Kuran Okununca Melekler, Beytül Mamur

Kuran Okununca Melekler, Beytül Mamur
Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.
el-Hamdülillahirabbilâlemin ve’l-âkibetüli’l-müttekîn. Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. Emmâba’du fe-yâibâdallah;
el-Beytüllezî yakrau fîhi sûretü’l-kehfi lâyedhulühûvşeytânüntilke’l-leyleti.
Ravâhu’t-taberânî ve İbnMerdûyeve Ebu’ş-Şeyh an Abdillah b. Muğaffel.
Sadaka Resûlullahfimâkâl.
“Bir ev ki o evde Sûre-i Kehf denilen,
Kur’ân-ı Azîmüşşân’ın sübhânellezîesrâbi-‘abdihî]Sûre-i İsrâ’nın altındaki sûreye Sûre-i Kehf derler.
“Bu Sûre-i Kehf’i her kim her akşam okuyacak olursa, Cuma geceleri,Cuma günleri bâhusus,fakat her gece okuyacak olursa onun evine şeytan girmez.” diyor.
Lâyedhulühûşeytânün tilke’l-leyleti. “O okuduğu gece onun evine şeytan girmez.”
Şeytan girmeyince o ev mesud ve bahtiyardır.
Sûre-i KehfKur’an’dan bir parçadır,15. cüzün yarısını ihtiva eder. İçerisinde bir çok ibret şeyleri vardır.Sûre-i Kehf’in vesair vakaları bize arz eder.
Malum Kur’ân-ı Azîmüşşân’ı müslüman olan her kimsenin, muhakkak ve muhakkak bilmesi farz-ı ayındır diyeceğim.
Her müslüman, kendi de dahil, muhakkak evindeki her ferdi Kur’ân-ı Azîmüşşân’ı öğretmeye mecbur ve mükelleftir. Çünkü dininin esası odur.
Onun için Kur’an okuması hiç de zor değildir ha!Kur’an okuması hiç de zor değildir. Ne kadar gabî bir insan olsa birkaç ay içerisinde muhakkak güzelce öğrenir. Çünkü üzerinde harekeleri var.Gayet kolaylıkla insan gayret etti miydi pek az zamanda öğrenir, okur ve ezberleyedebilir.
Rahmetlik hocamız bize ders okuturken ikide birde hafız olamadığından şikayet ederdi. “Ah bir hafız olamadım. Onu, o fırsatı kaçırdım” diyerekten böyle içinden bir şey doğururdu.
Allah nasip etti onu yaptık ama bugün mesela onu kuvvetlendirecek iktidarımızda yok. Onu ancak mukabele okumak suretiyle insanlar kuvvetlendirebilir ki onuda biz beceremiyoruz.
Onun için sen ne yap da yap kardeşim,Kur’ân-ı Azîmüşşân’ı öğren.
Çünkü hayruküm. Bakın tâbire!Hayruküm.“Sizin hayırlınız.”
PeygamberEfendimiz söylüyor, Buhari ve Müslim’de [rivayet edilmiş].
Sizin hayırlınız ne parası çok olandır,ne serveti çok olandır,ne bilgisi çok olandır;
Hayrüküm men te’alleme’l-kur’âne. Kur’anı öğrenen.”Ve allemehû. “Sonrada öğretendir.”
Öğrenmekle kalmayacaksın, aynı zamanda öğrendiğini de öğretmekle Cenâb-ı Peygamberimiz bizleri mükellef ve muvazzaf kılıyor.
Bizim Kur’an’a itibarımız neyle anlaşılacak?
Kur’an yerlerine olan itibarımızla ölçülür.
Allah bizi affetsin.
Onun lafzını okumakla, onun nurundan istifade ederiz. Elham’ı okuyoruz mesela anlamıyoruz. Anlamadığımız halde onun manevî zevkinin nurunu alırız,verir AllahuTeâlâ. Bu benim kelamımı okuyor diyerekten verir. Birde manâsını âşinâ olursan o kat kat olur. O, kat kat olur. Onun için Kur’an’ın canı ilimdir. İlim hayattır.
İlmü Kur’an âhirete aittir.
