Şükür Zikir Salih Hanım Ve Oturulacak Ev Hayırdandır - 16.12.1984

Şükür Zikir Salih Hanım Ve Oturulacak Ev Hayırdandır - 16.12.1984
Men cemeallâhu lehû erbaa hısâlin cemeallâhu lehû hayran beyne'd-dünyâ ve'l-âhireti kalben şâkiren ve lisânen zâkiren ve dâren kasdan ve zevceten sâlihaten.
Enes b. Mâlik radıyallahu anh'ten rivayet edilmiş hadîs-i şerîf. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki: Men. "Her kim ki…" Cemeallâhu lehû erbaa hısâlin. "Allah ona şu dört şeyi vermiştir."
Başına, bu dört şeyi toplamış, dört şeyi nasip etmiştir.
Ne demektir bu?
Cemeallâhu lehû hayren beyne'd-dünyâ ve'l-âhireti. "Dünya ve âhiretin hayırlarını ona toplamış demektir."
Onun hem dünyası hem âhireti mâmurdur ve o kimse dünya ve âhiret hayırlarına ermiş demektir.
Nedir bu dört şey?
Kalben şâkiren. "Şükredici bir gönül, kalp."
Kalbin Türkçesi gönüldür. Şükredici bir gönlü var mı tamam, güzel.
İkincisi;
Ve lisânen zâkiren. "Zikredici bir dil."
Allah Allah, lâ ilâhe illallah, sübhanallah, elhamdülillah, Allahu Ekber, yâ Rabbi yâ Rabbi, yâ Hay yâ Hû, yâ Kayyûm...
Yani zikir ile meşgul kalbi, iki.
Ve dâren kasden. "Orta halli, mutedil bir ev."
Vermişse ne mutlu!
Ve zevceten sâlihaten. "Ve saliha bir hatun, eş, hanım vermişse…"
Kimde bu dört şey varsa ona hem dünyanın hem âhiretin hayırlarını toplayıvermiş demektir.
Bir daha izah edelim:
Kalben şâkiren.
Mü'minin kalbi şükredici olmalıymış.
"Bir insanda böyle bir şey varsa hayra ermiş bir kimse demektir." dediğine göre biz buradan ibret çıkartıyoruz; kalbimiz şükredici olacak. Yani gönlümüzden, "Yâ Rabbi! Bana şu nimeti verdin çok şükür. Şuna da erdirdin çok şükür. Buna da erdirdin çok şükür." diye Allah'ın nimetlerini düşüneceğiz, şükredici olacağız. Allah'ın bin bir tane nimeti vardır, insanoğlu nankördür, bir gün birazcık başı ağrır hepsini siler;
"Zaten ben bu dünyada bir gün yüzü mü gördüm." der.
Gördün tabi, sıhhattesin, afiyettesin, sağsın, esensin!..
Komşumuz Irak'a bak! Iraklı birisi;
"İnsanlar petrol için kuyruğa girip kavga ediyorlar. Petrol Irak'tan çıkıyor. Petrol çıkan memlekette insanlar petrol alacağız diye birbirleriyle kuyrukta kavga ediyorlar. Gıda yok bir şey yok…" diyor.
Bak, senin burada yediğin önünde yemediğin ardında. Çarşı pazar dolu; istersen hamsi istersen palamut alırsın, istersen et istersen ciğer alırsın. Her şey var, bol… Meyveler, sebzeler… Kimse kırmızı kırmızı elmaların, üzümlerin vesairenin yüzüne bakmıyor.
Kış geldi, Ankara'ya kar yağıyor. Salkım salkım üzümler her yerde var. "Çok şükür yâ Rabbi!" de, nimetleri bir düşün bakalım. Parayla almak isteseydin elinde bulunan nimetlerin hepsini parayla temin edebilir miydin? Sıhhatin var, Allah seni müslüman yaratmış, evin barkın var… Ona da gelecek ya sıra… Nimetleri düşünecek, şükredici olacak.
Birisi çıplakmış, bir şeyi yokmuş, kendisini beline kadar kumla örtmüş. Musa aleyhisselam geçiyormuş, şikâyet etmiş, demiş ki;
"Yâ Musa! Hiç bir şeyim yok. Bak! Açlıktan, açıklıktan üstümü örtecek bir şey de yok da kumla örtündüm."
"Şükreyle haline." demiş Musa aleyhisselam.
