00.00.0000 - Allahın En Sevdigi Dindarlık, Takva, Salih Amel, Kabir Ehli

00.00.0000 - Allahın En Sevdigi Dindarlık, Takva, Salih Amel, Kabir Ehli
Bismillâhirrahmânirrahîm.
el-Hamdü lillâhi Rabbi’l-âlemîn. Hamden kesîran tayyiben mübâreken fîhi. Ve’s-selâtü ve’s-selâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi’ahû bi-ihsânin ilâ yevmi’d-dîn.
Emmâ ba’d.
Fe-kâle Resulullahi sallallahu aleyhi ve sellem:
يَا عُثْمَانُ، إِنَّ اللهَ لَمْ يَبْعَثْنِي بِالرَّهْبَانِيَّةِ، وَإِنَّ خَيْرَ الدِّينِ عِنْدَ اللهِ الْحَنِيفِيَّةُ السَّمْحَةُ. ابْنُ سَعْدٍ عَنْ أَبِي قِلَادَةَ مُرْسَلًا.
Yâ ‘usmânü innallâhe lem yeb’asnî bi’r-rahbâniyyeti ve inne hayra’d-dîni ‘ındallâhi’l-hanîfiyyeti’s-semhati.
Bu Osman b. Maz’ûn radıyallahu anh olmalı.Bu, “Ya Osman” dediği. Bu zat-ı muhterem radıyallahu anh. Allah şefaatine erdirsin. Peygamber efendimizin ve mübarek ashabının ve evliyâullahın. Bu hadım etmek istedi kendisini. Bu cinsel duygular, insanı günahlara sevk ediyor, bari en iyisi kendimi iğdiş ettireyim, hadım ettireyim de başım, bu beladan kurtulsun, hep ibadet edeyim filan diye böyle istedi. Evlenmemek filan, ibadetle meşgul olmak.
O zaman efendimiz buyurmuş ki; ben böyle hatırlıyorum, burada bu bilgiler yokta. Böyle hatırlıyorum.
İnnallâhe lem yeb’asnî bi’r-rahbâniyyeti. Allah, beni ruhbanlık yapmak vazifesiyle göndermedi. Rahipler gibi evlenmemek, rahipler gibi cemiyetten kaçıp dağların başında manastırlarda veya mağaralarda ibadet etmek, böyle bir şeyle beni emretmedi, Allahu Teâlâ. Bana böyle bir vazife veremedi. Bizim dinimizin ana fikri bu değil.
Ve inne hayra’d-dîni ‘ındallâhi. Allah’ın nazarında Allah yanında, Allah katında en hayırlı dindarlık;
Hanîfiyyeti’s-semhati. Hakka muhabbetli, hakka meyilli, samimi, yumuşak, müsamahalı dindarlık. Allah’ın en sevdiği. Yani öyle sert, katı, zor, kendisini böyle tazyik altında bırakan bir dindarlık, evlenmeyeceğim, yemeyeceğim, hep aç durucam veya kendi vücuduma şöyle eza cefa edeceğim, bilmem ne falan. Böyle değil. İslam dini şöyle itidalli, yumuşak, müsamahalı olmayı emrediyor.
Beni böyle dindarlıkla Allahu Teâlâ hazretleri gönderdi. Bunu öğretirim. Bunu yaparım diye. Kendisi de dikkat edilirse, evlendi peygamber efendimiz. Yani evlenmek ayıp günah olsaydı evlenmezdi. Evlendi. Çoluk çocuğu oldu. Fatıma anamız ve diğer çocukları gibi, torunları oldu. Yani doğal yaşamın, yaradılışın icabını yaparak, yumuşak bir orta yol tutturarak gitmek; İslam. Öyle aşırı uç, aşırı davranış değil. Bana Allah öylesini emretmedi diyor, Peygamber sallallahu aleyhi vessellem efendimiz.
Üçüncü hadîs-i şerîf.
Hz. Ali efendimizden, İbn Asâkir rivayet eylemiş.
يَا عَلِيُّ، إِنَّ الْإِسْلَامَ عُرْيَانُ، لِبَاسُهُ التَّقْوَى، وَرِيَاشُهُ الْـهُدَى، وَزِينَتُهُ الْـحَيَاءُ، وَعِمَادُهُ الْوَرَعُ، وَمِلَاكُهُ الْعَمَلُ الصَّالِحُ. وَأَسَاسُ الْإِسْلَامِ حُبِّي، وَحُبُّ أَهْلِ بَيْتِي. كر عَنْ عَلِيٍّ.
