Sabah Ve Akşam Okunacak Dualar - 25.03.1984

Sabah Ve Akşam Okunacak Dualar - 25.03.1984
Mâ yemne'uki en tesme'î mâ evsîki bihî en tekûlî izâ esbahti ve izâ emseyti: Yâ Hayyu yâ Kayyûm bi rahmetike esteğîsü aslih lî şe'nî küllehû ve lâ tekilnî ilâ nefsî tarfete aynin.
Sadaka Resûlullah fî mâ kâl ev kemâ kâl.
Muhterem kardeşlerim, bu ilk hadîs-i şerîf Enes İbn Mâlik tarafından rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîftir. Bu sözleri Peygamber Efendimiz sevgili ve asil kızı Fâtımatü'z-Zehrâ'ya hitaben îrad buyurmuş, Hz. Fâtıma'ya söylemiş bu sözleri, sabaha çıktığı zaman, akşama erdiği zaman söylemesi gereken bir dua tavsiye ediyor öz kızına, cennet hatunlarının efendisi olan Hz. Fâtıma'ya…
Allah şefaatine nâil eylesin.
Sorarak ifadeye girmiş;
Mâ yemne'uki en tesme'î mâ evsîki bihî.
"Benim sana tavsiye ettiğim şeyi duyup dinleyip yerine getirmekten, onu ifâ etmekten seni ne men ediyor? Ey kızım ne mâni var? Şu benim söylediğim, duyduğun tavsiyemin yerine getirilmesine ne mâni var?"
En tekûlî izâ esbahti ve izâ emseyti. "Sabaha çıktığın zaman ve akşama erdiğin zaman, biraz sonra söyleyeceğim duayı söylemekten seni ne men ediyor?"
Nedir o dua?
Yâ Hayyu yâ Kayyûm.
"Ey Hayy olan, Kayyûm olan Allah."
Bi rahmetike esteğîsü.
"Senin rahmetin ile senden yardım dilerim, rahmetini öne sürerek senden yardım dilerim."
Aslih lî şe'nî.
"Benim işimi sen ıslah eyle."
Küllehû.
"Her işimi ıslah eyle."
Ve lâ tekilnî ilâ nefsî tarfete aynin.
"Bir göz yumup açma vakti kadar bile beni kendi nefsime terk eyleme, kendi başıma bırakma."
Böyle dua etmesini Peygamber Efendimiz sevgili kızına, çok sevdiği kızına tavsiye etmiş. İfade tarzından;
"Senin şu duyduğun tavsiyeleri yerine getirmeye ne mâni var?" diye girişmesinden; "Bunu muhakkak yap." demek istiyor Peygamber Efendimiz. Hiç bir şey mâni olmasın!
Bu kadar güzel, bu kadar kıymetli bir duayı yapmana hiçbir şey mâni olmasın, sabahleyin ve akşamleyin bu duaları yap diye tavsiye etmiş oluyor.
Mademki Peygamber Efendimiz kendi kızına tavsiye eylemiş, çok güzel şey tavsiye etmiştir. O halde biz de sabah akşam bu duayı yazalım ve bu dua ile başlayalım. Duanın Arapçasını okuyayım yazmak isteyenler yazsınlar. Peygamber Efendimiz'in kızına tavsiyesi, kıymetli bir dua...
Yâ Hayyu yâ Kayyûm bi rahmetike esteğîsü aslih lî şe'nî küllehû ve lâ tekilnî ilâ nefsî tarfete aynin.
Bu kadar!
Şimdi biraz izahına geçelim;
Önce hitap ile başlıyor dua: Yâ Hayy.
Sabahleyin kalktık işimize gideceğiz, evimizden çıkacağız veyahut yatağımızdan kalktık "Ya Hayyu ya Kayyum." diyoruz. Her şeyin sahibi olan Allahu Teâlâ hazretlerine o sahip olduğu sıfatı hatırlayarak hitap ediyoruz.
Birahmetike esteğîsu.
"Senin rahmetinle senden yardım isterim."
Ne demek?
"Sen bana yardım etmeye mecbur değilsin yâ Rabbi!, ben senin âciz nâçiz kulunum. Senin rahmetini şefaatçi ediniyorum, senin rahmet sıfatından lütfedersen yardım edersin.