Bizim Kur’an’ımızın âhirete ait oluşu.
Biz bugün bir hayat sürüyoruz işte, fakat hayatımız birgün sona eriyor. Bunu hepimiz görmekteyiz.
Geçen bir Zincirlikuyu denilen mezarlığa gittik. Allah...Bizim aklımız çoktan gitmiş kafamızdan yani. Aklımız kafamızdan çoktan gitmiş.
Adam imanla gittiyse ne mutlu, üstüne kubbe yapmaya lüzum yok. İmansız gittiyse altından da yapsan kıymeti yok.
Eğer evini böyle Kur’anile, gönlünü Kur’an ile nurlandıramadıysan, sen öldükten sonra seni o mezarlığa koyup da üstünü neden yaparlarsa yapsınlar, orada azap içersinde kıvranmaktan başka çare yok.
Çünkü Kur’an daima bizi ahreti çağırıyor,bizi daima âhirete çekiyor. Kur’an’ın asıl şeysi,dünya olmak deği lâhiret adamı,yani edebiyet adamı ebediyet. Kur’andiğer ilimler hep muvakkat,insanın kendisi de muvakkat. Fakat Müslüman insan muvakkat hayatın içerisinde ebediyet hayatını kazanan insandır. Bu muvakkat hayatta ebediyet hayatını kazanan insandır müslüman. Şimdi bizi mezara koyacaklar hepimizi.
Muhakkak imanımız, inancımız elhamdülillah Peygamberimiz’den gelen tavsiyelere ve Kur’an’ın tavsiyesine inancımız var. Adı biri Münker birisi Nekir iki tane melek gelecek karşımıza;men rabbüke ve men nebiyyüke sualini soracak.Bunun cevabı, eğer dünyada iken Allah ile meşgul, din ile meşgulse, onları içersine yerleştirdiyse mükemmel cevabını verecek. Kabri cennet bahçesi olur. Cevap veremediyse, bunları bilemiyorsa cehennem çukurundan bir çukur.
Hz. Ömer’e Cenâb-ı Peygamber âhireti böyle tasvir ediyor;
Yâ Ömer! İşte karşına böyle görmediğin bir kudretin sahibi gelecek,gözü şöyle kendisi de böyle, kuvvet sahib görmediğin bir adam,daracık bir yerde.
Ne yapacaksın o zaman?
Soracak bunları sana,nasıl diyeceksin?
YâResûlallah!Bugünkü aklım başımda olacak mı?” diyor.
Evet.
“Eh öyleyse korkmam.Bu aklım başımda olduktan sonra korkmam.”diyor.
Şimdi aziz kardeş!
Akıl iman iledir,Asıl akıl, insanın bu âlemden sonraki öteki âlemi için iman ile hazırlanışıdır.
Onun için bilgi ancak imanın altındadır. İman ne kadar kuvvetliyse bilgi o kadar kuvvetli olur. İman ne kadar kuvvetliyse bilgide o nispette kuvvetli olur. Onun için bilgi Kur’an bilgisidir.
Allah cümlemize nasip etsin. Çoluk çocuklarımıza da nasip etsin. Ve bu bilgileri yetiştirecek yerleri destekleyecek kudret de versin bize.
Karşıdan seyirci bakmak,müslümanın işi değil bu. Müslüman böyle iş yapamaz, seyirci duramaz. Mesela bir insanı sürüklüyorlar atacaklar bir çukura. Karşıdan hep bakacağız mı böyle seyre,yoksa onu kurtarmayamı çalışacağız?
Elbette onu kurtarmaya çalışacağız. Evvela kendimiz sonrada yetiştirdiğimiz yavruları o cehennem çukuruna düşmekten kurtarmak lazım.
Ben hocaefendi okuttum çocuğuma.
Okutmak para etmez ki!
Şimdi bizim eski devrimizde yetiştirdiğimiz bir çok insanlar vardır ki okumasını pekalâ bilirlerdi ama bugün hepsi unutmuştur. Unutmayan içlerinde pek azdır,hepside unutmuştur.
Niçin?