Yâ ‘aliyyü inne’l-islâme ‘uryânün libâsühü’t-takvâ ve riyâşühü’l-hüdâ ve zînetühü’l-hayâü ve ‘ımâdühü’l-vera’u ve milâkühü’l-‘amelü’s-sâlihu ve esâsü’l-islâmi hubbî ve hubbü ehli beytî.
Bu hadîs-i şerifte Peygamber efendimiz, kısa sözlerle çok büyük manaları bize öğretiyor. Hz Ali’ye hitaben demiş ki; Ya Ali! radıyallahu anh kerremelallahu vecheh;
İnne’l-islâme ‘uryânün. Müslüman oluş, müslüman olmak sadece müslüman olmak, İslam çıplaktır, çırıl çıplak bir İslam. Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlühü. Çırılçıplak, bir giyimsiz çırılçıplak bir şeydir İslam.
Libâsühü’t-takvâ. İslam’ın bu çıplaklığını örten şey, takvâdır. Allah’dan korkmak. Cehennemden korkmak. Allah’ın, ceza vermesinden korkmak. Yasak olan şeylere yanaşmamak. Takvâ. Takvâlı kul. Bu takvâlı kul tamam. Kimsenin hakkını yemez. Harama, günaha yanaşmaz. Takvâ elbisesi tamam. Bu adam çıplaktı. Ay ne kadar ayıp. Eyvah ne kadar zavallı, ne kadar fakir. Ama giyindiği zaman, elbisesi de güzelse, vay amma güzel giyinmiş tamam. Veyahut giyindiği zaman, hah şimdi artık üşümem. Dağda, bayırdı, karda, kışta, yağmurda, çamurda korunurum, elbisem var gibi. Elbisesi İslam’ın takvâdır.
Ve riyâşühü’l-hüdâ. Üst gösterişli giyimi de, hani insan giyiniyor ama kaç kat giyiniyoruz. sıcaklığa soğukluğa göre, iki kat üç kat. Babama bakıyorum bazen ihtiyar, babam bir kazak giymiş, bir kazak daha giymiş. Baba bu ne hal diyorum. Soğuk evladım, üşüyorum diyor. Bunlarla rahat ediyorum diyor. Tamam. Bir elbise giyiyoruz ama bir de dışarı çıkarken üstüne bir şey alıyoruz. Mesela camiye gelirken, ben bunu alıyorum.Dün gömlekle geldim. Sanki burada rahatsız oldum yani. Cübbem yok diye üzerimde. Rahatsız oldum.
Ve riyâşühü’l-hüdâ. Üst elbisesi de, hidayet üzere olmak. Yani Kur’an hangi yolu gösterdi, Peygamber efendimiz hangi yolu tarif etti, dosdoğru o yoldan gidiyor, ara yollardan, yan yollardan, arkalardan, çayırlardan, bayırlardan, derelerden, kayalıklardan değil, güzel dosdoğru yoldan gitmek. İşte tamam. Adamın; aferin ya, maşallah, haram yemez, bilmem günahları işlemez, tam müslüman ya. Bak namaz beş vakit, camide gelir namazını kılar. Yatsıyı, sabahı kaçırmaz. Cumayı kaçırmaz. Zekâtını verir. Tam İslam’ın emirleri neyse hepsini yapıyor. Dosdoğru adam. Müstakim.
فَاسْتَقِمْ كَمَٓا اُمِرْتَ
Fe’s-tekim ke-mâ ümirte. [1]
Nasıl Allah sana emrettiyse dosdoğru ol diye. Allahu Teâlâ emir etmiş Peygamber efendimize. Ona öyle olursa, bize kat kat daha öyle olur. Efendimiz, zaten ne kadar güzel kulluk ediyordu. Ona öyle söylenince, bize artık ne nasihatler lazım.
Ve zînetühü’l-hayâü. İnsan evet iç elbise giyiyor. Onu kimse görmüyor. Bir de herkesin gördüğü güzel elbise giyiyor. Tamam. Bir de süslüyor kendisini. Yani erkek mesela ne bileyim, üstüne bir şey giydiği zaman. Oooh maşaallah beyefendi, Allah ömürler versin, pek de güzel olmuş, çok yakışmış, aman filan deniliyor değil mi?
