İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

18.10.1996 - Kadın ve Erkekte Kıyafet Ölçüsü, İlimin Önemi, Hastalığın Sevabı

18.10.1996 - Kadın ve Erkekte Kıyafet Ölçüsü, İlimin Önemi, Hastalığın Sevabı
Cuma Sohbetleri

18.10.1996 - Kadın ve Erkekte Kıyafet Ölçüsü, İlimin Önemi, Hastalığın Sevabı

02.12.2019
47 dk 24 sn

Cumanız mübarek olsun aziz ve sevgili Akra dinleyicileri, 
Allah sizi dünya ve âhiretin her türlü hayırlarına erdirsin. Ömrünüz gönlünüzce olsun. Allah sizleri âhirette de dileklerinize, taleplerinize, muradlarınıza nâil eylesin. 
Size Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’in hadîs-i şerîflerinden bir demet, o güzelim gül bahçesinden bir buket sunmak istiyorum.
Bu hadîs-i şerîfler alfabetik sırayla; elif, be sırasına göre dizilmiş olduğundan konular değişebiliyor ama bu değişiklik de çiçek demetinde çiçeklerin değişmesi gibi bir şey oluyor, ben seviyorum; herhalde değişik konuları öğrenmiş oldukları için dinleyiciler için de istifadeli olacak diye, onlar da severler diye düşünüyorum. 
Okuyacağım birinci hadîs-i şerîf Taberânî’de ve Ebû Dâvud’da var. Râviyesi -râvi; erkek, râviye; hanım oluyor- Esmâ b. Ebû Bekr, Ebû Bekr es-Sıddîk Efendimiz hazretlerinin mübarek kızı Esma Hanım. Hanım olması dolayısıyla sahabiye demek lazım, o rivayet etmiş. 
Hanımlar geçince bir söz söylemeden edemeyeceğim. 
Bu hadîs-i şerifi bir hanım rivayet etmiş. Esma b. Ebî Bekr olduğu gibi Ayşe b. Ebî Bekr radıyallahu teâlâ anhümâ da var. Bir kızı da Hz. Âişe validemiz. Hanım ama ashabın en bilgililerinden birisi. 
Aziz kardeşlerim!
Bununla şunu demek istiyorum: Hanımlar da, sevgili kızlarımız, evlatlarımız da ilmi öğrenirlerse bilgili, görgülü, kendisine bir şey sorulduğu zaman bilen, dünyayı tanıyan insanlar olurlarsa, Hz. Âişe Efendimiz hanımefendi radıyallahu teâlâ anhâ’nın yolunda olmuş olurlar. Esma b. Ebû Bekr radıyallahu teâlâ anhâ’nın yolunda olmuş olurlar. Bu isim; hanımları, hanım kızlarımızı ilim öğrenmeye teşvik edici bir şey. 
Peygamber Efendimiz burada namazla ilgili bir hususu anlatıyor, bir tavsiyede bulunuyor: 

مَنْ كَانَ مِنْكُنَّ تُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ تَرْفَعْ رَأْسَهَا حَتَّى يَرْفَعَ الرِّجَالُ رُءُوسَهُمْ من ضيق ثياب الرجال
Men kâne minkünne tü’minü billâhi ve’l-yevmi’l-âhiri fe-lâ terfa’ re’sehâ hattâ yerfa’a’r-ricâlü ru’ûsehüm min dîki siyâbi’r-ricâl. 
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in mescid-i saadeti, o güzelim mübarek mescidi basitti; çok süslü ziynetli değildi, altını, gümüşü, saltanatı yoktu. Hurma direklerinden, hurma dallarından gölgelendirilmiş bir kumluk, küçük mescid idi. Şimdiki Mescid-i Nebevî’nin Peygamber Efendimiz’in türbesine yakın kısmıydı. 
Ravzatün min riyâdi’l-cenneti. Mânevî bakımdan perdeler kalksa Peygamber Efendimiz’in mübarek mescidinin cennet bahçelerinden bir bahçe olduğu görülebilir. 
Namaz kılma şekli nasıldı? 
Peygamber Efendimiz öne geçerdi. Arkasında beyler, efendiler, erkekler namaza dururlardı; arkasında çocuklar; en geride, caminin arka tarafında da hanım sahabiler -sahabiyeler diyelim, halkımız da alışsın- namaza dururlardı.
Kâtip, erkek; kâtibe, hanım. Mürebbî, erkek; mürebbiye hanım. Muallim, erkek; muallime, hanım. Râvi, erkek; râviye, hanım…
Biraz Arapça bilgisi gelişmiş oluyor. 
Önde erkekler, onların arkasında çocuklar, arka tarafta hanım sahabiyeler namaz kılarlardı. Çocuklar da büyüklere hürmeten biraz geride duruyorlar. En önemli yer de Peygamber Efendimiz’in arkası. 
Zaten bütün camilerde en önemli yer imamın hemen arkasıdır! Çünkü imam herhangi bir şekilde rahatsızlanacak olursa o, onun yerine geçecek, namazı tamamlayacak. İmam rahatsızlandı, burnu kanadı diye, bir mazereti çıktı diye namaz bozulmaz, namaz durmaz; o geçer, namazı o devam ettirir. Onun için imamın arkasındaki kısmın alim olması lazım, fıkıh bilmesi lazım. Namaz nasıl devam edecek bilmesi lazım, kıraat bilmesi lazım. İmamın yerine geçebilecek bilgilere sahip olması lazım, orası önemli. 
Hem de sevap ilk önce imama gelir, imamdan oraya gelir. Sevap bir sağına bir soluna, bir öteki sağına, bir öteki soluna derece derece azalarak veyahut en yüksek burada olduğuna göre, ötekisi biraz daha az olarak böylece dağılır. Arka sıralar, arka sıralar… geriye doğru gider. 
Bir boşluk, ondan sonra da hanımlar namaza dururlardı. Sabah namazına da gelirlerdi, bütün namazlarda gelirlerdi. 
Hatta bir keresinde Peygamber Efendimiz namazı, sabah namazını âdeti üzere uzunca kıldırdığı halde mutadının hilafına o sabah namazını hemen, çabuk çabuk kıldırmış… İki küçük sûreyle kıldırmış. Demişler ki; 
“Yâ Resûlallah! Bu sabah namazını çabuk kıldırdınız, kısa kestiniz?..” 
Buyurmuş ki; 
“Arkada bir çocukcağızın ağladığını duydum, annesi huzursuz olmasın diye onun için çabuk kıldırdım.” 
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri her şeyi düşünüyor. 
Hanımlara hitaben buyuruyor ki;
Men kâne minkünne tü’minü billâhi ve’l-yevmi’l-âhiri. “Sizden kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa…”
“İyi inanıyorsa…” demek.
Camide, Peygamber Efendimiz’in karşısında olduğuna göre, hitabına erdiklerine, cemalini gördüklerine göre tabii onlar da müslüman ama Peygamber Efendimiz tekid ediyor, tahrik ediyor. “İnanan insanın böyle yapması lazım. Madem siz inanıyorsunuz, benim söyleyeceğim gibi yapın!..” demek. 
“Sizden kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa…” 
Hepsi inanıyor ama sağlam inanıyorsa, tam, gerçekten inanıyorsa, iyi bir müslüman olmak istiyorsa...
Fe-lâ terfa’ re’sehâ hattâ yerfa’a’r-ricâlü ru’ûsehüm. “Adamlar başlarını kaldırmadan daha önceden onlar arkada başlarını kaldırmasınlar. 
Hani rükûya varılıyor, biraz eğiliniyor, secdeye varılıyor; alın, burun, eller, dizler, ayaklar yere konuluyor, secde hâli. İmam Allahu Ekber deyince kalkacaklar, başını kaldıracaklar ama Peygamber Efendimiz diyor ki; 
“Erkekler başlarını kaldırmadan, erkekler doğrulmadan siz doğrulmayın, siz daha önceden acele edip doğrulmayın!”
Peygamber Efendimiz sebebini de izah ediyor, bunu ben birtakım şeylere bağlamak istiyorum: 
Min dîki siyâbi’r-ricâl. “Adamların elbiselerinin darlığından dolayı, kadınlar başlarını daha önce kaldırmasınlar. Erkekler iyice bir doğrulsunlar, ondan sonra kaldırsınlar.” diyor. 
Blue jean pantolon mu giyiyorlardı, daracık streç mi giyiyorlardı, -belki ben adını yanlış söylüyorum- o dar şeyleri mi giyiyorlardı? 
Hayır! Yoksulluktan, kumaş bulamadıklarından, kısalığından, tam örtünemediklerinden, sıkı sıkıya sardıklarından dolayı. Zaruretten, mahrumiyetten, fakirlikten dolayı … 
Mânevî bakımdan her birisi çok zengin, sultan insanlar ama maddî imkânları çok az. O mübarek insanlar o devirde Efendimiz’in çevresinde günlerce aç kalmışlar, kumaş bulamadıkları için mağara adamları gibi post bürünmüşler. Ama mağara adamları değil mâna adamları; son derece yüksek insanlar ama giyimleri öyle. İçleri mâmur, kalpleri altın gibi, dış görünüşleri öyle. 
O sıkıntılardan dolayı hanımlar başlarını erkeklerden sonra kaldırsınlar. Tabii başını kaldırırken önündekine bakmaması lazım, aslında secde mahalline bakması lazım ama gözü öndeki erkeklere erişebilir, onların elbiseleri dar olduğundan, arkadan bakınca mahrem yerleri, avret mahallerini örten kısımlar belli olabilir, onun için geç kaldırsınlar. Arkadakiler gözlerini koruyacaklar. 
Bu, hanımlara böyle tavsiye edilmiş, herkes için böyledir. Herkes gözünü koruyacak, daha öndekinin herhangi bir örtülmesi gereken uzvunun, darlığından dolayı aklı oraya takılmasın diye mutlaka tedbir alması lazım, önüne bakması lazım ama iki türlü tedbir. 
Bir: Öndeki adam mümkünse elbisesini bol yapacak. Bol giyimli olacak ki herhangi bir şekilde bir mahzur olmasın. Bu öndeki namaz kılan adamın tedbiri. Arkadaki de gözüne sahip olacak, bakmayacak. Biraz daha geç kalkacak, hanımlar için geç kalkmalarını söylüyor. Başkaları için de öyle! 
Peki, gözü oraya takılırsa, aklı oraya takılırsa?..
O doğru olmaz, namaza uygun olmaz! Arkadakinin namazı bozulabilir. Bakışlarının uygun olmayan şeyler görmesi, aklının takılması durumunda namazı bozulur. Peygamber Efendimiz bunu talep ediyor, tavsiye buyuruyor. 
Bu bizim için çok önemli, bu devir için önemli! Örtünmek de rahatlık da, sıhhat de çok önemli. 
Doktorlar diyorlar ki;
“Bir elbise vücudu çorap gibi sımsıkı sararsa, sıkarsa kan dolaşımını etkilediği, zorlaştırdığı için sıhhate aykırıdır!” 
Bol elbise daha iyi oluyor, onun için elbiselerin bol olması lazım. 
Hem sıhhate uygun hem rahat kıyafetler üretelim. Avrupa’dan gelen Batılılar’ın yaptığı her şeyi şuursuz taklit etmeyelim. Güzel olanı kendimiz bulalım, kendimiz geliştirelim. 
Çünkü bizim inancımıza göre namaz kılmamız lazım; namazda rahat olmamız, örtülü olmamız lazım. Arkadakinin gözünün korunması, öndekinin de arkadakine zarar vermeyecek güzel bir kılıkla giyinmesi lazım. 
Bana hep sorarlar, burada yeri gelmişken;
“İslâm belli bir kıyafeti emretmiş mi? Hanımlara çarşafı emretmiş mi? Beylere ‘İlle şu şekilde giyineceksiniz!..’ diye belirli bir kıyafet emretmiş mi?”
