İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Goygoyculuk

Goygoyculuk
Anadolu İrfanı

Goygoyculuk

26.09.2026
7 dk 25 sn

Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu Şehzade Mehmet için yaptırdığı Şehzade Camii'nin karşısında sakat ve fakirlerin barınması amacıyla inşa edilmiş Tabhane (Tavhane) adlı bir bina bulunmaktadır. Burada kalan garibanlara sabah ve akşam olmak üzere iki öğün yemek verilirdi. Burası özellikle âmâ olanların ikametine tahsis edilmişti.

Gökyüzünde Muharrem ayının görülmesi ile beraber bu iç turistler üstlerinden harekete geçerler ve hep bir ağızdan bir mersiye tutturup dolaşmadık İslâm Mahallesi kapısını çalmadık Ümmet-i Muhammet hanesi bırakmazlardı. Başlarında yemeniden bir sarık, sırtlarında bezden cüppe, ellerinde değnek, ayaklarında yarım bir pabuç, yarım mest, omuzlarında ortasından bölünmüş biri önde biri arkada iki ağızlı beyaz bez torbalar asılı gezerlerdi. 

İslâm tarihinin önemli dönüm noktalarından biri olan Kerbela Olayı, İstanbul'un kültürel hayatında bir takım etkiler meydana getirmiştir. Kerbela Olayı’nın vuku bulduğu Muharrem ayı boyunca bu olayı hatırlamak ve şehit olanların yasını tutmak amacıyla yapılan merasimler, beraberinde İstanbul'a özgü bir takım adetleri ortaya çıkarmıştır. Bu adetlerin en mühimlerinden biri de "Goygoycular” adı verilen bir isteyiciler grubunun, İstanbul mahallelerini dolaşarak aşûrelik erzak toplamasıdır.

Goygoycular genellikle altışar kişilik gruplar halinde dolaşırlar, ekseriyetle âmâlardan oluşurlardı. Her grubun başında bu dilencilere rehberlik eden çolak veya ayağı aksak bir postabaşı bulunurdu. Bunlara "yedekçi” de denilirdi.

Kendilerine has giyim şekilleri olan bu kimseleri diğer isteyicilerden ayıran en büyük özellik, para değil de aşûre erzağı istemeleriydi. Bu dolaşma esnâsında Kerbelâ Olayı’nı konu eden ilâhîler söylerlerdi. Topluluk ilâhîlerin her beytinden sonra hep bir ağızdan tekrar ettikleri "Ya hoy goy canım” kelimesinin zaman içinde değişime uğraması ile "Hoygoycular" veya "Goygoycular" adını aldılar. Goygoycuları İstanbul tarihinde 1826 yılından itibaren görmeye başlamışlardı İstanbullular. 

Şehzade Camii karşısında bulunan Tabhane (Tavhane) binasında barınan Goygoycuların, İstanbul'a Muharrem ayında geldikleri ve sonra tekrar memleketlerine döndükleri anlatılsa da bazı kaynaklar onların İstanbul halkından olduklarını belirtmiştir. Geleneksel Osmanlı kıyafetine ek olarak yalnızca Muharrem ayına özgü bir kıyafet giyerlermiş ve topladıkları erzakları omuzlarında bulunan iki ağızlı torbalara doldururlarmış. Bu erzakların bir bölümü ile Muharrem ayının onuncu günü Tabhane bahçesinde aşûre yapar, kalan kısmını da satarlardı.

Aşurenin, böyle bir isteyiciler zümresini ortaya çıkarmış olması, bu dönemde halkın aşûreye verdiği önemin bir nevi göstergesi kabul edilebilir. 

Goygoycuların söyledikleri bazı tekerlemelerden dolayı goygoycular olarak anıldığını söylemiştik. Musahipzade Celal ise bu terennümlerin "Hayyulkayyum"dan türediğini belirtir. Musiki mecmuasında okunan “ya hoy goy goy canım” terennümünün aslında "yahu koy koy" yani aşûrelik erzaktan torbama koy olduğu ve zaman içinde yukarıdaki şekli aldığı ifade edilir. Başka bir kaynağa göre: kelimenin aslı “koy koy'dur ancak, aslen Anadolulu olan bu isteyicilerin yanlış telaffuzlarının sonucu olarak goy goy şeklini almıştır. Yine farklı bir kaynakta kelimenin aslının "gaygay" olduğu, ilâhîlerin kalabalık ve gürültülü bir ortamda ağlamaklı seslerle okunduğundan “goy goy” olarak algılandığı bilgisi verilmiştir."

Yine başka bir kaynakta bu terennümün "Hey kaygulu canım" şekli ile de ifade edildiği görülebilir. Tâhir-ül-Mevlevi Mahfel dergisinde yayınlanan "Muharrem'ül Haram” adlı makalesinde "hoy goyculuk” olarak tabir ettiği bu kelimenin kökenini şöyle açıklar:

"Kendilerine unvan-ı mahsus olan bu "hoy goy goy" (hu hu hu) mükerrerinin (tekke ağzı) olarak (gaygaylı) tegannisinden ibaret idi." der.

