İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Halk Edebiyatı

Halk Edebiyatı
Anadolu İrfanı

Halk Edebiyatı

03.02.2020
11 dk 32 sn

Anadolu topraklarına Asya’dan göçüp gelen ilk insanlar, bastıkları her karış toprağı hikmetleri ile sulamış aşıklar idi. Aşıkların piri ve önderi Ahmed-i Yesevi Hazretleri hikmetlerinde der ki:

Sabahları kulağıma nida geldi;
Zikr et! zikrini deyip yürüdüm işte.
Aşksızları gördüm ise, yolda kaldı;
O sebepten aşk dükkânını kurdum işte.

Aşıklık Anadolu’da hem ahlak hem de sıfattır, Orta Asya steplerinden buralara kadar getirdikleri. Öyle sinmişdir ki insanımızın diline geleneğine, hemen herkes az biraz şairdir bu topraklarda, aşıklık ise bir ahlak gibi hallerinin içindedir. Hemen her sözleri aşk, sevgi üzerinedir, bir yanık yürekten, aşk uğruna feda olmuş canlardan bahsederler. En güzel hikayeleri Mevla’yı bulduran mecazi aşklar üzerine kurulmuştur. Açıkçası sözlerin çoğu mecaza dairdir ama, hakiki aşkı arayanların yanık türküleri dilden dile yayılmıştır. Hatta bu alana tahsis edilmiş bir tekke-tasavvuf edebiyatı da vardır.

Âşık kelimesi önceleri XII. ve XIII. Yüzyılda Türk memleketlerinde büyük gelişme gösteren medreseler, tekkeler, asker ocakları ve diğer kültür mekânlarında çoğunluğu tasavvuf kültürü ile yetişip, bir kısmının okuma yazma dahi bilmediği şairlere verilen isimdir ki, Anadolu'daki ilk büyük temsilci olarak Yunus Emre’yi görürüz. Önceleri Yunus Emre tarzında ilâhîler ve tasavvufî şiirler söyleyen şairler için kullanılan bu kelime zamanla daha geniş bir anlam kazanmış, halk arasında hakiki-mecazi aşktan bahseden herkes aşık olmuş, sonra gönül sazını eline alıp çalanlara isim diye verilmiştir. Anadolu ve Balkanların Türkleşmesi ve İslâmlaşmasında önemli rolleri olan Yesevî, Kalenderî, Bektaşî, Mevlevî vb. tarikatlar, âşıkları sayesinde en ücra yerlere kadar girmişlerdir. 

En etkili aşıklar, hak aşıkları ya da badeli aşıklar adını taşıyanlardır. Bunların -çoğu zaman ergenlik çağlarında- düşlerinde (kimi zaman da uyku ile uyanıklık arasında) Pir (Hızır) elinden, ya da Pir'in kendilerine layık gördüğü yarin elinden, bade, dolu içtiklerine inanılır. Bu bade, olağanüstü özellikleri vardır, insana şiir ile aşk yeteneklerini kazandırır. Zaten bu iki erdem birbirinden ayrı görülmediği içindir ki ozana aşık adı verilir.

Ulu kişi aşığa üç adet dolu bade uzatır. Bazı âşıklar bu doluların hepsini içtiği halde bazılarının tam içemediği,  bazılarının dolulardan birisini, bazılarının da üçünü de tamamen içtiği ifade edilir. Zaten badeyi tamam olarak içip içmemek çok da önemli değildir. Tesiri o kadar kuvvetlidir ki badeden ağza sürülmesi dahi bu etkiyi sağlamaya yetmektedir. Kutsal kişi ona mahlasını da söyler, . Badeyi içen âşıkların vücutlarını ateş sarar. Köroğlu’nun bade içişi şu şekilde anlatılır: “Köroğlu Bingöl civarında bir pınar başında üç derviş görür. Selam verir. Dervişler onu davet ederler. Köroğlu da yanlarına oturur. Dervişlerden birisi diğerine sorar:

'Hangi badeden sunalım?' Diğerleri, Köroğlu’na bakarlar:'Er dolusu!'

Öteki derviş tası, pınardan doldurarak Köroğlu’na verir, ‘Yaradanın aşkına iç’ der. İçince:

'Aman, derviş baba yandım' der. Derviş bir daha doldurur verir.

'Bunu da iç, pîrler aşkına.' Köroğlu ikinci doluyu da içer.

'Aman yandım, bağrımı ateş kapladı' der. O zaman derviş bir bade daha sunar.

'Bu da sevdiceğin aşkına, nasibin üç olsun' der.

