Yolculuk Duası - 13.01.1985

Yolculuk Duası - 13.01.1985
Men harece min beytihî yüridi's-sefere fe kâle hîne yahrucu bismillâhi amentü billâhi ve'tasamtü billâh ve tevekkeltü alâllah ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh ruzika hayra zâlike'l-mahreci ve sulka anhu şerre zâlike'l-mahrac.
Osman radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem hazretleri buyurmuşlar ki;
"Kim evinden yolculuğa kast ederek çıkarsa..."
Yolculuk yapmaya çıkıyor, İstanbul'dan Ankara'ya, Adapazarı'na gidiyor, yola çıkmış.
Fekâle hîne yahrucu. "Çıktığı zaman şu duayı okursa, şu ibareyi söylerse…"
Ne olur?
Ruzika hayra zâlike'l-mahreci. "Bu çıkışın hayrı kendisine ikram olunur." Ve surife anhu şerre zâlike'l-mahrac. "Bu çıkışın şerri kendisinden uzaklaştırılır."
Böyle dua edip çıktığı takdirde bu çıkıştan dolayı Allah onu başka bir insanın karşılaşabileceği birtakım şerlerden mahfuz tutar; erişilmesi muhtemel olan hayırların hiçbirisini kaçırmaz, hepsi kendine gelir.
Demek ki koruyucu, hayırlara erdirici bir dua, sefere çıkan insanın yapması gereken bir güzel dua!
Bismillâh. Allah'ın adıyla başlıyor. Sonra; amentü billâh. "Ben Allah'a inandım, o benim Rabbim, kâinatın sahibi, hâlıkımız, mâbudumuz; O'nun adıyla başlıyorum, ben ona inandım." Va'tasemtü billâh. "Allah'a sarıldım." Ve tevekkeltü alâllah. "Ve Allah'ı kendime vekil edindim!"
Mesela insan denize düşse batmamak için korunmak için kayığa sımsıkı sarılır veyahut bir tahta parçası bulsa ona bile sımsıkı sarılır. Küçük bir çocuk önlerine doğru, kendisine doğru gelen bir hayvandan korksa babasının bacağına sarılır, annesinin eteğine sarılır. Kuyuya düşen bir insan yukarı çıkmak için ipe sarılır, bayırdan aşağı düşecek bir insan bir dala sarılır… Sarılmak kendisini korumak için kurtarmak için olan bir sarılma…
"Ben de Rabbime sarıldım. Rabbime sımsıkı yapıştım ve O'na tevekkül ettim!"
Tevekkül etmek ne demek?
"Yâ Rabbi, sen benim vekilim ol; benim namıma ne yapılması gerekirse yap, beni neden koruman gerekiyorsa koru!" demek.
İnsanın vekili tabii onun namına her şeyi yapar. Vekil Allahu Teâlâ hazretleri olunca insan ne kadar hayırlara erer, ne kadar kuvvetli olur!
Peki, biz Allah'ı vekil edebilir miyiz?
Biz kimiz ki… Edemezdik, öyle bir şeye gücümüz kuvvetimiz yetmezdi, edepsizlik olur diye korkardık. Öyle bir şeye katiyen cesaret edemezdik, tevessül edemezdik. Allahu Teâlâ hazretleri buyuruyor ki;
İnnallâhe yuhibbü'l-mütevekkilîn. "Allah kendisine tevekkül edenleri, işini Allah'a havale edenleri sever."
"Yâ Rabbi! Sen benim vekilim oluver, sana havale ettim. Nasıl dilersen öyle yap, razıyım, sen benim nâmıma ne işlersen işleyiver…" diye Allah tevekkül edenleri sever, diyor.
Fe-tevekkelû alâllah. "Allah'a tevekkül edin!" diye de emrediyor. Baş üstüne. O zaman demek ki hiçbir mahzuru yokmuş:
"Yâ Rabbi sen benim vekilim ol!"
Hasbünallâhu ve ni'mel vekil. "O ne iyi vekildir, O yeter!"
O vekil oldu mu her işin sonu hayır gelir, insan her türlü tehlikeden korunur
İnsan demek ki sefere çıkarken Bismillâh, amentü billâh, diyor.
