli değildi. “Alnı toprak olasıca…” deyip geçiyormuş.

Güzel ahlâkının bir sahnesi; perde aralanıyor,Resûlullah’ın ahlâkının güzelliğini birazcık görüyorsun,ağzına biraz tat geliyor.Daha çok tanısan daha çok gelecek, âşık olacaksın, o zaman feleğini şaşıracaksın.AllahuTeâlâ hazretleri, gönlümüze Resûlullah sevgisini iyice yerleştirsin.

Peygamber Efendimiz; “Bir gönüle Resûlullah’ın sevgisi girer bulaşırsa o gönül cehennem ateşi görmez!” diyor.

“Ben Resûlullah’ı çok seviyorum,dayanamıyorum,hac zamanı gelse veya umre olsa da o mübarek topraklara gitsem…”Yunus Emre’nin;

Bir mübarek sefer olsada gitsem

Kâbe yollarında kumlara batsam

dediği gibi;“Ah hani o dergaha bir yüzümü sürsem!”

Ah o sevgi insanın kalbine bir yerleşti mi onu cehennem ateşi yakmaz.

Osmanlı şairlerinden Hakanî Bey diye birisi var.

Peygamber sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz’in mübarek hilye-i şerîfesini; yüzü nasıldı, kaşları ne edadaydı, gözleri nasıl tatlıydı… [yazmış].

Rüyada Efendimiz’i görmüş.Efendimiz ona iltifat buyurmuş, o da Efendimiz’in iltifatına mazhar olarak ruhunu teslim etmiş.

Neden?

O sevgi bir insanın kalbine birazcık bulaştı mı, o güzel koku insanın kalbine biraz karıştımı -iksir gibi bir şey- cehennem ateşi o kalbi yakmaz, o kimse cehenneme girmez.Onun için çocuklarınızı yetiştirirken Resûlullah’ın sevgisiyle yetiştirin!

Hoşuma gitti; bizim torunları bir anaokuluna vermişler,geçenlerde evlerine gittim. Küçük çocuk, daha dört yaşında, peltek peltek;

Hüvallâhüllezî lâ ilahe illallahû er-Rahmân, er-Rahîm, el-Melîk, el-Kuddûs, es-Selâm, el-Mü’min, el-Müheymin…Epeyce20-30 tane Esmâü’l-Hüsnâ’yı saydı.

“Nerede öğrendin?” dedim.

Anaokulunda, bayağı ciddi ciddi öğrenmiş. Bir rivayet var:

“Esmâü’l-Hüsnâ’yı ezbere bilen,ezberleyen, hafızasına alan cennetlik olur, cennete girer.”

. مَنْ أَحْصَاهَا دَخَلَ الْجَنَّةَ

Men ahsâhâ dehale’l-cenneh.“Cennete girer.”

Küçücük yaşta öğretiyorlar. Sen Esmâü’l-Hüsnâ’nın şu kadarını ezberledin, diye bir de tesbih hediye etmişler.Ötekisi de tesbihi almış, berikisi de almış. Seviniyor,geceleyin kalkıyor, babasının yanına[gidiyor]: “Biraz Esmâü’l-Hüsnâ’ya çalışalım. Yarın imtihan olacağız.” İşin ucunda tesbih var,mükâfat var diye çocuk heves ediyor.

Çocuğu Allah sevgisiyle yetiştirmek, Peygamber Efendimizin sevgisiyle yetiştirmek,dindar yetiştirmek… Çocuk böyle yetiştirilmeli,hoca böyle olmalı, böyle mekteplere verilmeli.

Sen çocuğuna Resûlullah’ın sevgisini öğret, imanı öğret, Kur’an’ı öğret, Allah’ı öğret, Allah sevgisini öğret, bizim yolumuzunda nice güzellikleri, incelikleri var, onları öğret…

“Hocam,güzel sanatlardan bir sanat?..”

Nasreddin hoca ne demiş?

“Soğanla yoğurt yedim ama bende beğenmedim.” demiş,tadını beğenmemiş.Herkes bir usul buluyor, bir şey yapıyor. Soğanla yoğurdun tadını almamış.

İnsanın yaptığı şey güzel olmalı. Elhamdülillah, dedelerimizin çinilerini herkes beğeniyor. Avrupa’ya ihraç ediliyor vs.Camileri herkes beğeniyor,geliyorlar. Allah Allah, ne kadar güzel… Nakışları, ciltlerimizi, Kur’ân-ı Kerîmlerimiz’i herkes beğeniyor.Müzelerimizdeki eşyalarla iftihar ediyoruz. Müslümanın ruhu güzel,eseri de güzel olur,her şey güzel olur.