"Neyim varmış ki neyime şükredeyim?" demiş.
Bir rüzgâr esmeye başlamış, kumlar da gitmiş… Haydi bakalım! İşte kumun vardı, hiç olmazsa örtüyordu seni. Biraz sonra, sabretseydin, Allah başka şey de verecekti belki. Edepsiz!..
İçinde bulunduğumuz durumda kendimizden aşağıdakilere bakarsak şükrümüz artar. Kendimizden yukarıya bakarsak olmaz.
Vehbi Koç'un şu kadar fabrikası var, filancanın deniz kenarında yalısı var.
Sen bir de şu gecekonduya gel bakalım. Gecekondusu yok, kirayı vermek için uğraşıyor, kiralığı da bulamıyor; bir de ona bak bakalım. Biraz da halden haberin olsun.
Yolcunun birisi gelmiş hancıya;
"Hey hancı, gel buraya..." demiş. Gelmiş;
"Buyur efendi." demiş.
"Kahvaltı istiyorum; kızartma olsun, taze ekmek olsun…"
Demek ki cebinde parası, kesesinde altınlar var anlaşılan.
"Yağ olsun, zeytin olsun, peynir olsun, kaymak olsun, baldan da haberin var mı?" demiş.
Bal da istiyor yanında. O da biraz sonra getirmiş önüne, bir kuru ekmek, biraz da zeytin koymuş,
"Bak yolcu efendi! İşte peynir, işte zeytin, işte ekmek… Biraz da halden haberin olsun." demiş.
"Baldan değil biraz da halden haberin olsun." demiş.
Aşağı bakanın şükrü artar, şükreci bir kalbimiz olacak; bir.
Başka neyimiz olacak?
Zikredici bir dilimiz olacak. Dilimiz zikredecek. Zikir de kolay; elhamdülillah, eş-şükrü lillah, lâ ilâhe illallah, Allah Allah... En kolayı Allah, Allah, Allah… Gayet rahat diyebilirsin. Yolda gidiyorsun, vasıtaya bindin, dükkândasın müşteri gelmedi, çalışıyorsun, çabalıyorsun; olur. Onu da yapabiliriz.
Şükredici bir gönlümüz olabilir, yapabiliriz; dilimiz de zikirde olabilir.
Üçüncüsü;
Ve dâren kasden. "Mutedil bir ev."
Ne kadar hikmetlidir Peygamber Efendimiz'in sözleri.
Mutedil ev ne demek?
Çok dar olsa çocuklar başka yerde, anne baba başka yerde yatacak. Bir iki odası olsa iyi olur doğrusu. Ama çok da geniş, şatafatlı filan olmasını söylemiyor. Suudi Arabistan'da bizim mühendis arkadaşlar var. Birisi onlara ısmarlamış, köşk yaptıracak; dört bin metrekare sahası... Dört dönümlük ev yaptırıyor, daire!
"Mutedil bir ev" demiş.
Ve zevceten sâlihaten.
Saliha bir zevcesi oldu mu, o da çok güzel. Bakın, "saliha bir zevce" diyor, güzellik müsabakasına girmiş de kazanmış bir kadın demiyor. Saliha diyor saliha! Yani müslüman, mütedeyyin, Allah'ın sevdiği sıfatlara sahip bir hatuncağız… Namazını kılıyor, itikadı yerinde, tesettürlü. Efendisi evde yokken malında ona hıyanet etmiyor. Namusunu hıfzediyor, koruyor, kolluyor. İşte saliha bir hatuncağız! Hanımlarımızın kıymetini bileceğiz.
Dışarıda gördüklerine kıyas ediyor, eve geliyor kavga ediyor. Sen onun öteki güzelliğini gör bakalım. Ya senin kavuğunu yere eğdirseydi!..
Onun için saliha bir hatunu, orta halli bir evi, zikredici bir dili, şükredici bir gönlü oldu mu Allah demek ki o kimseye dünyanın ve âhiretin hayırlarını vermiş demektir. Çünkü evi var, hanımı da kendisine yardımcı; illa şunu isterim, bunu isterim demiyor. Gönlü de müsait, ibadetini yapar âhiretini de kazanır.
Kimisi de insanı dinden imandan çıkartır, Allah korusun.
Tam Bir
Abdest Ve Arkasından
Sübhanallahi Ve
Bi Hamdihi Ve
