İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Fütüvvet

Fütüvvet
22.08.2026
9 dk 53 sn

1930'lardan bir anı naklederler. Çoktur ya böylesi, biz bir tanesi ile yetinelim. Karadeniz'in insanları anzer balını şifa niyetine üretir. Osmanlı'nın her yerinde de meşhur olmuştur ve hâlâ şöhretini devam ettirir. Hatta Eminönü Yeni Camii'nin banisi Valide Sultan, Ramazan aylarında her kapısında şifa diye dağıtılmasını vasiyet etmiştir. Yokluk zamanlarında yoktur anzer balı Karadenizilerin evinde bile. Küçük bir kavanoz saklanır sadece, karakış hastalıkları için.

İşte o günlerde dağ köylerinden birinde genç bir gelinin kapısı çalınır karda kıyamette. Yeni gelin, eşini gurbete Samsun’a göndermiş. O da o kışı yaylada geçirmeye karar vermiş. Kapı çalınınca açıp İhtiyar bir adamın geldiğini görmüş. Adam:
"Kızım, ben Aşağı Anzerdenim, gelinim aş eriyor, canı bal çekti, Allah rızası için, varsa bir iki kaşık bal veriver" der. 
Gelin düşünmez, "Allah rızası değil mi" der, dibinde üç dört kaşık bal kalmış olan kavonozu getirir, onun da yarısını ihtiyara verir.
İhtiyar:
"Allah razı olsun kızım, artsın eksilmesin. Taşsın dökülmesin."
Adamın ardından kavanozu kapatayım diyen gelin birde ne görsün, kavanoz ağzına kadar bal ile dolu. Meseleyi anlar, kapıya koşar, ama ne bir insan vardır ne de kar da bir iz... Derler ki gelen Hızır’dır.
Aradan üç dört ay geçer, her gün bal yediği halde kavanoz her seferinde ağzına kadar bal ile dolar. Sırrını hiç kimseye açmaz. Yaza doğru eşi gurbetten gelir. Ona da her öğün bal verir. Bal bitmez, hem Ancer balı olacak, bütün kış kalacak birde her öğün kaşık kaşık yenecek ve bal bitmeyecek. Eşi en sonunda durumu merak edip açıklamasını ister. Gelin dayanamaz ve ağzı kapalı kavonozu da alır ve olayı anlatır. Kavanozu açıp işte bak ağzına kadar dolu demek istediğinde ne görsün? Kavonozun dibinde iki kaşık bal kalmış.

Tek hikayede iki öğüt bir arada: bir, kimseyi boş çevirme, yaptığın iyiliği de kimseye söyleme. Biz buna Anadolu terbiyesi diyoruz. İslam'ın en güzel hasletleri ile donatılmış bir diğergamlık örneği. 

'Diğergamlık'  diğer insanlar hakkında da gam, kaygı hissedebilmek demektir ki Kur’an'da yerini  "Miskine, yetime, esire seve seve yedirirler. Size ancak Allah için yediriyoruz. Sizden ne bir karşılık isteriz; ne de bir teşekkür. Çünkü biz Rabbimizden korkarız" derler (el-İnsan 76/8-10) ayeti ile bulur.

Merhamet ve müsamaha, Anadolu ahlâkının temel unsurlarındandır. Merhametsiz ve müsamahasız adam sevilmez. Bu hal o denli yaygındır ki her yanımız hayrattan geçilmez. 

Bir seyyah der ki: “Zengin Türkler bol bol sadaka verirler. Zaruretlerini söylemekten kaçınanları hususen arayıp bulur, bilhassa onlara yardımdan zevk alırlar. Borçlunun borcunu öderler. Yoksul komşularını gözetirler. Herhangi bir hayvanın acı çekmesine asla izin vermezler. Köpek ve kediler için vakıf yaptıranlar bile vardır. Hayvanlara ve bitkilere mahsus hayrat da yaparlar. Mahallenin zengini, o mahallede ihtiyaç sahiplerinin insanı ve hayvanı ile hepsini himaye eder. Mecbur olmadıkça ağaç kesmeyi barbarlık sayarlar ve böyle bir adama barbar muamelesi yaparlar."