Onun yerine ne var?

Nakış var, tezyinat, tezhip var, cilt sanatı, dokuma sanatı var;sen sanatını, güzellik duygunu başka bir yerde,başka meşru güzelliklerle tatmin et! Ne diye haramlara bulaşıyorsun;eve melek girmeyecek, Allah hesap soracak!

Olmaz!Kuş da olmaz.

“Kedi koysam olmaz mı?”

Olmaz!

“Kartal, şahin resimleri?”

Olmaz!

“Duvarda geyik resimleri?..”

Olmaz,câiz değil, uygun değil, yanlış!Oraya bir âyet-i kerîme koy, bir hadis koy; gören ibret alsın,mânası ne desin. Onun için vaaz, nasihat olsun.Veyahut güzel bir şey koy; bir çiçek koy, camimizde de motifler var, çiçekler var, tamamen süssüz değil,yukarısı aşağısı…Her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır.Biz Müslümanların da zevki âlâların âlâsıdır,ama haram değildir!Helâl yoldandır.

Bizim ne olduğumuzu, sizin idrak etmeniz lazım.Benliğinizi,İslâm şuurunu bilmeniz lazım.

“Ben müslümanım!”

“Ye şu faizi!”

“Hayır ben haram yemem.”

“Gel gazinoya gidelim,felekten bir gece çalalım…”

Çalmanın hangisi hayır getirmiş ki,bu hayır gelsin!

“Ben gitmem öyle yere;gidersem Kur’an okunan yere giderim, ilim irfan meclisine giderim. Hiçbir şey bulamazsam sefalı, manzaralı bir yere giderim. Orada Allah’ın güzelliklerini temaşa ederim, güneşin batışını,doğuşunu seyrederim. Bahar dalını seyrederim, tepeden tırnağa çiçek açmış ağacı seyrederim…”

Deli eder insanı bu dünya

Şu tepeden tırnağa çiçek açmış ağaç

Deli eder tabii, baktığın zaman hayran kalırsın.Kışın, çırıl çıplaktı bu ağaç.

Bu süsleri nereden aldın,nereden buldun,tepeden tırnağa çiçeklenmiş;baktığın zaman hayran kalıyorsun,bakılacak nice güzellikler var!

Allah, bize müslüman olduğumuzun şuurunu kaybettirmesin. Adımımızda, oturmamızda, kalkmamızda, konuşmamıda,almamızda zevkimizde, sevmemizde [İslâm şuuru versin]. Evlerimizi süslememizde,mobilyamızda,koltuğumuzda, sedirimizde, halımızda , her şeyimiz de İslâm şuuru olsun.

Halıya bakıyorsun, ortasında kocaman bir gamalı haç yerleştirmiş! Motif İtalya’dan geliyor, ortasında kocaman bir malta hacı!

Ya Malta şövalyeleri, bizim dedelerimize kan kusturdular,onlar gemileri [yaktılar]! Hristiyan tarikatından bir tarikatın şövalyeleri,din namına haçlı seferi yaptılar. Sen onun haçını halına almışsın! O halıyı alma, Selçuklu desenli bir halı al, Sivas desenli bir halı, Ladik desenli bir halı al…Dikkat et!

“Ben böyle şey istemiyorum! Başkası alsın…” de.

Tepeden tırnağa her taraf put!

“Böyle haç zarar vermez.”

Zarar vermez ama ne diye olsun, ne diye adamın haçı putu benim evime gizliden gizliye girsin! Düz halı sererim daha iyi, yemyeşil, dümdüz, masmavi,gri renkli, daha iyi; desenli olması şart değil!

“Buyur hocam,galiba namaz kılacaksın, seccadeyi yayayım.”

“Allah razı olsun.”

Bakıyorsun, tam secde yerinde kocaman bir put;seccadeye getirmişler; tam secde yerine koymuşlar, ayak yerine koymamışlar. Kasıt olduğu belli,adam motiften medet umuyor:

Olmaz ama ondan medet umuyor, kendi desenini yapıyor!

Sen ne diye kendi desenini düşünmüyorsun?

Evinin parmaklığını yapmış, Kâbe-i Müşerrefe’nin demir parmaklıklarını haç şeklinde yapmış!

