Zikirle Uyuyan Zikirle Gafletle Uyuyan Gafletle Kalkar - 03.11.1985

Zikirle Uyuyan Zikirle Gafletle Uyuyan Gafletle Kalkar - 03.11.1985
Men nâme alâ tesbîhin ev tekbîrin ev tehlîlin ev tahmîdin buise aleyhâ yevme'l-kıyâmeti. Ve men nâme alâ ğafletin buise aleyhâ yevme'l-kıyâmeti. Fe-avvidû enfüsekümü'z-zikre inde'n-nevmi.
Bu hadîs-i şerîf de Deylemî'de zikredilmiş. Râvisi el-Hakem b. Umeyr.
Efendimiz buyurmuş ki;
"Her kim ki tesbih etmiş olarak, tekbir çekmiş olarak, lâ ilâhe illallah demiş olarak, elhamdülillah demiş bir vaziyette uyumuşsa kıyamet gününde bu uyuduğu güzel tesbihler, tekbirler, lâ ilâhe illallahlar, elhamdülillahlar ile kalkar, ba's olur. Her kim ki gaflet ile uyumuşsa kıyamet gününde gafletle kalkar."
Onun için, kendinize uyumaya doğru varırken zikir alışanlığı edinin, âdet hâline getirin. Uyurken tesbih çeke çeke uyuyakalın.
Tesbih ne demek?
Tesbih, kısacası sübhanallah demektir. Tabii sübhanallah'ın arkasında sübhâne'llezî kezâ kezâ... çeşitli sıfatlar, sıla cümleleri gelebilir. Sübhanallah, "Yâ Rabbi! Sen her türlü noksandan münezzehsin. Her türlü kemalâta sahipsin. Her şeye gücün yeter. Her şeyin güzeldir. Her şeyin tamdır." demektir.
Tekbir ne demek?
Allahu ekber demek. Ne demek?
"Allahu Teâlâ hazretleri hiçbir şeyle mukayese edilmeyecek kadar büyüktür."
Hiçbir şeyle mukayesesi mümkün değil. Büyüklüğünü anlamanın imkânı yoktur. Bu akıl o kadar büyüklüğü kavrayamaz. Ama âyet-i kerîmede buyuruluyor ki;
Ve mâ kaderu'llâhe hakka kadrihî. "İnsanlar Allahu Teâlâ hazretlerinin kadrini anlayamadı, takdir edemediler." Ve'l-ardu cemîan kabdatuhû yevme'l-kıyâmeti. "Kıyamet gününde bütün yeryüzü O'nun için bir tutamdır." Ve's-semâvâtu matviyyâtun bi-yemînihî. "Yedi kat sema, yıldızlar âlemi Allahu Teâlâ hazretlerinin kudreti elinde dürülmüş haldedir."
"Semalar avucu içindedir." diyelim. Ama tabii Allahu Teâlâ hazretlerinin yemîni ne demek, muradını Allahu Teâlâ hazretleri bilir.
Fakat şu bizim büyük büyük varlıklar olarak gördüğümüz yerler gökler Mevlâmız'ın avucu içindedir. Öyle azamet, öyle kibriya sahibidir.
Tekbir o.
Tehlil ne demek?
Kısaca, lâ ilâhe illallah demek. O ne demektir?
"Allah'tan gayrı ilah yok." demek.
"Allah'tan gayrı ilah yok." ne demek?
"Tapınılacak başka varlık yok. Kulluk edilecek başka varlık yok. O tektir. Sadece O'na tapılır."
"Putlara tapsak da onlar ona şefaatçi olsa..."
Eski müşrik Araplar öyle demişler. Öyle şey yok. Allah'a hiçbir şeyi şerik koşmak yok. Mevlâmız şeriksiz, nazîrsiz, ortaksız, misalsiz, misilsiz...
Ancak O'na ibadet ederiz. Ancak O'na kulluk ederiz. Ancak O'ndan yardım dileriz. Her şey zaten O'ndan gelir.
Ne kahrı dest-i âdâdan, ne lütfu âşinâdan bil.
Umûrun Hakk'a tefvîz et, Cenâb-ı Kibriyâ'dan bil.
Sana kahır geldi, bir yerden bir tokat yedin; ticarî hayatta tokat yedin, içtimâî hayatta tokat yedin...
"Falanca yaptı..."
O yaptı ama o sebep; müsebbib Allahu Teâlâ hazretleridir, onu sana göndermiş.
Bir lütfa erdin, filanca sana getirdi. Ama asıl lütuf Allah'tandır. Ona da teşekkür et ama bil ki Allah nasip etmeseydi o getiremezdi, yarı yolda kalırdı, mümkün değil. Nasip eden Allah.
Ben Nasreddin Hoca'nın bazı fıkralarını vaazda anlatıyorum. Hoşuma gidiyor. Güzel fikirleri ihtivâ ediyor. Ana fikri güzel.
Güya Timur -halbuki Timur'la muâsır mı değil mi, belli değil- yoldan geçeni çeviriyormuş;
"Gelin bakalım karşıma..."
Soruyormuş:
"Ben zalim miyim, mazlum muyum?"
Orduyla geldin, burayı istilâ ettin, şehirleri yaktın yıktın, mallara el koydun.
