İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Aşure

Aşure
25.06.2026
9 dk 29 sn

Ortak değerlerimizi canlı tutan geleneklerimizden biridir aşure. Aşureyi pişirme, dağıtma, paylaşma… Muharrem ayının 10. günüdür, o paylaşma günü. Hakkında çeşitli rivayetler ve izahlar vardır. Ancak Resulullah Efendimizden gelen pek çok rivayet arasında Abdullah ibni Abbas dan gelen bir hadis şöyle nakledilir:

"Nebi (SAS.), Ramazandan sonra hiçbir günün diğerinden (daha) faziletli olduğunu araştırmazdı! Ancak Âşure günü hariç!”

Biz de Anadolu halkının dilinden nakledilen tarifi ve tarihini nakledeceğiz.

Şöyle der Anadolu insanı:

Tufan senesinde Nuh aleyhisselam ve yanındakiler sefere çıkmışlar. Gemi 150 gün boyunca azgın dalgalarla mücadele etmiş. Bir süre sonra sular, yavaş yavaş çekilmeye başlamış. Nuh (a.s.) kara var mı yok mu, öğrensin diye bir karga yollamış ama karga geri dönmemiş. Sonra bir güvercin yollamış, güvercin konmak için bir yer bulamamış ve geri dönmüş. Anlamışlar ki henüz her yer sular altında. Aradan bir hafta geçmiş. Nuh (a.s.) yeniden bir güvercin yollamış. Güvercin bu defa ağzında bir dal parçası ile geri dönmüş. Nuh (a.s.) "Galiba sonunda karaya vardık" diye düşünmüş ve sonunda gerçekten karaya ulaşmışlar. Dünyadaki bütün insanlar ve canlılar ölmüş ama Nuh (a.s.)'ın gemisindeki canlılar yeni bir dünya kurmak için karaya çıkacaklarmış. Karaya çıkmadan önce gemideki bütün yiyecekleri karıştırmış ve bir yemek yapmışlar. Bugün hâlâ insanlar bu yemeği yiyorlar ama şimdi bir yemek değil, bir tatlı. Bu tatlının adı da: Aşure. 

Aşure pişirilmesi Nuh Peygamber'in sünneti olarak da herkes tarafından kabul edilmiş. Ekseriya hayır sevenler aşure pişirip halka ve bilhassa fukaraya dağıtmak için imaretler ve vakıflar kurmuşlar. İlk halini bilemiyoruz ama geleneklerimizden nakledilen aşureye bir nevi tatlı, yemişli bir çorba diyebiliriz.

Anadolu geleneğinde Aşure günü biri matem diğeri kutlama olmak üzere iki şekilde yer alır. Kameri takvime göre Muharrem ilk aydır. Rûz-i katl veya yevm-i âşûra denilen aşure günü ise bu ayın onuncu günüdür. Aşure, Muharrem ayı ile o kadar özdeşleşmiştir ki Muharrem ayı "aşure ayı" olarak da isimlendirilmiştir. Sünnilerde bu gelenek belli tarihlerde İmam Hüseyin’e bir saygı olarak gözetilmekle birlikte, Muharrem yeni yıl veya o güne hasredilen önemli olayların kutlaması olarak devam etmiştir. Aleviler ise bu günü Hz. Hüseyin’in susuz şehid edilmesi nedeniyle evlerindeki billur bardakları kaldırıp bakır veya toprak kupa ve taslarla su içer, o gün oruç tutar ve eğlenceyi terk ederek yas günü kabul ederlerdi.

Osmanlı Devleti'nde her yıl muharrem ayında aşure pişirilmesi hem toplum hem de devlet nezdinde uygulanan önemli bir gelenekti. Her yıl başta saray olmak üzere  tekke ve zâviyeler dahil, Mekteb-i tıbbiyede, âsâkir-i şâhânede, Hz. Hüseyin’in Haleb’de bulunan makam-ı (meşhed) şeriflerinde ve elbette evlerde mersiye-i şerife okunup dualar yapılarak aşureler pişirilmiş ve halka ikram edilmiştir.

Aşureye Anadolu’da muhtelif isimler verilmiştir. Mesela Gaziantep’te “şirinli şora” veya “şirinli çorba”, Kilis’te “aşır”, Çorum yöresinde “pekmezli hedik”, Sivas yöresinde “pekmezli hedik” veya “üzümlü çorba” denilmiştir. 

