İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

Misafirperverlik

Misafirperverlik
Anadolu İrfanı

Misafirperverlik

19.09.2026
8 dk 23 sn

"Misafir on kısmetle gelir” gelir der bizim Peygamberimiz, “birini yer dokuzunu bırakır gider." Ayrıca ilave eder: "Misafir, rızkıyla gelir” der “ev sahiplerinin günahlarının affedilmesine vesile olarak çıkıp gider."

Bu hadis-i şerifler hürmetine bizde misafirin hürmeti ziyadedir. Her yer ve durumda mütevazı ve sade bir üslubu tercih etse de misafir söz konusu olduğunda adeta şahsiyet değiştirerek varıyla öğünmeden yokluğuna yerinmeden, elinde olanı misafirin önüne serer. Misafirperverlik tek bir ferdi bile dışarıda kalmayacak biçimde Anadolu halkının müşterek niteliğidir. Efendiliği ile meşhur Anadolu insanının misafir kapmak uğruna giriştiği mücadele sahneleri tarih kitaplarına dahi geçmiştir. İbn Batuta seyahatnamesinde Anadolu'da karşılaştığı pek çok misafirperverlik manzarası çizer ama biri fıkralara konu olacak cinstendir. Denizli yöresindedir yazar ve şöyle anlatır:

"Şehre girdiğimiz sırada, çarşıdan geçerken dükkânlardan çıkan birtakım insanların atlarımızı çevirerek yularına asıldıklarını gördük. Bir başka grubun ise bunları durdurarak onlarla çekişmeye başladıklarını müşahede ettik. Aralarındaki çekişme uzayıp kızışınca bazıları hançerlerini çekip ötekilere saldırmaya kalkıştılar. Dillerini bilmediğimiz bu insanların ne konuştuklarını anlamadığımızdan korkmaya başladık. Bunların yol kesen Germiyanlılar olduğu kuşkusu ile bu şehrin onlara ait olduğu, malımıza ve canımıza kastettikleri kaygısına düştük. Sonra Allah bize Arapça bilen ve Hacca gitmiş olan bir adam gönderdi. Ondan bunların bizden ne istediklerini sordum. Dedi ki, bunlar Ahilerdir. Bizimle ilk karşılaşanlar Ahi Sinan'ın arkadaşları, sonradan gelenler ise Ahi Duman'ın kardeşleriymiş. Her iki taraf da bizim kendi yanlarında misafir olmamızı isterler. Bu yüzden çekişirlermiş. Onların göstermekte oldukları bu yüksek misafirperverliğe hayran olmamak elde değildi. Nihayet işi kur'a çekmek suretiyle halletmek yoluna gidip anlaştılar. Kim kazanırsa önce o tarafın tekkesine misafir olmamız kararlaştırıldı. Kur'a, Ahi Sinan takımına düştü. Adı geçen, bunu haber alınca gelip bizi karşıladı ve hep birlikte gidip onun tekkesine misafir olduk.

Ahi bizlere yemek ve çeşitli meyveler getirdi. Nadirattan olan birkaç kötü huylu insanların haricinde, her yerde Türk misafirperverliğiyle karşılaşmıştık. Cenab-ı Hak cömert ve hamiyet sahibi olan, yabancılara şefkat ve merhameti esirgemeyen, misafirlerine iyilikle muamele ederek muhabbet gösteren şu taifeyi daima hayırla mükâfatlandırsın. Allah bütün Ahilerden razı olsun. Bilinmelidir ki onlardan her hangi birinin zâviyesine adım atan bir yabancı, en sevdiği yakınının yanına gelmiş gibi mutlu, huzurlu ve güvende olur.”

