Cennetin Güzellikleri, Cehennem Azabı

Cennetin Güzellikleri, Cehennem Azabı
Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.
İ’lemû eyyühe’l-ihvân enne efdale’l-kitâbi kitâbullah ve enne efdale’l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra’l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid’ah ve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nâri. Ve bi’s-senedi’l-muttasıli ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem ennehû kâl;
İnne fi’l-cenneti miete deracetin. “Cennette 100 derece var.”
Bu 100 derece demekle yani sayı değil de çokluğu gösterir. Sayısını, adedini Allah bilir. Kur'an âyetleri kadar denilince 6600 derecesi var. Burada bunu 100’e göndermiş. Cennette 100 derece var.
Eaddehallâhu. “Bu cennetin derecelerini Allah vaat etmiştir.”
Mâ beyne’d-deraceteyni. “Yüz derece var dedi ya, her derecesinin arası.” Kemâ beyne’s-semâi ve’l-ardi. “Şu yerle gök arasının derecesi kadar bir derece var.”
Böyle 100 tane derece var. Aklın haricinde bir şey.
Fe-izâ seeltümüllâhe. “Siz cennet isteyeceksiniz Allah'tan ya, siz Allah'tan o cenneti isterken.”
Cennetin içerisinde 800 tane onların adları var. En güzeli Firdevs-i Âlâ. Cenâb-ı Hakt’an Firdevs’i isteyin.
Fe-innehu evsetu’l-cenneti ve a’le’l-cenneti. “O cennetin ortası ve en üstünü.”
En üstünü. Hayru’l-umûri evsetahâ var ya.
Ve fevkahû. “O cennetin üstünde vardır.” Arşu’r-rahmâni. “Arş-ı Rahman.” Ve minhu tefcüru enhâru’l-cenneti. “Oradan cennet nehirleri akar.”
Cennet nehirlerinin aktığı yer arştan bir yer. Bir küpten akar, dört göz ile akar.
İşte Cenâb-ı Hak o cennetten akan bu sularla, bu suların aktığı yerde size evler hazırlamıştır. Binâenaleyh siz İslâm'a sahip olun İslâm’a hakim olun, İslam'a malik olun. İslâm’ı hem öğrenin hem öğretin.
Onun için;
İnne fi’l-cenneti miete deracetin. “Cennette yine 100 derece var ama.” Lev enne’l-âlemîne. “Şu bütün âlemler, yer gök neler varsa.” İctemeû fî ihdâhünne. “Onun bir tanesine konsa.” Le-vesiathüm. “Yine boş kalır.”
Yine boş kalır dolmaz yani. Böyle bizim dünya gibi nüfus çoğaldı, ne yapalım bu nüfusu arttırmayalım. Ekmek gelmeyecek, yemek gelmeyecek, erzak yetişmiyor, nüfusu keselim demezler. Yine boştur kıyamet kadar.
Yine bu cennet bu kadar güzel bir yer ki;
İnne fi’l-cenneti le-ğurafen. “Öyle güzel köşkler var ki dünya köşkleri, sarayları hiç kalır onun yanında. Zerre olmaz.” Yerâ men fî zâhirihâ men fî bâtinihâ. “Dışındaki içindekini görür içindeki de dışındakini görür.”
Mani yok yani. Duvarsız bir yer, duvarları nurdan.
Bu kimin için bu cennet?
Cennet çok da değil.
Limen etâbe’l-kelâme. “Tatlı söz söyleyene.”
Tıyb, güzel söz söyleyen insanların yeridir bu cennet.
Daha?
Ve efşe’s-selâme. “Daima kardeşlerine esselamu aleyküm, esselamu aleyküm ve rahmetullah, esselamu aleyküm ve rahmetullahi ve berekatühü gibi güzel iltifatlarla Allahu celle ve alâ'nın bize öğrettiği bir selamı vermek.”
Ve izâ huyyiytüm bi-tahiyyetin fe-hayyû bi-ahseni minhâ “Sana birisi esselamu aleyküm dediği vakitte sen daha ahsen olaraktan ve aleykümselam ve rahmetullahi ve berekatuhu de.”
Bunu öğren.
Ne için bu cennet bu güzel cennet?
Limen etâbe’l-kelâme ve efşe’s-selâme.
Acı söz söylemiyor yani. Hatır kırıcı söz söylemiyor, gönül yıkıcı söz söylemiyor.
Senin memleketindeki kardeşine kötü söylerse olur mu bu?
Müslümanlık bunu hiç ister mi?
Bak, limen etâbe’l-kelâme. “Tatlı olsun sözün, kime olursa olsun.”
Çirkin söz söyleme, hatır kırıcı söz söyleme, gönül yıkıcı söz söyleme, incitici söz söyleme.
“Gönül bir sırça saraydır bir kere kırıldı mıydı kolayca toplanmaz artık o.”
Gönül bir sırça saraydır, kırıldı mıydı toplanması mümkün değildir onun. Onun için kırma gönülü. Gönül kıranların gönlü kırılır.
Ve efşe’s-selâme. “Selamını böyle yap.” Ve et’ame’t-taâme. “Sonra yedirici ol.”