Aşurenin içine konan malzemeler Sünni ve Alevi geleneklere göre farklılıklar gösterir. Sünni gelenekte aşure günüyle beraber ondan bir gün önce ve bir gün sonra oruç tutmak adet iken, Alevi geleneğinde herkes oruç tutmamakta, oruç tutanlarsa 12 ya da 15'e tamamlamışlardır. Alevi geleneğinde aşurenin içine en az, oruç tutulan gün sayısı kadar malzeme konmaya özen gösterilirken, Sünni gelenekte oruç tutulan gün sayısından bağımsız olarak malzeme kullanılmıştır.

Evlerde büyük helvahane veya kuzu kazanı içinde hazırlanan aşure ocaktan indirilince evin en yaşlısı kazanı karıştırıp bir Yasin-i şerif ve Mülk suresi okur, kazanın ağzına kalaylı bir tepsi, bunun üstüne de beyaz bir örtü örtülür, aşurenin demlenmesi tamamlanınca tepsi alınır, evin en büyüğünden en küçüğüne sıra ile tas tas ikram edilirdi. Herkes salavat getirdikten sonra yer, Daha sonra aşure Saksonya testileri, kapaklı kıymetli kaselere boşaltılır üstlerine şam fıstığı, çam fıstığı, kuş üzümü, mevsimi ise bir miktar nar tanesi serpilerek kapaklan kapatılır, her birinde birer çift kase olmak üzere süslü tepsiler konur, tepsilerin üstü beyaz örtü ile bağlanarak kibar ahbaplara gönderilirdi. Getiren adama bahşiş verilip kaplar iade edilirdi. Geri kalanı büyük kaselerle yakın ahbap ve komşulara dağıtılır. Kaselerin yıkanmadan geri verilmesi ayıp sayıldığından güzelce yıkanıp, çeşitli çerezlerle doldurulur, iade edilirdi.

Tekke yaşantısında aşure pişirilmesi ve yenilmesi tasavvufun sembolik izahları ile süslüdür. Mesela aşure içine konan her malzemenin (buğday, nohut, kuru fasulye, mısır, yeşil mercimek, az pişmiş pirinç, bulgur, ceviz, badem, incir, karanfil, zemzem suyu gibi) Allah’ın isimlerine işaret ettiği düşünülürdü. Bu anlayış nedeniyledir ki, aşurenin bir zerresi  dahi yere düşürülmemiş ve zayi edilmezdi. Hatta bir şifa besini ve manevi bir ilaç gibi kabul edilirdi. Tekkelerde pişen aşureler yalnız halka dağıtılmaz saraya ve saraylılara da gönderilirdi. Sultan II. Abdülhamid’in Yıldız Sarayı’nda Kadîrîhane’den merasim ile yollanan aşureyi beklediği, mabeyncisine, “aşuremiz nerde kaldı?” diye sabırsızlıkla sorduğu rivayet edilmektedir.

Topkapı Sarayı’nda üç çeşit aşure pişirilmiştir: Büyük Mutfak’ta ballı aşure pişirilir, bu aşure sarayın dış halkına, kozbekçiler, zülüflü baltacılar, teberdar, bostancılar ve şehir halkından saray kapısına gelenlere dağıtılırdı. Helvahanede pişirilen şekerli aşure enderun-u hümayunun zülüflü ağalarına ve saray iç oğlanlarına dağıtılırdı. Kuşhane mutfağındaysa,  içerisine süzme misk katılan aşure pişirilirdi. Bu aşure padişaha ve haremine hususiydi. Bunlar dışında  sarayda “Frenk arpası aşuresi” yapıldığı da söylenmektedir.

Devlet görevlilerine ve din alimlerine kase ve testilerle gönderilmiş aşureler boşaltılır,  aynı  kaplara kuruyemiş, şekerleme gibi yiyecekler koyarak iade edilirdi. Hanedan mensupları,  paşa ve vezir gibi en yüksek tabaka ise, aşureyi birbirlerine hediye olarak kabul edilebilecek değerli porselen yahut aşurelik adı verilen küçük testilerde gönderirdi. Muharremiyelikler Göksu deresinin çamurundan mamuldü. 