"Zalimsin!"
"Vay edepsiz!" Pat küt pat küt dövdürtüyormuş. Kendisine "zalimsin" diyenleri dövdürtüyormuş.
Onun dayak yediğini gören bir başkası bu sefer ne diyecek?
"Yok yok, zalim değilsin, mazlumsun."
"Yahu edepsiz! Bu kadar şey yapıyorum, kim bana ne yapmış ki? Seni yalancı dalkavuk seni!.." Onu da dövüyormuş.
"Zalim" diyeni de dövüyor, bir bahane buluyor, "mazlum" diyeni de dövüyormuş. Demişler ki;
"Hocam bu adamdan bıktık yahu... Gel de şuna bir şeyler söyle. Tatlı sözlüsün, güleç yüzlüsün, hikmetli konuşursun. Bizi bu adamdan kurtar."
"Olur." demiş. Onun o adam çevirdiği yerden yürümüş.
"Gel hoca buraya!"
Onu da almış.
"Söyle bakalım; ben zalim miyim, mazlum muyum?"
Demiş ki;
"Sen bizlere Allah'ın adalet kılıcısın. Zalim biziz ki Mevlâ seni gönderdi bize!"
Çok hoşuma gidiyor... "Zalim biziz ki Mevlâ seni gönderdi bize..." Yani tokat Timur'dan ama müsebbib Allahu Teâlâ hazretleri. Bunlar cezayı hak ettiler de onunla cezalandırıyor.
Bu sözler nereden açıldı?
Lâ ilâhe illallah. Güç kuvvet Allah'ta...
Hayrihî ve şerrihî mina'llâhi teâlâ. Sen kulluğunu iyi yap, bak nasıl olacak iş. Sen cezayı hak ediyorsun, ondan sonra "Ali yaptı, Veli yaptı, Ahmet yaptı, Mehmet yaptı..." Kabahat sende; kabahati işledin, ondan.
Lâ ilâhe illallah bu.
Lâ ilâhe illallah'ın çok mânaları var. İnsan işin derinliğine daldı mı, lâ ilâhe illallah üzerinde aylarla yıllarla konuşur. Çok derin mânası var.
Ve'l-tahmîd. Tahmid de, elhamdülillah demek.
Elhamdülillah ne demek?
"Allah'a hamd olsun." demek.
"Allah'a hamd olsun." ne demek?
"Yâ Rabbi! Her türlü övgü, medih sanadır." demek.
"Neticede sen veriyorsun, onun için sanadır." demek. "Her türlü kemalât ile muttasıfsın, onun için sanadır." demek.
Güzel şey övülmez mi? "Aferin, çok güzel yapılmış!" denmez mi?
Allahu Teâlâ hazretleri de her türlü kemâlâtın sahibi olduğu için elhamdülillah. "Hamd, Allah'adır."
İşte insan bu güzel sözlerle, bunları söyleye söyleye, bu fikirleri düşüne düşüne uyuyup kalırsa ne olacak?
Bu îtiyat edinmiş olan bir insan rûz-ı mahşerde, kıyamet koptuktan sonra kabrinden kalkarken de sübhanallahlar, elhamdülillahlar, Allahu ekberler, lâ ilâhe illallahlarla kalkar.
el-Hamdü lillâhi'llezî ezhebe anne'l-hazen inne Rabbenâ le-ğafûrun şekûr. "Bizden bu üzüntüleri bertaraf eden Mevlâmız'a hamd ü senâlar olsun. Rabbimiz çok mağfiret sahibi, çok nimetler bahşedip de bize lütfetmiş Rabbimiz'dir..." diye, mü'min kul şükrede ede, hamd ede ede kalkacak; buna kendisini alıştırırsa...
Gafletle uyudu; ne abdesti var, ne namazı kıldı... Televizyonu seyretti etti, akşam da zaten midesini mumbar dolması gibi doldurdu; yedi yedi yedi... Zaten ayakta durması mümkün değil. Gözleri süzülürken, televizyonu seyrederken uyudu kaldı. Ondan sonra da teheccüd vakti geçti, sabah namazı vakti geçti... Saat çaldı saat 8'de... "Aman! Daireye geç kalıyorum!" Gözleri çapaklı ayıp olur; hemen yüzünü yıkadı, pantolonu giydi...
Hani sabah namazı? Hani yatsı namazı? Hani gece ibadeti?..
Allah ıslah etsin.
"Öyle gafletle yatan da yarın gafletle kalkacak." demek bu.
Veyahut; bu uyku bir küçük ölümdür, kardeşlerim. İnsan yatar; ya uyanır, ya uyanmaz. Böyle yatarsa iyi kalkar. Gafletle yatarsa gafletle kalkar.
Onun için, "Uyurken zikri kendinize âdet, îtiyat hâline getirin." diye Efendimiz böyle tavsiye etmiş. Benden söylemek.
Bu hadîs-i şerîf de zikr ü tesbihâtın dinimizde mevcut olduğunun delillerindendir. Büyüklerimizin yolunun sağlam, doğru olduğunun işaretlerindendir.
Zikir Üzere
Uyuyup Gece Kalkılınca
Zenginlik Sebebi
Kabirde Yoldaş Ve