Hayır! Fıkıh kitaplarında deniliyor ki örtünmek emredilmiş ama örtünmenin belirli bir, tek bir şekilde olması, tek şekil -üniforma diyorlar- [olması belirtilmemiş.]
Üniforma ne demek? 
Üni: ‘Tek’ demek.
Forma: ‘Şekil’ demek. 
Tek şekilli değil! Her yöreye göre, her iklime göre -soğuk yerlerde başka, sıcak yörelerde başka olabilir- ama örtünmesi lazım gelen yerleri bütün müslümanlar örtünecek. Beyler de örtecek, hanımlar da örtecek. 
Gezdiğimiz yerlerde görüyoruz: Beyler çok kısa kıyafet giymiş, göbek meydanda, dizin üstü meydanda hatta çok [küçük kıyafetler giyiyorlar.]
Slip mi diyorlar? 
Deniz kenarında vs. küçücük, üçgen şeklinde bir şeyler giymiş olabiliyorlar. Nerede olursa olsun hamamda bile olsa müslüman erkeğin de örtünmesi gereken yeri göbeği ile dizinin altı arasıdır! Bu aranın güzelce örtülmesi lazım. 
Onun için mesela Bursa’nın eski, Türk hamamlarını düşünün! 
Oraların kıyafeti neydi? 
Peştemal. Peştemal çok güzel, çok rahattır! Sofra örtüsü gibi bir kumaşı alıyorsunuz. Belinize bir ayağınızı açarak sardınız mı, belinizi de bir-iki defa kıvırdınız mı kayış bile istemez. İnsan tepeden tırnağa çok güzel örtünmüş olur. Belinden ta dizinin altına kadar güzelce örtünmüş olur. Eskiden hamamlarda bile böyle örtünülürdü. Şimdi galiba buna riayet etmiyorlarmış da mayo ile hamamın havuzuna falan giriyorlarmış veyahut şort diyorlar. 
Short: İngilizce’de ‘kısa’ demek biliyorsunuz. 
Şort da bize göre gerçekten mânası gibi kısadır, çünkü dizin üstündedir. Bizde dizin altında olması lazım. 
Onun için bazı akıllı kardeşlerimiz buluşlarını geliştirmişler, ortaya kendi zevklerine göre mesela bir deniz kıyafeti koymuşlar.
Allah’ın emrine uygun, örtülmesi gereken yerleri tam örten, bol, rahat, uzun ve çok da güzel…
Erkek de örtünecek!
Bazı kardeşlerimizin, vatandaşlarımızın İslâm konusundaki bilgileri eksik olabiliyor. Dünyevî tahsili yapıyorlar hatta Avrupa’ya, Amerika’ya gitmiş oluyorlar. Biraz da onların giyimlerini kuşamlarını taklit ediyorlar, onlar tabiî gelmeye başlıyor. Hâlbuki biz kendi kültürü, medeniyeti, örfü, ahlâkı, âdâbı olan yüksek bir milletiz. Japonlar’ın kıyafetinin farklı olduğu gibi bizim kıyafetimizin de kendimize göre farklı olması lazım, öyle yapmıyorlar. 
Sanıyorlar ki erkek açılabilir de kadın kapanacak! 
Hayır! Erkeğin de kapanması lazım, hanım da kapanması lazım; hanımın daha çok kapanması lazım! Ben kapanıyorum da diyebilir. Size kapanmakta ölçüleri anlatmak istiyorum: 
“Hocam, ben hanım olarak kapanıyorum ama dar giyebilir miyim? Külot-çorap giyebilir miyim?”
Çorap gibi ayağa giyilip, bele kadar çıkan sımsıkı... 
Giyemez! Giyerse bile üstünde etek olması lazım. Çünkü vücudunu belli eden bir kıyafet, kıyafet sayılmıyor! Bol olması gerekiyor; uzvunun, âzâsının, şeklinin belli olmaması lazım. 
“Peki hocam, bol olsun ama tülden yaptırayım, tülden kat kat olsun...”
Hayır, altı göründüğü zaman da olmaz! Altı da görünmeyecek. Şeffaf olmayacak, altı görünmeyecek. Sımsıkı olup aşağısını belli etmeyecek ve hanımlar topuklarına kadar, bileklerine kadar ellerinde, boyunlarına kadar başlarında ve bir de yüzleri hariç başlarını, saçlarını örtecekler. Çünkü Kur’ân-ı Kerîm’in emri böyle;
Velâ yu’dine ziynetehünne. “Ziynetlerini ortaya çıkartmasınlar, örtsünler!” 
Saç ziynettir. Saçı, bir hanımın şahane ziynetidir. Bukle bukle, örgü örgü saçları ziynettir. Şeriat, fıkıh böyle diyor. Onun için bu ziynetini de örtmesi lazım, diye başörtü kullanıyorlar. Dinî inançtan dolayı; Allah’ın emri olduğundan, Peygamber Efendimiz böyle buyurduğundan, fıkıh kitapları böyle yazdığından baş örtülüyor. 
Onun için başörtüsüne kimsenin karşı çıkmaması lazım! Ne baronun karşı çıkması lazım, ne üniversite senatosunun karşı çıkması lazım, ne dairenin karşı çıkması lazım!.. 
Neden? 
Dinî inancı. Dinî inancına göre giyinmek, dininin ahkâmını yerine getirmek herkesin hakkı olduğuna göre… 
Başkasına zararlı bir şey değil, hatta başkası için daha faydalı. 
Demek ki İslâm’da örtünmek hem erkeklere var hem kadınlara var. Örtünmek erkeklere göbeğinden dizine kadar. Tabii daha fazla örtündükçe daha iyi ama mecburî kısım bu kadar. Hanımlara; el, yüz ve ayaklar hariç her tarafını güzel, bol bir kıyafetle örtmesi dinî vazifesi, görevi oluyor. Buna da kimsenin karşı çıkmaması lazım! Ben de Peygamber Efendimiz’in -demin okuduğum- hadîs-i şerîflerinin başındaki kelimeleri kullanayım. Diyeyim ki;
Sizden kim Allah’a ve âhiret gününe inanıyorsa, bir müslümanın; bir müslüman hanımın, bir müslüman beyin dinî inancından dolayı giyindiği kıyafete yan bakmasın, karşı çıkmasın, onu üzmesin, onu vazifesini yapmaktan alıkoymasın!
Mesela avukat; dindar, başörtülü gelecek. 
“Başını aç, öyle gel!”
Olmaz! Dinî inancı. 
“O zaman avukatlığı yapmayacak!”
Koca Hukuk Fakültesi’ndeki dört senelik tahsili boşa gidecek. Bir kıymeti heba etmiş oluyoruz. Okumuş bir evladımızı hizmet yapmaktan alıkoymuş oluyoruz. 
Erkekler de giyinecek, hanımlar da giyinecek; rahat kıyafetler giyecekler. Hem sıhhî olacak, hem rahat olacak hem dinî bakımdan sevaplı olacak. Onun için kardeşlerime dar kıyafetleri giymemelerini tavsiye ediyorum. Dar kıyafet dolayısıyla namazda sıkıntı olur. Bakın bu hadîs-i şerîfte;
Min dîki siyâbi’r-ricâl. “Erkeklerin elbiselerinin darlığından dolayı kadınlar başlarını sonra kaldırsınlar.” diyor. 
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dar kıyafeti istemiyor. 
Gayet rahat kıyafet giyeceğiz. Hani diyelim ki ata binecek olsak özengiye ayağımızı attığımız zaman bir sıçrayışta çevik bir hareketle atın üzerine çıkabilmeliyiz. Bacağımızı attığımız zaman cart diye bir ses çıkıp da pantolonumuz ikiye ayrılmamalı. Namaz kılacağımız zaman diz çökerken cart diye bir ses çıkıp dizimizden veya arkamızdan pantolon yırtılmamalı, patlamamalı. Rahat bir kıyafet olmalı. 
Rahat kıyafet kan dolaşımını sağladığı, soğuğu ve sıcağı da engellediği için doktorlar da bunu tavsiye ediyorlar. Hava sıcaksa bol olunca sıcaklık geçmiyor, hava soğuksa bol olunca vücut ile bol kumaş arasındaki ısınmış havadan dolayı vücut yine korunuyor. 
Ben bir taraftan da hem hanım tesettür giyimi üreten kardeşlerime hem erkek kıyafetleri üreten kardeşlerime bizim İslâmî ahlâkımıza, âdâbımıza, İslâm’ın ahkâmına uygun kıyafetleri üretmesini de hatırlatıyorum, tavsiye ediyorum. Onlar da güzel, kendi zekâlarını kullansınlar, buluş yapsınlar, güzel kıyafetler ortaya koysunlar. 
Mesela sevdiğim kıyafetlerden bir tanesi; çok üsten kırmalı, pantolon ama rahat. 
Dikkat ederseniz bazı insanlar namaz kılarken, eğilirken, kalkarken, rükûdan sonra secdeye varırken pantolonunu çekmek zorunda kalır. 
Neden? 
Pantolon bir yerlere takılıyor da eliyle dizinin üzerinden çekme yapıyor, ancak öylece eğilebiliyor. 
Lüzum yok! Çok pileli, şalvar tipine doğru bir pantolon çok rahat oluyor. 
Gençler de istediği gibi hareket etsin, bisiklete binsin. Şimdi at yok ama bisiklet var, motosiklet var. Veya delikanlı oyun oynayacak, top oynayacak, hoplayacak, zıplayacak, vuracak. Birden cart diye bir ses çıkıp da beyaz donla halkın karşısında kalmasın! Üretenler de böyle güzel kıyafetler üretsinler, diye temenni ediyorum. 
Birinci hadîs-i şerifim bu, kıyafetle ilgili oldu. Moda demiyorum çünkü hep yabancı kelimeleri kullanmamaya çalışıyorum ya. 
Moda ne demek? 
Şekil demek. Moodın; Almanca moda, herhalde Fransızca’da, Almanca’da, İngilizce’de kullanılan bir terim. Mod, şekil. 
Şekil kelimesi varken ben onu neden kullanayım?! 
Kıyafet şekilleri derim, yeni kıyafet şekilleri derim! Onu kullanmam! 
Neden kullanmıyorsun hocam, bu dikkat niye? 
Türkçe’miz elimizden gidiyor. Çarşıya, pazara çıktığımızda dükkânların isimlerine baktığımız zaman Türkçe isimler yok, İngilizce, Fransızca, Almanca; Türkçe’de olmayan harflerle. Türkçe’nin resmî elifbâsında mesela x harfi yok ama x harfi ile filan yazılar... Bizim o kadar kendi medeniyetimizde, tarihimizden nice nice güzel isimler bulunabilir. Onu bulmuyorlar, onu kullanmıyorlar. 
Bizim Yunan’dan, Alman’dan, Fransız’dan, İtalyan’dan aşağı kalır bir tarafımız mı var? 
O kadar zengin bir tarihimiz var ki… Kanûnî sergisi dünyayı fethetti, Kanûnî’den asırlarca sonra Kanûnî’nin devrinin eserleri Avrupa’nın müzelerinde dolaştı, herkes hayran kaldı. Bizim medeniyetimizi herkes inceliyor. Kıyafetimizi, yemeğimizi, davranışımızı herkes beğeniyor. Biz kendi elimizdeki hazinelerin farkında değiliz. Böyle şey olur mu? O halde kendimize gelmemiz lazım!
Bizim, Edebiyat Fakültesi’nde bir Alman hocamız vardı [Helmut Ritter]. Bir yabancının sözü tarafgir olmadığı için, bîtaraf olduğu, tarafsız, tam dengeli olabileceği için, bizim lehimize söylediği bir söz önemli. 
