00.00.2000 - Cuma Günü Temizlik, Yumuşak Huyluluk, Rıfk Sahibi Olmak

00.00.2000 - Cuma Günü Temizlik, Yumuşak Huyluluk, Rıfk Sahibi Olmak
Bismillâhirrahmânirrahîm.
El-hamdu lillâhi rabbi’l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mubâreken fîhi alâ kulli hâlin fî kulli hîn. Ve’s-salâtü ve’s-selâmü alâ seyyidi’l-evvelîne ve’l-âhirîn ve şefîi’l-müznibîn ve Muhammedini’l-Mustafâ ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebiahû bi-ihsânin ecma’îne’t-tayyibîne’t-tâhirîn.
Emmâ ba’dü;
Fekale Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem.
اَلرَّوَاحُ يَوْمَ الْجُمُعَةِ وَاجِبٌ عَلَى كُلِّ مُحْتَلِمٍ ، وَالْغُسْلُ كَاغْتِسَالِهِ مِنَ الْجَنَابَةِ. طب عَنْ حَفْصَةَ.
er-Ravâhu yevme’l-cumu’ati vâcibün alâ külli muhtelimin ve’l-ğuslü ke-iğtisâlihî mine’l-cenâbeti.
er-Ravâhu yevme’l-cumu’ati.
Sadaka Rasûlü’llâh, fî mâ kâl, ev kemâ kâl.
Peygamber efendimiz buyuruyor ki;
er-Ravâhu yevme’l-cumu’ati vâcibün alâ külli muhtelimin ve’l-ğuslü ke-iğtisâlihî mine’l-cenâbeti.
er-Ravâhu yevme’l-cumu’ati. Cuma günü kalkıp yola koyulmak. Cuma namazına gitmek üzere. Cumaya gitmeye, yola koyulmak.
Vâcibün. Vâciptir. Gereklidir. Lazımdır. Farzdır.
Kime?
Alâ külli muhtelimin. Büluğa ermiş, her âkil, baliğ erkeğe, cumaya gitmek boyun borcudur. Onun için camiler açıyoruz. Onun için cuma namazları kılıyoruz. Birçok kimse kurtuluyor. Gelen kurtuluyor. Çünkü, üç cumayı kılmayanın kalbi mühürlenir. Çok fena cezaya uğrar, çarpılır. Hayrı bereketi kalmaz.
Elhamdûlillâh. Cumaya gitmek vâcip. Yani vâcip, gerekli demek Arapçada. Yoksa sünnet, vâcip farz manasına, oradaki vacip gibi değil. Efendimizin zamanındaki vâcip demek, gerekli demek. Yoksa yani aslında Allah emrettiği için fıkıh ahkâmı, kuvveti bakımından farz cumaya gitmek. Farzdır demesi lazım ama, o zaman ki kullanılan kelime vâcibün demek, gerekli demek, boynuna borç demek. Yapması lazım demek. Yoksa farz değil, manasına değil kullanış.
Cumaya gitmek gereklidir. Her akil, baliğ müslümana, hepimize.
Peki akil baliğ olmamış küçük çocuk gelirse ne olur?
Fazilet olur. İyi olur alışmış olur. Büyüdüğü zamana alışmış olur. Çocukları da getirmek lazım.
Sonra kadınlar. Kadınlara mecburiyet yok. Cuma, erkekleri kastediyor burada. Kadınlara mecburiyet yok. Erkeğin camiye gelmesi, namazı cemaatle kılması sevaptır. Kadının evinde kılması sevaptır. Camiye gitse olmaz mı? Olur. Kocasıyla beraber kalktı gitti, yoldan geçerken camiye girdiler, o da arkada kılsın ama kadının sevabı evde daha çoktur. Erkeğin de camiye gidecek, oradaki arkadaşlarıyla da görüşmüş olur. Muhabbet olacak, bereket olacak, cemaat olacak, müşterek işler olacak, vesaire vesaire.
Sonra. Ve’l-ğuslü ke-iğtisâlihî mine’l-cenâbeti.
Cuma günü birde gusül yapmak o da vaciptir, yani o da gereklidir. Cuma günü yıkanmakta gereklidir. Nasıl? Cenabetten gusül gibi, cünûb olduğu zaman yıkanmak gibi, yani tepeden tırnağa boy abdesti demek. Cuma günü öğle abdest almakta vacip, o da gereklidir.
