Tam Bir Abdest Ve Arkasından Edilen Dua Mühürlenip Saklanır - 25.11.1984

Tam Bir Abdest Ve Arkasından Edilen Dua Mühürlenip Saklanır - 25.11.1984
Men tevadda'a fe-esbağa vudûahû sümme kâle 'ınde ferağıhî min vudûihî sübhânekallâhümme ve bi-hamdike eşhedü en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbü ileyke hutime aleyhâ bi-hâtemin fe-vudı'at tahte'l-'arşi fe-lem tükser ilâ yevmi'-kıyameti.
Sıra, abdest almakla ilgili, abdestten sonra yapılacak duayla ilgili bir hadîs-i şerîfe geldi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuş ki;
"Kim abdest alırsa ve abdestini çok güzel, itinalı bir tarzda mükemmel, eksiksiz yaparsa…" İnsanlar abdest alıyor da aceleye getiriyorlar... Aceleye getirmeyelim! Bir hadîs-i şerîfte Peygamber Efendimiz buyurmuş; -Bu bizim kafamızın içine yazılsın, esas hareket tarzımızın temel prensibi olsun.- "Allah, müslümanlara her şeyde güzelliği yazmıştır." Yani her şeyi güzel yapmalarını ister. Hatta Peygamber Efendimiz, "Kurban keserken bile bıçağı iyi bileyin ve kurbanı çarçabuk iyi kesin." diyor. Yani her şeyde... Mesela sadece yazı yazarken güzel yazı yazacak değil; sadece namaz kılarken güzel namaz kılacak değil; her sanatta, her meslekte, her işte en güzelini yapacağız.
"Kim abdest alırsa ve abdestini güzel, tamam, eksiksiz alırsa…" Bazen bakıyoruz; arkasından sanki düşman kovalıyormuş gibi veyahut müsabakaya girmişler de bakalım kaç saniyede abdesti bitirecekmiş gibi şapur şupur, şaldır şuldur; yüzüne gözüne, üstüne başına saçılarak yarısı yapıldı, yarısı yapılmadı… Ya dirseğine su gitmedi! Hiç aldırmıyor. Hemen, tamam, bitti, ceketi omzunda içeri geliyor. Dur bakalım, ağır ağır... Bak, isbağu'l-vudû' diye bir bahis var; abdesti güzel güzel yapmak. Tamamen, [suyu] böyle her tarafına vardırtarak. Yüzünü yıkıyorsun, gözlerinin şu pınarlarına varacak; sakalın varsa sakalını hilalleyeceksin, sakalının altına su gidecek; her tarafını üç defa yıkayacaksın. Bileklerini, kolunu yıkarken dirseklerinin arka tarafını şöyle çevireceksin, orada deri buruşuktur, oraya umumiyetle su gitmez. Halbuki o dirseğin üst tarafına kadar yıkanması lazım. [Abdesti] güzelce alacaksın. Her azayı yıkarken dualarını yapa yapa, Allah'tan hayırlar isteye isteye güzelce yapacaksın…
Namaz, abdest almaktan başlar. İnsanın abdesti güzel almazsa namazı güzel olmaz. Onun için Fatih Camii'nde mi bir yerde gördüm, "Çok kimse gafildir namazın buradan başladığından!" diye şadırvana yazmış. Namaz oradan başlar, abdesti güzel almaktan başlar.
Peygamber Efendimiz, "Kim abdest alırsa ve abdestini de kâmil bir tarzda, olgun, eksiksiz yaparsa…" Sonra; Sümme kâle ınde ferâğıhî. "Bitirdikten sonra da şöyle derse…" Min vudûihi. "Abdestinden fariğ olduktan sonra, abdestini bitirdikten sonra, şöyle derse…" Bakalım ne diyecek, ondan sonra derse ne olacak mükâfatı, onu söyleyelim. Önce sözün Arapçası:
Sübhânekallâhümme ve bi-hamdike eşhedü en lâ ilâhe illâ ente estağfiruke ve etûbü ileyke. Arapçası bu.
"Abdestini bitirdikten sonra böyle derse ne olur?
Hutime aleyhâ. "Bu sözlerine ve bu abdestinden hâsıl olan sevaba, bir şeye konulur bir mühür basılır, mahfaza altına alınır." Bi-hatemin."Bir mühür basılır..." Ve fe-vudı'at tahte'l-'arşi. "Arş'ın altına konulur…" Fe-lem tükser ilâ yevmi'l-kıyâmeh. "O sevap orada kıyamete kadar dağılmaz, kırılmaz, parçalanmaz." Kıyamette lazım olacak ya insana, hesabın başında lazım olacak ya; "Arş-ı âlâ'nın altında muhafaza altına alınır." Bir özel mühürle mühürlenir, alınır.
