Razı Olma Duası - 02.06.1985

Razı Olma Duası - 02.06.1985
Men kâle "radıytü billâhi rabben ve bi'l-İslâmi dînen ve bi-Muhammedin nebiyyen -ve fî lafzin- resûlen" vecebet lehü'l-cennetü.
Ebû Davud es-Sicistanî'nin eserinde. Ebû Said el-Hudrî rivayet etmiş.
Bu hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
"Her kim ki; radıytü billâhi rabben ve bi'l-İslâmi dînen ve bi-Muhammedin nebiyyen ev resûlen derse..."
Ne olur?
Vecebet lehü'l-cennetü. "Ona cennet vacib olur."
Yani gerekli olur, cennete girmesi gerekir. Bu sözü söyleyen muhakkak cennete girer.
Neymiş söz, mânasına gelelim:
Radıytü billâhi rabben. "Allah'a rab olarak razı oldum."
"Allah celle celâlüh ve amme nevâlüh benim rabbimdir. Ben onun rabliğine hoşnudum, razıyım. Kulu olduğumdan iftihar ediyorum. O benim rabbim olduğundan O'na ne kadar hamd etsem, şükretsem az gelir. Bu işten memnunum, hoşnudum, razıyım."
Radıytü billâhi rabben. "Allah'tan rab olarak razıyım. Allah'a rab olarak razıyım."
Ve bi'l-İslâmi dînen. "İslâm'a da din olarak razıyım. İslâm'dan da razıyım."
İnsan;
"Dinim İslâm elhamdülillah. Müslüman olmaktan memnunum. Helalinden, haramından memnunum. İyi ki helalini helal etmiş, yiyorum, şükrediyorum. İyi ki haramını haram etmiş, ondan uzak duruyorum. Hiç gözümü o tarafa çevirip de bakacağım gelmiyor. Onun da haram olduğundan memnunum. İyi, hepsi yerli yerinde. Orucundan da memnunum. Karnım aç da olsam memnunum. Yorgunluğundan da memnunum. Gece teravihinden de memnunum. Cihadından da, gazi oluşumdan da, ölüp şehit olduğumdan da memnunum. İslâm'dan memnunum. Rabbim'den memnunum. Allah'tan rabbim olarak memnunum, O'na razıyım. İslâm'dan da din olarak razıyım, memnunum; hiç şikâyetim yok. Helaline memnunum, haramına memnunum. Her şeyi yerli yerinde, usûlünce. Ne mutlu ki bana müslüman olmuşum. Hâlimden çok memnunum, razıyım." demiş oluyor.
Ve bi-Muhammedin nebiyyen. "Peygamberimiz olarak da Muhammed'den memnunum, ona razıyım. Onun da Peygamberimiz olduğundan hoşnut ve razıyım."
"Hiç şikâyetim yok. Sünneti başımın tacıdır. Fermanı fermanımdır, baş üstüne yeri vardır. Emrettiği benim için devlettir. Ümmeti olduğumuz devlet yeter. Onun ümmeti olduğumuz saadet olarak bize kâfidir."
Peygamberler gıpta etmişler, temenni etmişler;
"Ah, âhir zamanda gelseydik de o mübarek Zât'ın ümmeti olaydık." diye.
Kim böyle derse, böyle diyen insana cennet vacib olur.
Radıytü billâhi rabben ve bi'l-İslâmi dînen ve bi-Muhammedin nebiyyen. Bir rivayette de resûlen demiş.
Nebiyyen ne demek, resûlen ne demek?
Nebî, "haber getiren kişi" demek. Allahu Teâlâ hazretleri bildiriyor, o da kullara haber veriyor. Farsçası "peygamber". Peygam, Farsça "haber" demek; ber de bürden mastarından geliyor, "haber getiren" demek. O tam nebî sözünün Farsçası'dır. Türkçe'de nebî, "haber getirici" demek.
"Allah'ın emrini yasağını bize bildirici kimse olarak Hz. Muhammed'den hoşnudum, razıyım." demek oluyor.
Resûl ne demek?
Resûl de, "elçi olarak gönderilen kimse" demektir.
Allah Peygamber Efendimiz'i elçi olarak göndermemiş mi bize?
Göndermiş.
"Yâ Muhammed! Ben seni peygamber kıldım, benim emirlerimi yasaklarımı bu ümmete bildir." diye onu elçi göndermiş, ona vahiy indirmiş, onun vasıtasıyla bize emirlerini, fermanlarını söylüyor.
Nebî dersek "haber getiren peygamber" demek, resûl dersek "Allah'ın elçisi" demek.
"Allah'ın elçisi olarak veya haber getiren kişi olarak ben Hz. Muhammed'den hoşnudum ve razıyım." demiş oluyor.
Kişi bu sözü nasıl söyler?
Allah'ı sevince söyler. Radıytü billâhi rabben. Sevince, bayram edince söyler.
Ne devlettir ki dildârım sen oldun.
Öyle diyor İbrahim Hakkı-i Erzurûmî...
Ne devlettir ki dildârım sen oldun.
Enîs ü munîs ü yârim sen oldun.
"Ne mutlu bana ki yâ Rabbi, sevgilim sen oldun. Enîsim sen oldun. Yoldaşım sen oldun. Can yoldaşım sen oldun. Yârim sen oldun. Ne mutlu bana..."
Sürûrumdan sığışmam bu cihana.
"Sevincimden şu dünyaya sığmak bana zor geliyor. Bu dünya sevincimdem bana dar geliyor..."
Allah'ın kulu olmak insana, mü'min-i kâmile böyle neşe verecek. Dünyalara sığamayacak; sevincinden uçacak...
Radıytü billâhi rabben.
İslâm'ın da her şeyine razı olacak.
"Yok şurasını beğendim, burasını beğenmedim. Şurası iyi, burası kötü."
Öyle şey yok!
E fe-tü'minûne bi-ba'di'l-kitâbi ve tekfurûne bi-ba'd. "Allah'ın bazı âyetlerine iman edip de bazılarını inkâr mı edeceksiniz?"
Böyle mü'minlik mi olur?
Olmaz.
İslâm her şeyiyle bir bütündür.
Millet şimdi hoca kesilmiş -ama haddini bilen de konuşuyor bilmeyen de konuşuyor- önüne gelen İslâm hakkında söz söylüyor. Önüne gelen tenkit ediyor.
Allah'ın emrine razı olacak. Allah'ın Allah olduğuna, rab olduğuna razı olacak. Peygamberimiz'in peygamber olduğuna razı olacak. Severek gönül verecek. "Resûlullah Efendimiz" deyince tüyleri diken diken olacak. Rüyalarına girecek. Hayaline girecek. Adı anıldığı zaman insanın gözlerinden yaşlar dökülecek.
Hakiki Müslümanlık bu, gerisi laf.
Allah bizi şu şeytanın, nefsin fitnelerinden korusun. Âhir zamanın fitnelerinden korusun. Sağa sola kıvırtıp kıvırtıp, kenarda köşede dolaşıp bir türlü hakka yanaşmayanlardan etmesin. Hakkı tutan, hakkı bilen, hak yolda yürüyen, Cenâb-ı Mevlâ'nın rızasına eren bahtiyarlardan eylesin.
Şu mübarek Ramazan ayı hürmetine, tutulan oruçlar hürmetine, Esmâ i Hüsnâ'sı hürmetine, Habîb-i Edîb'i hürmetine...
Fâtiha-i şerîfe mea'l-Besmele.
Rızık Daralınca
Edilecek Dua -
Rabbimizden Dinimizden
Efendimizden Razı Olma
