Fakirlikten Kurtulma Duası

Fakirlikten Kurtulma Duası
“El-Hamdülillah, sümme el-Hamdülillah, el-Hamdülillahî hedâna lihâza vema künnâ linehtediye levlâ en hedânallah.Vema tevfîki illa billah aleyhi tevekkeltu ve ileyh.
Neşhedü en lâ ilâhe illâlahu vahdehu lâ şerîkeleh. Veneşhedü enne Muhammeden abduhu ve habibuhu veresuluhu. Allahümme salli vesellime ve barik alâ hazen nebiyyu kariybu ve Resulu Seyyidul senedil azim fi kalbirrahim seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.
Elâ edüllüke alâ kelimetin min tahti’l-arşi min kenzi’l-cenneti tekûlü lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahi.
Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah. Bu tesbihe çok devam edin. Bu tesbihi günde 100 kere söyleyen insan bu tesbihin sayesinde fakirlik denilen şeyin yüzünü görmez.
E lâ edüllüke alâ milâki hâze’l-emri’l-lezî tüsîbuü bihi hayra’d-dünyâ ve’l-âhirati.
Bak şimdi bunu iyi dinle ama!
“Dünya ve âhiret hayırlarına isabet etmenin en güzel kıvamlı şeysi.” Aleyke bi-mecâliseti ehli’z-zikri. “Ehli zikrin meclisinde oturmak ve onların meclislerine devam etmek.”
Dünya ve âhiretin bütün hayırlarının bulunduğu yer. Ehl-i zikir, namazlarımız, nasihatlerimiz, Kur’an meclislerimiz, vaaz meclislerimiz, tesbih meclislerimiz, dua meclislerimiz, hep bunlar zikir meclisidir.
“Bunlara devam et.” diyor iki cihan serveri sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri.
Ne var?
Eh, buradaki olan şeyleri ne bileceğiz?
Demek ki pek büyük nimet var, çok büyük fayda var ki Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bize tavsiye ediyor. Açık söylüyor ehle’z-zikri. “Zikir meclislerine.”
“Siz de bu zikir meclislerine devam edin.”
Tabi 24 saat zikir meclisinde olacak değil ya. Yarım saat bir saat olur dağılır herkes.
Ve izâ halevte. “Ayrıldık, dağıldık.” Fe-harrik lisâneke. “Dilini tahrik et.” Me’steta’te. “Gücün yettiği kadar. Durma yani.”
Ne ile?
Bi-zikrillâhi. “Allah'ın zikriyle dilini meşgul et.”
Allah Allah Allah... diyerekten dilini meşgul et. Büyük bir nimettir.
Ve ehibbe fillâhi ve abğıd fillâhi. “Bir de Allah için sev Allah için buğz et.”
Nefsine dair değil.
Yâ ebâ rezîn. Bunu Ebû Rezîn denilen bir efendiye söylemiş hazreti Peygamber.” Hel şearte. “Anlıyor musun? Dikkat et yani.” Enne’r-racule izâ harace min beytihi. “Evinden çıktı kişi.” Zâiran ehâhu. “Bir kardeşimi ziyaret edeceğim diye evinden çıktı.” Şeyyeahu seb’ûne elfe melikin. “Bunu 70 bin melek teşyî eder.”
Niçin?
Bizim bir kardeşin hatırını yapacak. Ziyaretten maksat, hatırını hoş etmek.
Bayram gelir, parası var bilgisi de var tenezzül etmez. Bayramlaşmaya bile tenezzül etmez.
Halbuki bak ne diyor?
Yetmiş bin melek teşyî eder.
Küllühüm. “Bu 70.000 meleğin hepsi.” Yüsallûne aleyhi. “Ona salât eder, dua ederler.”
Salât mânası beş çeşittir. Bir çeşidi, durduğumuz namazın adı. Bir çeşidi de duanın adıdır. Bütün salatlar farklı manâlara gelebilir.
Yüsallûne aleyhi. “O adama dua eder dururlar.”
Namaz kılarlar değil yani, dua eder dururlar.
Şimdi ne diyorlar dualarında?