O Alman profesörü meşhur bir profesördü. Avrupa’da tanınmış bir insandı, ülkemizde de yıllarca kalmıştı. Arapça, Farsça, Osmanlıca biliyordu, birçok Batı dilini biliyordu. Yunanca, Latince, Almanca, Fransızca, İtalyanca, İngilizce, Rusça… Benim bildiğim bunlar, belki daha başka diller de biliyordu. 
Bu Alman Profesör Arapça’yı da şiveleriyle, lehçeleriyle biliyordu hatta bize bir ara Suriye Lehçesi’ni de okutmaya başlamıştı. Halk konuşmasını da, ağızları, şiveleri, lehçeleri de takip edecek bilgili bir insandı. 
İsmini de söyleyeyim, Helmut Ritter diye birisiydi.
Üç sözünü söyleyeyim:
Eskiden yaşamış çok mübarek İsmail Sâib Sencer isminde bir hocaefendi vardı; büyük bir alim, eserleri de var, Beyazıt Umumi Kütüphanesi’nin müdürlüğünü yapmış. 
Zamanında, bizim Helmut Ritter isimli Alman asıllı profesör gitmiş, onda ders okumak istemiş. “Bana ilminizden öğretiniz, ben sizin talebeniz olayım…” demiş. İsmail Saib Hoca da;
“Ben müslüman olmayana ders vermem!” demiş. 
Bunlar da; Oscar Rescher ve Helmut Ritter, ikisi müslüman olmuşlar. Oscar Rescher, Osman Reşher olmuş. 
Birincisi:
Bir gün ders sırasında bir konu geçmişti de bizim Helmut Ritter isimli hocamız;
“Ben de Şâfiîyim.” demişti. 
Ben bir irkilmiştim çünkü onu Alman olarak biliyorum. Artık, hakikaten Şâfiî olduysa faydasını görmüştür. Ama sırf ilim öğreneyim, ondan da bilgim artsın, onun istediği şeyi zahiren yapayım ama aslında olduğum gibi kalayım… diye düşünmüşse tabii âhirette hesabını verecek. 
Helmut Ritter isminde Alman profesör, bir kere bize “Ben Şâfiîyim. Benim hocam İsmail Sâib Sencer, Şâfiî idi, ben de onun mezhebindenim, ben de Şâfiîyim.” deyivermişti. Ben de şaşırmıştım. 
İkinci şaşırdığım nokta:
“Sizin diliniz ondokuzuncu yüzyılın sonunda yirminci yüzyılın başında şâheser bir dil olmuştu!..” demişti.
Bir dilin şâheserliği nereden anlaşılır? Bir dil ne zaman bir şâheser dil olur, hangi dil en şâheserdir? 
İçinizdeki duyguları o dille karşı tarafa zorlanmadan, çok rahat anlatabiliyorsanız, karşı taraf da yanlış anlamadan güzel anlayabiliyorsa o dil iyi araç, iyi bir dil! Karşı tarafa her şeyi anlatabiliyor. Gelişmiş bir dil! Her dilde bu gelişmişlik olmadığı için kelimeyi bulamazsınız, yabancı kelime kullanmak zorunda kalırsınız. 
“Sizin diliniz çok gelişmiş bir dil idi, her türlü fikri ve duyguyu ifade edebilecek zenginlikte idi. Siz bu dilin kıymetini bilmediniz; kısalttınız, kestiniz, kırptınız, biçtiniz!..” dedi.
Kuşa döndürmek var ya, hani birisi leyleği beğenmemiş. “Bu ne biçim kuş?” demiş; hart diye gagasını kesmiş, bacaklarını kesmiş… 
“Şimdi kuşa benzedin.” demiş.
Gagası uzun, bacakları uzun ama gagasının uzunluğunun hikmeti var, bacağının uzunluğunun hikmeti var... 
Çok faydalı, çok lüzumlu şeyleri kırp kırp kesip de bir şeyi mahvedenlere “Onu kuşa döndürdü!” derler. Bu anlattığım şeyde “Şimdi kuşa benzedin!” dediği gibi. Aslında yanlış bir şey yapıyor. Allah onu uzun bacaklı yapmış, çünkü bataklıklarda yürüyebilecek ve batmayacak. Uzun gagalı yapmış çünkü suyun içerisine gagasını daldıracak, avını yakalayabilecek... Yaşam ortamına uygun bir hılkatte yaratmış. İlel-i gâiye dediğimiz şey var. Allah her mahlûku, her uzvu gayesine uygun bir biçimde yaratıyor. Kuşun şekli, balığın şekli havada suda gitmeye uygun, filan gibi. 
Bunlar derin derin, uzun uzun, ayrı ayrı konular.
O demişti ki; “Sizin çok güzel bir diliniz vardı, siz bu dilin kıymetini bilmediniz, kuşa döndürdünüz! Kırptınız biçtiniz, kırptınız biçtiniz...”
İyi kırptık biçtik! 
Niye kırptılar biçtiler? 
“İşte dilimizde Arapça, Farsça kelime kalmasın!”
İyi ama biz Araplar’a da hâkim olmuşuz, İranlılar’a da hâkim olmuşuz! İran; Büyük Selçuklu Devleti’nin merkeziymiş, Osmanlı İmparatorluğu’nun eyaletiymiş. Tarihimizden bunlar birer antika. 
Topkapı Sarayı’ndaki bütün antika eserler eskidir, bunları atalım mı? 
Atılır mı?! 
Bunlar tarihî antika, kelimeleri de kullanmalıydık! Kullanmamışız, atmışız. 
Peki, atınca ne oldu? 
Dil fakirledi. 
Dil fakirleşince ne oldu? 
İnsan yabancı kelimeleri kullanmak zorunda kaldı. Çünkü o düşündüğü şeyi ifade edebilecek Türkçe kelime bulamayınca bu sefer İngilizce’den, Fransızca’dan, Latince’den, Almanca’dan almaya başladık. Çünkü ihtiyaç var. 
Ötekisini atmayacaktı, atınca ihtiyaç oldu; ortada kaldı, boşluk kaldı. O boşluk boş kalmıyor, yabancı kelime ile doluyor. 
Bu sefer bizim dilcilerimiz “Yabancı Kelimelerle Mücadele” dediler ama onu pek samimi yapmıyorlar, isteksiz isteksiz yapıyorlar! Dilimiz bir sürü yabancı kelime doldu. Ben bunun ne kadar feci boyutlara vardığını son zamanlarda yabancı kelime kullanmayayım diye çok dikkat etmeye başladığım zaman anlıyorum. 
Yabancı, nihayet bir Alman ama bak dilimizi sevmişti, yani “Siz o dilinizi mahvettiniz!..” diye bize acıyor. 
Üçüncü söylediği:
Biz bir kitabı, Araplar’ın çok edebî bir eserini okuyorduk. Zor bir eser, Avrupalılar böyle eserlere klasik diyorlar. Çok klasik, çok ağır, çok bilimsel bir eseri okuyorduk. 
Tabii tercemede zorluklar vardı; asistan var, doçent var yüksek sınıftan birkaç talebe var, ben varım. Hep beraber o kitabı okuyoruz. 
İmam Sibeveyh’in; dilbilgisi ilminin en üstün zirvesi olan Sibeveyh’in el-Kitâb isimli meşhur eserini okuyoruz. Çok müthiş bir eser, çok büyük bir eser! 
Orada takıldığımız beyitler, fıkralar, bölümler oluyor. Orada bizim asistan gözümün önünde bir yere bakıyordu. Tabii biz o zaman talebeydik, asistan bizim hocamız. O bir yerden bakıp pat hemen o zor metnin tercemesini söylüyordu. 
Bizim Helmut Ritter dayanamadı:
“Yahu sen nereden faydalanıyorsun? Bu kitabın Türkçe tercemesi yok ki…” 
Mehmed Zihni Efendi’nin Arap dili ile ilgili el-Muktedab diye bir kitabı var. Arap dilbilgisiyle ilgili kıymetli birkaç eseri var, oralarda bunları terceme etmiş, aşağılara dipnotlara koymuş, Meğer oradan okuyormuş. Asistan o zaman, onu söyleyince, Helmut Ritter dedi ki;
“Siz sizin yetiştirdiğiniz alimlerinizin kıymetini bilmiyorsunuz! Sizin kendi alimlerinizin kadrini, kıymetini bilmiyorsunuz! Bu Mehmed Zihni Efendi çok büyük, çok muhterem bir şahıs, çok büyük bir alim. Ben buna çok derinden hayranım...”
Mehmed Zihni Efendi kim? 
Osmanlılar’ın son devrinde yetişmiş en büyük alimlerinden biri. 
Avrupalı kıymetini biliyor, bizim öyle şeylerden haberimiz yok! 
Aziz ve muhterem kardeşlerim!
“Moda” dememek, “elbise şekli” demek için biraz dilbilgisi fikirlerini söyledik. Biraz da elbiselerle ilgili, kıyafetle ilgili sözler söylemiş olduk ama faydalı şeyler söyledik. 
Sıhhate uygun, kendi örfümüze, dinimize, inancımıza uygun, namazımızı bozmamaya yarayan güzel şeyler öğrendik. Âdab öğrendik: Demek ki karşı taraftaki biraz kusurlu bile olsa insan gözünü kapatacak!
Gözün kapağı var, ne kadar güzel! 
Bazıları bunları şakayla ifade ediyorlar. İki gözün kapakları var, alttan üstten kapanabiliyor. Dilin de kapağı var, dudaklar. O da kapanabiliyor. 
Bu neyi gösteriyor? 
Göz bazı kereler kapanacak, bazı şeyler görünmeyecek. Görülmemesi gereken şeyler karşına geldi mi görmemek için gözünü kapatacaksın! Söylenmemesi gereken bir söz aklına geldi mi, dudaklarını kapatacaksın, söylemeyeceksin! 
İnsanların en çok günah kazandıkları uzuvlardan birisi dildir; söyler, günaha girer. Hâlbuki dudakları var; kapatsın, söylemesin, günaha girmesin. 
Bir de, bir müslüman maalesef bakıştan günaha girebilir. Durduğu yerden harama baktığı, nâmahreme baktığı için günaha girebilir. Onun da kapakları var, kapatsın bakmasın veyahut başı önde yürüsün. 
Olur mu? Erkek utangaç bir kız gibi başı önde yürür mü? 
Yürürse sevap olur. Zaten bizim tasavvufî yolumuzda prensiplerden bir tanesi, gözü ayak parmaklarının ucunda, gözü ayaklarında yürümek prensibi vardır.
Nazar ber-kadem; Bakış ayak üzerinde, kaidesi vardır. Tabii bu da bir edep. 
Bunları öğrenmiş olduk, anlatmış olduk. 
Bunlar birer bilgi, birer ilim. İlim öğrenmek ne kadar güzel! 
Tabii ilmin çeşitleri var, sonsuz konuları var. İlim bir derin, engin umman gibidir, ucu kenarı yok. Git git, yüz yüz bitiremezsin, dibine dalamazsın, dibi derin, yüzeyi engin; ilim de böyle! Ama insan, bir konuşmada birkaç konu, bir günde birkaç konu öğrene öğrene bilgileri çoğalttığı zaman iyi olur. 
Bu bilgileri çoğaltmakta bilgili, görgülü bir insan olmak var.
Peki, başka ne var? 
İbn Ömer radıyallahu anhümâ’dan bir hadîs-i şerif. 
من كان فى طلب العلم كانت الجنة فى طلبه ومن كان فى طلب المعصية كانت النار فى طلبه
Men kâne fi talebi’l-ilm kâneti’l-cennetü fi talebihî. Ve men kâne fi talebi’l-ma’siyeti, kâneti’n-nâru fî talebihî.
 Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ne kadar güzel ifade buyuruyor! 