Özellikle yabancılara, garibanlara, uzaktan gelmişlere yönelik bu misafirperverlik niteliğimiz eşe dosta ikrama dönüşse de aslının yolcuya ve yabancıya ikram olduğunu nakledilen anı ve hatıralardan anlıyoruz. Mesela bir gayri müslim diyor ki:

“İstanbul civarındaki gezintilerimde ben hep bu milletin lütufkârlığıyla misafirperverlik aşkına şahit oldum. Rastladığım hangi Türk’e yol sorsam, hemen bana rehberlik etme teklifinde bulunuyor, yiyecek ve içecek şeyler hususunda elinden gelen ikramda kusur etmemek suretiyle de hep aynı kibarlığı gösteriyordu.”

Geleneğimizde misafir kendisini hiç bir zaman yabancı hissetmez yabancı olsa da, bilakis gökten inmiş bir kutsal armağan olarak kabul edilir. Garip ve kimsesizlere dinimizde verilen özel önemden dolayı, garibe garipliğini sezdirmemek yüksek Anadolu ahlakının önemli bir parçasıdır. Ülkemize konan göçen her yabancı bunu yakînen hisseder, kendi vatanlarında dahi bulamayacakları bir yakınlık, samimiyete şahitlik ederler. Bu ali meziyetimiz kurumsallaşmış herhangi bir bedel ödemeden barınılacak, yenilip içilecek, günlerce konaklanabilecek hanlar ve zaviyeler inşa edilmiştir. Bu samimiyet ticaretimize bile yansımış, yabancı tüccarlara gösterilen serbestlikler yerli tüccarları dahi şaşırtacak boyuta ulaşmıştır. 

Anadolu'da misafir ağırlamak herkesin sahip olamayacağı bir şandır. Ona evin en güzel odası ayrılır, en iyi yemekler ikram edilir. Aniden gelen misafir “Tanrı misafiri” veya “Allah misafiri” olarak tanımlanır ve çok makbuldür. Ev sahibine evinin adeta bir çok ev arasından seçildiği hissini verir. Eve gelen misafir hangi şartla gelirse gelsin “eşikten geçmiş” olarak kabul edilir. "Bereketi ile geldiğine" inanıldığı için Allah tarafından gönderilmiş bir ihsan olarak görülür. Hatta misafiri taşıyan binekler dahi özel ihtimama tabi tutulur, ev sahibi hizmetkarı varsa bile bu işi bizzat üstlenir.

Yemek tabi olarak yer sofrasında, sofra bezi veya sini üzerinde ortak bir tabaktan yenir, sofrada çorba, hoşaf ve pilav için kullanılan kaşıklar dışında başka bir sofra gereci kullanılmazdı. Kaşık yerine bazen sulu yemekleri yerken, kalınca bir yufka “susak” denilen biçimde, kaşığa benzer şekilde katlanılarak kaşık yerine kullanılırdı. Çatalın Avrupa'da icat edildiği 18. yüzyıla kadar hem orda hem Anadolu da çatalın işlevini parmaklar görüyordu. Sağ elin üç parmağıyla yemek yemek görgü kuralları içinde sayılırdı, avuçla yemek ya da bütün eli kirletmek sünneti ihlal sayılıyordu. Yemekten önce ve sonra ellerin yıkanması elbette sofra adabının değişmez bir gerekliliğiydi. Sofra taşınabilir bir düzen içinde hazırlanır, evin herhangi bir odasına veya bahçeye kurulabilirdi. 

Gelir düzeyi müsait olanların evlerinde evin en güzel odası veya köşesi misafirler için döşenir-süslenir, misafir ağılamada mekana da hususi bir özen gösterilirdi. Bazı evler, köylerden ya da memleketlerden akıp gelen herkesin konakladığı yerlere dönüşürdü. Herhangi bir yere ulaşım uzun süreler aldığından konaklama kaçınılmazdı ve insanlar kendi köylülerinin evlerinde kalmayı tercih ederlerdi. Hasılı bu evler özellikle pazar kurulan günlerde dolar taşar, her gelen tertemiz ve mis kokulu bembeyaz ve nakışlı çarşaflarda yatırılır, mis gibi yemeklerle gıdalandırılırdı. 

