Tevekkül Etme Duası - 09.06.1985

Tevekkül Etme Duası - 09.06.1985
Men kâle izâ harece min beytihî: "Bismillâhi tevekkeltü ala'llâhi lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah" yukâlü lehû küfiyte ve vukiyte ve tenahhâ anhu'ş-şeytânu.
Tirmizî'nin hadîs-i şerîflerinden. Tirmizî hazretleri, -mübarek- altı sahih hadis kitabından birisinin müellifidir. Bu hadîs-i şerîfe "hasen hadis" demiş.
Bunu neden diyorum?
Bizim Hocamız bu Râmuz kitabının içine çeşitli hadîs-i şerîfleri almış. Kendisinin büyük tecrübesi var, hadis alimi. Bunların içinde zayıf olanlar da var, ulemânın bir kısmına "mevzu" dedikleri de var. O onu kaydediyor; "Buna 'mevzu' demişler ama isabet etmemişler. Buna doğru demişler ama başka yerden şahitleri var." diye deliller getiriyor.
Bazıları diyecek ki, biliyorum... Suudi Arabistan'da okudu, biraz Arapça biliyor; Mısır'da Ezher'de okudu, biraz Arapça biliyor; Şam'da veya Irak'ta okudu, biraz Arapça biliyor... Allah, yâ Rabbi sen kurtar! İllallah! Diyecek ki;
"Mevzu hadisler var... Kolayca bir kelimeden dolayı bu kadar büyük mükâfat olur mu? Bu sözün aslı esası yok."
Ya sahih hadis kitabında söyleniyor işte! Allah her şeye kâdir.
"Kim evinden dışarı çıktığı zaman, Bismillâhi tevekkeltü ala'llâhi lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah derse kendisine denilir ki: " Küfiyte. "Sana kifâyet olundu. Tamam, yeterli bir mahfaza altına alındın." Ve vukiyte. "Korundun." Ve tenahhâ anhu'ş-şeytânu. "Şeytan da ondan uzaklaşır."
"Bununla benim bir işim yok, benim buna musallat olmam mümkün değil, bu böyle dedi bir kere..." diye, şeytan başının çaresine bakar, başka taraflara gider.
Bu, evden dışarı çıkarken denilecek. Ötekisi akşamleyin denilecekti.
Ne diyecekmişiz?
Bismillâhi tevekkeltü ala'llâhi lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah.
Bismillâh. "Şu evimden Allah'ın adıyla dışarı çıkıyorum." Tevekkeltü ala'llâh. "Allah'a tevekkül ettim."
"Yâ Rabbi! Vekilim sensin. Ben her şeyi bilmem, sen her şeyi bilirsin. Ben âcizim, sen kâdirsin. Her şeye gücün yeter. Sana sığındım. Sen benim vekilim ol. Sana iltica ettim. Kendimi sana teslim ettim."
Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah. "Allah'tan gayri güç kuvvet sahibi yok."
Güçler, kuvvetler hepsi Allahu Teâlâ hazretlerinin kabza-ı kudretindedir. Ne dilerse o olur, ne dilemezse o olmaz.
"Ateş yakar hocam."
Yakmaz! İbrahim aleyhisselâm'ı yakmadı. "Yakma!" dediği için yakmadı.
Olur mu böyle şey?
Olur!
"Su boğar hocam."
Boğmaz! Boğdurmayınca boğmaz
Bizim arkadaşlardan birisi anlatıyor:
Bir yere yüzmeye gitmişler. Tanıdıklardan birisi, kim olduğunu unuttum da... Seneler önce... Ada'ya mı gitmişler, Moda'ya mı gitmişler, bir yere yüzmeye gitmişler. Bizim arkadaş -bana anlatan şahıs- balıklama suyun içine atlamış. Yüzerken yüzerken, bir de bakmış suyun içinde bir çocuk duruyor. Suyun içinde, dipte... İlk önce korkmuş, sonradan bakmış, hayal değil, bir şey değil; yapışmış, suyun üstüne çıkartmış. Dışarıda karnına bastırmışlar, koynuna bastırmışlar, kolunu açmışlar, kapatmışlar... Biraz sonra gözlerini açmış, nefes almaya başlamış. Bir başka grup orada yüzmeye gitmiş, o şahıs da suya atlamış, çıkmamış. Ama arkadaşları farkında değiller. Çocuk suyun dibine gitmiş, otların arasına takılmış kalmış da orada bir müddet durmuş. Bizimki de atlayınca, suyun içinde ona rastlayınca... Allah kurtaracak...
Hani su boğardı insanı?..
Orada ötekisini göndertti, ne kadar dakika sonra onu suyun içinden çıkarttı.
Bayağı bir zaman geçmiş. Hatta öteki arkadaşları utanmışlar; "Yahu biz bunun nereye gittiğini bilemediydik." demişler. Suda olduğunu bilseler belki onlar da dalar, çıkartırlardı.
Allah korursa korur, kurtarırsa kurtarır, öldürürse öldürür. Her şey O'nun kudretiyle olur.
Ateşi dilerse yaktırtmaz. Suyu dilerse zarar vermez, boğdurtmaz. Emreder, öyle olur. Ama ya direk yapar, ya vasıtayla yapar. Vasıtalar da O'nundur. Biz de O'nun kuluyuz.
Biz neyiz sanki? Adam mıyız biz? Bir şey miyiz?
Bizi de O yarattı.
Bizim elimizle yapsa, biz kendimiz mi yapıyoruz?
Yine Allah yapıyor. Her şey Allah'tan.
O kimseyi ötekisi atlamış kurtarmışsa o mu kurtardı?
Onu oraya getiren, ona yüzmeyi öğreten, ona o aklı veren, o kuvveti veren, onu o anda oraya daldırtan Allah ötekisinin ölmesini murad etmediği için o işi yapmış da oradan çıkartıyor.
Aklın varsa bu hikmetleri anlarsın. Aklın yoksa dolapbeygiri gibi bu fikrin etrafında döner durursun. Cahil, aklı ermez, döner durur. Bilen bilir, bildikten sonra da mesafe alır, yürür gider; Allah'ı sevgili kulllarından olur. Ötekilere acıyarak bakar; "Eh cahil, şuna bak... Ya ne cahil insanlar var, sübhanallah..." der. Ayıplayamaz da acır.
Tenahhâ anhu'ş-şeytânu. "Şeytan da ondan uzaklaşır gider."
Kolay işte bak... İnsan gözüne sahip olamıyor, diline sahip olamıyor, her türlü hataları işliyor; şeytanın başından defolması için dua:
Bismillâhi tevekkeltü ala'llâhi lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah.
Bir hadîs-i şerîf; eğer siz dünyanın öteki ucundan uçağa binip de gelmiş olsanız yeter! O kadar kıymetli bunlar! Çünkü yaptığı zaman insanın elde edeceği şeyler büyük.
Verilen Nimete
Şükür Geciken Nimete
Tam Bir
Abdest Ve Arkasından