Goygoycular sadaka istenecek sokağın başına gelindiğinde yedekçi tarafından "Allah Allah, bir Allah, kadim Allah, Şuhedâ-i Kerbelâ, İmam Hasan ve Hüseyin aşkına, cemî-i enbiyâ ve evliyâ keremine, cümle mertler (cömertler) demine, gelip geçmiş müminlerin ervâhına hû diyelim hû” gülbankını okurdu. Goygoycular ise bir ağızdan hû çekerek karşılık verirlerdi. Okunan ilâhîlerle ilgili olarak değişik kaynaklarda şu ifadeler yer almıştır: Her kafilede bulunan, sesi güzel bir Goygoycu ilâhîyi okur, beyit aralarında da diğerleri (yedekçi de dâhil) hep bir ağızdan terennümleri tekrar ederdi.

Goygoycular birbirlerinin omzuna tutunarak belli bir yürüyüş nizamında ilerlerlerdi. Bir evin önüne geldiklerinde grup halka şeklini alır, başlarındaki yedekçi gülbank çeker ve Goygoycular da bir Kerbelâ mersiyesi okurlardı. Şayet kapı açılırsa Şehidan-ı Kerbelâ aşkına diyerek zâhire isterlerdi.

İlâhinin hangi bendinde evin kapısı açılır, ya nakden yahut aynen aşura harcı uzatılırsa artık bentlerin okunmasına lüzum görülmeyerek duaya başlanırdı verilen hediye her ne ise ona mahsus torbanın hâmili kapıya yaklaşır aldığını torbasına boşaltıp kabını iade ederdi.

Toplanan erzakı koydukları heybeler iki gözlüydü ve her Goygoycuda bir adet torba bulunurdu. Sayıları altı olduğundan, taşıdıkları heybelerin gözleri on iki imam esasına dayanırdı.

Toplanan erzak, Şehzade Câmii karşısındaki Tabhane binasına götürülür ve burası adeta bir erzak deposuna dönüşürdü. Muharremin onuncu günü geldiğinde saklanan erzakların bir kısmı ile aşûre kaynatılır, geriye kalan kısmı satılarak Goygoycular arasında taksim edilirdi. Önemli bir nokta da aşûre pişirildiği anda Goygoycuların bir ağızdan İmam Hüseyin Hazretleri ile Ashab-ı Kirâm'a duâ etmeleridir. Goygoycular topladıkları erzakla pişirdikleri aşureyi hem kendileri yer hem de başkalarına dağıtırlardı. 

Bir Sonraki

Hac

Bir Önceki

Fütüvvet

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
Ahiret Kardeşliği
09.08.20268 dk 33 sn
Anadolu İrfanının Önemi
05.11.20197 dk 15 sn
Anadolu Şehirlerinde Bayram Gelenekleri - 1
27.05.20267 dk 49 sn
Anadolu Şehirlerinde Bayram Gelenekleri - 2
28.05.202611 dk
Anadolu Şehirlerinde Bayram Gelenekleri - 3
08.06.20257 dk 49 sn
Anadolu Şehirlerinde Ramazan
28.02.20264 dk 34 sn
Asker Kınası
06.09.202611 dk 58 sn
Aşure
25.06.20269 dk 29 sn
Ayet Sofraları
21.02.20267 dk 9 sn
Bacıyanı Rum
13.09.20268 dk 5 sn
Başımın Gözümün Sadakası
25.10.20269 dk 5 sn
Bed-i Besmele-Amin Alayı
16.08.20268 dk 14 sn
Beşik Alayı
01.08.202611 dk 30 sn
Çevre
30.08.202612 dk 13 sn
Çiğdem
31.10.20266 dk 57 sn
Çocuk Terbiyesi
10.10.202610 dk 57 sn
Deyimler
04.10.20267 dk 5 sn
Dilencilik
23.08.202610 dk 43 sn
Erenler
01.04.20208 dk 45 sn
Evler
29.08.202610 dk 56 sn
Fütüvvet
22.08.20269 dk 53 sn
Hac
16.05.202611 dk 52 sn
Halk Edebiyatı
03.02.202011 dk 32 sn
Helva Sohbetleri
05.09.20269 dk 37 sn
İkramiyeler
23.03.20245 dk 33 sn
Kahve
12.07.202610 dk 17 sn
Kandiller
25.12.202512 dk 39 sn
Köy Odaları
20.09.20269 dk 48 sn
Meczuplar
24.10.202610 dk 45 sn
Mezartaşları
03.10.202612 dk 9 sn
Misafirperverlik
19.09.20268 dk 23 sn
Müslüman Saati
15.08.20267 dk
Namazgâhlar
26.07.202610 dk 2 sn
Ninniler
17.10.202611 dk 40 sn
Okçuluk
01.04.202010 dk 34 sn
Peygamber Sevgisi
27.09.202612 dk 22 sn
Renkler
01.04.202010 dk 19 sn
Sala
03.02.20208 dk 11 sn
Selamlaşma
08.08.20267 dk 23 sn
Şivlilik
02.01.20227 dk 57 sn
Su
18.10.202611 dk 20 sn
Sütannelik
02.08.20268 dk 59 sn
Temizlik
11.10.202610 dk 14 sn
Usta Çırak-Ahilik
12.09.202610 dk 36 sn
Vakıflar
19.07.202614 dk 21 sn
Yağmur
01.11.20269 dk 58 sn
AKRA