Dünya içlerine galebe çalmıştır,dünyayla meşguliyetleri dolayısıyla Kur’an ilmini,Kur’an okumasını unutmuşlardır.
Kur’an okumasını unuttuktan sonra,Kur’an’ın bize verdiği âhiret ilimleri?
Onlarda unutulmuştur.
Onun için en evvel âhiret için insanın hazırlanması lazım.
O da neyle olacak?
Ölümü gözünün önünde tutmakla olacak. Ölüm, hiç kimse ne gencine bağlı ne ihtiyarına bağlı. Saati dakikası belli olmayan bir kuvvettir o. Gelir, insanı vakti gelince alır gider.
Onun için sen Kur’an’ını hem öğren, hem de öğretmeye çalış,hem de öğreticilere elinden geldiği kadar son derece yardım et. Sonra birgün gelecek ki “Ben bu paraları acaba nereye koysaydım?” diye yer arayacaksın ama koyacak yerde bulamayacaksın. Paralarını koyacak yerde bulamayacaksın. Ne sana yarayacak ne başkasına. Azabı başka...
Bak;
el-Beytü izâkuriefîhi’l-kur’ânü. “Bir ev. O evdeki Kur’an okunuyor.”
Burada tarif olunan ev. Evden evvel kendimiz lazım. Neyse bir hafız tutabilirizde;“Gel hafızefendi bizim evimizde bir Kur’an oku.” deriz. Nasıl mukabeleciler yapıyor,o da gelir bizim evimizde Kur’an okur. Ama ondan evvel şu kendi evimiz var,şu kendi evimizde Kur’an’ı okuyacağız,kendimizebir kudret lazım. Eğer biz bu Kur’an’ı kendimiz okuyamıyorda başkasından alıp almak suretiyle okutturuyorsak bu iş aynı taşıma suyla değirmen döndürmeye benzer.
Onun için evvela kendimizin Kur’an okumasını muhakkak ve muhakkak öğrenmesi lazım. Başkasını bırak!Başkası okur dinleriz, ondan sevap alırız başka ama evvela kendimizin okuması ve öğrenmesi lazım.
Öğrenemem!
Altmış yaşından sonra hafız olanlar var. Altmış yaşından sonra hafız olabilenler var.
Bir misafirimiz gelmişti bize,bugün 89 yaşındadır kendisi. Babası albay imiş fakat bir yazı yazmış;
Velâ tahzen innellâhe me’anâ. Kendisinin güzel yazısı varmış,götürmüş bir yere, birisinin evine asmış. Oraya bir hafız gelmiş demiş,“Bunu yazan güzel yazmış ama birde hafız olaymış çok iyiymiş. Çünkü yanlış yazmış.” demiş. İbareyi yanlış yazmış.
Bunu duyunca utancından tam 51 yaşından sonra dokuz ayda hafız olduğunu kendisi söyledi adam. Babası asker bir adam.
Yalnız üzerine düşmek lazım tabii o kadar. Onun için;
el-Beytü. “O evde bütün melekler hazır olur.” diyor.
Melâike orada hazır olur. Meleklerin adedini Allah’tan başka kimse bilmez.Cenâb-ı Hakk’ın bize lütfu çoktur. Çok meleklerimiz vardır;gözümüzü bekleyen melek var,burnumuzu bekleyen melekler var,ağzımızı bekleyen melekler var. Kafamızı, dimağımızı bekleyen melekler var. Karnımızdaki hareketleri tanzim eden melekler var. Dolu,bir sürü meleklerimiz var. Bunlardan maada birde böyle Kur’an okundukları vakit de.Kur’an’ın bir kokusu vardır. Mis kokusu nasıl daha ondan güzel ne kokular var mesela çeşitli. O kokuları burnumuz duyunca,“Acaba kimden geldi bu koku?” diyerekten etrafa bakınıyoruz. Bu koku kimden geliyor diyerekten aranıyoruz. Binâenaleyh Kur’an okunduğu vakit de melâike-i kirâm o Kur’an okunan eve toplanırlar;
Hadarat hü’l-melâiketü. “Onun nurundan, o kokusundan müstefit olmak içinKur’an okunan eve toplanırlar.”