Köroğlu üçüncüyü de içince ateş kesilir. Hemen orada eline geçirdiği bir odun saz olur. Başlar Köroğlu en usta âşıklar gibi çalıp söylemeğe.” 

Halk şiiri, divan şiirinde olduğu gibi yüce, yüksek ve ideal olmaya değil hayatın gerçeklerine yönelik bir şiirdir. Bu şiirde önemli olan biçim değil "mana"dır. Bu yönüyle soyut unsurlardan çok somut unsurlar, hayali güzellerden çok gerçek güzeller; mitolojik kahramanlar, olağanüstü olay ve olgulardan çok günlük hayatın gerçekleri şiirde işlenir.

Bu eserlerde duygu, düşünce ve telkinleri, inandırıcı ve coşturucu mükemmellikte kılan ifade tarzlarını başlangıçtan günümüze kadar aynen bulmaktayız. Hatta duygu ve düşüncelerin, Tekke şairlerimizin İlahi'lerinde mükemmelleştiğini ve çeşitli coğ¬rafyalara yayılan, farklı sosyal yapıya sahip Türk toplumları arasında bile millî kültür unsuru olarak önemli görevler üstlendiğini de görmekteyiz.

Halk edebiyatımızın genellikle temel kaynağı ve ideolojisi İslam dini ve tasavvuftur. Bunun sebebi de Türk milletinin, İslamı imanı gibi, İslam tasavvufunu da yine Türk'ün inanma üslubuyla birleştirmiş olmasıdır. Aşık, gezici bir sanatçıdır; bildiği parçalar tükenince, dinleyicilerinin ilgisinin azalmağa başladığını sezince, kalkıp gidecek, yerini, "duyulmadık" şeyler getirecek olan başka bir aşığa bırakacaktır. Kendisi başka yerlerde şiirlerini hikayelerini duyuracak, yepyeni bir dinleyici kalabalığı, değişik bir hava içerisinde yeni esin kaynakları arayacak, yürek sesini başka yerlere, şehirlere, insanlara ulaştıracaktır. 

İlahi aşka dair söylenen aşık sözlerinden bir kaçını söyleyiverelim bir çırpıda:

Son devrin aşıklarından Veysel, şiirinde: 

Saklarım gözümde güzelliğini, 
Her neye bakarsam sen varsın orda. 
Kalbimde gizlerim muhabbetini, 
Koymam yabancıya sen varsın orda. 

demek suretiyle Allah’ın eşsiz ve benzersiz güzelliğini gözlerinde, muhabbetini ise kalbinde sakladığını ileri sürerek, âlem-i ervâhta Allah’a verilen ikrâra ait İslâmî inanışa telmihte bulunur.

Allah bir Peygamber hak 
Rabbülâlemindir mutlak 
Senlik benlik nedir bırak 
Söyleyim geldi sırası

ifadelerinde, en mütekâmil bir din hüviyetine sahip olan İslâmiyet’in, imân esaslarından, Allah’a ve peygâmberlere imân etmeyi tebliğ, telkin ve tastik ederken, eşi ve benzeri olamayan Allah’ın, âlemlerin mutlak Rabbi olduğunu, bu temel âkideye bütün Müslümanların aynı şekilde inanıp teslimiyet gösterdiklerini terennüm eder. 

Bir Şanlıurfa türküsü ise şöyle der:

Mevlam Der Ki Doğruca Gel
Kulum Bana Fevrice Gel
Eğri Gelen Ermez Bana
Doğruluk Et Yolluca Gel

Kalk Seherden Yükün Bağla
Niyaz Eyle Çok Çok Ağla
Haddin Üzre İnci Çağla
Hub Yoluna Saç Uca Gel

Ya Peygamber sevgisi nasıl işlenmiştir:

Ey şahi risalet, sultan ı kevneyn! 
Buyruldu şanına “Levlake levlak..” 
Ey nur i nebüvvet ceddülhaseneyn 
Senin için var oldu zemin ü eflak.

Sen şahlar şahısın, şehinşahısın; 
Tarikat burcunun mehru mahısın. 
Nice mücrimlerin sen penahısın 
Münkir olan seni edemez idrak.