Şurasına bir mendil koyuyor damat. Lacivert bir elbise bir de mendil. Bunu niye koydun? Bu da işin fiyakası, süsü. Parmağına yüzük niye taktın? İşte yakışıklı bir yüzük. Başka neler olur erkeğin süsü? Kadının süsünü biliyoruz da. Tamam burada erkek kadın ayırmıyor zaten. Kadın da ne yapıyor? Alt elbise, üst elbise, güzel gösterişli elbise, ondan sonra da takıyor takıştırıyor. Erkeğe biraz sadelik emredilmiş İslam da. Altın gümüş yok, altın kullanmak haram, ipek kullanmak yasak ama kadına öyle değil. Kadın da Allah’ın verdiği bu müsadeye dayanarak, kulağına küpe, boynuna gerdanlık, koluna bilezik, parmağına yüzük, hatta ayak bileğine halhal, biz de bu âdet yok, bir de ayak bileklerine bilezik takmak var. Adana da var mı? Urfa da var. Ziynet.
İslam’ın kendisi çıplaktır takvâsı elbisesidir. Kendisini koruyacak iç elbisesidir. Hidayet üzerine yürümek, üst gösterişli elbisesidir. Hayâlı olmak, utanmak, utanıcı olmak, utangaç olmak ziynetidir.
Ve ‘ımâdühü’l-vera’u. Ana direği de, çadırı kaldıran, havada tutan, orta direği de, ana direği de vera’dır.
Vera’ ne demek?
Vera’, tehlikeli, şüpheli, haram olma ihtimali olan şeyi bile yapmamak. Neme lazım, ihtiyaten yapmamak. Yani iyi Müslümanlar, ihtiyaten, belki günahtır diye bazı şeyleri yapmazlardı. Ona vera’ deniyor. Vera’ sahibi. Yani şüpheliyi bile, neme lazım belki günahtır diye ihtiyaten yapmıyor, bazıları yapıyor. Neme lazım ben yapmam. İhtiyat ediyor yani ki, bir yalan yanlışlıkla günaha bulaşmasın diye.
Ve milâkühü’l-‘amelü’s-sâlihu. Ve asıl dayanağı, ana dayanağı da amel-i salîhtir. Müslüman, ben müslümanım deyip de böyle boşta durmaz, amel-i salîh işler. Yani Allah’ın seveceği, sevap kazandıracak kendisine, işleri yapar. Amel-i salîh yapar. O da ana şeyidir.
Ve esâsü’l-islâmi hubbî ve hubbü ehli beytî. Ve İslam’ın temeli de, beni sevmek yani Resûlullah’ı. Resûlullah’ı ve Resûlullah’ın ehli beytini sevmektir. Resûlullah’ı sevmeden, bir insan müslüman olmaz. Çünkü neden? Temelsiz bina olmaz da ondan. Sor bakalım Habil’e. Çimento atmadan, temel yapmadan duvar yapılır mı? Yapılmaz. Bir yağmur yağar, toprak bir ıslanır, ev çatlar. Altını, temeli sağlam yapacaksın ki üstüne bina olsun.
İslam’ın esası, esas ne demek?
Temel demek. Temeli; hubbü, beni sevmek. Resûlullah’ı sevecek.
Neden?
Allah’ın Resûlü.
Çok güzeller güzeli, ey güzellerden güzel, ruhum Resûl-i Kibriyâ. Güzellerin güzeli, en güzeli Resulullah’ı sevecek ve Resûlullah’ın ehlibeytini sevecek. Ehlibeyti; tabi kıyamete kadar Ümmet-i Muhammed’in gözdesi,evliyâullah-ı ulemâyı, meşayihi-vasılin onlardan gelmiş umumiyetle.