Daha başka bir desen bulamadın mı, hiç mi müslüman sanatçı [yoktu]?!..Her şeye dikkat etmek lazım.

Biz müslüman olduğumuz için, her şeyimizİslâm damgasını taşıyor.

“Herşeyim İslâmca; konuşmam,kızmam,sevinmem,reaksiyonum, aksiyonum, her şeyim,İslâmca olur.Taklitçi değilim ki! Kimi taklit edeceğim, taklit edersem Resûlullah’ı taklit ederim;

“Arkadaş benim üslubumda böyledir, biz böyle yaparız, bizim örfümüzde böyledir, böyle yapalım…”

Japon,evinde mobilya yok diye korkuyor mu ki?

Hiç korkmuyor.Japon bu koltukları evin içine sokmaya çalışsazaten sığmaz ki! Kalabalık ülke. Biz koltukları dolduruyoruz. Koltuklar orada sefa sürüyor, biz kapının önünde el pençe divan duruyoruz.Koltuklar otursun misafir odamızda;kocaman gemi gibi,kalyon gibi kanatlı, kuyruklu koltuklar… Bir kişi oturuyor,ötekisi uzaktan yutkunuyor;bir kişi oturdu mu yer kalmıyor, bir kişiyle odanın köşesi doluyor. Bizim [âdetimiz]bu değil!

Taht mı yapıyoruz?

Benim hatırladığım;evin camının önünde bir sedir olurdu, üstüne bir halı,kenarına ot yastıklar. Oh kolunu koyarsın,baş köşeye en yaşlı bağdaş kurar oturur filan. Sekiz on kişi alırdı,ötekisi yere otururdu. Yerde de minderler, şilteler… Ucuzdu,masrafı da yoktu.

Düğün de kolaydı, evlenmek de kolaydı!

Şimdi bekârlar;“Nasıl evleneceğiz?” diye düşünüyor.

Şu kadar milyon yemek takımı…

Şu kadar milyon yemek takımı da bir işe yaramaz! Yemek takımlarının hepsi fuzulidir, taklittir. Çok az işe yarar, adam yemeğini yine sinide yer.Yemek takımı, misafir odasında durur, kullanmaz! Oturma odasına sofra örtüsünü yayar, eski usulle sinede yer.

Ne diye parayı kaptırdın?

Kaptırmışız, paçayı kaptırmışız da ondan. Evvela paçayı kaptırmışız , batı taklitçiliğine ondan gidiyor!

“Ben bu mobilyayı istemiyorum.”

Perdelerin hepsi tavandan tabanadır.

“Yahu hacı hanım, bu kadarına lüzum yok…”

Anlatamazsın! Amerika’da hükümet yasaklamış, tabandan tavana perde yasak! Camın üstünden bir çerçeve, camı kapatacak kadar bir perde.

Ne diye şehir tiyatrosunun sahnesinin perdesi gibi bir uçtan bir uca perde?!..

“Buna ne kadar para verildi?”

“Kartonpiyerine şu kadar, bilmem neresine şu kadar…”

Hayatı biz kendi kendimize[zorlaştırıyoruz],sade güzelliği unutmuşuz.

Peygamber sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz’in sünnetine uymaktan, kendimizin öz, kendimizin âdeti, örfü olması bakımından bu noktalara kadar geldik.

كَانَ يَقُومُ إِذَا سَمِعَ الصَّارِخَ

Kâne yekûmu izâ semi’a’s-sâriha.

“Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemEfendimiz horoz sesini duyunca kalkardı.”

Buhârî, Müslim, Ebû Davud, Neseî, Ahmed b. Hanbel, İbni Abdilber  rahmetullahi aleyhim ecmaîn;Hz.Âişe-i Siddîka radıyallahu anhâ rivayet etmişler:

“Peygamber sallallahu aleyhi ve selem Efendimiz horoz sesini duyunca kalkardı.”

Ne zaman?

Sârih; “bağıran” demek. Gecenin o vaktinde horoz bağırdığı için horoza o ismi vermişler.

İzâ semi’a’s-sâriha. “Bağıran, öten horozun sesini duyduğu zaman kalkardı.”

Horoz ;Allah’ın acayip bir mahlûkudur,gecenin teheccüt vaktinde öter. Zamanı öyle bilir ki!..