Zaten bin bir günahım suçum vardır. Boyumu aşmıştır hatam, suçum, günahım ama rahmetinin eteğine yapıştım rahmetinden medet umarak rahmetinle senden yardım istiyorum." Ne kadar edepli ne kadar mütevazı.
Mevlasının huzurunda kula ne yakışır?
Edep ve tevazu yakışır. Kibir, büyüklük, ücub olmaz! Kibriya Allahu Teâlâ hazretlerine yakışır. Hüdalık, azamet, celâl, büyüklük Allahu Teâlâ hazretlerinin.
Biz?
Biz, Allah'ın âciz nâçiz kullarıyız. Rahmetini öne sürerek O'ndan yardım isteriz yoksa neylerse bir şey diyecek halimiz yok.
Bi rahmetike. "Senin rahmetinle yâ Rabbi!" Esteğîsü. "Senden gavs dilerim, yardım dilerim, medet isterim yâ Rabbi!"
Neden?
Sabah yeni bir güne başlamışız, başımıza ne gelecek bilmiyoruz, karşımıza aslanlar, kaplanlar mı çıkacak, zalimler cebbarlar mı çıkacak, halimiz ne olacak bilmiyoruz ki.
"Rahmetinden istiyorum, rahmetinle bana yardım eyle."
diyoruz.
Allahu Teâlâ hazretlerinden rahmetiyle yardım istemek bir yönden;
"Bana rahmetini gönder, bana rahmetinle muamele eyle. Yardım öyle olsun."
mânasına gelir. Allahu Teâlâ hazretleri rahmetiyle yardım ederse insan hayırların âlâsına yükselir. Ne hoş olur hali.
"Rahmetinle senden yardım dilerim yâ Rabbi!"
Aslih lî şe'nî küllehû. "Benim her işimi ıslah eyle."
Her şey Allahu Teâlâ hazretlerinden. Ne dilerse öyle yapar. Bizim işimizi de dilerse O rast getirir. Balıkçının yanından geçiyorsun, avcının yanından geçiyorsun "rastgele" diyorsun, yani "Allah yardımcın olsun" diyorsun. Dilerse rast getirir, dilerse ters götürür işi. Ancak O'na iltica edersek, O lütfederse halimiz ıslah olur. Kendimiz ıslah etmeye çalışırsak daha berbat ederiz.
Saatin dursa, açsan arkasını, orasını burasını karıştırsan, ondan sonra götürsen saatçiye, ne der?
"Ya sen bunu niye açtın? Neden karıştırdın bunun içini? Tornavida girer mi, berbat etmişsin saati bırak bunu, yenisini al!" der. Biz girdik mi işin içine berbat ederiz, O neylerse güzel eyler.
Onun için;
"Yâ Rabbi! İşimi sen ıslah eyle, hayr eyle; şerre beni sokma, şerre beni sevk etme, şerre fırsat verme, yaptırtma yâ Rabbi! Hayrı yaptırt; ben bilmiyorum hangisi hayırlı, hangisi şerli. Hayrı nasip eyle, şerden uzak eyle, benim işlerimi sana havale ettim, sana tevekkül ettim, sen benim vekilim ol."
İnnallâhe yuhibbu'l-mütevekkilîn.
"Allahu Teâlâ hazretleri kendisine tevekkül eden kulları sever."
Tevekkülü öğreneceğiz, Allah'a tevekkül etmeyi öğrenmemiz gerekiyor sevgisini istiyor isek.
Allah kimleri sever?
Açalım Kur'ân-ı Kerîm'den bakalım, ne kadar güzel bir cümle:
İnnallâhe yuhibbu'l-mütevekkilîn.
"Allah kendisine tevekkül eden, kendisini vekil edinen kulları sever."
Yâ Rabbi! bu işe sen benim vekilim ol. Ne yaparsan razıyım, benim işimi sana havale ettim demek imanın eseridir!
Şeytanın Allah'a tevekkül eden kullara bir tesiri olmayacağını Kur'ân-ı Kerîm'de âyet-i kerîme bildiriyor;
İnnehû leyse lehû sultânün ale'llezîne âmenû ve alâ Rabbihim yetevekkelûn.