Bir başka seyyah ekler:
"Yoksul çobanlar dağ başlarında yolcuya ikram eder, karşılığında bir şey almazlar. Osmanlı köyünde yolcuya daha fazla ikram edilir. Şehir ve kasabada ise bu ikram adeta teşkilatlıdır. Bir zengin hacca, yanına birkaç yoksulu alarak gider ve onun her türlü masrafını öder. Çok zengin Türk tacirleri vardır ki, fukara babasıdırlar. Bir defa dîn farkına bakmazlar. İnsanın geçmişine de bakmazlar. Türkler’in kendileri mütevazı binalarda otururlar. Görülen muhteşem binaların hepsi hayır olarak yaptırdıklarıdır. Hizmetkârlarına en iyi davranan millet, Türkler’dir. Onlara aile efradı gibi muamele ederler."

Anadolu insanında öne çıkan iki önemli özellik vardır: Diğergâmlık ve yiğitlik. "Filan delikanlı adamdır" deyince onun, sözünün eri, yiğit, ikramı esirgemeyen cömert bir adam olduğunu kasdederiz. Türkçe'deki delikanlı tabiri ile eski dilimizdeki “civanmert” kelimesi de bu anlamdadır. 

Bu ahlakın özünde Horasan'da doğsa da Osmanlı halkının ahlakına işlenmiş olan fütüvvet anlayışı yer almaktadır. Sehl b. Abdullah, “Fütüvvet sünnete uymaktır” diyerek özetlediği Fütüvvet ve ahilik, İslam-Türk kültür ve medeniyeti içerisinde toplumsal, meslekî, ekonomik ve dinî-ahlakî bakımlardan önemli roller oynamıştır.

Fütüvvet kişinin hasmının olmaması, yani herkesle iyi geçinmesi ve herkesle barışık olması, sofrasında yemek yiyen müminle kâfir arasında ayrım gözetmemesidir. 

Fütüvvet anlayışının öncülerinden olan Ebû’l Hasan el-Harakânî Hazretlerine göre fütüvvet ve civanmertliğin şartı üçtür: Cömertlik, Şefkat, Halktan müstağnî olmaktır. Bununla birlikte “İş kendilerinden el çekmedikçe civanmertler işten el çekmez” prensibi ile mahluka hizmetten bir an geri durmamaktır.  

Anadolu insanı ise der ki: "Diğergamlık-fütüvvet, dilencinin veya yardım isteyenlerin geldiğini görünce kaçmamaktır.”Esası fedakarlık yani isar olan bu anlayışta esas insanlara eziyet etmekten kaçınıp bol bol ikramda bulunmaktır. Hatta bir ziyafet verileceği zaman mahalledeki köpeklerin bile doyurulması, bir karıncanın bile incitilmemesi gerektiği belirtilerek bu fedakârlığın sevgi ve merhametin hayvanları da kapsayacak şekilde geniş tutulması gerektiği düşünülmüştür. Dahası  fütüvvet, bir kimsenin, başkalarının hak ve menfaatlerini kendi hak ve menfaatinden üstün tutması, başkalarına katlanması, hatalarını görmezlikten gelmesi, özür dilemeyi gerektirecek davranışlardan sakınması, kendini aşağılarda, başkalarını ise yükseklerde görmesi, sözünde durması, sadakat göstermesi, olduğundan başka türlü görünmemesi, kendini başkalarından üstün saymamasıdır. Bundan dolayı fütüvvet güzel ahlâk, terbiye ve nezaket olarak da tarif edilmiştir.

Horasan erenleri ile Anadolu'ya gelen diğergamlığın teşkilatlı hali fütüvvet “iyi ve güzele meyil, kötülüğü terk ve hizmet” tir. Horasan erenlerinde Bayezid-i Bistamî Hazretleri: “Halkın Hakk’a en yakını, halkın yükünü en fazla çeken ve huyu hoş olandır” der. 