Hani, merkez bankasından para torbaları dolduruluyor, mühürleniyor kimse açmasın diye, zırhlı araçlarla hadi filanca şehre, hadi filanca şehre, hadi filanca şehre götürülüyor ya; kıymetli şey, mühürleniyor, kimse karıştırmasın, kurcalamasın, açıp dağılmasın diye. Onun gibi bu güzel dua, bu abdestin sevabı bir mübarek mahfaza içinde ağzı güzelce kapatılıp mühürlenir, Arş-ı âlâ'nın altında kırılmadan, bozulmadan kıyamet gününe kadar mahfuz kalır. İnsan o abdestin âhirette de hayrını görür. Şimdi görelim manasını, ne demekmiş?
Sübhanekallâhümme ve bi-hamdike. "Ey benim Rabbim, Allah'ım! Sen her türlü noksandan münezzehsin, her türlü kemâlât ile muttasıfsın, sana hamd ederim." Seni överim, dilimin övebildiği kadar överim seni. Her güzel, her kemâlât sende, hiçbir işin eksik değil, her sıfatın güzeller güzeli… diye ilk önce Allah'a eksiksizliğini, güzelliğini, kemâlini bildiren, onu övdüğünü bildiren bir cümle ile başlıyor: Sübhanekallâhümme ve bi-hamdike. Sonra;
Eşhedü en lâ ilâhe illa ente. "Yâ Rabbi! Ben şehadet ederim ki senden başka mabut yok; bir sen varsın." Sen yarattın bu dünyayı, sadece sana ibadet edilir. Sensin ilahımız, mabudumuz.
Estağfiruke ve etûbü ileyk. "Yâ Rabbi! Beni mağfiret etmeni dilerim ve sana tevbe ederim."
Mağfiret etmeni dilerim ne demek?
Yani benim suçum, kusurum çoktur, bunları bağışlamanı isterim.
Ve etûbü ileyke. "Ve sana teveccüh ederim, dönerim." demek.
Tevbe ne demek?
"Yanlış yolu bırakıp hak yola dönmek" demek. İşte bu sözlerin güzelliğinden dolayı mükâfatı çok oluyor.
Sübhâneke ne demek?
"Yâ Rabbi! Sen her türlü kemâlât ile muttasıfsın, her şeyin tamdır, güzeldir, hiç hikmetsiz işin yoktur, her şeyin güzeldir." demek. Sübhanekenin mânası o kadar güzel.
Bir insan ne zaman sübhanallah veya sübhâneke der?
Çok mükemmel bir şey gördüğü zaman, hiç kusursuz olduğu zaman sübhanallah der. Hayranlık ve şaşkınlık ifade eden bir sözdür bu. Sübhanallah!Ne kadar güzel yaratmış şu boğazı, ortada yemyeşil su akıyor. Sübhanallah! İki tarafında güzel güzel çamlar, insanlar köşkler yapmışlar, şu manzaraya bak, sübhanallah!... Allah Allah, gökyüzüne bak, ne güzel yıldızlar, şu mehtaba bak, gökyüzünde kandil gibi yeryüzünü ne güzel aydınlatıyor, sübhanallah!… İşte… Aman yâ Rabbi! Şu çiçeğe bak, ne kadar güzel… Şu renge bak, hangi fabrikada boyandı bu. Şu kara topraktan bu renk nasıl çıktı? Aman yâ Rabbi! Bu koku ne, hangi laboratuarda yapılmış? Sübhanallah! Yani böyle her güzellikte insanın hayranlığını ifade eden bir sözdür sübhanallah.
Ve bi-hamdike ne demek?
"Yâ Rabbi! Sana hamd ederim." Her güzel şey övülür tabii. O güzellik, o kemâlât karşısında da insan hamd eder Allah'a, "Sana hamd olsun yâ Rabbi!" diye. Sonra; "Yâ Rabbi! Senin birliğini tasdik ederim; senden gayri ilah, mabut olmadığına şehadet ederim, bilirim, bildiririm. Ve senden affımı, mağfiretimi dilerim, sana tevbe ederim." demek. Söz bu.
İşte bu sözler çok kıymetli sözler. Biz bu dilimizle söylediğimiz bu sözlerin manasını şöyle gönlümüze bir yerleştiriversek, mânası bizim oluverse, dilimizin ucundan dökülüp gitmese, mânası kalbimize yerleşse, tamamen öyle olsa, her yere baktığımızda ibret gözüyle bakıp yaratanını bilip de ona hayranlığımızı sürdürsek; Mevlâ'ya övgümüzü, saygımızı, methimizi, hamdimizi içimizde canlı tutsak, kusurumuzu bilip de ondan afv u mağfiret dilesek, ona yönelsek; işte en güzel şey bu.
Böyle güzel abdest aldı mı insan, günahlarından tertemiz gider, o dökülen sularla, damlalarla beraber her azasının günahları, isleri, pasları gider; insan temiz, pak olur.
Allahu Teâlâ hazretleri her ibadetimizi böyle şuur ile güzel yapmayı bizlere nasip ve müyesser eylesin.
Tevekkül Etme
Duası - 09.06.1985
Şükür Zikir
Salih Hanım Ve