Va'tesamtü billâh. "Allah'a sımsıkı sarıldım, yapıştım!" Ve tevekkeltü alâllah. "Allah'a tevekkül ettim, onu vekil edindim!" Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh. "Hiçbir değiştirecek güç kuvvet yoktur, her şey Allah'ladır, Allahu Teâlâ hazretlerinin elindedir!"
O'nun emri olmaz ise hiçbir şey olmaz, her şey onun emri ile oluyor:
Cümle işler Hâlık'ındır kul eliyle işlenir
Hakk'ın emri olmaz ise sanma bir çöp deprenir
Farz edelim birisi geliyor, sana bir para veriyor. Bazen, sen tam sıkıştığın zamanda; işin, müşterin az, sıkışık bir durumdasın; bir adam geliyor, sana birçok iş havale ediyor, sipariş ediyor… Sıkıntıdan kurtuluyorsun.
Bu iş nasıl oluyor?
Allah celle celâlüh gönderiyor!
Peki o adam?
O vasıta, Allah onun da kalbine ilham ediyor; rüyasında gösteriyor, aşikâre gösteriyor, senin tarafına getiriyor, o işi yaptırtıyor. O bir sebep!
Allahu Teâlâ müsebbip: Sebepleri sevk edici. Müsebbibü'l-esbâb. Sebepleri yaratan Allahu Teâlâ hazretleri.
O adam sana bir iyilik yaptı, sana yaptığı iyiliğin fâili ama fâil-i hakiki Allahu Teâlâ hazretleri. Allah sana onun öyle yapılmasına müsaade etmeseydi yapamazdın. Onu yaratmasaydı olmazdı, sen orada olmasaydın olmazdı. Onun senin yanına gelip de o hayrı yapabilmesi için ne kadar iş ayarlanıyor bir bilsen!.. Onu insanoğlu yapamaz, istese de yapamaz! Her şeyi bu tarzdadır.
Koşuşuyoruz ama her şeye gücümüz yetiyor mu?
Allah'ın müsaade ettiğine yetişiyorsunuz, [müsaade] etmediğine olmuyor. Demek ki;
Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, "Allah'tan gayri güç kuvvet yok, her türlü şey O'ndan!"
Allah güç kuvvet vermezse insan ne hâlini değiştirebilir ne de bir şeyi yapmaya güç kuvvet getirebilir. Her şey Allahu Teâlâ hazretlerinin elindedir.
Namazı duydun, saat çaldı, niye kalkamadın?
Allah kaldırmadı!
Bir şeyi yapmak istedin, en son anda unuttun yapamadın, niye
Allah unutturdu.
Musa aleyhisselam ile yanındaki genç, Hızır aleyhisselam'ı aramaya gidiyorlar. Bir kayanın yanında mola veriyorlar. Balık var… Sonra kalkıyorlar biraz daha sefere gidiyorlar. Ondan sonra hadii
Âtinâ gadâenâ lekad lekînâ min seferinâ hâzâ nasabâ. "Bu yolculuğumuzda epey yorulduk, getir şu gıdamızı!" diyor. O yanındaki şahıs;
"Aaa, kayanın yanına geldiğimiz zaman ben onu orada unuttum!.." diyor.
"Zaten bizim istediğimiz şey buydu, dön geri!"
Orada buluşacaklar.
Demek ki unutturan, hatırlatan, her şey, [hepsini yaptıran] Allah celle celâlüh!
Onun için, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh; her şey Allah'ın gücünde kuvvetindedir. Yoksa O dilemezse insan kendisi yapamaz.
"Bu, Arş-ı Âlâ'nın hazinelerinden bir hazinedir!" diyor.
"İnsan lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh sözüne devam ederse bu; insanın üzerinden yetmiş çeşit kötülüğü def eder, en aşağısı iç sıkıntısıdır!"
Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh… İnsanın içinden yetmiş çeşit [kötülüğü] def eder, en aşağısı tasalanmak, gamlılık, kederlilik, can sıkıntısıdır.
Devam edin, nasıl tesirini göreceksiniz; böyle kıymetli bir şey!
[Yola] böyle çıkan bir insana Allah o çıkışını hayırlı eder, hayırlara erdirir; şerlerden korur, mahfuz kalır.