Fütüvvet “Âdem gibi özür dilemek, Nûh gibi iyi, İbrahim gibi vefalı, İsmâil gibi dürüst, Mûsâ gibi ihlâslı, Eyyûb gibi sabırlı, Dâvûd gibi cömert, Hz. Muhammed gibi merhametli, Ebû Bekir gibi hamiyetli, Ömer gibi adaletli, Osman gibi hayâlı, Ali gibi bilgili olmaktır.”

İbn Batuta, İç Anadolu, Doğu Anadolu, Karadeniz, Ege ve Marmara sahillerindeki şehirlerde diğergamlığın teşkilata dönüşmüş hali ahi zaviyelerine rastladığını, oralarda misafir kaldığını, bu vesileyle onları daha yakından tanıyarak hiçbir memlekette görmediği cömertliği onlarda gördüğünü söyler ve der ki: "Ahiler Anadolu şehirlerinde oturan Türkmenlerin köylerine kadar nüfuz etmiştir. Yabancıları korumak, misafir etmek, ihtiyaçlarını gidermek, kötü ve fasık kimseleri ortadan kaldırmak ve halka zulmedenleri yok etmekte eşleri yoktur.”

Tabiidir ki o sade, açık yürekli, iyi niyetli, sabırlı, cesur, kabiliyetli, misafirperver, ali cenap insanlar büyük bir medeniyet inşa etmişler ve torunlarına miras bırakmışlardır.

Bir Sonraki

Goygoyculuk

Bir Önceki

Evler

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
Ahiret Kardeşliği
09.08.20268 dk 33 sn
Anadolu İrfanının Önemi
05.11.20197 dk 15 sn
Anadolu Şehirlerinde Bayram Gelenekleri - 1
27.05.20267 dk 49 sn
Anadolu Şehirlerinde Bayram Gelenekleri - 2
28.05.202611 dk
Anadolu Şehirlerinde Bayram Gelenekleri - 3
08.06.20257 dk 49 sn
Anadolu Şehirlerinde Ramazan
28.02.20264 dk 34 sn
Asker Kınası
06.09.202611 dk 58 sn
Aşure
25.06.20269 dk 29 sn
Ayet Sofraları
21.02.20267 dk 9 sn
Bacıyanı Rum
13.09.20268 dk 5 sn
Başımın Gözümün Sadakası
25.10.20269 dk 5 sn
Bed-i Besmele-Amin Alayı
16.08.20268 dk 14 sn
Beşik Alayı
01.08.202611 dk 30 sn
Çevre
30.08.202612 dk 13 sn
Çiğdem
31.10.20266 dk 57 sn
Çocuk Terbiyesi
10.10.202610 dk 57 sn
Deyimler
04.10.20267 dk 5 sn
Dilencilik
23.08.202610 dk 43 sn
Erenler
01.04.20208 dk 45 sn
Evler
29.08.202610 dk 56 sn
Goygoyculuk
26.09.20267 dk 25 sn
Hac
16.05.202611 dk 52 sn
Halk Edebiyatı
03.02.202011 dk 32 sn
Helva Sohbetleri
05.09.20269 dk 37 sn
İkramiyeler
23.03.20245 dk 33 sn
Kahve
12.07.202610 dk 17 sn
Kandiller
25.12.202512 dk 39 sn
Köy Odaları
20.09.20269 dk 48 sn
Meczuplar
24.10.202610 dk 45 sn
Mezartaşları
03.10.202612 dk 9 sn
Misafirperverlik
19.09.20268 dk 23 sn
Müslüman Saati
15.08.20267 dk
Namazgâhlar
26.07.202610 dk 2 sn
Ninniler
17.10.202611 dk 40 sn
Okçuluk
01.04.202010 dk 34 sn
Peygamber Sevgisi
27.09.202612 dk 22 sn
Renkler
01.04.202010 dk 19 sn
Sala
03.02.20208 dk 11 sn
Selamlaşma
08.08.20267 dk 23 sn
Şivlilik
02.01.20227 dk 57 sn
Su
18.10.202611 dk 20 sn
Sütannelik
02.08.20268 dk 59 sn
Temizlik
11.10.202610 dk 14 sn
Usta Çırak-Ahilik
12.09.202610 dk 36 sn
Vakıflar
19.07.202614 dk 21 sn
Yağmur
01.11.20269 dk 58 sn
AKRA