Köylerimizde de misafir odaları bulunurdu, köye yolu şu ya da bu sebeple uğrayacak olanlar için. Bu misafir odası genellikle caminin yanında bulunurdu. Misafir eğer evde değil de köyün misafir odasında ağırlanacaksa köylüler, kime geldiğini dikkate almadan onu köyün misafiri kabul eder, kaldığı süre boyunca sırayla yemeklerini gönderir, ne kadar kaldığı kalacağı kesinlikle sorulmazdı. Kendilerine bile yetmeyecek olsa yiyeceklerini misafirlerine ikram eder, dinimizde isar dediğimiz yüksek ahlakı en mütevazi biçimiyle sergilerlerdi. 

İtiraf etmek icap eder ki bu cömertlik ve ikram köylerimizde daha fazlaydı, hala öyledir. Mevlana der ki: “misafirperverlik köylüde, zarafet şehirlidedir”.  İkisi de ölçülemez ve mukayese edilemez niteliklerdir ki Anadolu insanına pek yakışırlar. 

Bir Sonraki

Müslüman

Saati

Bir Önceki

Mezartaşları

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
Ahiret Kardeşliği
09.08.20268 dk 33 sn
Anadolu İrfanının Önemi
05.11.20197 dk 15 sn
Anadolu Şehirlerinde Bayram Gelenekleri - 1
27.05.20267 dk 49 sn
Anadolu Şehirlerinde Bayram Gelenekleri - 2
28.05.202611 dk
Anadolu Şehirlerinde Bayram Gelenekleri - 3
08.06.20257 dk 49 sn
Anadolu Şehirlerinde Ramazan
28.02.20264 dk 34 sn
Asker Kınası
06.09.202611 dk 58 sn
Aşure
25.06.20269 dk 29 sn
Ayet Sofraları
21.02.20267 dk 9 sn
Bacıyanı Rum
13.09.20268 dk 5 sn
Başımın Gözümün Sadakası
25.10.20269 dk 5 sn
Bed-i Besmele-Amin Alayı
16.08.20268 dk 14 sn
Beşik Alayı
01.08.202611 dk 30 sn
Çevre
30.08.202612 dk 13 sn
Çiğdem
31.10.20266 dk 57 sn
Çocuk Terbiyesi
10.10.202610 dk 57 sn
Deyimler
04.10.20267 dk 5 sn
Dilencilik
23.08.202610 dk 43 sn
Erenler
01.04.20208 dk 45 sn
Evler
29.08.202610 dk 56 sn
Fütüvvet
22.08.20269 dk 53 sn
Goygoyculuk
26.09.20267 dk 25 sn
Hac
16.05.202611 dk 52 sn
Halk Edebiyatı
03.02.202011 dk 32 sn
Helva Sohbetleri
05.09.20269 dk 37 sn
İkramiyeler
23.03.20245 dk 33 sn
Kahve
12.07.202610 dk 17 sn
Kandiller
25.12.202512 dk 39 sn
Köy Odaları
20.09.20269 dk 48 sn
Meczuplar
24.10.202610 dk 45 sn
Mezartaşları
03.10.202612 dk 9 sn
Müslüman Saati
15.08.20267 dk
Namazgâhlar
26.07.202610 dk 2 sn
Ninniler
17.10.202611 dk 40 sn
Okçuluk
01.04.202010 dk 34 sn
Peygamber Sevgisi
27.09.202612 dk 22 sn
Renkler
01.04.202010 dk 19 sn
Sala
03.02.20208 dk 11 sn
Selamlaşma
08.08.20267 dk 23 sn
Şivlilik
02.01.20227 dk 57 sn
Su
18.10.202611 dk 20 sn
Sütannelik
02.08.20268 dk 59 sn
Temizlik
11.10.202610 dk 14 sn
Usta Çırak-Ahilik
12.09.202610 dk 36 sn
Vakıflar
19.07.202614 dk 21 sn
Yağmur
01.11.20269 dk 58 sn
AKRA