O ayrıca bir hadislerde de yine böylece var ki Kur’an okunan yerlerdeki kokudan ve nurdan bütün melekler biribirlerini haberdar ederekten yerden arşa kadar bir minare yapılır. Melekler toplanmışlardır böyle yerden arşa kadar bir minare... Sonra hani biz gökte yıldızları görüyoruz ya, o yıldızlarda bir parlaklık var. O parlaklıklarıyla onların yıldız olduğunu, kimisi daha büyük kimisi daha ufak. Ha bu bizim evlerimizi de o melekler aynı şekilde görürler. Evde okunan Kur’an nispetinde bizim evimizde bir aydınlık vardır. O aydınlıkla gökteki melekler bizim evimizde Kur’an okunduğunu anlarlar ve oraya hücum eder gelirler.
Hadarat hü’l-melâiketü.İşaretleri yani parolaları budur,oradaki nur dolayısıyla oraya inerler.
E şimdi sen evinde meleklerinmi toplanmasını istersin şeytanların mı toplanmasını istersin?
Hep müslümanlar tabiatıyla şeytanı istemez melekleri isterler.
Vetenekkebet anhü’ş-şeyâtînü. “Meleklerin geldiği yerde şeytan duramaz kaçar.”
Ezan okunduğu vakit de nasıl kaçıyorsa,çünkü onu yakan nurdur. Nurun yanında duramaz kaçar.
Vettese’a alâehlihî. “O ev ne kadarda dar olursa olsun,vettese’a alâ ehlihîehli için çok geniş bir saray olur.”
O ev o evde oturanlar için Kur’an sebebiyle çok geniş olur. Üzülmezler, yani mukadderata razıdırlar;şunun şöyle köşkü var bunun böyle konağı var diye kimsenin malında gözü yoktur. O evde onun için;“Ah Allahım sana çok şükür!Beni soğuktan koruyacak, sıcaktan korunacak, yağmurdan koruyacak bana bir yer verdin. Sana hamdolsun.” diyerekten orası ona çok geniş gelir.
Vekesüre hayruhû. “O evin hayrıda çok olur.”
Hayır... Belki o gün o parada kazanamamıştır. Mevlânâ’ın dediği gibi;“En bahtiyar günümüz evimizde ekmek, yemeğin olmadığı gün.” demiş. O gün evde ekmek yemek yoksa o gün en bahtiyar günümüz demiş Mevlânâ. Bunu böyle diyenlerde çoktur. Yani bunların evinde ekmek yemek de olmasa yine bu adamlar hayır içersindedir,imanları bunlara kafidir. İmanları bunlara yetip artar,onun için gelmişe gitmişe hiç kulak asmazlar. O hayır kafi onlara, iman hali nur hali.
Vekalle şerruhû. “Şerleride az olur.”
Ve inne’l-beyte. Şimdi birde ev var ki.”İzâlem yukra’ fîhi’l-kur’ânü. “O evde Kur’an okunmuyor.”
Yani o evde Kur’an okuyan adam yok,kimse Kur’an’ı bilmiyor.
Aziz kardeş!
Namaz kılıyoruz. Namazımız ne sayesinde namaz olur?
Kur’an sayesinde namaz olur.
Kur’an okumasak namazımız olur mu?
Olmaz.
Her şey buna göredir.
Hadarat hü’ş-şeyâtînü.
Şimdi Kur’an okunmayan evlere toplanan kim olacak?
Şeytanlar olacak.
Şeytanlar... Sakın bunları,“Bu şeytanmeytan kimdir?” diyerekten inkara kalkma. AllahuTeâlâ’nın bunlar bizi bildirdikleri şeylerdir.Bunları görmesek de bilmesek de,görmek bilmek şart değil,bunların mevcudiyetleri kitaplarla delillerle sabittir. Onlara imanımız vardır.
Vetenekkebet anhü’l-melâiketü. “Şeytan gelince meleklerde kaçar.”
Şeytanın geldiği yerde melekler durmaz.
