Günahlardan Uzaklaşarak Namaz Kılmak - 30.03.1985

Günahlardan Uzaklaşarak Namaz Kılmak - 30.03.1985
Men sallâ salâten fe lem te'murhü bi'l-ma'rûfi ve lem tenhehû 'ani'l-fahşâ' ve'l-münker lem yezded bihâ minallâhi illâ bu'dâ.
Bu hadîs-i şerîf el-Hasan el-Basrî'den mürsel olarak rivayet edilmiş bir hadîs-i şeriftir. Mânası ne kadar ehemmiyetli! Ne kadar aklımızı başımıza devşirmemiz lazım! Taberânî'de rivayet edilmiş:
Men sallâ salâten fe lem te'murhü bi'l-ma'rûfi ve lem tenhehû 'ani'l-fahşâ' ve'l-münker lem yezded bihâ minallâhi illâ bu'dâ. "Her kim ki bir namaz kılar ama o kıldığı namaz ona mârufu emretmezse fuhşiyât ve münkerâttan onu alıkoymazsa bu kıldığı namazla ancak -başka bir faydası olmaz, kârı olmaz- Allah ile arasındaki mesafe artar, Allah'tan uzaklaşmaktan başka bir şey elde etmez!"
Döndürelim, bizim anlayacağım sözlerle söyleyelim: Bir insan namaz kıldığı zaman bir iyi insan olacak. Namazı kıldı, bitirdi.
Beş vakit namaz bir insanın evinin önünden akan su gibi değil miydi, kirlerini, terlerini akıttığı bir pınar gibi değil miydi, bir dere gibi değil miydi?..
Öyleydi, Peygamber Efendimiz hadîs-i şerîfte öyle buyuyor: Beş vakit namaz insanın evinin önünden şıldır şıldır akan billur ırmak gibidir.
İnsan beş vakit o ırmağa girse hiç üzerinde toz toprak, kir, pas, ter kalır mı?
Kalmaz! Bunu sahabesine Sıcak Arabistan'da söylüyor. Çölden rüzgâr esmiş, kumlar kalkmış gözüne, boynuna girmiş, güneşten terlemiş… Sıcakta, çölde böyle bir insan düşünün.
Bir de bu şahıs günde beş defa billur gibi şırıl şırıl akan suyun içine giriyor yıkanıyor, yıkanıyor; hiç bunda koku kalır mı, ter kalır mı, pislik kalır mı?
Kalmaz. Peygamber Efendimiz; "Namaz böyledir." diyor.
Bir insan namaz kıldı. Kıldı ama çıktıktan sonra mânevî bir huzur içinde o namazın arkasından; "İnşallah iyi kul olayım, Rabbimin huzuruna girdim, çıktım. Şu hayırları yapayım, bu hayırları yapayım…" diye kendisine o namazı iyi işler yapmayı ilham etmemiş. "Kötülüklerden vazgeçeyim, filancaya biraz hıncım vardı, şöyle yapacaktım, böyle yapacaktım ama hadi Allah'a havale ettim, vaz geçeyim…" diye kötülükten men etmezse veyahut; "Gelirken gözümü iyi muhafaza edemedim, bundan sonra muhafaza edeyim. Sağa sola bakıp da günaha girmeyeyim, elin namahremine filan bakmayayım…" diye kötülükten alıkoymuyorsa o namaz, iyiliği emretmiyorsa ona kötülükten alıkoymuyorsa başka bir işe yaramaz, ancak mesafeyi uzaklaştırır, o namazla şahıs Allah'tan daha uzağa gider!
Neden?
Bu namazı gafilce kıldın, bu namazı sana fayda verecek tarzda kılamadın. Eksikli, kusurlu kıldın da içinde bir değişiklik meydana getirmedi diye bu namaz Allah'tan daha uzaklaştırmaya yarar! O hâlde namazı ruhlu, şuurlu, tesirli bir tarzda kılacağız.
Namaz kıldık mı şöyle bir rahatlayacağız, kötülükler içimizden silinecek, sıyrılacak, pak olacak, iyi duygular gelecek, iyi insan olacağız.