“Hocam saatimiz yok. Saatimiz olmadığı için, ittifaka girdik ama teheccüde kalkamadık…”O zaman senin itikafın ;fakir belediyelerin memurlarının bir ayağı kırık masalarına benzedi,teheccüde kalkamamışsın.

Saatimiz olmadan önce canlı saat vardı. Horoz öttü mü ilk horozun ötüşü şu zaman demekti, belli olurdu, mübarek kaldırır.

Erkenden yatar,hava erkenden karardı mı tavukkarası oldu derler, bazı insanların gözü iyi görmez. Hava biraz alaca karanlık çöktü mü gözü görmüyorsa tavukkarası derler,tavuk o zaman görmez, hava kararmadan erkenden kümese girer.Ondan sonra da tam teheccüt vaktinde horoz bangır bangır, bağıra bağıra herkese ibadetin başladığını ilan eder.Güzel bir hayvan! Sevimli bir hayvan.

Beslesenize…

Nereden besleyeceğiz, evlerin hepsini konserve gibi yaptık, üst üste katlar, balkonda mı besleyeceğiz?!..

“Tam uyuyacağım zamanda senin horoz bir bağırdı, beni uyandırdı…”

Hadi karakolluk! Şimdi evler değişti, bahçeli evimiz olsa kümesimiz olsa horozumuz olsa anlardık.

Resûlullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve selem horozlar  ilk öttüğü zaman kalkardı. Gecenin, o güzel vaktinde; göğün kapıları açılır,etrafa rahmet saçılır.Allahu Teâlâ hazretlerinin;

“Yok mu benden afv u mağfiret isteyen; istesin affedeceğim,buyurun isteyin; yok mu benden bir dileği olan,istesin istediğini vereceğim…”dediği,seslendiği zamandır. O vakit; Allahu Teâlâ hazretlerinin, semâ-yı dünyaya nüzul eyleyip uyuyan kullara, cihan halkına seslendiği zamandır.

O vakitte uyananlar, dua edenler, abdest alanlar, iki rekât da olsa teheccüt namazı kılanlar, elini açıp Allah’tan muradını isteyenler, muradına nail olur. Çünkü Allah, isteyene istediğini veriyor. [Vermemek] şanına yakışmıyor. Kul istiyor, O da “Vermem.” demiyor. Şanına yakışmaz.

Dünya zenginlerini bile biliriz, istedin mi verir. Ağaysa paşaysa verir.

Allahu Teâlâ hazretleri zaten dua eden kulunu seviyor. Dua ettiği zaman, istediğinin âlâsını veriyor. Onun için o vakte uyanık olmamız, kalkmamız lazım.

Onun için ne lazım?

Muhterem kardeşlerim!

Yatsı namazını kılar kılmaz vakit harcamadan, oyalanmadan yatmak lazım. Yatsıdan sonra fazla oyalanmadan hemen gidip yatmak lazım.

Neden?

Teheccüde kalkacak, teheccüt var.

Teheccüde kalkmalı, o sevapları almalı, o duaları yapmalı, o ecirlere nail olmalı.

Neden?

Efendimiz, horozlar ilk öttüğü zaman kalkardı da ondan!

Onun gibi yaşamak istemiyor muyduk, onun sünnetine uymak istemiyor muyduk?

İstiyorduk.

Böyle yapacaksın!

