Efendimizden Nasihatler - 26.07.1996

Efendimizden Nasihatler - 26.07.1996
Men etânâ eteynâhu. "Kim bize gelirse, biz de ona gideriz.” Yâni iyiliğe iyilikle mukabele. Ve men ekremenâ ekremnâhu. “Kim bize ikramda bulunursa, biz de ona ikram ederiz. Ve men kâtebenâ kâtebnâhu. Kim bizimle oturup bir anlaşma yaparsa, yazışırsa; biz de ona, yazışmasına uygun hareketi yaparız.”
Tabii bu mükâtebe bir de şey manasına gelir, kölelerin efendisiyle anlaşma yaparak, o anlaşmayı yazışmaya geçirerek kölelikten kurtulması mânâsına da kullanılan bir kelime. Yâni: “Kim, bizden birisi bir tarafta esir olmuş da, —meselâ savaşta— onun kurtulması için anlaşma yapmaya razı olmuşsa; biz de onun bize esir düşmüş olan insanına anlaşma yaparız, göndeririz. Yâni o bizimkini salıverirse, biz de onu salarız; o bizimkinin köleliğini kaldırırsa, biz de onunkini kaldırırız.” mânâsına da gelebilir.
Ve men şeyyea mevtânâ, şeyya’nâ mevtâhu. “Kim bizim cenazemize gelir, bizi teselli eder, cenazemizi teşyi eder, kabre gömülme merâsiminde bulunursa; biz de onun cenazesine gideriz.
Ve men kàme bi-hakkınâ, kumnâ bi-hakkıhî. Kim hakkımıza, hukukumuza saygı gösterirse, riayet ederse, biz de onun hakkına saygı gösteririz.” diyor, evet.
Peygamber Efendimiz SAS, yanına yanaşan, iyilik elini uzatan herkese iyilik elini uzatırdı. Aksilik çıkarmazdı, reddetmezdi. Her güzel davranışı, güzel davranışla karşılardı.
Eyyühe’n-nâs. Devam ediyor nasihatine: Câlisü’n-nâse alâ kadri ahsâbihim. “İnsanlarla soyları derecesine göre oturup kalkın! Meclislerinizi ona göre ayarlayın! Sözünüzü ona göre söyleyin! Riayet edin, yâni hürmet edin! Oturuşunuza, kalkışınıza dikkat edin!
Ve hàlitü’n-nâse alâ kadri edyânihim. Ve insanların dindarlıklarına göre onlarla ahbaplığınızı yakınlaştırın!”
Evet, bu da çok önemli bir nasihati Peygamber Efendimiz’in. Tabii insanlar soyluysa, soyluluğuna uygun bir muamele yapılması lâzım! Peygamber Efendimiz, çok soyu şahane, çok şerefli. O halde Arab’ın da Peygamber Efendimiz’e, o zamanki insanlarının, o soyluluğunu anlayıp hürmet etmesi gerekir. Bizim de zamanımız etrafımızda böyle hatırlı, itibarlı, bir kavmin önderi insan olduğu zaman, ona tabii hasebine, nesebine uygun bir tarzda muamele etmemiz lâzım ama:
Ve hàlitü’n-nâse alaâ kadri edyânihim. İnsanlarla beraber olmak, düşüp kalkmak, karışmak, samimiyet kurmak ve iç içe olmak. Bu hangi şartla? Dindarlık şartıyla olacak.
Dikkat edin, sevgili dinleyiciler! “Herkesle ahbablık edin!” demiyor; dindarlığı yüksek olan, vasıflı olan, iyi olan. Kaliteli diyecektim döndüm dikkat ediyorsanız, çünkü yabancı kelime kullanmamaya dikkat ediyoruz, bayrak açtık.
“—İnsanların dindarlık vasfı ne kadar yüksekse, o kadar onlarla dostluk edin! Yâni, dindar, namuslu, edebli, ahlâklı, Allah’tan korkan insanlarla samimiyet kurun, onlarla beraber olun, onlarla karışın, düşüp kalkın!” diye bir tavsiye.
Bu çok önemli! Bu insanı kurtarır. Yanlış insanlarla arkadaşlık yapan, mahvolur. İyi insanlarla arkadaşlık yapan, kurtulur. Bu nasihati unutmayalım!
Ve enzilü’n-nâse alâ kadri mürüvvâtihim. “Ve insanlara mürüvvetleri nisbetinde muamele edin! Ne kadar mürüvvetli iseler, siz de misafirperverliğinizi ona göre yapın! Siz onların memleketine, kavmine, kabilesine gittiğiniz zaman, size nasıl güzel muamele etmişlerse; siz de onlar geldiği zaman, öyle yapın!” gibi.
Ve dâru’n-nâse bi-ukùliküm. “Ve insanları ukùliküm aklınızla, akıllarınızı kullanarak insanları müdârat ediniz, yâni dirayetle idare ediniz! Yâni aklınızı kullanın, insanlara muamelenizi akıllıca yapın! Basiretli hareket edin! Herkesi dost etmeye çalışın, doğru yola çekmeye çalışın! Aklınızı kullanın, insanların zararından kendinizi böylece korursunuz. Aklınızı kullanın, insanları hayırlı yollara böyle sevkedersiniz.” diye, güzel bir nasihatle, Peygamber SAS Efendimiz çok şümullu, çok derin anlamlı nasihatle, bu hadis-i şerifini bitirmiş oluyor.
Efendimize Ashabının
Sevgisi - 10.10.1989
Efendimiz Bize
Örnektir - 08.12.1994