Onun için cuma günü, güzelce tepeden tırnağa yıkanmalı, vücudun, saçların yağları gitmeli, saçlar ipek gibi olmalı, şöyle yaptığı zaman arkaya dalgalanmalı. Böyle yaptığı zaman, böyle şey yapmalı, hani Tertemiz olur. Ne koltuk altı kokusu kalır. Ne başka birşey kalır. Adamın birisi akıllık etmiş. Bir tekeyi panayıra getirmiş. Çadıra koymuş.
Teke nasıl kokar?
Tekeyi bilen var mı?
Bilmiyorsunuz yani keçinin erkeği. Korkunç kokar. Eti de kokar, kendisi de kokar, çok kokar teke. Tekeyi çadıra koymuş. Çadırın önüne de yazıyı yazmış. Buraya girip 5 dakika dayanana şu kadar mükâfat var falan diye. Paraya mükâfata heves eden içeri giriyormuş ama o kadar duramadan, burnunu tutup dışarı zor atıyormuş kendisini. Çünkü teke çok kokuyormuş. Köylünün birisi de, o da bakmış para var bu işte. Tamam bende talibim demiş. O da girmiş çadırın içine. Bekliyor sahibi iki iki üç dakika geçtikten sonra, burnunu tutsun bu da çadırdan kaçsın filan diye. Beklemiş beklemiş öyle birşey yok, beklemiş beklemiş birşey yok, ondan sonra bir gürültü kopmuş içerden, paldır küldür bir şey, ne oluyor diye birde bakmış ki tekenin gözleri fal taşı gibi açılmış, dışarı kaçıyor. Meğer köylü dayı çarığını çıkarmış. Dayamış tekeye, teke bunun kokusuna dayanamamış. Bunu nerden anlattık.
Cuma günü yıkanmak iyidir. Cuma günü, millet yıkanmıyor. Çorabını yıkamıyor. Kendisi yıkanmıyor. Aslan gibi adam. Terlediği zaman koltuk altında kılları da kesmemiş. Ter akmış kurumuş, ter akmış kurumuş, balyoz savurmuş terlemiş kurumuş, balta sallamış kurumuş, balyoz savurmuş, kurumuş.Bir koku ki. Şimdi adam camiye gelecek. Etrafındakiler en uzak köşeye gidiyor. Mümkün olan en uzak köşeye gidiyor. Veya sarımsak yemiş, soğan yemiş. Huhhhh dediği zaman, adam bayılacak gibi oluyor, öbür tarafa gidiyor, çünkü kokar.
Veyahut sigara tiryakisi. İçmeyene öyle fena kokuyor ki, sigara. İçene birşey değil de, içmeyene çok ağır geliyor, tıkanacak gibi oluyor.
İşte camiler temiz olsun diye, gelenler ezaya maruz kalmasın, pis kokulardan rahatsız olmasın diye cuma günü tepeden tırnağa güzelce yıkanıp boy abdesti alıp camiye gelmek, o da lazım.
Peki bunun sevabı ne?
Bunun sevabı, 7 günlük günahı, bir önceki cumaya kadar, 7 günlük günahın affolması. 3 günde bonus, yani ilave. 7 gün 3 gün daha 10 gün. On günlük günahı bağışlanır gusül abdesti aldığı zaman. Her Cuma; gusül abdesti aldı mı, geçmiş haftanın günahları affoluyor affoluyor affoluyor. Üçer gün de fazlasıyla, tertemiz olur insan. Her hafta yıkandığı zaman günahları silinecek, sıfırlanacak defter, günahlar sayfası.
Cuma günü, ne zamandan başlar?
Perşembe akşam namazında başlar. Akşam, yatsı, ondan sonra gece geçer, sabah, öğlen, ikindi. Onun için ;sabahleyin kalkınca abdest aldın mı, yine cuma günü abdest almış olur. İşine giderken. Orada cumasını kılar, o sevabı alır.
Üçüncü hadîs-i şerîf.
اَلرِّفْقُ بِهِ الزِّيادَةُ وَالْبَرَكَةُ، وَمَنْ يُحْرَمِ الرِّفْقَ يُحْرَمِ الْخَيْرَ. طب عَنْ جَرِيرٍ.
er-Rıfku bihî ez-ziyâdetü ve’l-bereketü ve men yuhramu’r-rıfka yuhramu’l-hayra.
Rıfk; yani yumuşaklık, mülayim, yumuşak, halim, selim kızmıyor.
Er-Rıfku bihî ez-ziyâdetü ve’l-bereketü. Rıfk oldu mu, Allah malına, mülküne, her şeyine bolluk verir, ziyade arttırır. Malını, mülkünü, parasını, pulunu arttırır.
Ve’l-bereketü. Bereketini arttırır.