Men kâne fi talebi’l-ilm kâneti’l-cennetü fî talebihî. “Kim ilim isteğinde bulunursa, ilim talebinde bulunursa, bir ilim öğreneyim de, yani ilmin peşine düşerse cennet de onun talebinde bulunur, onun peşine düşer.” 
“Gel bana, gel sen cennetlik ol.” der. 
Demek ki ilme çalışan, cennetlik olacak ama cennet onun peşine düşüyor. Ne kadar güzel bir şey! Sen ilmin peşine düştüğün zaman, “İlim öğreneyim; Kur’an öğreneyim, hadis, tefsir öğreneyim, itikadı öğreneyim, âdab, ahlâk öğreneyim, güzel güzel huylar öğreneyim, yapayım uygulayayım. Kötü huyları öğreneyim ve onları yapmayayım…” diye ilim peşine bu sefer sen durduğun yerde dursan bile cennet seni istemeye başlıyor, senin peşine düşüyor, cennet seni istiyor. 
Cennet kimden ister? 
Herhalde Allahu Teâlâ hazretlerinden ister. “Yâ Rabbi bu kulun ilmi istiyor, onu cennetine sok, ben onu istiyorum.” der. 
Burada öyle denmiyor, ifade kısa:
“Kim ilim isteğinde, ilim talebinde bulunursa cennet de onun talebinde bulunur. İlmi isteyeni cennet ister. İlme çalışan sonunda cennetlik olur.” mânasında bir söz, güzel. 
Buradan ilim öğrenmenin ne kadar sevaplı olduğunu, insanı sonunda cennete götüreceğini anlamış olduk. 
O halde ne yapacağız? 
Demek ki kız da olsa erkek de olsa, büyük de olsa küçük de olsa, ev hanımı da olsa iş güç sahibi de, bir evin reisi, beyefendi de olsa, yaşlı da olsa, işi çok da olsa… ilim öğrenmeye çalışacak. İlim öğrenmek insanın cennetlik olmasına sebep oluyor. 
Peygamber Efendimiz buyuruyor;
Ve men kâne fî talebi’l-ma’siyeti, kâneti’n-nâru fî talebihî. “Kim de günah talebinde bulunursa; günahın peşine düşerse, bir günahı işlemek için onu isteyerek, onun tahakkuku için gayretlerini yoğunlaştırır, günahın peşine düşerse, günah yapmak isteğinde, gayretinde ve eyleminde olursa; o zaman cehennem de onun talebinde olur.” 
Cehennem de onu ister. 
“Yâ Rabbi! Şu kulun bu günahı işliyor, senin haram kıldığın günahları yapıyor; zulüm yapıyor, haksızlık yapıyor, hırsızlık yapıyor, rüşvet alıyor, gadrediyor veya yalan söylüyor…”
Mâsiyet; günah demek, aslında isyan demek. 
Mâsiyet, mastar-ı mîmî. İsyân’dan, asâ kökünden. Buna mastar-ı mîmî derler; isyan demek. 
İsyan: Allah bir şeyi emretmiş, yapmıyor. İsyan bayrağını açmış, “Yapmayacağım!” diyor. Allah bir şeyi “Yapmayın!” demiş, “Yapacağım!” diyor. “Yapın!” demiş, “Yapmayacağım!” diyor. Yani Allah’a isyan ediyor. 
“Kim isyanın isteğinde, isyanın peşinde olursa cehennem de onun peşinde olur, cehennem de onu ister.” 
İsyan eden cehenneme gider, demek. 
O halde bizim İslâm hakkındaki bilgimiz ne kadar az olursa olsun gayet kolay! Demek ki ilim öğrenmek istersek cennetlik olacağız, günah işlersek cehennemlik olacağız. 
İlim öğrenelim, dinimizi öğrenelim günahın peşine düşmeyelim. Günahlı işlerden kaçalım.
Şimdi ben size bir şey teklif ediyorum: 
Evimizin görünen güzel bir yerinde -hanım görsün, çocuklar, bey görsün; herkesin görebileceği bir yerde- “Günahlar!” diye bir liste… 
“Yalan söylemek günah! Hırsızlık yapmak günah! Zulüm etmek günah! Gönül yıkmak, insan üzmek günah!” vs.
Aşağıya doğru 10, 20, 30, 40, 50… bir liste yapılsa… 
“Bakın çocuklar! Bunlar günahlar; bunları küçük yaşta öğrenin, yapmayın.” 
Çocuk ilkokulda bile olsa öğrensin. 
Yalan söylemeyecek. Öğretmenine yalan söylemeyecek. 
“Öğretmenim; hastaydım, okula ondan gelmedim.” 
Yalan! Annesiyle gezmeye gitti. Annesi dedi ki; 
“Hadi ben seni de götüreyim, öğretmenine böyle söylersin…” 
Yalana alıştırıyor.
“Öğretmenim, çok hastaydım da doktor geldi…”
Yalan! Üç günlüğüne gezmeye gittiler, geldiler…
Yalan söylenmeyecek. Günahları yazın, duvarda olsun! 
Bir de sevaplı işleri yazın:
“Cuma namazına gitmek sevap! Cuma günü boy abdesti almak, tertemiz yıkanmak, güzel kokular sürünmek sevap! Temiz elbiseler giymek sevap! Camiye erken gitmek sevap! Birisine iyilik yapmak sevap! Sadaka vermek sevap! Geçmişlerimizin kabirlerini ziyaret etmek, onlara okumak sevap! Gönül almak, insan sevindirmek sevap!..” 
Bunları da yazmalı, bunları da küçük büyük herkes bilmeli. Çocuklarımız böyle yetişmeli.
Bir liste halinde iyi huyları da kötü huyları da yazmalıyız. 

Bunları öğrenmek peşinde olduğu zaman cennet onun peşine düşüyor. Belki Allah’tan; “Bunu cennetlik et!” diye istiyor ve insan sonunda cennetlik oluyor. Ama isyanın, günahların peşinde koşarsa o zaman da cehennem insanın peşine düşüyor. Eyvah! Arkadan alevleriyle, ateşleriyle, türlü türlü azaplarıyla, zebanileriyle cehennem onun peşinde!
Düşünün: Siz çok tenha bir yolda giderken çok kötü insanlar; hırsızlar, haydutlar, yol kesiciler, haramiler arkadan gelmeye başlasalar… Etrafa bakınıyorsunuz, yardım edecek bir kimse yoksa nasıl korkarsınız! Yol ıssız, karanlık bastırmış. Onun gibi, cehennem insanın peşine düşerse korkmak lazım. 
O halde sevaplı şeylerin, ilmin peşine düşelim de cennet bizim peşimize düşsün. Günahlardan vazgeçelim ki cehennem peşimize takılıp da bizi yutmaya kalkmasın! 
Sözüm uzamış bile olsa üçüncü bir hadis okuyacağım. 
Bu da hastanelerdeki kardeşlerime, herhangi bir hasta kardeşime hediye olsun. 
Taberânî, Ebû Musa el-Eş’ârî radıyallahu anh’ten rivayet etmiş. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;
من كان له عمل يعلمه من خير فشغله عنه مرض أو سفر فإنه يكتب له صالح ما كان يعمل وهو صحيح مقيم
Men kâne lehû amelun ya’lemehû, min hayrin fe-şağalehû anhû maradun ev seferün fe-innehû yuktebu lehû sâlihu mâ kâne ya’melu ve hüve sahîhu mukîm. 
Sadaka Resûlullah. 
Ne kadar güzel, kısa kısa hadisler ama ne kadar tatlı konular bunlar! 
Efendimiz buyuruyor ki; 
Men kâne lehû amelun ya’lemehû. “Bir kimsenin âdeti, işlemekte olduğu bir iş, bir âdeti varsa…” fe-şağalehû anhu maradun ev seferün. “Bu işlediği güzel şeyi hasta olduğu için yapamamış, hastalığı onu meşgul etmiş de yapamamışsa veyahut yolculuğu mâni olmuş da yapamamışsa…
Trende gidiyor, yapamıyor veyahut otobüste yapamadı. Güzel bir ibadetti; bir namazdı, bir güzel bir âdetti…
“Kim güzel bir iş yapıyorken, hastalık veya yolculuk onu yapmaktan engellemişse…”
Fe-innehû yuktebu lehû sâlihu mâ kâne ya’melu ve hüve sahîhu mukîm. “O adam seferde değilken, sıhhatliyken yaptığı bu güzel şeyleri sefer çıktı diye veya hastalandı diye yapamıyor ya, evvelce âdeti üzere yaptığı iyi şeyleri yapmış gibi Allah sevap yazar.” 
Burada bir noktaya da dikkatinizi çekmek istiyorum: 
Fe-innehû yuktebu lehû sâlihu mâ kâne ya’melu. “Allah, evvelce işlediği güzel işlerin, amellerin sevabını yapılmış gibi yazıyor.”
Bundan ne anlıyorsunuz, ne anlıyoruz? 
Bir insanın kötü huyları da varsa; 
Diyelim ki Allah saklasın, mesela içki içiyordu. Hasta olduğu, yolcu olduğu, yolda otobüste olduğu için içemiyor filan. 
O zaman yolculuktan ve hastalıktan dolayı içemedi ama günahı yazılacak mı? 
Yazılmıyor! Bak Allah merhametli, lütufkâr. Yaptığı iyilikleri yapmış gibi yazıyor da, ihtiyatı olan kötülükleri yapmış gibi yazmıyor. Bu da rahmetinden, lütfundan, kereminden oluyor. Bunu da anlamak lazım! 
Bir de onları yazsa, “Sıhhati olsaydı bu yine o mendebur işleri yapacaktı, yazın ey meleklerim!” dese tabii yazması haklı olurdu. Çünkü seferde olmasaydı, sıhhatli olsaydı hakikaten o adam onu yapacaktı. Hasta olduğu için, doktor yasakladığı için veya otobüste yolcular razı olmadığı için yapamıyor. Ama işte Allah kötülükleri yazmıyor, o da rahmetinden! 
Üç tane hadîs-i şerif oldu. Bir de dördüncüyü okuyacağım, o da çok kısa. 
من كان له علم فليتصدق من علمه ومن كان له مال فليتصدق من ماله
Men kâne lehû ilmun fe’l-yetesaddak min ilmihî. Ve men kâne lehû mâlun fe’l-yetesaddak min mâlihî. 
Abdullah b. Ömer’den, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz diyor ki;
“Kimin ilmi varsa ilminin sadakasını versin. Kimin de malı varsa o da malının sadakasını versin!” 
Buradan ne anlıyoruz? 
Malı olan sadaka verecek. Zengin adam fakire sadakasını, zekâtını versin. Malı olan malından bir miktarı yoksullara verecek ama ilmi olan da ilmini anlatmalı. 
Öyle hocalar, değerli hocaefendiler var; köşede sus pus oturuyor. Ders yapmıyor, talebe okutmuyor, camide konuşmuyor, İslâm’a hizmet edici herhangi bir çalışma yapmıyor…
Mübarek, o kadar ilmin var; zengine nasıl malının zekâtını vermek mecburiyetse sen de ilmini anlatacaksın! Hele hele bu devirde! İnsanların İslâmî bilgisi az. İslâmî bilgileri az olduğundan yanlış inançları da var. Onun için doğru inancı bilen alimler doğruyu anlatacaklar. Yanlışları da söyleyecekler. “Bak burası yanlış, bunu yapmayın…” diyecekler. 
Bugün bana bir emniyet müdürünü anlattılar. Çok ilginç bir misal:
Bu emniyet müdürü arkadaşımızla konuşmuş. Okumuş, tahsilli, yükselmiş, müdür olmuş bir zât. Allah afiyet versin, Allah gerçekleri göstersin. 
Arkadaşımıza demiş ki; 
“Ben müslümanım.” 
Tamam, güzel. Allah Müslümanlığını mübarek etsin. 
