00.00.1999 - Hayrı Hemen Yapmak, Selatuselam Yapmak

00.00.1999 - Hayrı Hemen Yapmak, Selatuselam Yapmak
El-Hamdülillâhi Rabbi’l-âlemîne hamden kesîran tayyiben mübâreken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecma’în ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.
Emmâ ba’dü.
بَادِرُوا بِالأَعْمَالِ سَبْعًا هَلْ تُنْظَرُونَ إِلَّا إِلَى فَقْرٍ مُنْسٍ، أَوْ غِنًى مُطْغٍ، أَوْ مَرَضٍ مُفْسِدٍ، أَوْ ه، َرَمٍ مُفَنِّدٍأَوْ مَوْتٍ مُجْهِزٍ، أَوِ الدَّجَّالِ فَشَرُّ غَائِبٍ يُنْتَظَرُ، أَوِ السَّاعَةِ فَالسَّاعَةُ أَدْهَى وَأَمَرُّ
Bâdirû bi’l-a’mâli seb’an hel tunzarûne illâ ilâ fakrin münsin ev gınâ mutgin ev marazin müfsidin ev heremin müfennidin ev mevtin müchizin evi’d-deccâli fe şerru gâibin yuntazaru evi’s-sâ’ati fe’s-sâ’atü edhâ ve emerru.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ten, İmam Tirmizî’nin rahmetullahi aleyh rivayet ettiği ve “hadîs-i hasen” dediği, Efendimizin hadisini okuyorum.
Peygamber sallalahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş ki; bâdirû bi’l-a’mâli seb’an. “Sâlih amelleri yapmaya koşuşun, yarışın, gayret edin yedi taneden önce, yedi şey gelmeden önce.” Hel tunzarûne illâ ilâ fakrin münsin. “Siz, her şeyi unutturan fakirliğin, gelmesini mi bekliyorsunuz? Her şeyi unutturan fakirlik geldi mi bir şey yapamazsınız ki. Yapacaksanız, şimdi elinizde fırsat varken yapın. İnsana,ne yapacağını şaşırttıran,yapacağını unutturan, fakirlik gelmeden yapın.” Bir. Fakrin münsin.
İkincisi; ev gınâ mutgin. “Yoksa, zenginlik gelmesini mi bekliyorsunuz? Zenginlik geliverir. O zaman, namazı niyazı, camii ibadeti, taati belki unutursunuz. Böyle bir durum da tehlike, o da gelmeden önce.”
Ev marazin müfsidin. “Yoksa ahvalini insanın, bozan bir hastalığın gelmesini mi bekliyorsunuz? Hastalık geldi mi keyifli zamanındaki gibi olmaz işler. Yapamaz yapacağı şeyleri. O gelmeden yapın.”
Ev heremin müfennidin. “Yoksa, insanı düşkünleştiren, ihtiyarlığın mı gelmesini bekliyorsunuz? Ne yapılırsa, ihtiyarlık gelmeden, gençlikte yapılır. Onun için acele edin.”
Ev mevtin müchizin. “Yahut da aniden gelen, ölümü mü bekliyorsunuz? Ölüm gelirse hiçbir şey yapamazsınız. Yapacaksanız, ölüm gelmeden yapın.”
Evi’d-deccâli. “Yoksa, Deccal’in gelmesini mi bekliyorsunuz. Deccal geldi mi büyük bir fitne. O fitnede, kimin ne yapacağı belli olmaz. Amelleri daha evvelden, şimdiden yapmaya girişin.”
Evi’d-decclî fe şerru gâibin yuntazaru. “Şu anda ortada olmayıp da beklenen, en fena beklenilen şey Deccal’dir. Deccal, çok insanı şaşırtacak; çünkü sûret-i haktan görünecek, günahları sevap gibi gösterecek. Cehennem yolunu, cennet gibi gösterecek. Büyük insanları, kalabalıkları aldatacak, saptıracak.”
Ona aldanmaması için, bütün peygamberler; ümmetlerini ikaz etmişler;
“Aman sizin zamanınızda, sizin torunlarınız zamanında Deccal geliverirse gözünüzü açın. Deccal’in aldatmalarına kanmayın, gösterişlere aldanmayın, Allah yolundan sapmayın.”
diye [söylemişlerdir].
Deccal’den sonra, bir tane daha var. Evi’s-sâ’ati. “Yoksa, kıyametin mi kopmasını bekliyorsunuz? Niye amel etmiyorsunuz. Ne bekliyorsunuz.”