Osmanlı döneminde çok sayıda oldukları Zeynep Kamildeki İranlılar kabristanından anlaşılan  İranlılar Muharrem’de on gün boyunca Karacaahmet’te Seyitahmed (Seyyidahmed) deresindeki tekkelerinde geceli gündüzlü matem töreni yaparlardı. Onuncu gün de İstanbul’un dört tarafından buraya toplanıp, Seyitahmed deresine gidilir, akşama doğru alaca bulaca bayraklarla donanmış bir alay, kafile halinde İstanbul’daki hanlarına dönerdi. Üsküdar caddeleri  Muharrem’in onuncu günü bütün İstanbul halkının toplantı yeri olurdu. Boğaziçi, Adalar, Moda, Kadıköyü vs. İstanbul’un her bölgesinden insanlar Üsküdar caddelerindeki aşure törenlerine katılırdı. 

Şehzadebaşı Külliyesi tabhanesinde barınan veya Anadolu’dan gelen âmâların Muharrem ayının ikinci ve üçüncü haftaları buyunca sokaklarda dolaşarak aşure goygoyculuğu yaptığı ve aşure malzemesi toplar ve bu malzemelerle aşure pişirildiği rivayet edilir. 

Anadolu halkları, yükledikleri zıt anlamlarla da olsa aşure gününde birlik içinde olmayı yüzlerce yıldır başarmış, konu komşuya, fakire zengine dağıttıkları aşurelerle hüzün ve sevinçlerini paylaşmayı bilmişlerdir. 

Bir Sonraki

Ayet

Sofraları

Bir Önceki

Asker

Kınası

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
Ahiret Kardeşliği
09.08.20268 dk 33 sn
Anadolu İrfanının Önemi
05.11.20197 dk 15 sn
Anadolu Şehirlerinde Bayram Gelenekleri - 1
27.05.20267 dk 49 sn
Anadolu Şehirlerinde Bayram Gelenekleri - 2
28.05.202611 dk
Anadolu Şehirlerinde Bayram Gelenekleri - 3
08.06.20257 dk 49 sn
Anadolu Şehirlerinde Ramazan
28.02.20264 dk 34 sn
Asker Kınası
06.09.202611 dk 58 sn
Ayet Sofraları
21.02.20267 dk 9 sn
Bacıyanı Rum
13.09.20268 dk 5 sn
Başımın Gözümün Sadakası
25.10.20269 dk 5 sn
Bed-i Besmele-Amin Alayı
16.08.20268 dk 14 sn
Beşik Alayı
01.08.202611 dk 30 sn
Çevre
30.08.202612 dk 13 sn
Çiğdem
31.10.20266 dk 57 sn
Çocuk Terbiyesi
10.10.202610 dk 57 sn
Deyimler
04.10.20267 dk 5 sn
Dilencilik
23.08.202610 dk 43 sn
Erenler
01.04.20208 dk 45 sn
Evler
29.08.202610 dk 56 sn
Fütüvvet
22.08.20269 dk 53 sn
Goygoyculuk
26.09.20267 dk 25 sn
Hac
16.05.202611 dk 52 sn
Halk Edebiyatı
03.02.202011 dk 32 sn
Helva Sohbetleri
05.09.20269 dk 37 sn
İkramiyeler
23.03.20245 dk 33 sn
Kahve
12.07.202610 dk 17 sn
Kandiller
25.12.202512 dk 39 sn
Köy Odaları
20.09.20269 dk 48 sn
Meczuplar
24.10.202610 dk 45 sn
Mezartaşları
03.10.202612 dk 9 sn
Misafirperverlik
19.09.20268 dk 23 sn
Müslüman Saati
15.08.20267 dk
Namazgâhlar
26.07.202610 dk 2 sn
Ninniler
17.10.202611 dk 40 sn
Okçuluk
01.04.202010 dk 34 sn
Peygamber Sevgisi
27.09.202612 dk 22 sn
Renkler
01.04.202010 dk 19 sn
Sala
03.02.20208 dk 11 sn
Selamlaşma
08.08.20267 dk 23 sn
Şivlilik
02.01.20227 dk 57 sn
Su
18.10.202611 dk 20 sn
Sütannelik
02.08.20268 dk 59 sn
Temizlik
11.10.202610 dk 14 sn
Usta Çırak-Ahilik
12.09.202610 dk 36 sn
Vakıflar
19.07.202614 dk 21 sn
Yağmur
01.11.20269 dk 58 sn
AKRA