08.01.2001 - Yöneticilerin Önemi, Gurur ve Kibre Düşmemek, Dünyanın Faniliği

08.01.2001 - Yöneticilerin Önemi, Gurur ve Kibre Düşmemek, Dünyanın Faniliği
Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.
El-Hamdü lillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Kemâ yenbeğî li-celâli vechihî ve li-azimi sultanih. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinil evveline ve ahirin.Ve eşrefül mürselin ve imamül müttekın. Muhammedinil Mustafa ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ecmaîn.
Emma ba’dü
Fe-kâle Resûlullahi sallallahu aleyhi ve sellem;
Men vulliye min umuril müslimine şey’en fehasünet seriretuhu vuzikal heybete min kulubihim ve iza basata yedahu lehum bil mağrufi vuzigal muhabbete minhum. Ve iza gaffara aleyhim envalehum vefferallahu aleyhi malehu. Ve iza ensefat daife minel kaviyyi kavvallahu sultanehu ve iza acele fihim mudde fi umrihi.
Deylemi, İbni Abbas radıyallahu anhumadan rivayet eylemiş ki, Peygamberimiz sallallahu aleyhi vessellem; müslümanların başına işlerini idare etmek için, görevli olarak gelen kimselerle ilgili bize müjdeli bilgiler lütfediyor Peygamber Efendimiz. Buyuruyor ki;
Men vulliye min umuril müslimine şey’en. Kim ki müslümanların umumi işlerinden herhangi bir işinin başına veliyi emr olarak, işin yöneticisi olarak, genel müdürü olarak, bakanı olarak, vekili olarak getirilirse.
Ve hasünet seriretuhu. Adamın niyeti iyiyse, iç dünyası kalbi temizse, güzelse, görev başına getirilen adam. Eğer iyi niyetliyse, içi temizse; ruzigal heybete min kulubihum. Müslümanların kalbinde ona karşı bir saygı Allah ihsan eder. Bir hatırı, heybeti olur, müslümanların üzerinde. Müminler onu saygı ile görürler, ona saygı ile bakarlar, gözlerine heybetli görünür, izzetli görünür, saygı değer bir insan olarak görünür.
Ve iza basata yedahu lehüm bil mağruf. Aklın iyi gördüğü işlerde onlara, iyilik elini uzatırsa, iyilikler yaparsa, yönetici olarak, idareci olarak, elini açar iyilik yaparsa Müslümanlara;
vuzigal muhabbete minhum, bu sefer Allahu Teâlâ hazretleri ,saygının yanında, sevgi de ihsan eder müslümanların kalbinde ona karşı, sevmeyede başlarlar. Hem sayıyorlar, hürmetli izzetli bir insan olarak gözlerinde itibarlı bir insan olarak görünüyor gönüllerine, hemde su sefer severler. Neden?
Çünkü; El insanu abidül ihsan denmiştir. İnsanoğlu iyilikten memnun olur. İyilik yapıldı mı kendisine, iyilik yapanın kulu kölesi olur. Emret kardeşim, emret ağabey, emret arkadaşım kulu kölesi olur, iyilik yapanı sever. İyilik gördüğü kimseye, o da iyilik yapmak ister. Kulun olayım kölen olayım emret bendeniz, bende ne demek?
Köleniz demek, emredin bendenize, ne isterseniz yapayım gibi, insanoğlu iyilikle yola gelir. İyilik yaptıkça hel cezaul ihsani illel ihsan, iyiliğin karşılığı iyilikten başka bir şey midir?
Mutlaka iyilik yapan iyilik görür, mutlaka hayır eken hayır biçer. Mutlaka uygun iş yapan uygun bir muameleyle karşılaşır. Kanun, bu böyle.
Veen leysenil insani illa ma saa. İnsan neye yönelir neye gayret ederse onun karşılığında Allah onun umduğu istediği yöneldiği şeyi veriyor. Bir de sevgi hasıl oldu mu adama karşı, hem sayıyorlar heybetli görüyorlar,hem de seviyorlar iki.
Ve iza gaffara aleyhim envalehum veffarallahu aleyhi malehu. Beytül Mali Müslimini müslümanların umumi servetelerini, vergilerini vesaireyi de toplanan paraları iyi idare eder, ülkeyi zenginleştirirse, müminleri zengin ederse Allah onu da zengin eder. Zenginlikte verir. Allah razı olsun, şu idareciden ya ,ne mübarek adam, geldi bereketimiz arttı, memleket mamur oldu, bollandı, geçimler rahatlandı, herkes halinden hoş memnun duruma geldi, Allah ona da zenginlik verir.