Allah ,hepimizi iyi müslüman olmaya muvaffak eylesin, arif müslüman eylesin, insan-ı kamil olmayı nasip eylesin. Huzuruna, sevdiği razı olduğu kullar olarak varmayı nasip eylesin.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
16.04.1997 - Arafat Duası
26.05.202626 dk 16 sn
13.11 1995 - Mehmed Zahid Kotku Kabri Başında Dua
26.07.202512 dk 48 sn
28.05.1999 - Fatih Sultan Mehmed'in Kişiliği, Fetih Ruhu
28.11.202350 dk 52 sn
02.11.2000 - Ramazanın İlk Gecesinin Fazileti, Kadir Gecesi, İftar Ettirmek
28.11.202342 dk 46 sn
00.12.2000 - Orucun Önemi, Orucu Zedeleyen Şeyler, Oruçlunun Mükafatı
28.11.202322 dk 7 sn
29.12.1999 - Kul Hakkı, Deccal, Veda Haccı
28.11.202316 dk 24 sn
29.06.1985 - Bayram Kutlamaları, Ramazan Sonrası, Şevval Orucu
28.11.202332 dk 17 sn
29.05.1987 - Ramazandan Sonraki Halimiz
28.11.202358 dk 16 sn
28.12.1999 - İtikaf
28.11.202344 dk 11 sn
27.11.2000 - Ramazan Ayının Başı, Sahur Vakti, İbadet
28.11.202318 dk 20 sn
26.05.1995 - Aşure Günü, Nafile Oruçlar
05.07.202518 dk 7 sn
26.04.1990 - Ramazandan Sonra İbadetlere Dikkat, Mümin Kardeşine Memnun Etmek, Bayram, Ariflerin Özellikleri
20.03.202629 dk 12 sn
24.03.1993 - Ramazanda Kazanılan Mükafatlar, Aileye Verilen Önem, Ramazan Sonrası İbadetler
28.11.202331 dk 39 sn
22.11.1999 - Berat Kandili
02.02.202640 dk 4 sn
21.12.2000 - İtikaf, Çocuk Yetiştirme
28.11.202315 dk 25 sn
21.01.1990 - Peygamber Efendimizin Yemin Etmesi, Bayram Namazına Gitmesi, Hutbesi, Zemzemin Faziletleri, Ailenin Önemi
28.11.202323 dk 21 sn
20.06.1985 - Bayram Namazı Öncesi, Ramazandan Sonra, Şevval Orucu, İmanın Tadı, Ramazan Bayramı
28.11.202334 dk 4 sn
19.11.1989 - Mescidden Kalkarken Okunacak Dua, Peygamber Efendimizin Bayram Namazına Ailesini Getirmesi
28.11.202326 dk 55 sn
19.06.2000 - Kuran Kıraati
28.11.202316 dk 5 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Yardımlaşma, Hac Manzaraları
26.05.202630 dk 23 sn
17.12.2000 - Gece Namazı, Ramazandan Sonra Alışkanlıkların Devam Etmesi
28.11.202337 dk 27 sn
16.05.1997 - Muharrem, Aşure Gününün Önemi, Orucun Fazileti, Muharremde Neler Yapılmalı
28.11.202323 dk 24 sn
16.05.1997 - Aşure Günü
28.11.202328 dk 32 sn
16.01.1999 - Sabah Ve İkindi Namazlarının Önemi
28.11.202322 dk 14 sn
15.12.2000 - İtikaf Fazileti
28.11.202323 dk 7 sn
15.12.1999 - Müminin Güzelliği, Hikmet, Kardeşin İhtiyacını Görmek
28.11.202339 dk
15.07.1990 - Tevhid, Namaz, Zekat
28.11.202323 dk 11 sn
14.01.1999 - Kadir Gecesi
28.11.202339 dk 46 sn
13.12.2000 - Cennet Ve Oruç
28.11.202333 dk 34 sn
13.01.1999 - İslamda Kardeşlik
28.11.202335 dk 30 sn
11.01.1998 - Ramazandan Sonra Hali Muhafaza Etmek
28.11.202332 dk 53 sn
10.01.2001 - Güzel Ahlak Sahibi Olmak, Zikir
28.11.202323 dk 19 sn
07.12.2000 - Oruç Tutmak, İftar Ettirmek
28.11.202326 dk 29 sn
07.01.2000 - Ramazanın Son Günü
28.11.202331 dk 49 sn
05.07.1990 - Hac, Mazlumun Günahını Almak, Dürüst Olmak, Güvenilir Olmak, Sözünde Durmak
28.11.202316 dk 16 sn
05.04.1992 - Ramazandan Sonra, Ramazanın Mükafatı, Sünneti Seniyye