“Ben inançlı biriyim, müslümanım. İnançlıyım ama öyle o kadar da sofu filan değilim. Babam ölürken anneme vasiyet etti: ‘Sakın başını örtme!’ dedi. Bizde vasiyet çok önemlidir, onun için benim annem de başını örtmüyor.” demiş. 
Çünkü babası ölürken vasiyet etmiş! 
Muhterem kardeşlerim! 
Bakın ne kadar büyük yanlışlık! Babası Allah’ın emrine aykırı bir vasiyette bulunuyor. Allah, “Ey hanımlar, başınızı örtün!” diyor. Babası ölüp giderken hanımına, “Aman hanım! Benden sonra sakın ha örtünme!” diyor. Allah’ın emrine aykırı, bu, Allah’a âsî olmak; isyan! Bu bir yanlışlık! O ölürken o vasiyeti yapan insanın bir cahilliği. Allah akıl fikir versin, cahillikten kurtarsın. 
İkinci cahillik:
Müdür bey diyor ki;
“Bizde vasiyet çok önemlidir. Babamın vasiyetine çok sıkı riayet ediyoruz.” 
Hayır, yanlış olan vasiyet tutulmaz! 
Ona sormak isterdim: Kendisi emniyet müdürü. Mesela babası ona deseydi ki; 
“Falanca adama ben çok kızıyordum. Sen de polissin, tabancan var; o adamı öldür, vasiyet ediyorum.” 
Öldürecek miydi?
Öldürmezdi. Çünkü kanun adamı; kanunu uygulayan insan; öldürmek olmaz. Haksızlık varsa mahkemeye müracaat edilir vs. İhkâk-ı hak, hakkı bizzat kendisi gidip almak yoktur. Çünkü belki kendisi yanılır. 
Demek ki vasiyet her zaman tutulmuyor. Yanlış vasiyet tutulur mu? 
İnsan yanlış şeye yemin etti, yanlış yemin uygulanır mı? 
Yanlış yemin uygulanmaz! Kefaret, yemin kefareti verilir. Yanlış vasiyet tutulmaz, doğrusu yapılır. Çünkü; 
لا طاعة لمخلوق في معصية الخالق 
Lâ tâ’ate li-mahlûkin fî ma’siyeti’l-hâlık. 
kaidesi vardır. Fıkhın en mühim kaidelerinden birisi. 
“Allah’a isyanı emrediyorsa hiç kimseye itaat olmaz!” 
“Babam bana ‘Namaz kılma!’ dedi. Kocam bana ‘Namaz kılma!’ dedi…”
İtaat olmaz. 
Neden? 
Allah’a isyanı emreden bir nüfuzu, mevki makam sahibi bir insanın sözü dinlenmez. 
Neden? 
En yüksek mevki, makam Allah’ındır da ondan! Allah’ın sözü dinlenecek, Allah’ın sözünün karşısına kimse çıkmayacak. Allah “Namaz kılın!” demiş, o “Kılmayın!” diyor. Olmaz böyle şey, diyecek. Kişi ona göre nereye itaat edeceğini bilecek. Allah’a isyan emredildiği zaman tutulmaz.
İslâm’ın kanunları 1400 yıldır ama bugünün, yirminci yüzyılın insanları mecliste milletvekilleri oturuyorlar, kalkıyorlar, komisyonlardan geçiyor, bir kanun çıkıyor, tasdik ediliyor filan. Resmî Gazete’de neşrediliyor, kanun oluyor. 
Ama mesela âmir bir memura kanuna aykırı bir şey emretse memur âmirin sözünü dinlemez, dinlememesi lazım. Dinlerse suçlu olur. Bak bugünkü kanunlar bile doğruyu yapıyor.
Babası yanlış bir şey vasiyet etmiş, dinlemek olur mu? 
Annesi yanlış vasiyeti dinledikçe; başını örtmedikçe, o vefat eden kimse kabirde kat kat, tekrar tekrar, yine yine azap görüyor!
Neden? 
Sen o vasiyeti ettin de, o kadın senin vasiyetine uygun olarak başını örtmüyor diye. Onu kurtarmanın çaresi, hanımın başını örtmesi. 
Bak işte cahillik! 
Kültürlü, tahsilli, okumuş insanların da bilgisizlikleri olabiliyor. Çünkü din ayrı bir ilim dalı. 
Mesela çiftçi, doktora karışıyor mu? Doktor, kimyacıya karışıyor mu? Kimyacı hukukçuya karışıyor mu? 
Ayrı ayrı dallar. 
Onun için içinizde alim olanlar ilmini sağa sola anlatsın. 
“Hocam ben alim değilim, mütevazı bir müslümanım.” 
Sen de bildiğin kadarının alimisin! Duyduğunu anlat, okuduğunu anlat. İyi kitapları oku, derin kitapları, doğru, güzel, mükemmel kitapları oku, doğru bilgileri öğren, bildiğin kadarını anlat! 
“Ben bugün böyle bir şey okudum kardeşlerim, gelin boş vakit geçirmeyelim, ben size bildiğimi anlatayım…” deyin.
Hem insan bildiğini anlatınca hafızasında daha iyi kalır, kuvvetlenir. Anlata anlata daha iyi yer eder. 
Allahu Teâlâ hazretleri bizleri ilim sahibi etsin, mal sahibi etsin. Zengin de olalım, zengin de olun ama zengin olunca malınızın zekâtını, hayrını hasenâtını yapın. Fakirleri unutmayın, yoksulları, dulları, yetimleri unutmayın; zavallıları unutmayın. 
İlim sahibi olun ama ilim sahibi olduğunuz zaman da ilminizi sağa sola söylemeyi unutmayın. Emr-i mâruf yapın, ilim öğretin, talim ve terbiyede bulunun! 
es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâh! 
Cumanız mübarek olsun.
Allah hepinizden razı olsun.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
13.10.2000 - Allah İçin Sevmek, Kızmak, Pazarda Tesbihin Sevabı, Kış Müminin Baharıdır
26.12.202531 dk 25 sn
08.12.2000 - Ramazan, Sıcak Günlerde Oruç, Tevhidi Yaymak
14.03.202531 dk 1 sn
12.12.1997 - Şabanın Ortası, Peygamber Efendimizin Sıfatları, Cehennem
30.01.202630 dk 47 sn
05.09.1997 - Yardımlaşmak, Tasavvufun Çeşitli Yolları
17.01.202532 dk 56 sn
31.12.1999 - Ramazan, İlmin Önemi, Takva, Mümin Kardeşini Sevindirmek
24.11.202343 dk 20 sn
29.12.1995 - Rasulullahın Rüyası, Seher Vakti, Teheccüd, Hz. Ebubekir, Rüya Tabiri, Hz. Aişenin Rüyası
24.11.202328 dk 49 sn
29.09.1995 - Dört Çeşit Göz Hakkında Bilgiler
02.10.202628 dk 39 sn
28.10.1994 - Nefsini Küçültmek, Mütevazı Olmak, Malını Hayra Vermek, Sözünü Tutmak, Müslümanın Özellikleri
14.11.202530 dk
27.07.1996 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimizin Soyu, Peygamber Özellikleri Ve Ona Tabi Olmak
14.09.202447 dk 8 sn
26.05.1995 - Hicri Yıl Geliyor, Muharrem Oruçları, Aşurede Olan Olaylar, Yılı Oruçla Kapatıp Oruçla Açmak
12.06.202621 dk 56 sn
25.09.1998 - İlimle Meşgul Olmak, Dini Ögrenmek, Fakih Olmak
24.11.202325 dk 49 sn
24.10.1997 - Meleklerin Dua Ettiği Üç Zümre, Alim, Cömert, Zalim, Aşikare, Günahkar, Bidatçi
24.11.202318 dk 28 sn
23.08.1996 - İçkinin Kötülüğü, İlim Öğrenmek, Genç Yaşta Kuran Öğrenmek, Hadis Öğrenmek
24.11.202342 dk 36 sn
22.11.1996 - Miraçtan Önce, Helal Kazanç, Ailenin İhtiyaçlarını Görmek
24.11.202342 dk 7 sn
22.07.1994 - Cemaat Sevabı, Nefsi Yenmek, Tasavvuf, Allah'ın Emirlerine Uymak, Nefs Terbiyesi, Kulluk
24.11.202328 dk 53 sn
21.05.1999 - Önce Allahın Kitabını Öğrenmek, Kuranın Öğrenilmesi, Fetih Haftası
24.11.202352 dk 2 sn
20.02.1998 - Ramazan Sonrası Dikkat Edilecek Hususlar
11.04.202524 dk 43 sn
19.01.2001 - Dua Edenin Eli Boş Kalmaz, Allah Verdiği Nimeti Görmek İster, Peygamber Efendimizin Merhameti
24.11.202331 dk 41 sn
18.12.1998 - Şabanın Son Günleri, Oruç İle İlgili Hadisler, Ramazan Geliyor
24.11.202329 dk 23 sn
15.02.1996 - Kadir Gecesi
24.11.202328 dk 10 sn
10.04.1998 - Kurban Bayramı 4. Gün, Mekkeden Ayrılmadan Veda Tavafı, Haccın Muhteşemliği
24.11.202333 dk 15 sn
10.02.1995 - İlk On Gün, Ramazan
24.11.202342 dk 9 sn
09.08.1996 - Doğanın Korunmasına Verilen Önem, Ateş, Peygamberimizin Fakihliği, Salatu Selam Getirmek, Selamın Önemi
24.11.202334 dk 39 sn
09.05.1997 - 1 Muharrem 1418, Hicri Yılbaşı, Hicri Yıl İlk Günü
16.06.202630 dk 24 sn
08.01.1999 - Kadir Gecesinin Önemi
13.03.202630 dk 13 sn
07.04.2000 - Hicri yıl
24.11.202334 dk 45 sn
04.04.1997 - Zilhicce ve Hac Yaklaşıyor, Evi İbadetle Şenlendirmek, Ecdadın Mirasına Ve Kültürümüze Sahip Çıkmak, Küçük Yaşta Eğitim
08.05.202627 dk 26 sn
03.04.1998 - Hac Günleri, Zilhiccenin İlk Günü, Arife, Hicret, Günahlardan Uzak Durmak, Kurban Bayram öncesi
24.11.202335 dk 47 sn
18.02.2000 - Kuranın Önemi, Kuran Öğrenmenin Önemi
02.08.202431 dk
27.12.1996 - Şaban Ayı, Oruç ve Allahın Rızasını Gözetmek
07.02.202523 dk 26 sn
13.02.1998 - İnanç Özgürlüğü, Tercihler, Ümmetten Bozulmayacak Olanlar, İçkinin İçilmesi ve Sunulması, Allah
10.02.202320 dk 21 sn
21.07.1995 - Sabır ve Şükür, Kurana İtaat Mükafatları, Cennete Dört Vesile
13.09.202225 dk 30 sn
24.11.2000 - Orucun Faziletleri ve İncelikleri
06.02.202624 dk 35 sn
13.12.1996 - Şaban Ayı, Sünnet Yolu, Dünyayı Terketmek, Ramazana Hazırlık, Salavat
31.01.202535 dk 31 sn