Bir daha okuyalım:
Bismillâh, amentü billâh, va'tasemtü billâh ve tevekkeltü alâllah ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.
1.Bismillâh.
2.Amentü billâh.
3.Va'tasemtü billâh.
4.Tevekkeltü alâllah.
5.Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.
Demek ki parmaklarınızın adedi kadar cümle imiş.
Bismillâh, amentü billâh, va'tasemtü billâh ve tevekkeltü alâllah, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh.
Hafızanızı yoklayın bakalım, akşam namazından sonrada aklınızda kalacak mı?..
O insanlar, o mübarekler Peygamber Efendimiz'i böyle dinlerlermiş de bu hadisleri öyle ezberlemişler. Dinlerlermiş, hatırında kalırmış. Kendimizi böyle dinlemeye, hatırımızda tutmaya alıştıralım.
Bizim akıl dediğimiz, hafıza dediğimiz âlet de çalışınca kuvvetlenir.
Hafız; babası dört yaşında hafızlığa başlatmış. Kur'ân-ı Kerîm'in altı yüz küsur sayfasını, koca Kur'ân-ı Kerîm'i ezberlemiş. İnsan; artık bunun hafızası dolmuştur, kafasına hiçbir şey girmez sanır, "Yıpranmıştır!" der değil mi?..
Hayır hayır! Hafızlar zihni daha iyi gelişmiş oluyor. Bir şeyi duydu mu daha iyi hatırında tutar. Öteki, çalıştırmayan, hiç zihnini yormamış olan insan bir şeyi hatırında kolay tutamaz, unutur. Ama beriki, hafız kulağının ucuyla dinlediği bir şeyi tıkır tıkır hemen söyleyiverir. İnsan, "Yaa mâşaallah…" filan der.
[Mehmed Zahid Kotku] Hocamız rahmetullâhi aleyh öyleydi. Bizi imtihan ederdi. İmtihan olduğumuzu bilmeden, gafil, birdenbire imtihan ederdi. Gündüz [Mehmed Zahid Kotku] Hocamız'la beraber Cuma namazına gittik, dinledik. Akşam sorardı:
"Söyle bakalım cuma hutbesinde hoca ne demişti?"
İnsan bazı cümleleri hatırlıyor, bazen mevzuyu hatırlayamıyor. Fakat o başından başlardı, 80 yaşında insan, başından sonuna hepsini söylerdi. O söyledikçe hatırlardık:
"Tamam hocaefendi onu da söylemişti, onu da söylemişti, onu da söylemişti…"
Bir defada duyuyor; o da bir defada duyuyor, ben de bir defada duyuyorum. Ben gencim, güya benim hafızam kuvvetli olması lazım, yıpranmamış olması lazım, o yaşlı güya…
Demek ki çalıştıkça kuvvetleniyor.
Demircinin pazısı nasıldır?
Adam balyoz sallıyor. "Çok kullanıldığı için yıpranmıştır, delik deşiktir bir işe yaramaz…"
Aman sakın öyle sanıp da yanına yanaşıp kafasını kızdırma, çimentoyu sıksa ezer!
Neden?
Balyoz sallaya sallaya onun pazıları senin pazının iki misli olmuştur. Çalışınca kuvvetlendi. İşte onun gibi olur, hafıza da çalışınca kuvvetlenir. Onun için her gün birkaç âyet, birkaç hadîs-i şerîf ezberleyin.
Hoşuma gitti: Adapazarı'nda hanımlar kısa kısa hadîs-i şerîflerden her gün bir hadîs-i şerîf ezberleyelim diye karar vermişler.
Erkekler kadınlardan geride kalırsa yazıklar olsun! Hanımlar daha ileride olsun da erkekler geride kalsın olur mu!.. Mirasın iki mislini alıyorsunuz; mirasa gelince iki misli alıyorsunuz, erkekler kadınların iki mislini alıyor. Hadi bakalım, ilimde de iki misli, en aşağı iki misli olması lazım. Kadınlardan üstün olmanız lazım. O zaman siz her gün bir âyet, bir hadis ezberleyin. Onlar bir hadis ezberliyorlarmış, siz bir âyet, bir hadis ezberleyin, iki misli olsun!
Yüz Salavat
Getirenin Mükafatı -
Verilen Nimete
Şükür Geciken Nimete