"İman edip de Allah'a tevekkül eden kullara şeytan bir mazarrat veremez, bir tesir veremez."
Onun için tevekkül etmeyi öğreneceğiz. Tevekkül edersin, çıkarsın yola, akşama kadar bir hayır, bir bereket şaşırır kalırsın. O zaman kalbinde imanın pırıl pırıl kuvvetlenir, iman dolar, kalbini ışıl ışıl ışıtır. Her işimi ıslah eyle yâ Rabbi! diyeceğiz.
Ve lâ tekilnî ilâ nefsî tarfete aynin.
"Bir göz yumup açıncaya kadar, bir kısa zaman, çok küçük bir zaman bile beni kendi nefsime bırakma."
"Kendi nefsime bırakma." sözü iki türlü anlaşılabilir:
Bir;
"Kendi başıma bırakma. Yardımsız bırakma beni yâ Rabbi!"
demek olabilir. Beni yardımsız kendi halimde bırakıverme. Bir sürü düşman çevremde, bir sürü düşman! Etraftan kornalar çalar, kamyonlar geçer, otobüsler geçer vızır vızır, insan hani bir trafiğin orta yerinde nereye gideceğini şaşırır. Bir köylü kadını düşünün, kalabalık bir şehre, Eminönü meydanına vesaireye gelmiş, ne yapacağını şaşırır. Bir de bir sürü düşman olursa hepsinin elinde silah hepsi hücum ediyor. Şeytan bir taraftan hücum eder, dünyanın zevkleri, lezzetleri bir taraftan hücum eder, din düşmanları bir başka taraftan hücum eder.
"Bu kadar düşmanın arasında orta yerde yapayalnız kendi başıma kalırsam sen yardım etmezsen yâ Rabbi! Sen koruyup kollamazsan, sen beni sâhil-i selâmete çekmezsen mahvolurum."
şeklinde bir mâna olabilir.
İkinci bir mâna;
"Yâ Rabbi! Şu benim nefsim, nefsim."
"Beni nefsime bırakma. Benim bu nefsim edepsizin biri, laf anlamaz, söz dinlemez, haramları ister, haramların peşinde koşmak ister, helalleri gösteririm, bak böyle yaparsan cennetlik olursun diye söyler aklım; nefis gelmez, yanaşmaz hak yola. Eğer ben onun eline kalırsam yandım, mahvoldum. demektir."
"Beni nefsime bırakma"nın ikinci mânası budur.
A'dâ adüvvin leke nefsüke'lletî beyne cenbeyke.
"Senin en büyük düşmanın şu iki yanın arasında bulunan kendi canındır, nefsindir."
diyor Peygamber Efendimiz.
Neden?
Öteki düşmanı anlarsın, tedbir alırsın; elinde silah, karşında geliyorsa saklanırsın, siper alırsın, sen de silah çekersin, kaçarsın, kalenin kapısını kapatırsın vesaire... Ama bu nefis kendi içimizde, bilmeyiz ki… Tutturur;
"İlle ben şunu istiyorum, şunu istiyorum."
diye. Sen de "onu yapacağım" diye haramlara girersin. İşte düşman!
"Uyku istiyorum, uyku istiyorum."
diye tutturur, yatsı namazını kılmadan yattırır. Uykudan kalkmak istemez, sabah namazını kıldırmadan güneşin üstüne doğmasına sebep olur. Paranın cazibesine kapılırsın, rüşvet alırsın. Hırsızlık yaptırtır.
"Beni bir göz yumup açıncaya kadar şu nefsin eline bırakma yâ Rabbi!"
demek önemli oluyor.
O halde bir daha başından söyleyelim:
"Ey Hayy ve Kayyûm olan Mevlâm! Ben senin rahmetinle senden yardım dilerim. Rahmetini bana yardımcı gönder veya rahmetinden, fazl u kereminden beni yardımsız bırakma, benim her işimi ıslah eyle, onar. Ben sana tevekkül ettim ve beni sakın kendi nefsime bir göz yumup açıncaya kadar bile bırakma!"
Hz. Fâtıma'ya böyle dua etmesini tavsiye etmiş Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz.
Salavat Getirene
Allah ın Salavat
Sabah Ve
Akşama Erişince Okunacak