13.08.1999 - Gazilerin Önemi, Müslümanın Güçlü Olması,Tefekkür
01.02.202244 dk 27 sn
10.09.1999 - Allah Yolunda Yürümek, İlimsiz Fetva Vermek
01.02.202251 dk 8 sn
09.07.1999 - Kurtuluş İslamda, Peygamber Efendimizin Şefaati, Salih İnsanların Azalması, İlim
01.02.202251 dk 17 sn
08.10.1999 - Medinenin Önemi,Tarihi, Sadaka, Tevhidin Önemi
01.02.202253 dk 50 sn
07.05.1999 - Oruç, Namaz, Gusül, İlmihal Bilgisi
01.02.202233 dk 27 sn
09.12.1994 - Recep, Şaban ve Ramazanın Önemi, Tevbede Acele Etmek, İnancın Doğru Olması
03.01.202530 dk 19 sn
27.01.1995 - Dünyanın Faniliği, Kabir Hayatı, Asi Olmamak, İbadet ve Taat Etmek, Şükredici Olmak
09.10.202633 dk 23 sn
19.12.1996 - Şaban Ayındayız, Allahın Lütfuna, Kaderine, Rızka Rıza
23.01.202621 dk 23 sn
28.11.1997 - İmanı Korumak, Müslümanın Hali, Recep Ayının Son Günleri
16.01.202635 dk 29 sn
06.12.1996 - Tevbe Etmek, Gönlü Allah ile Olmak, Ramazana Hazırlık
05.03.202133 dk 49 sn
24.11.1995 - Recep Ayına Girerken Dua, Recebin ve Üç Ayların İçerisindeki Kandil Geceleri
12.01.202421 dk 21 sn
07.10.1994 - Müminlerin Güzel Özellikleri, Emin Olmak, Ahir Zaman
31.10.202529 dk 10 sn
22.05.1998 - Dilin Önemi, Haktan Yana Olmak, Uzun Ömürlü Müminin Değeri
25.12.202031 dk 33 sn
17.02.1999 - Müslümanlara Yardım, Dua
18.12.202037 dk 41 sn
20.10.2000 - Dünya ve Ahiret İçin Çalışmak, Hastanın Duası
20.11.202013 dk 6 sn
01.12.2000 - Ramazanda Verilen Beş Şey, Orucun Faziletleri
31.03.202330 dk 14 sn
01.03.1996 - Ramazan Sonrası Şevval
04.04.202536 dk 9 sn
31.12.1997 - Ramazanın İlk Günleri
08.05.202036 dk 8 sn
26.12.1997 - Ramazan Öncesi Yapılması Gerekenler
01.04.202235 dk 10 sn
24.12.1998 - Oruçlunun Duası
08.05.202030 dk 31 sn
24.02.1995 - Ramazandan Sonra Halimizi Muhafaza Etmek
08.05.202027 dk 42 sn
24.01.1997 - Allah Rızası, Ramazandan Sonraki Halimiz, Ayet el-Kürsi, Keramet
08.05.202038 dk 42 sn
22.12.2000 - İlmin Önemi, Kadir Gecesi Temennileri
08.05.202043 dk 54 sn
22.01.1999 - Ramazandan Sonra, Şevval Orucu, Kurban Arifesi, Nafile Oruçlar
03.04.202644 dk
21.02.1997 - İnsanların Hayırlısı, Ramazanda Zekat, Ayet-el Kürsi
12.09.202540 dk 15 sn
20.02.1998 - Ramazan Sonrası Dikkat Edilecek Şeyler
28.04.202328 dk 12 sn
17.03.1994 - Ramazan Bayramı Sonrası, Zikir, Şükür, Eş Seçiminin Önemi, Arkadaş
27.03.202625 dk 4 sn
16.01.1998 - Ramazanda İtikafa Girmenin Sevabı
06.03.202625 dk 28 sn
11.02.1994 - Ramazanın Fazileti
21.02.202525 dk 17 sn
10.12.1999 - Ramazan, Orucun Mükafatı, Orucun Sevabını Götürecek Olanlar
08.05.202035 dk 59 sn
10.01.1997 - Ramazanın İlk Günü, Ramazanda Sevaplar, Tavsiyeler
08.05.202029 dk 58 sn
09.02.1996 - Ramazanda Mukabele, Zekat
08.05.202026 dk 19 sn
09.01.1998 - Ramazan Gufran Ayıdır, Kuran Ayıdır
08.05.202033 dk 24 sn
03.01.1997 - Ramazan Ayetleri
13.02.202627 dk 17 sn
02.02.1996 - Ramazanın İlk Haftası
08.05.202027 dk 53 sn
02.01.1998 - Ramazanın Faziletleri, Teravih, Kadir Gecesi
22.03.202433 dk 17 sn
12.03.1999 - İtikafın Sevabı, Allahı Zikretmek, Çocuklar Arasında Adalet, Miras, Koca ve Anne Hakkı
22.04.202233 dk 3 sn
31.01.1997 - Aşrul Evahir, Ramazanın Son On Günü, Kadir Gecesini Değerlendirmek
03.12.201935 dk 24 sn
03.02.1995 - Ramazanın İlk Haftası, Ramazanı Değerlendirmek
20.02.202624 dk 6 sn
07.02.1997 - Ramazanın Son Cuması ve Bayram, Niyetin Önemi, Allah Yolunda Para Harcamak
28.03.202535 dk 46 sn
07.01.2000 - Ramazanın Son Günleri, Veda
02.12.201924 dk 43 sn
06.02.1998 - Kulun Vazifesi, Kuranın Anlaşılması, Ramazandaki İyi Halin Devam Etmesi
02.12.201945 dk 8 sn
13.11.1998 - Miraç Kandili
02.12.201931 dk 52 sn
14.11.1997 - Mehmed Zahid Kotku, Gerçek Akıllı İnsan, Nefsi Terbiye Etmek, Evliyaların Anılması
03.09.202130 dk 45 sn
06.12.1996 - Şaban, Miraç Kandili Öncesi, Ramazana Hazırlık
09.01.202634 dk 12 sn
05.07.1998 - Mevlid Kandili Sohbeti
02.12.201943 dk 52 sn
05.01.1996 - Berat Kandili, Günahları Affedilmeyecek Kişiler, Berat Gecesinde Yapılması Gerekenler
23.02.202428 dk 39 sn
26.07.1996 - Mevlid Kandili, Peygamber Efendimiz
02.12.201957 dk 46 sn
19.01.1996 - Berat Kandili, Ramazana Yaklaşırken Dikkat Edilecekler
25.03.202133 dk 57 sn
15.12.2000 - Kadir Gecesi, Şehitler, Sıddıklar, Tervaih
02.12.201931 dk 6 sn
15.10.1999 - Dua, Salavat, Doğru Söz Söylemek, Sıla-i Rahim
02.12.201932 dk 5 sn
15.01.1999 - Kadir Gecesi Geçti, Ramazanda Zekat ve Fitre Vermek
02.12.201927 dk 5 sn
02.06.1995 - Hicri Yıl ve Aşure Günü Orucu, Hicri Yıl Girdi
19.06.202632 dk 52 sn
01.05.1998 - Hicri Yılbaşı, Oruç Tutmak, Müslümanlara Düşen Toplumsal Görevler
06.08.202127 dk 29 sn
26.05.1995 - Hicri Yıl Geliyor, Aşurede Olan Olaylar, Hicri Yılda Oruç Tutmak
14.07.202325 dk 40 sn
17.05.1996 - Yarın Hicri Yıl, Hilali Gözlemlemek, Müslümanlara Düşen Vazifeler
29.07.202234 dk 36 sn
16.05.1997 - Muharrem, Aşure Günün Önemi, Orucunun Fazileti, Muharremde Neler Yapılmalı
04.07.202528 dk 9 sn
14.04.2000 - Aşure Gününde Oruç, Alışveriş Yapmak
28.08.202025 dk 54 sn
04.04.1997 - Hac Yaklaşıyor, Kültürümüze Sahip Çıkmak, İyi Niyet
16.06.202328 dk 37 sn
03.06.1994 - Hac Sonrası, İnanç, İmanın Özelliği
23.07.202122 dk 4 sn
02.04.1999 - Hacdan Dönüşler, Lebbeyk Demek, İlim Öğrenmek, Eşe ve Çocuğa İkram Sadakadır
13.06.202530 dk 25 sn
27.05.1994 - Haccın Önemi, Alimin Abide Üstünlüğü, Cumanın Faziletleri
02.12.201920 dk 25 sn
26.04.1996 - Hac Hadisleri, Zekat, Hacıların Duası, Arefe Orucu
22.05.202633 dk 39 sn
26.03.1999 - Zilhiccenin 10 Günü, Arefe ve Aşure Orucu, Bayram Günü
07.06.202420 dk 31 sn
25.04.1997 - Haccın Muhteşemliği, Hacdan Sonra, Şehit Mertebeleri
02.12.201936 dk 39 sn
19.03.1999 - Zilhiccenin 10 Günü
15.05.202622 dk 50 sn
18.07.1997 - Hac, Müslümanlar, Tefekkür
02.12.201946 dk 7 sn
17.04.1998 - Haccın Önemi, Ziyaret Edilecek Mescitler, Toplumsal Durumlar
31.05.202429 dk 54 sn
17.03.2000 - Kurban Bayramı, Bayram Gecelerinin İhyası
02.12.201930 dk 1 sn
13.03.1998 - Kurban ve Arife Orucu, Cemaatle Namaz, Nafile Oruçlar
30.05.202533 dk 55 sn
12.04.1996 - Hacda Sabırlı Olmak, İyi Niyetin Kıymeti
02.12.201932 dk 5 sn
12.02.1999 - Oruç Tutmak, Her Sene Hacca Gitmek
02.12.201946 dk 39 sn
11.04.1997 - Mescid-i Haram Ziyareti, Seher Vakti İbadet
16.07.202136 dk 35 sn
29.05.1998 - İstanbul
02.12.201941 dk 53 sn
11.06.1999 - İstanbul'un Fethinden Sonra, Romanın Fethi, Subanallah Demek, Deccal
02.12.201945 dk 45 sn
17.01.1997 - Evliyaların Önemi
02.12.201936 dk 47 sn
30.01.1998 - Ramazan Bayramı, Ramazandan Sonra İbadetlere Devam Etmek
20.03.202632 dk 59 sn
29.12.2000 - Ramazan Bayramı, Ramazan Sonrası Durum, Alimlerin Önemi
12.04.202439 dk
23.02.1996 - Ramazan Bayramının Son Günü
02.12.201937 dk 56 sn
18.04.1997 - Kurban Bayramı, Salatu Selam, Ziyaret Etmek, Sadaka Vermek
29.05.202629 dk 26 sn
26.01.2001 - Kabir, Kıyamet Alametleri, Müslümanca Yaşamak
02.12.201936 dk 41 sn
19.01.2001 - Allahın Sevdiği Haller, Hakla İyi Geçinmek
05.05.202332 dk 49 sn
05.01.2001 - Gerçek İman ve Tezahürleri, İman ve Namaz , Allah Sevgisi
29.11.202436 dk 49 sn
02.02.2001 - Ahiretin Hayrı, Dünyanın Geçiciliği, Peygamber Efendimiz
07.08.202642 dk 43 sn
30.06.2000 - Sabır ve Takva, Allah
02.12.201926 dk 6 sn
28.07.2000 - Allah'ın Sevdiği ve Kızdığı İşler,Tevbekâr Genç Günahkar Yaşlı,Cuma Gününde Yapılacaklar
02.12.201930 dk 54 sn
28.04.2000 - Hasta Ziyareti, Belalara Sabır, Rıza, Müslümana Yardım
02.12.201937 dk 42 sn
28.01.2000 - Gaziye Yardım Etmek, Mescid Yapmak, Müslümana Yardım Etmek
02.12.201927 dk 50 sn
27.10.2000 - Kardeşini Kendisine Tercih Etmek, Haksız Kazanç, Ölümden İbret Alın
02.12.201930 dk 43 sn
26.05.2000 - İlim ve Alimin Önemi, Alimin Vefatı
02.12.201936 dk 29 sn