28.11.202340 dk 41 sn
05.04.1992 - Ramazandan Sonra, Ramazanın Mükafatı, Sünneti Seniyye, Ahmet Ziyaüddin Gümüşhanevi
28.11.202356 dk 20 sn
05.02.1992 - Güzel Ahlakın Önemi
28.11.202315 dk 26 sn
05.01.1998 - Ramazanda Takva Sahibi Olmak
28.11.202321 dk 56 sn
04.00.0000 - Allahın Seveceği Kullar
28.11.202343 dk 30 sn
03.12.2000 - Orucun Mükafatı, Oruç Adabı
28.11.202324 dk 7 sn
00.12.2000 - İftarı Suyla Açmak, Sahura Kalmak, Yalan Yere Yemin, Gıybet
28.11.202322 dk 34 sn
00.12.2000 - Cennetin Ramazan Ayında Süslenmesi
28.11.202335 dk 4 sn
00.00.2000 - Ramazanda Sahura Kalkmak, Hilalin Görünmesi
28.11.202314 dk 3 sn
00.00.2000 - Ramazan, İftar Ettirmek
28.11.202342 dk 4 sn
00.00.2000 - İftar Ettirmek, Oruçlunun Yanında Yemek
28.11.202316 dk 5 sn
00.00.1999 - Ramazan, Orucun Faydaları
28.11.202322 dk 2 sn
00.00.1999 - Güzel Ahlak, Münafığın Alametleri
28.11.202322 dk 13 sn
00.00.0000 - İyi Ve Kötü Huy, Toplum Ahlakı, Kullara İyilik, Kullara Kötülük
28.11.202328 dk 16 sn
26.12.2000 Ramazandan Sonrası, Allahın Adını Anarak Birşey İstemek, Münafığa Efendi Demek, İyilik
20.04.202324 dk 8 sn
27.07.1996 Peygamber Efendimizin Soyu, Peygamber Özellikleri
03.09.202547 dk 7 sn
Mahmud Esad Coşan Hocaefendinin Çeşitli Sohbetlerinden Mehmed Zahid Kotku
18.09.202029 dk 19 sn
25.10.1995 - M. Zahid Kotku Hocaefendinin Hayatı
04.06.202057 dk 9 sn
13.11.2000 - M. Zahid Kotku Hocaefendinin Özellikleri, Şemaili, Kerametleri
18.09.202028 dk 58 sn
13.11.1999 - Hak Din İslam, Sünnete Uygun Müslümanlık, Tasavvuf
04.06.202044 dk 25 sn
13.11.1994 - Alimlerin Önemi
15.07.202642 dk 34 sn
13.11.1993 - M.Zahid Kotku Hocaefendi Anma Programı
04.06.202031 dk 25 sn
13.11.1992 - M.Zahid Kotku Hocaefendi ve Teslimiyet
26.07.202539 dk 41 sn
06.11.1997 - Recebin Önemi, Tevbe Etmek, Regaip Kandili
25.12.202548 dk 16 sn
06.00.0000 - Receb, Şaban, Ramazan, Regaip Kandili, Recebin İlk Günü ve Cuma Gecesi
18.02.202143 dk 2 sn
28.09.2000 - Regaip Kandili, Receb Ayının Faziletleri
18.02.202129 dk 38 sn
14.09.1999 - Recebin İlk Cuma Gecesi
18.02.202147 dk 46 sn
13.03.1986 - Recep Ayı
25.12.202533 dk 57 sn
09.01.1992 - Recep Ayının Faziletleri, Üç aylar
18.02.202134 dk 13 sn
08.12.1994 - Regaib Kandili, Recebin Önemi, İlk Cuması
18.02.202138 dk 5 sn
25.12.1996 - Berat Kandilinin Önemi, Affedilemeyenler
25.03.202131 dk 47 sn
22.11.1999 - Berat Kandili, Duhan Suresi
06.03.202340 dk 4 sn
20.11.1988 - Berat Kandili, Sevap Kazanmak
25.03.202124 dk 33 sn
14.12.1997 - Berat Kandili, Affedilecek ve Edilmeyecek Olanlar
17.03.202238 dk 9 sn
11.03.1990 - Berat Kandilinin Önemi, İhyası ve Ramazana Hazırlık
25.03.202151 dk 41 sn
10.11.2000 - Berat Kandili
25.03.202160 dk 30 sn
10.11.2000 - Berat Kandili, Allahı Zikretmek, Tevbe Etmek
25.03.202128 dk 23 sn
04.05.1985 - Berat Kandilinin Faziletleri
25.03.202138 dk 45 sn
03.12.1998 - Berat Kandilinde Duaların Kabul Oluşu
25.03.202136 dk 53 sn
00.00.1987 - Berat Kandili, Berat Kandilini İdrak Etmek
17.03.202227 dk 37 sn