Rıfk oldu mu, yumuşak, halim, selim, kırmıyor, üzmüyor, tatlı filan. O zaman, malı mülkü artar ve bereket gelir herşeyine.
Kimin, Allah huyları arasında rıfkı nasip etmemişse, rıfk’tan mahrum kılınmışsa.
Yuhramu’r-rıfka yuhramu’l-hayra. Hayırdan mahrum olmuş demektir.
O halde nasıl insanlar olacağız?
Rıfk sahibi, mülayeme sahibi, yumuşak insanlar olacağız. Hanımımıza karşı, çocuklarımıza karşı, komşularımıza karşı, arkadaşlarımıza karşı, böyle yumuşak tatlı olacağız. O zaman bolluk, bereketlik geliyor, insana hayır geliyor.
Rıfk olmadı mı insana çok şeylerden mahrum kalmış oluyor. Öğrenmemiz gereken güzel huylardan birisi, rıfktır.
Ve bir başka hadîs-i şerîfte de;
اَلرِّفْقُ رَأْسُ الْحِكْمَةِ. الْقُضَاعِيُّ وَالْخَرَائِطِيُّ فِي "مَكَارِمِ الْأَخْلَاقِ" عَنْ جَرِيرٍ.
er-Rıfku ra’su’l-hikmeti.
Hikmetin başı rıfktır, buyurmuş.
Hikmet, Allah’ın çok büyük bir ikramı. Peygamberlere verdiği bir güzel şey hikmet. Hikmetli oldu mu insan, yaptığı iş doğru olur, isabetli olur, söylediği söz doğru olur, isabetli olur, güzel olur. İşi, sözü, özü hep isabetli olur. Hikmet verdi mi. Doğru düşünür doğru şey yapar. Herkes düşünüyor. Dünyada bir iş yaparken; herkes düşünerek yapıyor, amma kimisi yamuk düşünüyor, yanlış düşünüyor, yanlış sonuç çıkıyor.
Hikmet ne demek?
Bir şeyi düşünüp, söyleyip, doğrusunu bulmak, sağlamını bulmak, çürüğünü değil, en doğru olanı bulmak demek.
İşte o hikmet nereden başlar?
Rıfktan başlar, yumuşaklıktan başlar. Sertlikten, hızlılıktan, kızgınlıktan, asabilikten olmaz. Sakin olacak, yumuşak yumuşak konuşacak.
Peygamber Efendimiz bir delikanlıyla sözleşmiş, falanca yerde buluşalım diye. Unutmuş çocuk, delikanlı gelmeyi. Üç gün beklemiş Peygamber Efendimiz, orada. Ondan sonrada ey delikanlı beni beklettin demiş, geldiği zaman. Yani bağırıp çağırmamış.
Kendisine kaç yıl hizmet eden hizmetliler var sahâbeden. Bir seferinde; niye şunu şöyle yaptın niye bunu böyle yapmadın diye azarladığı, hiç görülmemiş Efendimizin.
Kendi nefsi için kızmazmış zaten. Kızarsa Allahın emri çiğnendiği zaman kızarmış. Kızdığı zaman ondan kızarmış, yoksa kendi şahsıyla ilgili oldu mu affedermiş. Bizde öyle, rıfk sahibi olmaya gayret edelim.
Aziz ve muhterem kardeşlerim.
Allahu Teâlâ hazretleri cümlenizden razı olsun. Cümlenizi sevdiği razı olduğu kullarından eylesin. Cennetiyle cemaliyle müşerref eylesin.
Güzel huylu, tatlı dilli, kâmil müslümanlar olarak yaşayıp, İslam’a faydalı olup, Cenâb-ı Hakk’ın huzuruna yüzü ak, ayın on dördü gibi nur saça saça varmayı nasip eylesin. Anlı açık eylesin. Mahşer günü; mahkemeye çekmesin, hesaba çekmesin, sorgu sual etmesin. Bi gayri hisap, hiç hesap sormadan, doğrudan doğruya cennetine dahil eylesin. Çünkü hesap verecek yüzümüz, halimiz yok. Fazlı kereminden; nasıl kimleri hesapsız cennete sokuyorsa, bizlere de onları nasip eylesin. Öyle hesapsız cennete girip, Peygamber Efendimize de komşu eylesin. Ondan 1400 sene sonra geldik. Orada hiç olmazsa beraber olalım. Cemalini görelim. Sohbetine erelim.
El Fâtiha...
00.00.2000 -
Dünyaya Değer Vermemek,
00.00.2000 -
Cemaatin Önemi, Müslümanların
