Sabah Ve Akşama Erişince Okunacak Dua - 07.07.1985

Sabah Ve Akşama Erişince Okunacak Dua - 07.07.1985
Men kâle hîne yusbihu ev hîne yumsî "Allâhümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va'dike mesteta'tü eûzü bike min şerri mâ sana'tü ebû'u leke bi-ni'metike aleyye ve ebû'u bi-zenbî fağfirlî fe-innehû lâ yağfiru'z-zünûbe illâ ente" fe-mâte min yevmihî ev leyletihî dehale'l-cennete.
Sadaka Resûlullah fî mâ kâl ev kemâ kâl.
Aziz ve muhterem kardeşlerim!
Bu hadîs-i şerîf Ahmed b. Hanbel'de, Ebû Dâvud'da, Tirmizî'de, Nesaî'de, İbn Mâce'de, İbn Abdilberr'de, İbn Hibban'da, Müstedrek'te mevcut bir hadîs-i şerîf. Sağlam hadis kitaplarının çoğunda sağlam rivayetle bize kadar gelmiş bir hadîs-i şerîf ki Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz bize bir dua talim buyuruyor.
Buyurmuş ki;
Men kâle hîne yusbihu ev hîne yumsî. "Her kim ki sabaha erdiği zaman veya akşama erdiği zaman şu sözü söylerse..."
O sözü uzunca okudum, o sözü söylerse ne olur?
Fe-mâte min yevmihî ev leyletihî. "Onu okuduğu o günde, onu okuduğu o gecede ölüverirse..." Dehale'l-cennete. "Cennete girer."
"Bu duayı okuduğu gün ölürse cennete girer."
Acaba rivayet sağlam mı, değil mi?
Çok kuvvetli hadis kitaplarında gelmiş bir hadîs-i şerîf. Bizim sabahları okumuş olduğumuz Evrâd-ı Şerîf kitabımızın da başında vardır. Seyyidü'l-istiğfâr diye de şöhret bulmuştur. Kardeşlerimin de, tahmin ederim çoğu, elhamdülillah, bunu ezbere bilmektedir.
Okunduğu zaman o gün ölürse, o gece ölürse cennete sokmasına vesile olacak olan dua şu:
Allâhümme ente Rabbî lâ ilâhe illâ ente halaktenî ve ene abdüke ve ene alâ ahdike ve va'dike mesteta'tü eûzü bike min şerri mâ sana'tü ebû'u leke bi-ni'metike aleyye ve ebû'u bi-zenbî fağfirlî fe-innehû lâ yağfiru'z-zünûbe illâ ente.
"Ey benim yüceler yücesi Rabbim, Allahım! Sen benim Rabbimsin. Sen beni besledin, bu hâle getirdin, büyüttün, yetiştirdin, bu nimetlere gark ettin. Sahibim, mâlikim, bendeki varlığın hepsi senin. Sen benim her şeyimsin. Her şeyime sahipsin. Senden gayri ilah yok."
Halaktenî. "Beni sen yarattın yâ Rabbi. Beni sen halk ettin, yarattın."
Ve ene abdüke. "Ben de senin kulunum yâ Rabbi."
"Madem sen beni yaratmışsın, o hâlde ben de senin kulunum. Sen benim Rabbimsin, ben senin kulunum. Ben senin buyruğunu tutacağım."
Kul ne demek?
Hem Türkçe'de hem Arapça'da ikili mânası var:
Bir, insan esir oluyor, birisinin malı oluyor, ona "kul" diyorlar, "köle" mânasına.
Bir de "yaratık, yaratılmış" mânasına.
Türkçe'deki her iki mânasıyla da biz Allah'ın kuluyuz. Yani "O bizim sahibimizdir, biz O'nun kölesiyiz." desen doğru; "O bizim Rabbimiz'dir, O bizi yarattı, biz de O'nun kuluyuz, yaratığıyız." o da doğru.
"Yâ Rabbi! Beni sen yarattın, ben senin kulunum."