Vedâka alâ ehlihî. Şimdi direk kazancı varsa. Mesela günde bin lira kazanıyor farzedelim. Büyük adam,işi var, fabrikası var,bin lira veya 10 bin lira kazanıyor. Kazancı yerinde. Yahut memuriyette yüksek maaş alıyor,geniş. Fakat bu genişliğiyle beraber;
Vedâka alâ ehlihî. Bu ev koca han de canım. On 20 odası var,bahçesi şöyle güzel,içi böyle güzel. Fakat vedâka alâ ehlihî. “İçine gireni sıkıyor.” İçine gireni sıkıyor,bunalıyor,rahat yüzü yok.
Allah affetsin bizi.
Ve kale hayruhû vekesüra şerruhû. “Hayrı pek azdır şerride çok.”
Niçin?
Kur’an’dan uzak.
Onun için aziz kardeş!
Bugün hepimiz bir istikbal derdindeyiz. Yaşımız 25, ki en kıymetli yaşlardır. Onbeş ile 25 en kıymetli yaştır. Bu yaşlar içersinde bütün ömrümüz hep dünyayı kazanmak için gidiyor;
Niçin?
İstikbalimizi temin edelim, bir masanın başına oturur biz de şöyle rahat ederiz.
Oku da memlekete yardımcı olacak bir ilmin sahibi ol. Yardımcı olacak bir ilmin sahibi ol,muayyen bir paraya bel bağlama.
İşte ne verirlerse versinler muayyendir,beş kuruş fazla vermezler adama ama iş sahası hiç de öyle değildir. İş sahası hiç de öyle değildir,insan kaderi yardım ederse az zaman zarfında çalışması sayesinde büyük adam olur.
Muayyen saatte gideceksin, gitmezsen mesul olursun. Muayyen saatte çıkacaksın, erken çıkarsan mesul olursun.
İşte bir çok şeyleri var ama serbest ticarette?
Paraya esir olmamak şartıyla insanın mümkün mertebe hürriyeti elindedir. Ama paraya esir olursan o daha beterdir Allah esirgeye.
Onun için aziz kardeş!
Ne yap da yap sen Kur’an’ını öğrenmeye bak. Kur’an’ını her gün oku. Her gün Kur’an okumadan olmaz. Bizim şimdi mesela zikrullahımız da var. Zikrullahı yaparız ama bu zikrullahta Allah denir.
Nedir?
Lâ ilahe illallah denir, Hû denir, Hay denir, Kayyum denir...Cenâb-ı Hakk’ın esmâsından birer isim. Kur’an’ı becerdikten sonra en efdal zikir Kur’ân-ı Azîmüşşân’ın tilavetidir. En büyük fazilet Kur’ân-ı Azîmüşşân’ın tilavetidir. Oku,okuduktan sonra da üzerinde dur;“Şu âyet acaba nedir?” diyerekten onu. Bak bir sürü yeni yeni yazılarla tefsirlerde var, onlardan onu manâsını anlamaya çalış. Ama bütün manâyı anlayamazsın,anlamaya da imkan yoktur. Çünkü bir âyetin 60 bin manâsı var diyorlar. İçerisinde sayısız manâsı var. Onu anlayacağın hiç olmazsa yüz kısmını anlasan o da sana kafi. Ama iman kuvvetlendikçe AllahuTeâlâ onun içindeki manâları da insanlara inkişaf ettirir. Hiç mektepsizde insanlara öğretir.
Şimdi evinin hayrını istiyorsan, çocuklarının senden sonra sana okuyacak adam lazım. Ruhuna gönderilecek Fatihalar lazım,hayırlar lazım. Bunları istiyorsan çoluğunu çocuğunu dindar olarak yetiştir. Dindar olarak yetiştir!Kur’an okumasını öğrensinler ve bilsinler ve Kur’an ile amel etsinler. Kur’an ile amel etmezlerse yine zaiyattandır.Yine zayiattandır.
Cenâb-ı Hak cümlemize tevfik buyursun, ihsan buyursun, in’am buyursun.
Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yesifûn ve selamün ale’l-mürselîn velhamdü lillahirabbi’l-âlemîn el-Fâtiha.
Kuran Okunan
Ev, Beytül Mamur