Ve yekûlûne rabbenâ vesale fîke. “Meleklerin duası: Rabbenâ ‘Ey Rabbimiz! Bu adam senin yolundan kardeşine gitti sıla yaptı, ziyaret etti onu.’” Fe-silhu. “Sen de buna sıla yap.” Fe ini’steta’te. “Eğer senin gücün yeterse.” En tu’mile cesedeke fî zâlike fe’f’al. “Daima böyle ziyaretçi olur.”
Kardeşlerini yahut bağı olup küsenleri ara bul, onlara özür dile, af dile, dua al onlardan.
E lâ edüllükümâ alâ hayrin mimmâ seeltemâhu? İzâ ehaztümâ medâciakümâ fe kebberallâhe erbean ve selâsîne va’hmedâ selâsen ve selâsîne ve sebbihâ selâsen ve selâsine. Fe inne zâlike hayrun lekümâ min hâdimin.
Bu çok geçmiştir ki Hz. Ali Efendimiz'in evinde Hz. Fatıma'ya bir keresinde Efendimiz onlara 34 defa tekbir, 33 defa tahmid, 33 defa da tesbih tavsiye buyurmuşlar.
E lâ edüllüküm alâ dâiküm ve devâiküm?
İnsan bir hastadır bir şifasıyladır ya hastalığının.
“Sizin sağlığınıza ve sizin dertlerinize deva olan şeyi bildireyim mi?”
Dâiküm ve devâiküm. “Sizi hasta edecek olan ve size şifa olan şeyleri haber vereyim mi?” E lâ inne dâekümü’z-zünûbü. “Size ârız olan dertler günahlardır.”
Baş ağrısı, karın ağrısı, ayak ağrısı, çeşitli hastalıklar var ya, onlar ayrı. Asıl dert günahlardır. Asıl dert günahlardır çünkü günah Allahu Teâlâ'dan kulunu ayırır. Bütün peygamberlerin dünyaya gelişinin sebebi kulu Allah'a bağlamak içindir. Günah da kulu Allah'tan ayırır. İyi değil. Onun için günahtan ufak büyük ne olursa olsun son derece uzaklaşmak lazım.
Bir kere Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’den bir nur gelir insanlara. Eğer nur gelmezse biz iman sahibi olamayız, derhal küfre düşeriz Allah esirgeye. O nur sayesinde imanımız durur. O nur incecik bir iplikten tut da kalın bir boruya kadar büyür.
Sebebi?
İbadetler sayesinde o nur kalınlaşır, gelen nur kuvvetleşir onun sahibi gayet kudretli bir adam olur. Bu nur incele incele Allah esirgeye bir de kopması vardır bunun. İşte bu günahlar insanlara çok büyük zarar verir. Hastalıklar nasıl zarar verirse. Çeşitli hastalıklar var. Kalp hastalığı olursa tehlikeli. Başka hastalıklar da yine öyle ansızın götürenler de var.
“Onun için sizin dâiniz, derdiniz, ez-zünûb, günahlardır.” Ve devâüküm. “Sizin ilacınız da.” el-İstiğfâr. “İstiğfardır.”
Hastalık gelir.
Bizim de ilacımız el-istiğfar.
Günahdan hâli olmaz insan. Günah olur da derhal arkasından tevbe-i istiğfarı basıp, “Aman yâ Rabbi! Bir kerecik oldu, benden hata sâdır oldu. Senden affını isterim.” diyerekten.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’den hiç günah sâdır olur mu?
Olmadığı halde günde 100 kere o istiğfar ediyordu.
İstiğfar hem derecelerin terfiine sebep olur, hem zikre vesiledir, hem de günahların dökülmesine vesiledir. Onun için daima zikrullah.
Zikrullahtan büyük istifade eden kullarında eylesin.
Zikrullah da istiğfardır aynı zamanda. Zikrullah Allah Allah Allah..., bunun altında istiğfar da vardır. İstiğfarın altında da zikrullah vardır, ikisi birbirine bağlıdır.
E lâ edüllüküm alâ hıyâri hâzihi’l-ümmeti?