Ve ene alâ ahdike ve va'dike. "Yâ Rabbi! Ben sana olan ahdim üzerindeyim, sana verdiğim va'd üzerindeyim."
Şimdi iş karıştı. Sen Allah'a ne zaman vaad verdin? Ne zaman vaad ettin? Sen ne zaman Allah'la ahitleştin?
Kalû belâ zamanında, Allahu Teâlâ hazretleri seni daha dünyaya getirmeden, ruhlar âleminde senin ruhunu öteki ruhlarla beraber, hepsini bir aradayken, bir araya getirdi de sordu:
E lestü bi-rabbiküm? "Ben sizin Rabbiniz değil miyim? Bakın bakalım."
Kalû belâ. "Rabbimizsin yâ Rabbi!" dediler, ikrar ettiler.
Elest bezminde, o ruhlar âleminde, bu dünyadan evvel, insan daha dünyaya gelmeden evvel, ruhu öbür taraftayken Allahu Teâlâ hazretleri, "Bu dünyadayken biz bundan gafildik, anlayamamışız, fark edememişiz, bu hakikati sezememişiz." demesinler diye orada bütün ruhlara;
"Ben sizin rabbiniz değil miyim?" dedi.
Bütün ruhlar;
Belâ dediler.
Başka rivayetler var. "Kimisi şaşırdı da şöyle dedi, böyle dedi..." diyorlar ama bu âyet-i kerîmede böyle.
E lestü bi-rabbiküm. Kalû belâ. "Ben sizin rabbiniz değil miyim?" dedi,
"Evet, Rabbimizsin yâ Rabbi!" dediler.
Ruhlar aleminde "Rabbimizsin" demek, ne demek?
"İnsanın tabiatı, hilkâti, aklı, fikri, mantığı, muhakemesi, varlığı Allah'ın birliğini, varlığını kavrayacak kabiliyette" demek. O kabiliyette yaratılmış.
Trigonometri anlar mısın?
"Anlamam hocam. Lisede biraz okuduk ama zaten matematikten de zayıf alırdım, beceremem."
Peki, logaritma anlar mısın?
"Hiç anlamam."
Hesap cetveli versem kullanabilir misin?
"Anlamam."
Hani böyle diyebiliyor ya insan; "Unutmuşum, anlamıyorum..."
Kullar bu dünyada "Beceremedim yâ Rabbi, aklım ermedi, anlayamadım." demesinler diye ruhlar aleminde; e lestü bi-rabbiküm? "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" buyurmuş.
Herkes;
"Evet, Rabbimizsin." demiş.
İnsanın tabiatı Allah'ı anlamaya kabiliyetli; itiraza mecâli yok.
Yarın "Yâ Rabbi sezemedim, anlayamadım, kavrayamadım, dünya hayatında şöyle oldu, böyle oldu..." yok.
Ona "ahid, vaad" deniliyor ki;
"Yâ Rabbi! Ben o zamanki o ahdimde, o vaadim üzerindeyim. Sana lâ ilâhe illallah demişim, kulluğumu ikrar etmişim; senin buyruğunu tutacağım. Sözümde duruyorum, sözümden çıkmış değilim, sözümü bozmuş değilim."
Ve ene alâ ahdike ve va'dike. "Yâ Rabbi! Seninle yaptığım ahid üzereyim, onu değiştirmedim, sözümden ve vaadimden dönmedim."
Mesteta'tü. Yalnız burada bir tevazu cümlesi var. Evet, Rabbimiz'in vaadi üzerindeyiz, O'na verdiğimiz ahit üzerindeyiz, müslüman olarak yaşamaya gayret ediyoruz ama nasıl?
Mesteta'tü. Buradaki mâ'ya; mâ'u'd-deymûme derler, "olduğu müddetçe" mânasına gelir.
"Gücüm yettiği kadar yâ Rabbi, gücüm yettiği müddetçe, tâkat getirebildiğim müddetçe ahdime, vaadime sadıkım yâ Rabbi! Bozmayacağım inşaallah, bozmak istemiyorum, niyetim öyle, gücüm yettiğince, istitağatim yettikçe ahdimde, vaadimde sadık kalacağım. Sana kulluğumda devam edeceğim, dönmeyeceğim, yan çizmeyeceğim."