25.08.2000 - Fitne Zamanında Güzel Kulluk, Sünnete Sarılmanın Karşılığı
09.05.202529 dk 18 sn
25.02.2000 - Allah Bir Kavmin Hayrını İsterse Alimleri Çogaltır, İyi ve Kötü Kavimler, Misafirin Önemi
02.12.201922 dk 31 sn
21.07.2000 - Salih Amellere Koşmak, Gece Karanlığı Gibi Fitneler Olması
02.12.201925 dk 39 sn
21.04.2000 - Nefse Uymak, Allah Rızası İçin Öfkelenmek, Allah Rızası İçin Yaşamak
02.12.201943 dk 7 sn
21.01.2000 - Gaziye Yardımcı Olmak, Şehide Mükafat
02.12.201930 dk 33 sn
20.07.2000 - Fitne Zamanı Hayırlı Amellere Sarılmak, Toplum Ahlakı, Sadaka, Zekat, Buğz Etmek
02.12.201928 dk 58 sn
19.05.2000 - Peygamber Efendimizin Saçını Ağartan Sûreler, Şehidler
02.12.201924 dk 55 sn
18.08.2000 - İyiliği Hor Görmemek, İmanın Tadı, Munakasa, Cennet, Cehennem
02.12.201918 dk 9 sn
17.11.2000 - Allahı Zikretmek, Ölümü Düşünmek
17.11.202335 dk 33 sn
14.07.2000 - Anne Babasının İhtiyacını Görmek, Allah İçin Sevmek, Zahidin Özellikleri
02.12.201940 dk 58 sn
14.01.2000 - Deccal, Kehf Sûresi, Hz.İsâ
02.12.201932 dk 45 sn
12.05.2000 - Emanet, Doğruluk, Komşu, Sadaka, Vakıf, Lanetleme, İçki
02.12.201927 dk 2 sn
11.08.2000 - İnsanı Cennete Götüren Ameller, Selam, Gece Namazı, İyi Geçim, Sıla-i Rahim, İlim Öğrenmek, Takva
02.12.201945 dk 51 sn
11.02.2000 - Bela, Hasta Ziyareti, Musibete Uğrayan Kimse, Müslümanın Yardımına Koşmak
02.12.201927 dk 46 sn
10.11.2000 - Cömertlik, Allah Rızası İçin Şehit Olmak
02.12.201934 dk 53 sn
09.06.2000 - Peygamber Efendimizin Soyu, Asaleti, Son Peygamberliği, Makam-ı Mahmud
13.09.202443 dk 7 sn
07.07.2000 - Aktarırken Yalnış Aktarmak, Allahın Gazabı
02.12.201925 dk 32 sn
07.04.2000 - Kalplerin Pası, Veli Kullar, Riya, Pazartesi ve Perşembenin Fazileti
02.12.201929 dk 33 sn
06.10.2000 - Dinini Öğrenmek, Ahir Zamanda Belâların Gelmesi, Dinden Çıkan Alim
02.12.201933 dk 38 sn
04.08.2000 - Zenginlerin Hali, Fakirin Hakkı, Kötü Alimler
02.12.201928 dk 26 sn
04.02.2000 - Hakkı Söylemek, Alimlerin Susması, Mümine Belaların Gelmesi
02.12.201925 dk 39 sn
03.11.2000 - Kimseye Yük Olmamak, Zikrin Kıymetli Olduğu Zamanlar, Kuran-ı Kerim
22.11.202429 dk 24 sn
03.03.2000 - Salavat, Müminler, Cennet, Yahudiler
02.12.201929 dk 6 sn
02.06.2000 - Tefekkür, Amel Niyet ve Sünnete Uygunluk
02.12.201936 dk 21 sn
01.09.2000 - Günahkar Uyarma, Yöneticilerin Veballeri, Ölümden Sonra Pişmanlık
02.12.201927 dk 34 sn
01.10.1999 - Namaz Vaktinde Nida Eden Melek, Sabır Göstermek
02.12.201941 dk 18 sn
30.04.1999 - Müslümanın Temiz Olması, Melekler, Hocaya ve Öğrenciye Saygı
02.12.201939 dk 22 sn
29.10.1999 - Peygamber Efendimizi Görmek İstemek, Allah Sevgisi ve Merhamet, İslamı Yaymak, Sadaka ve Dua, Cennet Ehli
02.12.201924 dk 39 sn
29.01.1999 - Allahın Rızasını Gözetmek, Müslüman Akıllı Olmalı, İslama Hizmet
08.12.202337 dk 57 sn
28.05.1999 - İslamın Küfre Galip Gelmesi, Zaferler, İslamın Yayılması Yeni Fetihler
02.12.201930 dk 16 sn
26.11.1999 - Büyük Konuşmak, İnşallah Demek, Edep, Yasin Suresi
07.07.202340 dk 39 sn
26.02.1999 - Allahın Sevdiği Davranışlar, Namazı Kabul Olanlar, Kulluğu Güzel Yapmak
02.12.201955 dk 31 sn
25.06.1999 - Bidatçiye Hürmet, İdarecilerin Vasıfları, Merhamet Etmek
02.12.201931 dk 43 sn
24.09.1999 - Mazlumun Duası, Günahlar, Kötü Arkadaş
02.12.201937 dk 8 sn
23.07.1999 - Mağfiret İstemek, Tevbe, İman Kıymeti, Allah
02.12.201934 dk 34 sn
23.04.1999 - Kurana Bağlılık, Sadaka, Yardımlaşma, Anne Babayı Hoşnut Etmek, Birlik ve Beraberlik
30.08.202434 dk 44 sn
22.10.1999 - Ölüm Sonrası
02.12.201940 dk
20.08.1999 - Zikirin Faydaları, Tatil,Kuran Kursu, Fakih Olmak
02.12.201934 dk 14 sn
19.11.1999 - Kabir Ehline Yapılacaklar, Ahde Vefa, Haramdan Sadaka Vermek, Tevbe Etmek
25.07.202529 dk 41 sn
18.06.1999 - Şehit Olmak, Ayetel Kürsi ve İhlas Suresinin Faziletleri
02.12.201935 dk 14 sn
17.09.1999 - Adaletli Hükmetmek, Amel-i Salihada Acele Etmek, Deccal
02.12.201926 dk 35 sn
16.07.1999 - Allah ve Resulune İtaat, Yöneticiler, Zikir Ehli
02.12.201945 dk 18 sn
14.05.1999 - Adaletli Olmak, Cehennem, Çocuk ve Eş İmtihanımız, Adaletli Olmak
02.12.201934 dk 31 sn
06.08.1999 - Gaziye Yardımcı Olmak, Müslümana Yardımcı Olmak
02.12.201932 dk 33 sn
04.06.1999 - İlim Talep Etmek, İlmin Sadakası, Ganimet Malı
02.12.201938 dk 53 sn
03.09.1999 - Zikirin Faydası, Abdest, Fakih Olmak
02.12.201942 dk 6 sn
02.07.1999 - Peygamber Efendimizine İman, İslam Olmak, Hicret
15.08.202532 dk 12 sn
27.02.1998 - Müslüman Kardeşine Yardım Etmek
04.06.202124 dk 30 sn
26.06.1998 - Helal Kazanç, İhtiyacını Görmek, Darlıktan Sonra Kurtuluş, İkram Etmek
26.06.202633 dk 37 sn
20.11.1998 - Ahir Zaman Haramdan Mal Kazanmak, Müslümanın Arıya Benzemesi
02.12.201928 dk 5 sn
20.03.1998 - Cennet Ehline İkramlar ve Alimin Önemi, Allahu Teala
22.10.202120 dk 44 sn
19.06.1998 - Dünyanın Kıymetsizliği, Afiyet İstemek, Zikir
02.12.201942 dk 59 sn
15.05.1998 - Belaların Gelmesi ve Sebebleri, Lailaheillallah Demek, Kardeşinin İhtiyaçlarını Görmek
02.12.201947 dk 19 sn
13.02.1998 - İnanç Özgürlüğü, Tercihler, Ümmetten Bozulmayacak Olanlar, İçkinin İçilmesi ve Sunulması
02.12.201939 dk 22 sn
12.06.1998 - Toplum Hayatının Önemi
28.06.202441 dk 23 sn
11.12.1998 - Mescid Yaptırmak, Meleklerin Girmedikleri Evler, Ömürün Kıymeti
02.12.201933 dk 51 sn
08.05.1998 - Hesap Yapmak, Dünya Müslümanları, Batıl Din, Doğru İnanç, Çanakkale Savaşı
02.12.201927 dk 14 sn
07.08.1998 - Müslümanların İşleriyle İlgilenmek, Edepsiz Olanlar, Tevbe Etmek
02.12.201942 dk 10 sn
06.11.1998 - Helal Kazanç, Doğru Arkadaş Edinmek, Sağlam Dostluklar, Sünnete Sarılmak
10.11.202339 dk 14 sn
06.03.1998 - Cuma Namazının Önemi, Diğer Ülkelerdeki Rahatlık
02.12.201925 dk 32 sn
05.06.1998 - Estagfirullah, Zikir, Musibetler Karşısındaki Haller
05.11.202138 dk 29 sn
04.12.1998 - Erhamerrahimin Demek, Vefat Haberi Almak, Azrail
02.12.201926 dk 57 sn
03.07.1998 - Allah Sevgisi, Peygamber Efendimizin Doğumu, Salavat Getirmek, Ümmete Hizmet Etmek
05.09.202528 dk 16 sn
31.10.1997 - Tüm İnsanlığa Merhamet, Cömertlik, Cesurluk, Huysuzluk ve Cimrilik
26.09.202527 dk 44 sn
29.08.1997 - Cehennemde Cennette Ebedi Kalmak, İslam
02.12.201941 dk
28.03.1997 - Faiz, Zina
02.12.201929 dk 46 sn
28.02.1997 - Peygamber Efendimize İtaat, Kuran-ı Kerim Okumak, Cennet, Cehennem, Allah
19.09.202534 dk 20 sn
27.06.1997 - Musibetin Sebepleri, Zekatın Önemi, Allah Bir Topluma Gazap Etmişse Bunun İşaretleri
02.12.201945 dk 11 sn
26.09.1997 - Allahın Sevmedikleri, Sevgide ve Buğzda Aşırıya Kaçmak, Mal, Eş ve Evlatla İmtihan, Kalpler Allahın Elinde
02.12.201945 dk 46 sn
25.07.1997 - Mümin Kardeşe Sevgiyle Bakmak, Evde Namaz, Kuranı Anlamak, Sabretmek
03.10.202518 dk 13 sn
23.05.1997 - Gıybet, İftira, Dedikodu, Müslümanın Heybeti
02.12.201929 dk 52 sn
22.08.1997 - Mücahit, Hurafeler, Sıla-ı Rahim Yapmak, Emirlerin, Yöneticilerin Veballeri
02.12.201943 dk 13 sn
21.11.1997 - Zulmetmek, Affetmek, Hidayet, Hamdetmek
02.12.201937 dk 34 sn
21.03.1997 - Amil ile Abid Arasındaki Fark, Tövbe, Zikir
02.12.201931 dk 59 sn
20.06.1997 - Hz. Ali, Kulluk, Dünyaya Rağbet Etmek, Ahiret, Cehennem
02.12.201932 dk 57 sn
19.12.1997 - Doğru İnanç, Allaha İtaat, Rasulullahın Namazı, Nimetlere Şükür, Dünya Müslümanlarını Unutmamak
02.12.201927 dk 2 sn
19.09.1997 - Dili Tutmak, Susulacak ve Konuşulacak Yerler, İlim ile Amil Olmak, Zamanın Kıymetini Bilmek
02.12.201949 dk 54 sn
17.10.1997 - Tevhidin Faziletleri, Doğru İnanç, Temizlik, Müslüman Kardeşine İyilik Etmek
03.07.202628 dk 25 sn
15.08.1997 - Peygamber Efendimiz Özellikleri, Ahlakı, Şefaati, Hanımlarına Davranışı
28.08.202631 dk 52 sn