“Size şimdi bu ümmetin hayırlılarını haber vereyim mi?” diyor Peygamber Efendimiz.” Ellezîne izâ raâhümü’n-nâsü. “İnsanlar onları gördükleri vakitte.” Zekerullâhe. “Allah'ı hatırlarlar.” gördükleri vakit de Allah'ı hatırladıkları insanlar insanların hayırlısıdır. En güzel alâmet budur.
Ve izâ zükirallâhu indehüm. “Başladılar onların yanında zikrullah yapıyorlar.” Eânû alâ zikrihi. “Onların zikirlerine şöyle yapın, böyle yapın, şöyle deyin, böyle deyin diyerekten yardım eder.”
“Bunlar insanların, ümmetin en hayırlısıdır.” diye buyurmuş.
Yine buyuruyor;
E lâ edüllüküm ale’l-hulefâi minnî. “Benden sonra benim halifelerimi size haber vereyim mi?” diyor.
Benden sonra size gelecek halifelerimi, yani hulefâ-i raşidin dört tane ya. O herkesçe meşhur: Ebû Bekir, Osman, Ömer, Ali. Bunlar meşhurlardır.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in nurlarından her birisinde ayrı bir nur vardır. Birer parça hisselerini almışlar Peygamber Efendimiz'den. Her birisi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e bağlıdır nurla. Nurlar hep Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin. Bir tanesini kestin mi hepsi kesilir.
Şimdi elektriğin bir tanesi koptu mu hepsi sönüyor ya.
Neden sönüyor? Bizimkiler yansa ya?
Koptu tel.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den gelen nur derhal kesilir. Ben de bir yerlere sapma neden oluyor, siliniyor Efendim. Binâenaleyh insan olduğu gibi gider gürültüye Allah esirgesin.
Şimdi o benim halifelerim, bu dört tane ama bu dört tane değil.
Minnî ve min ashâbî. “Benim ve benim eshabımın halifeleri.” Ve mine’l-enbiyâi kablî. “Benden önde gelen enbiyaların da halifeleri.”
Kimdir onlar?
Hüm hameletü’l-kur’âni. “Kur'an-ı Azimüşşan’ı hâmil olan ülema-i kirâm.”
Hamele-i Kur'an'dan murat hafızlar değil. Eskiden hamele-i Kur'an hafızlara denilmiş. Hafızlar alimmiş de aynı zamanda. Onun için Hamele-i Kur'an onlarındır. Sonra değişmiş zaman gelince, Hamele-i Kur'an'dan, hafızlar ilimden mahrum kalmışlar.
“Burada hamele-i Kur'an, hem Kuran'a hem de benim hadislerime hâmi olan, bilen insanlardır.”
“Bunlar benim halifemdir ve benden evvel gelen peygamberlerin de halifesidir, enbiyaların da halifesi, eshabımın da halifeleridir.”
Ve anhüm fillâhi ve lilâhi. “Bunların işi de Allah için yaptıkları.”
Onun için diyor ki sahib-i kitap;
“Eğer insanlar ulemalarının kadr ü kıymetini bilseler, onları omuzlarında taşırlardı.”
“Eh işte cahildirler, dünyayı bilmiyorlar, şunu bilmiyorlar, bunu bilmiyorlar...”
Eh ne dersen de gayri. Ama o Allah'ın yolunu biliyor ve Allah'ın yolunu söylüyor. Onun vazifesi değil ki dünyayı sana bildirmek. Dünyayı bildirecek başka meslekler var. Onlar bildirsin sana dünyayı.
Bu hürmetten müslümanlar uzaklaştığı takdirde nasıl ki feyz Allah'tan ve Resûlullah vasıtasıyla oradan tevzî olunuyor. Resûlullah darılır buna. Benim size âhireti bildiren adamlara yapmış olduğunuz hakaretten dolayı Resûlü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem müteezzi olur,
Allah kusurlarımızı afv u mağfiret eylesin. Tevfîkât-ı samedâniyesine mazhar eylesin. Cümlemizi fazl u keremiyle nefsin, şehvetin, şeytanın elinden kurtulup o güzel cennetine müstahak, istihkak getiren kullarının zümresine kabul buyursun.
El-Fâtiha!
Hayvanlara Muamele,
Secde, Namaz, Kıyamet
Fakirlikten Kurtulma
Duası, Hz. Fatımanın
