Verilen Nimete Şükür Geciken Nimete Dua - 23.09.1984

Verilen Nimete Şükür Geciken Nimete Dua - 23.09.1984
Men elbesehu'llâhu ni'meten fe'l-yüksir mine'l-hamdi li'llâhi. Ve men kesürat hümûmühû fe'l-yestağfiri'llah ve men ebtae aleyhi rızkuhû fe'l-yüksir min kavli lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh. Ve men nezele me'a kavmin fe lâ yesum illâ bi-iznihim. Ve men dehale dâra kavmin fe'l-yeclis haysü emerûhu. Fe inne'l-kavme a'lemu bi-avreti dârihim. Ve inne mine'z-zenbi'l-meshûti bihî alâ-sâhibihî: el-hıkdü, ve'l-hasedü, ve'l-keselü fi'l-ibâdeti ve'd-dankü fi'l-ma'îşeti.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'in rivayet ettiğine göre Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş:
Men elbesehu'llâhu ni'meten. "Allah kime bir nimet giydirmişse."
Nimet giydirmek ne demek?
Bir nimet nasip etmiş, vermiş.
"Allah Kime bir nimet vermişse:"
Fe'l-yüksir mine'l-hamdi li'llâhi. "Allah'a hamd ü senâyı çok etsin."
"Elhamdülillah, çok şükür yâ Rabbi!" diye hamd ü senâyı çok yapsın. Sıhhat vermiş, afiyet vermiş, yolcusu sağlıkla dönmüş, hastası iyi olmuş, çocuğu dünyaya gelmiş, işi düzelmiş, borcundan kurtulmuş, vesaire nimet veren Allah'a çok hamd etsin.
Ve men kesürat hümûmühû. "Tasası, derdi çok olan." O ne yapsın?
Fe'l-yestağfirillah. "Allah'a tevbe istiğfar eylesin."
"Estağfirullah el azim ve etubi ileyh" diye İstiğfar eylesin, geçer. Allah onun üzüntüsünü, gamını, kederini, sıkıntısını giderir.
Gidermenin mânevî ilacı ne imiş?
Estağfirullah.
Çok nimete sahip olunca elhamdülillah diyeceğiz; gamımız, tasamız, sıkıntımız varsa estağfirullah diyeceğiz.
Sonra üçüncüsü; Ve men ebtae aleyhi rızkuhû. "Kimin rızkı kendisine biraz gecikirse veyahut ubtiae aleyı rızkuhû kimin rızkı kendisine geç verilirse."
Rızık gelecek ama burada ifade ne kadar güzel; "rızkı kendisine gecikirse."
Hani "Yolda tren bozuldu, kamyon bozuldu, bugün gelecekti, iki üç gün sonra gelecek." gibi. Rızık gelecek, Allah takdir etmiş. Rezzakı alem.
Rızkın gecikirse ne yapacaksın?
Fe'l-yüksir min kavli lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh. "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh sözünü çok eyle."
Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azim. Çok desin rızkı açılır. Geçim sıkıntısı mı çekiyorsun? Rızkın daraldı mı? Evinde yiyecek içecek mi az kaldı?
Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhı çok eyle. Ne demek? "Hiçbir değişme, hiçbir güç kuvvet yoktur; hepsi ancak Allah'ın elindedir." demek.
"Veren Allah, alan Allah; zengin eden O, fakir eden O; hasta eden O, sıhhatli eden O; yükselten O, alçaltan O. Hepsi Allah'tandır." demek. İşte o sözü söylediği zaman... O söz nedir? Hani geçtiğimiz aylarda okuduk. O söz Allah'ın arşı hazinelerindendir, onu dediği zaman iyi olur.
Ve men nezele me'a kavmin fe lâ yesum illâ bi-iznihim. "Kim bir kavmin yanına misafir giderse, "köye gitti bir kasabaya filancaların yanına gitti" onların izni olmadan oruç tutmasın."
"Hadi otur efendi."