Bir namaza gittik geldik, tamam, kafamız değişti. Öyle olması lazım, namaz böyle bir şey! Böyle olmadığı zaman taklit oluyor. Hep; "Taklit, ibadet sevabı yoktur, azdır!" diye derdik. Peygamber Efendimiz daha tehditli buyurdu: "Arayı açamaya yarar başka bir şeye yaramaz, daha da uzaklaştırmaya yarar!"
Bu sefer insan paldır kültür namaz kılmaya alışır. Yanında namazın da heybeti kalmaz.
"Efendi, orada ne yapıyorsun?"
Jimnastik yapar gibi oturuyor kalkıyor, oturuyor kalkıyor…
"Ya sen bunun neresinde Fâtiha okudun, neresinde zamm-ı sûre ettin?.."
Sükûnet kesbedecek: Semiallahü limen hamideh, bir duraklama; iki secde arasında Allahu ekber dediği zaman şöyle bir duraklama… Öyle yapmıyor: Subhâneke'si Allahu ekber'e karışıyor, peş peşe işte o namaz artık bir eğlence hâline gelmiş oluyor!
Bir keresinde Peygamber Efendimiz'in önünde bir bedevi öyle namaz kıldı, çölden gelmiş.
"Namaz kılacaksın." filan demişler, kılıyor ama bu bilgileri öğrenmemiş. Peygamber Efendimiz ona baktı, bitirince;
"Sen namazını yeniden kıl çünkü sen namaz kılmadın." dedi.
Hâlbuki selam verdi, namazı bitirdi.
"Çünkü sen namaz kılmadın!" demesi ne demek?
"Öyle hızlı kıldın, öyle biçimsiz kıldın; o namaz namaz sayılmadı, borç üzerinden düşmedi, kabul olmadı, yeniden kıl!"
Bir daha kıldı, anlayamadı, bir daha hızlı hızlı kıldı. Peygamber Efendimiz;
"Sen yine o namazı yeniden kıl, iade et, çünkü sen namaz kılmadın!" dedi.
Bizim namazları düşünelim. Namaz kılmayı babadan duymuş, anadan öğrenmiş ama namazın ne kadar kıymetli bir ibadet olduğunun tadını damağına daha yerleşmemiş. Camiye geliyor paldır küldür kılıyor gidiyor.
Olmaz. Namazdan tat ala ala [kılacak]. Hani tiryaki bir güzel kerevetin üzerine oturur, bir de güzel çay geldi mi keyfini çıkarta çıkarta tatlı tatlı [keyfini çıkarır]. Namazın da keyfini çıkarta çıkarta kılacak.
Ne o acele?
Bizim mahallede, Ankara'da, ezanın okunmasına yakın ben hazırlanayım diyorum. Misafir gelmiş bilmem ne filan ama yetiştiremiyorum, tam abdest alırken filan ezan okunuyor. Hemen gidiyorum, mesafem de buradan Fatih durağı kadar, çok fazla değil, belki daha kısa. Yokuş da aşağı, hızlı da gidilebilir. Oraya gidiyorum, son rekâta ya yetişiyorum ya da es-Selâmu aleyküm ve rahmetullah demiş oluyorlar, yetişemiyorum.
Dur, acelen ne? Sen sünneti ne zaman kıldın, farzı ne zaman kıldın?..
Namaz ciddi bir ibadettir, ciddi kılınmazsa bir işe yaramadığı gibi uzaklaştırmaya da yarar, insan uzaklaştırma zararına da uğrayabilir. Namaz kılınca doğru kıl! Allahu ekber dediğin zaman kimin huzurunda durduğunu düşün: Şakaklarından biraz terlesin, biraz ter aksın…
İnsan ciddi ciddi kılınacak, kıldıktan sonra kötü duygular içinden pak olmuş olacak, temizlenmiş, kazınmış gitmiş olacak. İyi duygularla dolmuş olacak, namazdan çıkarken iyi bir kul olarak çıkmış olacak.
Öyle olması gerekiyor, bu hadîs-i şerîf bir tehditli bir hadîs-i şerîf. Namazımıza dikkat edelim!
İmamın Mes'uliyeti
- 01.02.1990
Gece Namazının
Vakti - 23.12.1989