Ve iza ensefat daife minel kaviy. Haksızın karşısında, adaletle zayıfı tutar da, kuvvetlinin karşısında bile, zayıfın yanında yer alırda, adaletle insafla, nıshatle muamele ederse, yani zengin diye adamın kürküne bakmıyor, kavuğuna bakmıyor, mevkine makamına bakmıyor, haksızsa cezasını bastırıyor, zayıfı ezdirtmiyor, zayıfı hor tutmuyor. Bu adamın arkası yok kuvvetli değil, zayıf aciz, bu da zengin kuvvetli, şu zengini aman darıltmayayım, fakir ne olursa olsun demiyor, bakıyor ki fakir haklı, zenginin canına okuyor.
İtibarlının, çete reisinin, ağanın, paşanın neyse, “ver bakalım şu fakirin hakkını” fakirin yanında yer alıyor, korkmuyor şeyden bastırıyor. Haa kuvvetli ama, haksızın karşısında haklı ama zayıfı tutuyorsa o zaman kavvallahu sultanehu, Allah onun gücünü kuvvetini arttırır. Saltanatını idaresini kuvvetlendirir. Devlet başkanı ise, saltanatı sultanlığı kuvvetli olur.
Ve iza acele fihim. Onların hepsine adaletle muamele ederse ,adil bir idareci veya devlet başkanı hükümdar olursa,
muddefi umrihi, ömrünü de Allah uzatır. Ooh ne güzel, ne mutlu. Hem sayılıyor, hem seviliyor, hem kendisinin malı serveti helal tarafından çoğalıyor, hortumlama yoluyla değil, çalma çırpma yoluyla, rüşvet yoluyla değil helalinden malı da çoğalıyor, hem de zayıfı tutarsa ezdirmezse, kuvvetli haksızsa ona yüz vermiyor karşısında durabiliyorsa, saltanatı da kuvvetleniyor. Ömrünü de Allah uzun eder, müslümanın ömrü uzun oldu mu ne olur biliyor musunuz? Sevabı artar.
Müslümanın ömrünün uzun olması çok iyi. Allah’tan hayırlı, uzun ömür istemek lazım.
Neden?
Bir kabileden iki kabiledaş müslüman oldular İslama girdiler tamam. Müslüman oldular Allah razı olsun, radıyallahu anhuma. Bir savaşta bir tanesi öldü, şehit oldu yani, bir tanesi şehit oldu maşallah Allah şefaatine erdirsin. Şehit oldu, şehitlik mertebesine erdi. Şehitlerin mertebesi çok yüksek. Ötekisi, bir sene daha yaşadı, bir sene sonra tabii bir şekilde harpte darpte değil sulh içinde vefat etti. Evinde köyünde ,olağan bir şekilde ruhunu teslim etti vefat etti.
Aşerei mübeşşereden rıdvanallahu aleyhim ecmain, hani hayatta iken 10 kişi hakkında Peygamber Efendimiz bu cennetliktir diye söyledi. Ebu Bekrin fil cenneh. Ebu Bekir Cennetlik. Omeru fil cenneh, Osmanı fil cenneh, Aliyyun fil cenneh, Talha, Zübeyr, Saad, Said rıdvanallahu aleyhim ecmain. 10 kişi. O aşerei mübeşşereden birisi rüyada bunları gördü. Bir gece rüyada, bu ikisini gördü; şehit olanla, bir sene sonra öleni gördü. Bir sene sonra ölene baktı, şehitten daha yüksek makamda. Makamı, mertebesi, derecesi daha yüksek. Hayret etti.
Peygamber Efendimize rüya anlatıldı, dedi ki; bir sene daha yaşadı, daha çok namaz kıldı, oruç tuttu, ibadet etti, bir senelik ömründe, ondan şehidi geçti dedi. Peygamber Efendimizin yanında, mescidinde, asrı saadetinde, bir sene daha yaşamak ;ne devlet ,ne nimet hem de Resulullahın sevdiği şekide yaşamak. Şehidin mertebesinden daha yukarıya çıktı.
Onun için Allah’tan uzun ömürlülüğü istemek lazım. Hem de şu bakımdan istemek lazım. Bir müslüman kolay yetişmiyor, muhterem kardeşlerim, zor yetişiyor, bilgileri zor topluyor, kemale zor eriyor, zor olgunlaşıyor, erik, incir, üzüm 15 günde 20 günde olgunlaşır.
İnsanoğlu 40 yılda olgunlaşıyor. 40 yıl geçiyor, ondan sonrada olgunlaşıyor, dünyayı anlıyor dünya fani hayat boş. Ahiret baki, cennet hoş, varsa yoksa Cenabı Hakka güzel kulluk etmekte fayda var, dünyaya dalmakta bir fayda yok, ehli dünyanın kazandığı her şey, dünyada kalacak, mühim olan ahireti kazanmak.