Yiyici değil yedirici olmaya bak. Daima sofran açık olsun. Elin açık olsun.
Ve edâme’s-sıyâme. “Bir de oruca devam et.” diyor.
Pazartesi Perşembeyi bırakmıyor, ayın 13'ü 14'ü 15'i diyor bırakmıyor. Bir gün tutuyor bir gün yiyor. Onu da bırakmıyor. Onun için oruç korkulacak bir şey değil. Oruç insana sıhhat verir.
“Bununla beraber orucuna devam eder.” Ve bâtallâhi kâimen ve’n-nâsü niyâmün. “Ve bir de herkes uyurken o da kalkıp Allahu Teâlâ'nın divanında el bağlayıp Allahuekber der namaz kılması yok mu, işte Cenâb-ı Hakk'ın hoşuna gittiğinden dolayı bu güzel cenneti de onlara veriyor.”
Allah cümlemize nasip etsin inşallah.
Bunun altında bir acısı var ama, acı biberler vardır hani. Ama o acı biberleri bazı insan sever ve o acı biberlerden bazı yerlerde bazı şifalar da oluyor.
Şimdi diyor ki;
İnne fî cehenneme vâdiyen. “Cehennemde bir vadi var.”
Allah yüzünü göstermesin inşallah.
Ama yol o cehennemin üzerinden geçiyor yani cennete gidecek mutlaka o cehennemden geçilecek ki öyle gidecek.
İnşallah bizi Cenâb-ı Hak yıldırım süratı ile üzerinden geçip de cehennemi görmeden geçenlerden eylesin inşallah.
“Şimdi bu cehennem.” Ve fî zâlike’l-vâdî. “Bir vadisi var cehennemin, çukuru var.” Ve fî zâlike’l-vâdî. “Bu çukur da var.” Bi’run. “Bir kuyu.”
Cehennemin içindeki çukur yerde, vadi yerde bir de kuyu var.
Yükâlü lehu hebhebün. “Kuyunun adı da hebheb imiş. Hakkun alellâhi. “Allahu Teâlâ’ya haktır ki.” En yüskinehu külle cebbârin. “Zalimlerin yeri de orasıdır.”
Mülk Allah'ın.
Var mı başka bunun sahibi?
Hepsi gitti, dedelerimiz de gitti hepsi bıraktı. “Hepsi benim!” diyorlardı hiç kimseye kalmadı.
Süleyman aleyhisselam dünyaya hakim. Gökte ordusuyla uçan bir peygamber, o da gitti, ona da kalmadı.
Hani Musa?
O da gitti.
Hani İsa?
O da gitti. Ölüleri diriltiyordu ya, o da gitti.
Hani iki cihan serveri Peygamber aleyhisselam?
O da gitti.
Herkes, herkes de gidecek.
Mülk, limeni’l-mülk?
Lillahi’l-vâhidi’l-kahhâr. “Mülk Allah'ın, kimsenin değil!”
Soracak yarın Cenâb-ı Hak;
Hani senin tapun vardı elinde kocaman, nerede o?
Nerede o senin mülkün?
Gitti.
Lillahi’l-vâhidi’l-kahhâr. “Mülk Allah'ın, başkasının değil.”
Bugün muvakkaten oturuyoruz içerisinde.
Yarın?
İşte çoluk çocuk gelir darmadağın olur gider hepsi.
Onun için o cebbâr, nasıl ki paranı alıp da başkasına çalışan adam ne zalim adam! Senin paranı alıyor senin işini görmüyor başkasının hizmetini görüyor.
Bu nasıl zalimse, mülkünde yaşadığın Allahu Teâlâ'nın nimetlerini yiyip de Allahu Teâlâ'yı tanımamaktan daha büyük bir zulüm aranmaz yani. En büyük zulüm, Allahu Teâlâ'nın mülkünde yaşıyorsun ve O’nun nimetleri ile perverde oluyorsun.
Onun için Allah affetsin kusurlarımızı.
Bu güzel ekmekler, bu güzel yemekler, bu güzel nimetler mebzül mebzül, bol bol.
Ne sefalet, ne zulüm, ne işkence altındalar insanlar!
Bu işte cehenneme atılacak.
İnne fî cehenneme vâdiyen ve fî zâlike’l-vâdî bi’run. “Orada bu cehennemin çukurunda bir kuyu var, ucu bucağı yok.”
Bir kuyu var,
Onun için öyle ufak bir şey zannetme.
Onun adı da hebheb imiş.
Allah affetsin kusurlarımızı da yüzünü de göstermesin o cehennemin bizlere.
İnne fi’l-cumuati .Cuma günümüz var ya, cuma müslümanların bayramıdır. Cuma müslümanların bayramıdır bunu biliyoruzdur. Cuma kadir gecesinden de efdaldir derler. Kadir gecesi bilinmiyor.
Biliyor muyuz kadir gecesini?
Yirmi yedi diye biz tutturduk ama bu bizim tabirimiz. Meçhuldür bu gece, o da senede bir gecedir.