Bu hadîs-i şerîf böyle. Demek ki, Bana burada en çok önemli görünen nokta; İslam’ın temeli Resûlullah’ı sevmektir. Resûlullah’ın ehlibeytine muhabbet etmektir. Ötekileri aşağı yukarı takvâyı, hayâyı, amel-i salîhi hep hocalar söyler de, insanlar da yapmağa çalışır da, amma Resûlullah’ı sevmeden bu iş olmaz. Resûlullah’a dil uzatıyor, çöl bedevisi diye düşünüyor, beğenmiyor, hadîslerini kabul etmiyor. Sen hava alırsın, öyle bir zihniyet, hiç bir yere varamaz. Resûlullah’ı sevgisini, kalbinde tutmayan,olmaz. Kalbinde, Resûlullah’ın sevgisi olan kimseyi de, Resûlullah’ın sevgisi içine girmiş bir kimseyi de cehennem ateşi yakmaz, cehenneme girmez. Sevmek lazım Resûlullah’ı. Âşık olmak lazım. Resûlullah’a sevgisinden ağlamak lazım. O olmazsa, demek ki daha pişmemiş, ham Müslüman.
لَا بِرَّ أَفْضَلَ مِنْ بِرِّ الْقُبُورِ، وَلَا يَصِلُ أَهْلُ الْقُبُورِ إِلَّا مُؤْمِنٌ. الدَّيْلَمِيُّ عَنْ جَابِرٍ.
Lâ birra efdale min birri’l-kubûri ve lâ yesılü ehle’l kubûri illâ mü’minün.
Bu okuduğum hadîs-i şerifi, Deylemî Müsnedü’l-Firdevs kitabında, Câbir radıyallahu anh’tan rivayet etmiş.
Peygamber efendimizi buyuruyor ki;
Lâ birra efdale min birri’l-kubûri. İyilik yapmaya, birr deniliyor. İyi olmaya. Anne babaya iyi evlatlık yapmaya, birr’ül valideyün deniliyor. İyilik yapıp günahlardan sakınmaya da birr’ü takvâ deniliyor. La birr’e böyle iyilik yapma yoktur.
Efdale min birri’l-kubûri. Kabir ehline, iyilik yapmaktan daha iyi bir iyilik yapmak yoktur. Kabir ehline yani insan annesine babasına iyi evlatlık yapması güzel ya. Onun gibi kabir ehline, iyilik yapmak kadar güzel bir iyilik yoktur.
Ve lâ yesılü ehle’l kubûri illâ mü’minün. Kabir ehlini ancak mümin insanlar düşünür, ziyaret eder, onlara dua eder. Şimdi insan öldüğü zaman; sadece bu dünyadan, dünya hayatından bedeni ayrılmış oluyor ama ruhu bâki. Bu ölen insan; bir ummanda, denize düşmüş, büyük bir denizde denize düşmüş bir insan gibidir. Yani nereye tutacağını bilemez. Tahta bulsa tahtaya tutunur, bidon bulsa bidona tutunur, simit atsalar çok memnun olur, kayık indirseler çok memnun olur, kurtarsalar çok sevinir. Ölen insan, öyledir. Onun için, onun o halini bilip, dalgalar arasında çırpınan bir insan gibi olduğunu bilip, ona yardımcı olmak lazım. En iyi iyiliklerden birisi onlara karşı yapılan iyiliktir.
Ve kabir ehline yapılan dualar, onlara fayda verir. Onlar, ondan istifade ederler, sevinirler, faydalanırlar. Onun için kabir ehlini de ziyaret etmek lazım. Yani vefat etmiş kimselere dualar edip, Yasinler okuyup, Fâtihalar okuyup, sureler okuyup, Kur’anlar ,hatimler okuyup göndermesi. Tabi Allah ulaştırır. Ama kabirde kendisini ziyaretin de çok faydası vardır. Kabiri ancak, mümini kâmiller ziyaret eder. Yani kabre ziyaret etmenin, önemli olduğunu, güzel olduğun bilir ve onlar ziyaret ederler. İmanı çok kuvvetli olmayan insanlar, canım ne olacak derler, kabir ehline acımazlar, kabristanları ziyaret etmezler. Ayrıca insanın manevi bakımdan; gafletten uyanmasına da ölümü düşünmesine de faydası olduğunu, ziyaret edinin kendisine de faydası olduğunu, ziyaret edilene de faydası olduğunu hadîs-i şerîflerde bildirilmiş.
O halde, kabir ziyaretlerini yapmalı. Kabrin ziyaretinin güzel günlerden birisi, Cuma günüdür. Bir insan hem Cuma günü; hem oruçlu olursa, hem sadaka verirse, hem cenaze namazı kılarsa, hem kabir ziyaret ederse, hem hasta ziyaret ederse cennetlik olacağına dair müjdeler vardır. Bu iyilikleri, bir günde toplayan cennetlik olur diye hadîs-i şerîflerde bildirilmiştir.