Şu can emanetini, vücut emanetini, nefsüke matiyyetüke ferfak biha. Allahın emanet olarak binek olarak verdiği, vücut emanetini yıpratmış. Bunun sorumluluğu yok mu? Korkunç sorumluluğu var. Emanete hiyanet bu. Sen emanete hıyanet ettin, doktorların tavsiyesinin, tabiblerin tavsiyesinin dışında her türlü şeyi yaptın. İçme denileni içtin, yapma denileni yaptın, ondan sonra vücudunu yıprattın. Emanete hıyanet ettin, gel bakalım. Bu emanete hıyanet ettin diye Allah ceza verir, ondan da ceza verir. Çünkü vücut bir emanet.
Vücûd-i cûd-i İlâhi,
hayat-bahş-ı kerîm(kadîm).
Hepsi Cenâb-ı Hakkın. Senin bir şeyin yok ki. Hepsi, Cenâb-ı Hak Teâlânın.
Cânı cânân dilemiş vermemek olmaz ey dil.
Ne nizâ eyleyelim ol ne senindir ne benim."
diyor, ne güzel söylemiş.
Ne demek, bu Osmanlı şairinin sözü? Cânı cânân istemiş, canını bana ver demiş. Cânı cânân dilemiş vermemek olmaz ey dil. Bak inat etme vermem deme, vermemek olmaz. Niye olmaz?
Ne nizâ eyleyelim ne boşuna münakaşa edip çekişip duralım? O ne senind,ir ne benim. Ne senindir ,ne benim o. Zaten O’nun. İstemiş vereceksin.
Tabi bu cânân kim hocam? Bu cânân kim?
Böyle ipek saçlı, selvi boylu, elma yanaklı, kiraz dudaklı, ok kirpikli, keman kaşlı eyvah, kaş keman. Kirpik ok çekti mi zıp diye saplanıyor karşı tarafın gönlüne. İnci dişli, bilmem hoş halli, nazlı.
Asıl sevgili, asıl mahbub, asıl cânân, Cânı cânân, cânlar cânı kim?
Alemlerin Rabbı.
Her türlü güzelliğin sahibi, her türlü kemalatın maliki, her güzeli yaratan, yeri göğü donatan, ağaçları çiçeklerle bezeyen, şu kainatı en güzel nizam ile halk eden.
Bedîu's-semâvâti ve'l-ard. Tebârekallâhu ahsenul hâlikîn.
Allahu Teâlâ hazretleri, mahbubu hakiki o.
Ötekiler yalancı, mecazi, yalancı meme, çocuğun ağzına koyuyorlar oyalıyorlar. Em bakalım cuggada cuggada cuggada cugguda , çocuk şakur şukur emiyor, ağzından aldığın zaman da aranıyor bebek, yav aldatıyorlar seni, bu yalancı meme. Ne olacak? Süt yok birşey yok, yalancı meme. Biraz kandırmak için, bala banarlar. Azıcık şöyle tatlı olsun diye, plastikten meme. Ananın ak sütü gibi olur mu? Hakiki meme gibi olur mu? Olmaz.
Asıl sevilecek ,her türlü güzelliğin yaratıcısı olan ve her türlü güzelliğe sahib olan, lehul esmâul husnâ, en güzel sıfatlarla muttasıf olan, en güzel sıfatların maliki olan Allahu Teâlâ hazretleri.
Lâ tudrikuhu-l-ebsâru vehuve yudriku-l-ebsâr. (6/103) Ve huve me’akum eyne mâ kuntum.(57/4) Ve huvel hakkul mubîn. Apaşikâr, garibi`l-mücib, yakın ve bizimle her yerde her zaman beraber.
Niye biz göremiyoruz? Niye göremiyor insanlar?
Kendisine bu kadar, ve nahnu akrebu ileyhi min hablil veridi (50/16), şah damarından daha yakın olan Mevlasını insanoğlu niye göremiyor?
Gafletten dolayı. Gaflet perdeleri, gözünün önüne kat kat perdeler çekilmiş. Bir tane perde olunca arkasının şeffaflığı görünüyor, ama şekiller görünmüyor. Orda ne var? Ağaç mı var, çiçek mi var? Görünmüyor.
Şöyle senin istediğin vech ile ,güzel ibadet etmekte bize yardım eyle. Tevfikini refîk eyle de yapabilelim; şeytana kanmadan, nefse aldanmadan, fani hayatın aldatıcı lezzetlerine takılıp kalmadan, ahireti unutmadan ,sana güzel kulluk etmeyi bizlere nasib eyle Ya Rabbi!
Bi-hürmeti ismike’l-a’zâm ve bi-hürmeti Nebiyyike’l-ekrem ve bi-hürmeti esrâr-ı sûreti’l-Fâtiha!
00.00.2000 -
Arafat, Arefe Günü,
10.05.2000 -
Günah ve Tövbe,