Bunları mı bekliyorsunuz? Bunlar gelmeden, yapacağınızı yapın. Sevapları kazanın, Allah’ın rızasını elde edin. Yoksa ,kıyametin mi kopmasını bekliyorsunuz; en sonuncu.
Fe’s-sâ’atü edhâ ve emerru. “Kıyamet daha müthiştir, korkunçtur ve daha acıdır. Kıyamet çok korkunç bir haldir.”
Her yerde olacak. Yıldızlar sapır sapır dökülecek, ay güneş birbirine kavuşacak, yer gök yarılacak, denizler yarılacak.
Kıyameti mi bekliyorsunuz? Bunları mı bekliyorsunuz?
Bunlar gelmeden, elinizde imkân varken; şimdiden, amel-i sâlih işlemeye acele edin, tehir etmeyin. Çünkü; en insanı aldatıcı, duygulardan bir tanesi nedir?
Tehirdir. Hayırlı bir işi geç yapmaktır, buna tesvîf derler.
“İleride yapacağım, yarın yapacağım, sonra yapacağım...”
Bu çok aldatır insanı.
“Namaz kılacak mısın; hadi kılalım.”
“Kılacağım, kılacağım sonra kılacağım.”
Kılacağım, kılamaz. Tevbe; edeceğim edeceğim sonra edeceğim, edemez. Hacca; gideceğim gideceğim gidemez, Ölüm gelir, borçlu gider. Vereceğim, vereceğim veremez, fakirlik gelir.
Diğer bir hadîs-i; şerîf yine Ebû Hüreyre radıyallahu anh’ten rivayet olunmuş. Buyurmuş ki Peygamber Efendimiz, sahih, İmam Tirmizî rivayet etmiş. “Hasen hadis”.
Buyurmuş ki Peygamber Efendimiz;
أَكْثِرُوا ذِكْرَ هَازِمِ اللَّذَّاتِ
Eksirû zikre hâzimi’l-lezzâti. “Lezzetleri kesiveren, lezzetleri yok ediveren ölümü ,çok anın, çok hatırlayın. Aklınızdan ölümü çıkartmayın. Çünkü geliverir, her şey biter.”
Şu gün ölüverseydik ne olacaktı?
Bu halimizle gidecektik işte. Borcumuzla alacağımızla, işimizle gücümüzle… Koyun alacaktık. Dükkânın borcunu ödeyecektik… Geçmiş ola. Bitti.
“Ölümü çok anın, lezzetleri kesip yok ediveren, bitiriveren ölümü çok anın.” Dedi.
Efendimiz bu hadîs i şerîfinde.
Ya’ni’l-mevt. Hâzimi’l-lezzât.
Lezzetleri kesenden maksat nedir?
Ölümü kastetti. Ölümü çok anacağız. Ölüm geliverir, haber vermez, ne zaman geleceği belli olmaz. Genci, ihtiyarı ayırmaz. Bazen bebeğe bile gelir, bazen pehlivana gelir, bazen padişaha gelir, bazen zengine gelir. Sıhhate bakmaz, paraya bakmaz, mevkiye bakmaz, yaşa bakmaz. Geliverir. Azrail aleyhisselâm kimi alacak belli olmaz.
Halkı bostan edinmiştir,
Dilediğin üzer ölüm.
Üzmek eski Türkçe’ de “koparmak” demek. Halkı, bostan tarlası gibi edinmiş Azrail aleyhisselâm geliyor, olgunlaşanı koparıp, götürüyor. Karpuza, böyle pat pat pat vururlar kut kopartır götürürler. Gitti karpuz.
Sonuncu hadîs-i şerîf;
Kâne Resûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem izâ zehebe sülüse’l-leyli kâme fe kâle:
Peygamber Efendimiz sallalahu aleyhi ve sellem Übey İbn Kâb’ın rivayet, ettiğine göre gecenin üçte biri geçince kalkardı ve derdi ki; Yâ eyyühe’n-nâs!
Gecenin üçte biri ne zamandır?
Akşam gecenin başlangıcıdır. Akşam ezanı Allahu Ekber dedi mi gece başladı.
İbtidâü’l-leyli ezânü’l-mağribi. “Akşam başladı.” İntihâü’l-leyli.
Gecenin sonu ne zamandır?
İmsak kesilmesi. İmsak zaten, kendisini tutması demek insanın yemekten. İmsak vakti, fecr-i sâdık. Şimdi saat kaçta oluyor? 3:15 falan. Akşam kaçta oluyor? 07:00. 7’ye 10 kala.
3’le 7 arasında gecedir. 3 diyelim geceyi, ötekisini de 7 diyelim. Kaç oluyor, 8 saat oluyor. Biraz da küsurâtını ekleyelim 9 saat.