Cuma gününden başka günler de de kendisinin münasip zamanında da ziyaret eder kabri. O kimseye dualar okur. Kabir ziyaret edildiği zaman, kıble tarafına doğru gelinir,kabrin. Çünkü yatan kıbleye doğru, yüzü döndürülüp yatırılmıştır. O bakımdan kıble tarafından doğru gelinir. Selâm verilir. On bir ihlâs-ı şerîf, Kulhuvallah okunur. Onun için dua eylenir, salât ü selâm verilir. Esselamü aleyke ya filan diye. O da o selâmı alır.
Çünkü Peygamber efendimiz, onların duyduklarını, cevap verdiklerini, yalnız canlıların onların cevaplarını anlayamadıklarını, ehli hâl olursa, evliyâ olursa anlar da, ötekiler duyamıyorlar, ama o selamı alırlar, istifade ederler.
Demek ki kabir ziyareti yapmalıyız.
Peki burada bizim yapabileceğimiz kabir ziyareti ne var? Buralarda Türk kabristanı var mı?
Vefat etmiş kardeşlerimiz, yakınlarımız var mı?
Düşünürüz. Mesela Sydney de var ama, burada ben bilmiyorum.
Türk kabristanı var mı?
Bildiğimiz, tanıdığımız bir kimse var mı?
Ulaşamıyorsak, ulaşamadığımız yerden de ruhlarına, yasinler dualar gönderelim.
لَا تَأْتُوا الْبُيُوتَ مِنْ أَبْوَابِهَا، وَلٰكِنْ اِيتُوهَا مِنْ جَوَانِبِهَا فَاسْتَأْذِنُوا، فَإِنْ أُذِنَ لَكُمْ فَادْخُلُوا، وَإِلَّا فَارْجِعُوا. طب عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ بُسْرٍ.
Lâ te’tü’l-büyûte min ebvâbihâ velâkin îtûhâ min cevânibihâ fe’s-te’zinû fe-in üzine le-küm fe’d-hulû ve illâ fe’r-ci’û.
Bir usul öğretiyor, Peygamber efendimiz. Evlere, dikine gitmeyiniz. Doğrudan doğruya içerisini görebilecek gibi gitmeyiniz yandan gidiniz ki; çıkan bir kimse, açık saçık bile olsa, mesela bir kadın, kim o diye farkına varmadan açık bile çıksa, siz görmeyesiniz diye. Yani doğrudan doğruya görecek tarzda gitmeyip, eğer mecburen önüne gitmişseniz kapının önüne, o zaman kapıya arkanız veya yanınız dönük olarak, kapıyı çalacaksınız. Kapı açıldığı zaman, o sizi görecek ama siz onu görmeyeceksiniz. Böyle gidiniz evlere. Ve izin isteyiniz. Kapıyı çaldınız. Kapıya şöyle yanınızı arkanızı döndünüz, birisi çıktı, buyurun efendim.
Kimi istiyorsunuz? Ahmet Bey evde mi? Ali Bey evde mi?
Ben ziyaret etmek istemiştim.
Acaba müsait mi?
Müsait derse, izin verirse gireceksiniz. İzin vermezse, döneceksiniz. Ya ben buraya kadar geldim. Ne olur çıkıversin bilmem ne falan, öyle şey yok yani. İzin verilirse, girilir. İzin verilmezse dönülür. Fazla ısrar edilmez yani, ısrar etmek uygun olmaz. Yok derse, dur bakalım hakikaten var mı yok mu diye pusuya yatıp, evi gözlemek vs gibi şeylere lüzum yok.
Allahu Teâlâ hazretleri bizi, Allah’ın emirlerine saygı gösteren, emirlerini tutan, yasaklarından kaçan, iyi, itaatli, halîs mümin olanlardan eylesin. Günahlardan uzak eylesin. Rızasına vasıl eylesin. Cennetiyle, cemaliyle cümlemizi müşerref eylesin.
El Fâtiha.
00.00.0000 -
Evlilik İçin Aracı
00.00.0000 -
Allah Korkusundan Ağlama,