31.01.1992 - Mirac Kandilinde Oruç Tutmanın Sevabı
08.03.202118 dk 50 sn
28.04.1984 - Miraçta Peygamberimizin Yaşadıkları
08.03.202152 dk 33 sn
27.05.2000 - Mirac Gecesinde Görülenler, Faiz, Namaz
08.03.202119 dk 7 sn
26.11.1997 - Mirac Hadisesi
17.02.202337 dk 53 sn
24.10.2000 - Mirac, İsra Hadisesi, Kandili İdrak Etmek
08.03.202148 dk 26 sn
19.12.1995 - Mirac Hediyeleri
15.01.202652 dk 52 sn
19.01.1993 - Mirac Kandili
08.03.202151 dk 41 sn
15.02.1981 - Peygamberimizin İsra ve Mirac, Miraçta Gördükleri
08.03.202122 dk 2 sn
06.04.1986 - Mirac Kandilinin Önemi, İsra Hadisesi, Oruç ve Nefis Terbiyesi
06.02.202433 dk 50 sn
30.09.1990 - Peygamber Efendimizin Son Peygamber Oluşu, Peygamber Sevgisi
26.09.202339 dk 52 sn
29.08.1993 - Peygamber Efendimiz, Mevlid Kandili
04.06.202035 dk 13 sn
19.09.1991 - Mevlid Kandili, Peygamberimizin Dünyaya Teşrifi
24.08.202637 dk 43 sn
15.07.1997 - Mevlid Kandili, Mekke
04.06.202058 dk 16 sn
14.11.1986 - Mevlid Kandili, Peygamberimizin Hadis Yolu Oluşu
04.06.202043 dk 32 sn
14.06.2000 - Mevlid Kandili
04.06.202018 dk 16 sn
10.10.1989 - Peygamber Sevgisi, Sünnete Uymak
04.06.202063 dk 22 sn
08.08.1995 - Mevlid Kandili
24.08.202642 dk 22 sn
25.01.1998 - Kadir Gecesi
04.06.202030 dk 36 sn
23.12.2000 - Kadir Gecesinin Önemi, Kuran-ı Kerim
04.06.202034 dk 23 sn
20.03.1993 - Kadir Gecesinin ve Ramazanın Önemi, Rahmetten Ümit Kesmemek
04.06.202041 dk 26 sn
15.06.1985 - Kadir Gecesi, Halis Niyet
04.06.202038 dk 20 sn
15.02.1996 - Kadir Gecesinin Ramazanın 27.Günü Olması
04.06.202028 dk 10 sn
14.01.1999 - Kadir Gecesinin İhyası
04.06.202040 dk 20 sn
07.07.1983 - Dua
04.06.202032 dk 20 sn
03.01.2000 - Kadir Gecesi
04.06.202050 dk 56 sn
29.05.1998 - Fetih
04.06.202050 dk 51 sn
29.05.1995 - Fatih ve Fetih Ruhu
04.06.202037 dk 2 sn
29.05.1990 - Vatan, Fatih ve Fetih
04.06.202045 dk 19 sn
28.05.1999 - Fatih Sultan Mehmet'in Çevresi,Fetih Ruhu
04.06.202047 dk 17 sn
29.05.1987 - Ramazan Bayramı, Takva, İman, Ramazandan Sonraki Halimiz
04.06.202033 dk 52 sn
21.01.1990 - Zemzemin Taşınması, Peygamber Efendimizin Özellikleri
04.06.202023 dk 21 sn
20.06.1985 - Bayram Kutlamaları, Ramazandaki Sevaplar, Ramazan Sonrası, Şevval Orucu
10.04.202431 dk 38 sn
09.02.1997 - Bayram Tebriği, Sadaka Vermek, Şevval Oruçları, Bayram Sonrası
31.03.202528 dk 16 sn
08.01.2000 - Bayram Tebriği, Bayramdan Sonra Oruç Tutmak
21.03.202621 dk 7 sn
06.05.1990 - Bayramda Def Çalınması, Cumaya Temiz Gitmek, Peygamber Sevgisi
04.06.202028 dk 26 sn
28.04.1996 - Kurban Bayramı, Kurban Kesmenin Fazileti
27.05.202626 dk 11 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Salatu Selam, Ziyaret Etmek, Sadaka Vermek
04.06.202027 dk 57 sn
17.04.1998 - Hac Sonrası, Büyük Mescitlerde İbadet, Avrupa Ülkeleri
02.08.202036 dk 52 sn
17.03.2000 - Kurban Bayramı, Kurban Kesmenin Fazileti
07.06.202525 dk 32 sn
05.04.1998 - Kurban Bayramı, Ziyaretleşme, Hediyeleşme
28.05.202623 dk 45 sn
01.07.1990 - Arefe Günü, Arafatta Dua, Hac, Kalb Temizliği
15.06.202430 dk 29 sn
AKRA