Akşam ezanından 3 saat geçince, yatsıdan sonra demek ki gecenin sülüsü geçince, Efendimiz ne yaparmış?
Kâne Resûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem izâ zehebe sülüse’l-leyli kâme fe kâle. “Kalkardı namaz için. Derdi ki.” Yâ eyyühe’n-nâs! “Ey ahali. Ey insanlar.” Üzküru’llâh. “Allah’ı zikredin. Allah’ı yâd edin. Zikir yapın.”
Câeti’r-râcifetü tetbe’uhe’r-râdifetü.
“Her şeyi sarsacak olan, sûrun üfürülmesi gelip çattı, kıyametin kopması yakındır.” demek istiyor.
“Zikredin, kıyamet yakındır.” demek istiyor.
Câe’l-mevtü bimâ fîhi. “Ölüm, nesi varsa içinde.” Câe’l-mevtü bimâ fîhi. Câe’l-mevtü bimâ fîhi. “İçindeki ahval, üzüntüler, korkularla beraber, ölüm de geldi demektir. Her zaman etrafımızda dolaşıyor.” İki defa söylemiş bunu.
Kultü: Yâ Resûlallâh innî eksiru’s-salâte aleyke fe kem aleyke ec’alü leke min salâtî?
Übey İbn Kâb, bu nasihatları duyduğu için; demiş ki Peygamber Efendimiz’e; “Yâ Resûlallah! Ben sana çok salât ü selâm ediyorum. Ne kadar yapayım, salât ü selâmımı?”
Fe kem aleyke ec’alü leke min salâtî? “Salât ü selâmımı, ne kadar yapayım?” Fe kâle: Mâ şi’te. “İstediğin kadar.” Kultü: er-Rubu’a.. “Ne kadar yapayım, dörtte biri kadar mı yapayım, meşguliyetimin?”
Kâle: Mâ şi’te fe in zidte fe hüve hayrun leke. “İstediğin kadar yap. Ama daha arttırırsan, bu senin için daha hayırlıdır. Salât ü selâmı daha çok yap.”
Kultü: en-Nısfe. “İbadet ve zikir faaliyetlerimin yarısını mı zikir yapayım?” Kâle: Mâ şi’te fe in zidte fe hüve hayrın leke. “İstediğin kadar yap ama, daha da arttırırsan bu senin için daha hayırlıdır.”
Çünkü bir kere salât edene, Allah; on kere salât ediyor. Çünkü Resûlullah indinde; insanların en evlâsı, sevgilisi, sevimlisi; kendisine salât ü selâmı, en çok eden.
Kultü: Fe’s-sülüseyni. “Üçte ikisini tahsis edeyim ibadet zikir, vaktimin.”
Kâle: Mâ şi’te fe in zidte fe hüve hayrun leke. “İstediğin kadar yap ama daha da arttırırsan daha da iyi olur.”
Kultü: Ec’alü leke salâtî külllehâ. “Bütün hep, sana salât ü selâm getirerek mi zikrimi yapayım?”
Kâle: İzen tükfâ hemmeke. “Öyle yaparsan; o zaman, tasaların karşılanmış olur. Gayretinin mükâfatı verilmiş olur.”
Ve yuğferu leke zenbüke. “Günahların mağfiret olunur.” dedi.
Demek ki; salât ü selâmı müslümanın, Peygamber Efendimiz’e yapabildiği kadar çok yapması lazım.
Hele hele Peygamber Efendimiz’in adı geçtiği halde, ona salât ü selâm bile getirmeyen insanlara, ne demeli?
“Müslümanım” deyip de...
Salât ü selâmı ne kadar çok yaparsa, o kadar tasası dağıtılıyor, gamı kederi gidiyor, günahı aff u mağfiret oluyor. Başka bir şey istemese bile, Allah salât ü selâmı getirdi diye, ona mükâfatını veriyor. O halde Efendimiz’e salât ü selâmı çok yapalım.
Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedini’n-nebiyyi’l-ümmiyi ve alâ âl’ihî ve sahbihî ve sellim. Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedini’n-nebiyyi’l-ümmiyi ve alâ âl’ihî ve sahbihî ve sellim. Allâhümme salli alâ seyyidinâ Muhammedini’l-lezi’l câ ebil hakkıl mübin ve erselte hû rahmete’l lil alemîn.
Ve alâ alîhî ve sahbîhi ve men tebiahu bi ihsanin ecmain
el-Fâtiha.
00.00.1999 -
İlim Ögrenmenin ve
29.12.1999 -
Kul Hakkı, Veda