Derler ki Erzurumlu bir şairi dert alır, der ki Allah Resulü Mekke’den Medine’ye hicret edip mübarek kademini Medine toprağına bastığında halk galeyana gelmiş sokaklara dökülmüş te "talaal bedr-u aleyna" sözleri ile başlayan ezgiyi söylemişler her bir ağızdan. Ya Allah Resulü Erzuruma geleydi biz O mübareği nasıl karşılardık?.. Düşünmüş ve bulmuş, demiş ki:

Kadem bastın gönül tahtına sultanım sefa geldi
Dil-i pür-renc ü tab-ı derde dermanım sefa geldin
Gel ey dilberlerin şahı melahat burcunun mahi
Gedanın halini gâhî sorup şahım sefa geldin
Gel ey dilber-i alişan çün sensin hüsrev-i devran
Sana hep bende-i ferman buyur şahım sefa geldin

Bektaşi kültürünün yetiştirdiği şairlerden Türabi diyor ki:

Gel gönül gidelim aşk ellerine
Muradın yar ise bir tane yeter
Fikreyle kıldığın amellerine
Havayı cehline efsane yeter

Turabi özünü payımal eyle
Erenler yolunda kesbi hal eyle
Şu fani dünyayı bir hayal eyle
Gelip konan göçtü nişane yeter

Ve son olarak, mürşid sevgisinin belki de en güzel örneklerinden biri 

Elâ Gözlü Pirim Geldi,
Duyan Gelsin İşte Meydan.
Dört Kapıyı Kırk Makamı,
Bilen Gelsin İşte Meydan.

Ben Pirimi Hak Bilirem,
Yoluna Kurban Oluram,
Dün Doğdum Bugün Ölürem,
Ölen Gelsin İşte Meydan. 

Şâh Hatayi Der Sırrını
Meydana Koymuş Serini,
Nesimi Gibi Derisin
Yüzen Gelsin İşte Meydan.

Bir Sonraki

Helva

Sohbetleri

Bir Önceki

Hac

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
Ahiret Kardeşliği
09.08.20268 dk 33 sn
Anadolu İrfanının Önemi
05.11.20197 dk 15 sn
Anadolu Şehirlerinde Bayram Gelenekleri - 1
27.05.20267 dk 49 sn
Anadolu Şehirlerinde Bayram Gelenekleri - 2
28.05.202611 dk
Anadolu Şehirlerinde Bayram Gelenekleri - 3
08.06.20257 dk 49 sn
Anadolu Şehirlerinde Ramazan
28.02.20264 dk 34 sn
Asker Kınası
06.09.202611 dk 58 sn
Aşure
25.06.20269 dk 29 sn
Ayet Sofraları
21.02.20267 dk 9 sn
Bacıyanı Rum
13.09.20268 dk 5 sn
Başımın Gözümün Sadakası
25.10.20269 dk 5 sn
Bed-i Besmele-Amin Alayı
16.08.20268 dk 14 sn
Beşik Alayı
01.08.202611 dk 30 sn
Çevre
30.08.202612 dk 13 sn
Çiğdem
31.10.20266 dk 57 sn
Çocuk Terbiyesi
10.10.202610 dk 57 sn
Deyimler
04.10.20267 dk 5 sn
Dilencilik
23.08.202610 dk 43 sn
Erenler
01.04.20208 dk 45 sn
Evler
29.08.202610 dk 56 sn
Fütüvvet
22.08.20269 dk 53 sn
Goygoyculuk
26.09.20267 dk 25 sn
Hac
16.05.202611 dk 52 sn
Helva Sohbetleri
05.09.20269 dk 37 sn
İkramiyeler
23.03.20245 dk 33 sn
Kahve
12.07.202610 dk 17 sn
Kandiller
25.12.202512 dk 39 sn
Köy Odaları
20.09.20269 dk 48 sn
Meczuplar
24.10.202610 dk 45 sn
Mezartaşları
03.10.202612 dk 9 sn
Misafirperverlik
19.09.20268 dk 23 sn
Müslüman Saati
15.08.20267 dk
Namazgâhlar
26.07.202610 dk 2 sn
Ninniler
17.10.202611 dk 40 sn
Okçuluk
01.04.202010 dk 34 sn
Peygamber Sevgisi
27.09.202612 dk 22 sn
Renkler
01.04.202010 dk 19 sn
Sala
03.02.20208 dk 11 sn
Selamlaşma
08.08.20267 dk 23 sn
Şivlilik
02.01.20227 dk 57 sn
Su
18.10.202611 dk 20 sn
Sütannelik
02.08.20268 dk 59 sn
Temizlik
11.10.202610 dk 14 sn
Usta Çırak-Ahilik
12.09.202610 dk 36 sn
Vakıflar
19.07.202614 dk 21 sn
Yağmur
01.11.20269 dk 58 sn
AKRA