"Yok, ben bugün oruca niyet ettim."
Olmaz!
Peygamber Efendimiz; "Misafir olduğu yerin izni olmadan oruç tutmasın" diyor.
Ve men dehale dâra kavmin. "Kim birisinin evine girerse." Fe'l-yeclis haysü emerûhu. "Nereyi emrederlerse orada otursun." "Çünkü onlar evde nereye oturulacağını daha iyi bilir."
O hesap yapıyor; "Şimdi kapı şuradan açılır, bizim hatun çay tepsisini uzatır, eli görülür." vesaire. Misafire; "Sen şöyle otur." diyor. "Yok, estağfirullah, ben oraya oturmam."
"Ya şuraya otur!"
Bir bildiği var. Düşündüğü bir şey var. "Peki" diyeceksin, oturacaksın. Ya ikram etmek istiyor, ya başka bir düşündüğü vardır.
En son cümleye çok dikkat edin. İsterseniz bunu yazın:
Ve inne mine'z-zenbi'l-meshûti bihî alâ-sâhibihî. "Kişinin başına gelenler, yapmış olduğu günahtan dolayı Allah'ın kendisine kızmasındandır."
Üç şey sayacak.
İnsanın başına bunlar neden gelir, neden musallat olur?
Bir günah işlemiştir, Allah da o günaha kızdığından dolayı o günahı işleyenin başına bunları musallat etmiştir.
Onlar neymiş?
el-Hıkdü, ve'l-hasedü "Kıskanmak, içinde kin duymak, haset etmek"
"Bir tenhada yakalasam senin canına okurdum!" İçinde kızgınlık var."
Haset, "Ne güzel arabaya oturmuş! Keratanın elinden gitse de benim gibi yaya kalsa da görse!"
Allah sana da versin. "Yâ Rabbi! Bana da ver." demek yok. "Onun arabası elinden gitsin." diyor.
"Ne güzel evde oturmuş, denizin kenarında manzaralı bir yerde, başına çöksün inşaallah. Ben orada oturamıyorum!" diyor.
Ya Allah sana da versin. Niçin onun başına çökmesini istiyorsun?
Hasetten.
Haset ne demek?
Karşısındaki insanın elindeki nimetin gitmesini isteyen bir kıskançlık duygusu.
"Gitsin, sürüm sürüm sürünsün inşallah!"
Niye sürünsün ya? O da sürünmesin.
Neden bu? Bir günah işledi Allah kızdı da ona "hasetçilik" veriyor. Bir günah işledi de Allah ona "kin" duygusu veriyor.
Üçüncüsünü iyi dinleyin:
Ve'l-keselü fi'l-ibâdeti. "İbadette tembel."
Namazına kalkamıyor, bir türlü namaz kılamıyor. Teheccüde kalkacak, kalkamıyor. Sabah namazına kalkamıyor, ibadet edecek edemiyor, camiye gidemiyor. Camiye gitse yirmi yedi kat sevap alacak, tembelleniyor, evde farzını kılıvericek, geçiştiricek. Neden?
Günah işledi, Allah ona kızdı da ibadette tembellik olarak ceza verdi. Aman gözünüzü açın, ibadete tembellik ceza. Haset ceza, kızgınlık-kin ceza.
Neden?
Günah işledin, Allah sana kızdı da ondan dolayı bu cezalar geldi.
Başka? Ve'd-dankü fi'l-ma'îşeti. "Maişetteki darlık da Allah'ın cezasıdır."
Günah işledin o günahtan dolayı elin daraldı. Müşteri gelmedi, ticaretini yapamadın, her zaman kazandığın kadar kazanamadın.
Neden?
Günah işledin.
Kim bilir ne işledin? Deniz kenarına mı gittin? Harama mı baktın? Gıybet mi ettin? Dedikodu mu ettin? Günahtan dolayı rızık azaldı.
Yolculuk Duası
- 13.01.1985
Tevekkül Etme
Duası - 09.06.1985