Eûzü bike min şerri sana'tü. "Yâ Rabbi! Ben yapmış olduğum şeylerin şerlerinden sana sığınırım."
İnsanoğlu sabahleyin uykudan kalkar; başlar konuşmaya, çarşıya pazara gider, başlar bir şeyler yapmaya; akşama kamyonlara, tırlara, gemilere sığmayacak günahlar yüklenir gelir eve. Neler neler söyler, neler neler yapar, ne haksızlıklar ne eksiklikler yapar yapar...
İşte onlar nedir?
İnsana şer getiriyor, kötülük getiriyor. İnsan;
"Yâ Rabbi! Ben bilerek bilmeyerek bu yaptıklarımın şerrinden sana sığınırım." diyor.
Ebû'u leke bi-ni'metike aleyye. "Yâ Rabbi! Senin bana olan nimetlerini kabul ediyorum, itiraf ediyorum. Evet, sen bana nimetlerini ihsan ettin."
Ve ebû'u bi-zenbî. "Günahımı da itiraf ediyorum. Hata bende. Sen lütfettin, kerem eyledin, bana lütfunu ihsanını kesmedin ama ben hata ettim, kabahat bende yâ Rabbi!" diyor, durumunu itiraf ediyor. Ondan sonra;
Fağfirlî. "Beni affeyle yâ Rabbi!"
"Yine senden kerem... Ben senin kulluğundan dönmüş değilim ama hatalar işledim, yaptığım işlerin çeşitli günahları boynuma birikti. Biliyorum, senin bana nimetin çoktur. Kabahat bende, günahımı kabul ediyorum. Benim günahımı affet yâ Rabbi! Yaptığıma pişmanım, affet beni yâ Rabbi!"
Fe-innehû lâ yağfiru'z-zünûbe illâ ente. "Çünkü yâ Rabbi, günahı senden gayri kimse avf u mağfiret edemez, sen edersin. Bağışlarsan yâ Rabbi beni sen bağışlarsın, başka kimse bağışlayacak değildir."
İşte bu sözler... Mânası kısaca bu.
Kısaca tekrar başından söyleyelim:
"Ey benim yüceler yücesi Rabbim, ey benim yüceler yücesi Allahım! Sen benim Rabbimsin; beni besleyen, beni bu hâle getiren, bu nimetlere erdiren sensin. Senden gayri ilah, mabud yok. Beni sen yarattın, ben senin kulunum. Ben sana ahdim ve vaadim üzerinde devam ediyorum, gücüm yettikçe edeceğim. Yaptığım şeylerin şerrinden, günahından sana sığınırım. Senin bana nimetlerini itiraf ederim. Bu nimetlerine rağmen hatalı, kusurlu işler yaptığımı da kabul ediyorum. Kabahat bende. Yâ Rabbi! Beni affet, avf u mağfiret eyle! Çünkü senden gayri günahları avf u mağfiret edecek bir yer, merci yok yâ Rabbi!" diyor.
İşte bu sözü sabahleyin söylerse, o gün ölürse cennete girer; akşam söylerse, o akşam, o gece ölürse cennete girer.
Bu mânayı hatırınızda güzel tutmaya çalışın.
Demek ki burada duanın âdâbını da öğrenmiş oluyor. İnsan Rabbinin kendisine nimetlerini hatırlıyor, O'nun kendisini yarattığını, kendisinin O'nun kulu olduğunu, kendisine çok nimetler verdiğini, bu nimetlere rağmen yine şaşırıp şaşırıp ayağı kayıp kayıp hatalı, günahlı işler yapageldiğini ama yine affedecek olanın Allah olduğunu biliyor, geliyor affediyor.
Sabah Ve
Akşam Okunacak Dualar
Sabah Namazını
Cemaate Kılmak Ve