Binâenaleyh meçhul olduğu için Cuma da malum. Biri meçhul birisi malum. Her haftada bir gün Cuma gelir bu Cuma günü. Onun için mü’minlerin bayramı, fukaranın da haccıdır. Fukara hacıya gidemez ama fukara cumaya gelir hac sevabını kazanır. Fukaranın haccıdır. Sabah namazını kılar, namazdan sonra elini açar, işrak vakti gelinceye kadar ibadetle meşgul olur. İki rekat işrak namazını kılıp çıkar. Hiç eksiksiz bir hac ve bir umre sevabını bedava kazanır.
Hem de şimdi hepimiz bir boğaz derdindeyiz ya. Herkesin bir boğazı var, bunun çoluğu çocuğu var, evi barkı var. Bir ihtiyaç var yani zaruri bir ihtiyacımız var. Bu ihtiyacımızı karşılamak için herhalde bir çalışmak mecburiyetindeyiz. Envai çeşit iş yolları.
İşte sabah namazlarını camide, camisinde kılıp da işrak vaktine kadar ibadetle meşgul olanın rızkını Allah ayağına yollar. Yorulmaz o kul, Allah ayağına yollar. Kuşların ağzına verdiği gibi rızkın ağzına gelir.
Nasıl olur hocaefendi?
Hiç itiraz etme! Allah mülkün sahibi! Bu âlemi yaradan Allah. Şu bizi yaratan Allah! Bak ne güzel sima vermiş, ne güzel endam vermiş, ne güzel gözler vermiş, ne güzel kulaklar vermiş, ne güzel akıllar vermiş göklere sığmıyoruz bugün. Bu güzel Allah, bu güzel yüzü veren Allah kulunu istediği şekilde besler. Manen besler. Rızkını gökten gönderir. Yerde olmasa da gökten gönderir yine doyurur onu.
Korkma!
Şimdi sen peygamberin sözüne bel bağla, Allah'ın kelamına söz bağla.
Allahu Teâlâ diyor ki;
Ve men yettekıllâhe yec’al lehu mahracen ve yerzükhu min haysü lâ yehtesibü.
“Allah onun ummadığı yerden onun rızkını verir.”
Sen Allah'a kul ol yalnız!
Canım hocaefendi öyle şey mi olur yahu? Biz camide oturalım da sonra bu işleri kim görecek?
Ha bu işlerimizi yine göreceğiz ama Allah'ın emrini de yapacağız. Rızkımızı da Allah verecek. Ama o verecek diye biz de oturup kalmayız ya. Elbette hepimiz vazifelerimiz yine yapmaya çalışacağız insanlık icabı. Çünkü yalnız kendimiz için değil. İnsan yalnız kendi için insan değildir. İnsan başkalarının da yardımına koşacak. Onun için kazanacağız kazandıktan sonra başka çalışamayanlar var, muhtaçlar var, garipler var. Onların da yardımına koşmak için çalışmak mecbur.
Ama o rızkı verecek olan yine Allah'tır. Ne çalışanlar var, ne bilginler var bugün ekmek parasını bulamazlar. Çok çalışır, ekmek parasını bulamaz bir türlü. Sağlamdır fakat iki tarafı da beceriksizdir, okumamıştır da bir şey ama çok parası da vardır. İşte o rızkı veren Allah'tır.
Onun için onda üzülme! Yalnız bu cehenneme girmemeye çalış! Cehenneme girmemek için zalim olmamaya çalış. Zalim olmamak için de Allah'ın sözünü dinlemek lazım.
Ve men ezlamu mimmen menea mesâcidallâhi en yüzkera fîhâ ismühü ve seâ fî harabihâ.
“Allah'ın ibadethanesine girmeye mani olanlardan daha zalim kim vardır? diyor Allah.
Allah'ın ibadethanesine girip de zikretmek için, Allah'a ibadet için girmelerine mani olanlardan daha zalim kim vardır?
Kim vardır?
Bu manilerin Buraya polis koymaz, yahut burasını gelip de yıkmaz. İlmi kaldırdın mı bitti işte ibadet. İbadetin kökü ilim! İlim kalktı mıydı hepsi gider.
E tabi ilim ortadan kalkınca, mektep olmayınca, medrese olmayınca ne olur arkadaş?
Mühendis mektebi olmazsa mühendis nereden bulunacak?
Doktor mektebi olmazsa doktoru nereden buluruz?
Kimya mektebi olmazsa kimyacıyı nereden buluruz?
Uçakçıyı nereden buluruz, gemiciyi nereden buluruz?
Bunların hepsi mekteplerden çıkar.
E din adamı da olmazsa din nereden öğreneceğiz yani?
İnsanı ayakta tutan dindir.
Allah cümlemizi affetsin, tevfikatı samadaniyesine mazhar eylesin. Sevdiği razı olduğu kullarının arasına kabul etsin. İslâm dini üzerine doğduk elhamdülillah. İslâm dini üzerine yaşayıp İslâm olarak ölmeyi Cenâb-ı Hak cümle Ümmet-i Muhammed'e size ve bize de hakkaten nasip etsin.
Cömertlik, Cumanın
Önemi, Haram Mal,
Cennet, Sadaka,
Alimler, Övmek