14.03.1997 - Cahillik, Akıl Zenginliği, Tefekkür, Cennete Giremeyecek Kişiler
02.12.201945 dk 32 sn
14.02.1997 - Aile Eğitimi, Hicret Etmek
02.12.201936 dk 29 sn
12.09.1997 - Anne Babaya İtaat, Allah ve Peygambere İtaat, Allah
02.12.201948 dk 33 sn
11.07.1997- Hayırlı Yardımcılar, İdarecilerin Sorumlulukları, İyi Niyet
02.12.201927 dk 41 sn
10.10.1997 - Amerikadaki İnanç, Tevhid İnancı, Ölümden Sonra Dirilmek
02.12.201934 dk 49 sn
08.08.1997 - Merhamet, Acıma, Emri Maruf Nehyi Münker
02.12.201939 dk 24 sn
07.11.1997 - Bildiğini Uygulamamak, Alimin Önemi, Peygamber Efendimizin Kıyafet Tavsiyleri
02.12.201924 dk 53 sn
07.03.1997 - Alim Olmak, Kabenin Anahtarı, Eman Vermek, Tevbe Etmek
02.12.201930 dk 50 sn
05.12.1997 - Hayat Gayesi, İsraf, Namazın Önemi, Mekke
01.12.202327 dk 31 sn
03.10.1997 - Muhabbet, Hediyeleşme, Misvak, Tevbe, İyi İnsan Olmak
30.10.202626 dk 28 sn
02.05.1997 - Muharreme Yaklaşıyoruz, Alimlerin Çeşitleri ve Kıymeti, Alim Olmaya Çalışmak
02.12.201932 dk 23 sn
01.08.1997 - Müslümanların Sıkıntılarıyla İlgilenmek, Allaha, Rasulüne, İmama, Müslümanlara Samimiyet
02.12.201940 dk 22 sn
01.03.1997 - Alimlerin Önemi ve Üstünlükleri, Çeşitleri
04.08.202333 dk 37 sn
02.08.1996 - Salih Kimseleri Anmak, Sıkıntılar İçin Estağfirullah, Kin Tutmak, Kıskançlık, İbadeti İsteksiz Yapmak
24.07.202627 dk 40 sn
01.11.1996 - Tevbe Etmek, Allah İçin Sevmek, Sevginin Gerekliliği
05.12.202533 dk 13 sn
31.05.1996 - Müslüman Kardeşine Yardım Etmek, Borçluya Mühlet Tanımak, İstiğfar Etmek, La Havle ve La Kuvvete
01.08.202541 dk 41 sn
30.08.1996 - İstihare, İstişare Yapmak, Yolculuk, Tevbe Duası
02.12.201944 dk 35 sn
29.03.1996 - Peygamber Efendimizin Şemaili, Merhameti, Adetleri
02.12.201937 dk 48 sn
28.06.1996 - Allahın Cömert Olması, Alimin Önemi, Cömertliğin Çeşitleri
02.12.201926 dk 56 sn
27.09.1996 - Toplumu Düzeltmek, Azap, Umumi Gelir, Günah İşleyenleri İkaz Etmek
02.12.201937 dk 52 sn
25.10.1996 - İçi Temizlemek, Ahiret İçin Hazırlanmak
08.08.202547 dk 40 sn
23.08.1996 - İlim Öğrenmek, Affedilmek, Genç Kuran Öğrenmek, Hadis Öğrenmek
02.12.201942 dk 20 sn
22.11.1996 - Ticaret, Helal-Haram Kazanç, İlim Talep Etmenin Niyeti, Komşuluk
02.12.201940 dk 39 sn
21.06.1996 - Salavatın Faziletleri, Mütevazi Olmak, Cematin Önemi, Avlanmanın Sakıncaları
02.12.201928 dk 12 sn
19.07.1996 - Özgürlük Anlayışı, Eşler Arası İletişim, Muhabbet, Anne Babanın Çocuguna Bakması
07.08.202032 dk 2 sn
19.04.1996 - Haccın Faziletleri, Hacının Şefaati
01.05.202629 dk 10 sn
16.08.1996 - Gıybet, Tartışmaya Girmemek, Çok Konuşmamak, Helal Kazanç
24.04.202642 dk 48 sn
15.11.1996 - Recep Ayının Faziletleri, Kuran Okumak, Kalp ve Dil Temizliği
19.12.202527 dk 54 sn
14.06.1996 - İlim Öğrenmek, Hoca ve Talebe
02.12.201923 dk 58 sn
12.07.1996 - Komşuluk Hakkı, Güzel Ahlak, Akıllı İnsan
02.05.202530 dk 3 sn
12.01.1996 - Dünya Kaygısının Nelere Sebep Verdiği, Ahireti Düşünmek
19.07.202428 dk 44 sn
11.10.1996 - İftira Atmak, Evlenmek, Abdestin Fazileti
10.04.202632 dk 41 sn
10.05.1996 - Ahlakı Güzelleştirmek, Evlenmek, Hamileliğin ve Çocuk Büyütmenin Sevabı, Nikah
02.12.201932 dk 23 sn
08.11.1996 - Kabenin O Zamanki İnşaatı, Kabe-i Muazzama
02.12.201928 dk 15 sn
08.03.1996 - Salavat Getirmek, 20 Kişiye Selam Vermek, Ezanı Tekrar Etmek, Cemaate Devam Etmek
25.04.202525 dk 44 sn
07.06.1996 - Peygamber Efendimizin Zühd Sahibi Olması, Rüşvet, Dünyayı Sevmek
17.04.202636 dk 40 sn
06.09.1996 - Hamdetmek, Estagfirullah, Laileheilallah Demek, Allahın Kula Kızmasıyla Kulda Değişen Haller
05.06.202633 dk 41 sn
05.07.1996 - Rahman, Rahim ve Hay Olması, Ellerin Açılıp Dua Edilmesi
02.12.201937 dk 21 sn
04.10.1996 - Mümin Kardeşini Sevindirme, Cennetteki Arazileri İbadetle Mamur Hala Getirme
02.12.201932 dk 10 sn
29.12.1995 - Rüyaların Önemi, Rüyaların Hakikati
02.12.201928 dk 42 sn
27.10.1995 - Zikrin Faydaları, Toplumda İyiliği Yaymak, Topluma Karşı Görevler, Kardeşi Sevindirmek
25.09.202620 dk 52 sn
25.08.1995 - Akra, İlahi Ente Maksudi ve Ridaike Matlubi, Müslümanların Genel Durumu
02.12.201928 dk 53 sn
24.03.1995 - Mazluma Yardım, Müslüman Kardeşliği, Yardım Etmek, Dertlenmek
18.06.202135 dk 11 sn
22.12.1995 - Allahın Kudreti, İslamın Güzelliği
28.11.202534 dk 50 sn
20.01.1995 - Hayır İşlemek, Hayra Vesile Olmak, Şerden Sakınmak
18.09.202635 dk 28 sn
18.08.1995 - Peygamber Efendimizin Şefaati, Merhameti, Paylaşımcı Olmak, Aile Sevgisinin Önemi
02.12.201929 dk 25 sn
17.11.1995 - Allaha ve Resulune Yakın Olmak
02.12.201929 dk 12 sn
16.06.1995 - Okul Yaz Tatilini İyi Değerlendirmek
02.12.201923 dk 2 sn
15.12.1995 - Allaha ve Peygamberimize Kendimizi Sevdirmek, Emanete Riayet
14.08.202632 dk 30 sn
14.04.1995 - Kötü Huyun Ameli Bozması, Hased
02.12.201932 dk 16 sn
13.10.1995 - Karadeniz Gezisi, Cenneti İsteyip Ona Göre Çalışma Yapmak
02.12.201921 dk 19 sn
13.01.1995 - Gönlün Önemi ve Gönül Kırmamaya Dikkat Etmek
04.09.202631 dk 11 sn
10.11.1995 - Mümin Kulların Kaza ve Kader Karşısındaki Tavırları, Mümin Kulların Özellikleri
11.09.202635 dk 54 sn
08.12.1995 - Şaka, Mizah Ölçüsü, Kendisi İçin İstediğini Kardeşi için İstemek
02.12.201934 dk 51 sn
01.12.1995 - Borç Vermenin Sevabı, Sadaka ve Zekatın Önemi
27.02.202631 dk 31 sn
30.12.1994 - Gıybet, Haramlardan Sakınma, İlmiyle Amel Etmek ve Dünyaya Tamah Etmemek
11.10.202423 dk 2 sn
29.04.1994 - İyilik ve Kötülükte Niyetin Önemi, Nefisle Mücadele
02.01.202628 dk 26 sn
26.08.1994 - Allahın Rızasını Kazanmak, Hayırlarda Yarışmak, Nefsi Dizginlemek
31.07.202631 dk 56 sn
25.03.1994 - İlimin Önemi, İlimin Mükafatı, Bahar Ayına Giriyoruz
02.12.201923 dk 35 sn
21.10.1994 - Ölümü Hatırlamak, İbret Almak, Nasihat, Başkasının Ayıbına Bakmamak
07.11.202528 dk 7 sn
19.08.1994 - Peygamber Efendimizin Doğumu ve Vefatı
30.09.202223 dk 35 sn
17.06.1994 - Tatili Değerlendirme
18.07.202519 dk 43 sn
16.12.1994 - Kanaatkar Olmak, Söylenenle Yapılanın Bir Olması, Sadaka Vermek
17.10.202522 dk 26 sn
14.10.1994 - Marifetullah, Arif Olmanın Özellikleri
02.12.201927 dk 40 sn
11.11.1994 - Ahir Zamanda Cahillik, Emri Maruf, Sünnete ve Kurana Sarılmak
02.12.201928 dk 57 sn
10.06.1994 - Allahtan Korkmak, Zenginlik, Adalet, Cimrilik, Kendini Beğenme, Nefsine Uyma, Yemek Yedirme, Selam Verme
23.10.202629 dk 9 sn
08.08.1995 - Peygamber Efendimizin Doğumu, Son Peygamber Oluşu, Peygamberlerden Üstünlüğü
21.08.202640 dk 6 sn
07.04.1995 - Allah Güzeldir Güzeli Sever, Cemalullah, Allah Nimeti Üstünde Görmek İster, Kibir
31.12.202129 dk 20 sn
06.04.1995 - Sabır, Doğru Yol, Mescitleri Doldurmak, Allah İçin Arkadaşlık Yapmak, Seherde İbadet Etmek
16.10.202633 dk 17 sn
03.11.1995 - Yalnızlığın Yararları
05.11.201929 dk 23 sn
06.05.1994 - Rızkın Kesilmesi, Tövbe Etmek, Seher Vaktinde İbadet
21.11.202532 dk 15 sn
05.08.1994 - Allahtan İstemek, Cennet, Her İşte Allahın Rızasını Düşünmek, Cehennemden Korkmak
25.10.201927 dk 16 sn
04.11.1994 - Sahih Kaynakların Önemi, Sahte Din Alimlerine Dikkat, Hak Yolda Olmak Hakkı Söylemek
17.07.202627 dk 35 sn
02.09.1994 - Kalbin Paslanması, Ölümü Düşünmek, Kuran-ı Kerim Okumak
24.10.202526 dk 18 sn
01.07.1994 - Belalara Sabır ve Şükür, 4 Şeyden Sakınmak, Kuran-ı Kerim
08.11.202437 dk 34 sn
31.03.1993 - Günah İşleyeni Engellememek, İyi İşlere Vesile Olmak
12.12.202535 dk 22 sn
24.12.1993 - İlmin ve Alimin Önemi ve İbadetin Anlamı, Yeryüzünün Işıkları, Varisleri
25.10.201928 dk 58 sn
12.11.1993 - Cuma Gününün Faziletleri, Temizlenmek, Camiye Erken Gitmek, Cuma Günü Salavat-ı Şerife Getirmek
25.10.202437 dk 43 sn
09.12.1993 - Hamd Etmek, Allaha Tam Teslimiyet ve İrfan Gözü ile Bakmak
10.07.202624 dk 45 sn
AKRA