İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

02 Hz Şit (as)

02 Hz Şit (as)
İslam Peygamberleri

02 Hz Şit (as)

18.03.2026
17 dk 11 sn

Değerli dinleyenler, bu bölümümüzde, her ne kadar Kur’an-ı Kerim’de ismi geçmese de, Âdem(a.s) ile İdris (A.s) arasında bağlantıyı tamamlayan Şit(a.s) ‘dan bahsedelim dilerseniz.

HZ. ŞİT(A.S):Şit aleyhisselam, Âdem Aleyhisselam'dan sonra gönderilen ikinci peygamberdir. Babası Hz. Âdem(a.s), annesi Hz. Havva’dır. Âdem Aleyhisselamın ilk oğulları olan Habil ile Kâbil’in arasında çıkan anlaşmazlık neticesinde Kâbil Habil’i öldürünce, Allah-ü Teâlâ Hz. Âdem'e, Habil’e karşılık ihsan olarak, yeni bir oğul verdi. Âdem Aleyhisselamın bütün çocukları ikiz olarak doğduğu halde, Şit Aleyhisselam tek doğdu. Cebrail Aleyhisselâm, Hz. Havva'ya: "Allah(c.c), bunu (Şit'i), sana, Habil’in yerine verdi" dedi. Şit adı verilen yeni oğlun ismi İbranice olup, Arapçada Şes, Süryanicede Şas denir. Şit Aleyhisselâm doğunca, Âdem Aleyhisselâm da: "Bu, Hibetullâh'dır (Allah(c.c)'ın Hibesidir) demiştir.

Hz. Havva, Hz. Şit'e hâmile olduğunda, kendi alnında parıldamaya başlayan nur, Hz. Şit'i doğurduğu zaman, onun alnına geçtiğini gördü. Âdem Aleyhisselâm, bundan, Şit'in kendisinden sonra, yerini tutacağını anlamıştı.

Şit Aleyhisselamın alnında parlayan Peygamberlik nuru, onun zevcesine, ondan oğlu Enuş'un alnına, ondan da oğlu Kayna’nın alnına geçmiş, asırlar boyunca, alından alına geçerek nihayet, Abdulmuttalib’den Abdullah’a, ondan da, Hz. Muhammed Aleyhisselama geçip son temelli sahibinde karar kılmıştır.

Şit Aleyhisselâm; Âdem Aleyhisselamın oğullarının en ulusu, en üstünü, en sevgilisi ve ona, suret ve sirette yani hâl ve yaşayışta en çok benzeyeni idi. Şit Aleyhisselâm Âdem Aleyhisselamın öteki evlâtlarının hepsinden güzel ve faziletliydi. Alnında son peygamber Hz. Muhammed (s.a.v)’in nurunu taşıyordu. Bu nedenle Âdem Aleyhisselam onu diğer evlâtlarından çok severdi.

Âdem Aleyhisselâm onu bir vasiyetname ile yerine Vekil bıraktı:

"Ey oğulcuğum! Sen, benden sonra Halifemsin" diyerek vazifesini takva üze­re yürütmesini tavsiye etti. Bunu, Kâbil'den ve Kâbil oğullarından gizli tutmasını ona emretti. Gece ve gündüz saatlerini ve her mahlûkun, Allah(c.c)’a, hangi saatlerde, ne gibi ibadetler yaptıklarını bildirdi. Vuku bulacak tufan hakkında da bilgi verdi. Âdem Aleyhisselâm; Kabil oğullarının zina ve içkiye düştüklerini, bozulduklarını görünce, Şit Aleyhisselamın oğullarına da, Kabil oğulları ile evlilik bağlantısı kurmamalarını tavsiye etti. Ayrıca ilâhi sırları bildirip, bütün ilimleri öğretti. Peygamber efendimizin nuruyla ilgili olarak oğlu Şit Aleyhisselama şöyle vasiyet etti: "Oğlum, alnında parlayan bu nur, son peygamber olan Muhammed Aleyhisselamın nurudur. Bu nuru mümin, temiz ve afif hanımlara teslim et ve oğluna da böyle vasiyet et." Şit, bu vasiyet üzerine Saliha bir kızla evlendi. Sonra evlâtlarına da böyle vasiyet ettiler. Onlar da bu vasiyete uyup öylece devam ettiler. Âdem Aleyhisselamın vefatından sonra, Allah-ü Teâlâ, Şit Aleyhisselama peygamberlik verdi. Elli suhuf indirdi. Bunlarda hikmet ilmi, matematik, sanayi bilgileri, kimya ilmi ve daha birçok şeyler bildirilmiştir. Şit Aleyhisselam zamanında insanlar çoğalıp, her tarafa yayıldılar. Onlara Allah-ü Teâlâ nın emirlerini bildirip iman etmeye çağırdı.

Peygamberlik, Din, İbadet ve Yüce Allah'ın Hak ve Şeriatlarına göre hareket, Şit Aleyhisselam da ve oğullarında bulundu. Şit Aleyhisselamın dininin esasları, Âdem Aleyhisselamın bildirdiği dinin esaslarına uygundu. Şit Aleyhisselam ekseriya Şam tarafında dağlık kesimde yerleşmiş, Kâbil oğulları da güneyde ovalık bölgede yaşamaktaydılar. Şit Aleyhisselâm; Allah(c.c)’ı, takdis ve tenzihten geri durmaz, kavmine de, Allah(c.c)’ ın emirlerini yerine getirmelerini, Allah(c.c)’ı, her türlü noksan, eksik sıfatlardan uzak tutmalarını ve daima iyi işler işlemelerini emreder, Allah-ü Teâlâ ya iman etmeyi ve emirlerine uymayı bildirerek tebliğ vazifesini yapardı. Bin kadar şehir kurup, hudutlarını tespit etti ve kavminin imar ettikleri bu şehirlerde yaşayıp, Allah-ü Teâlâ ya ibadet ve tâatle meşgul olmalarını temin etti. Bunun için, Şit oğulları ve kadınları arasında ne düşmanlık, ne kıskançlık olur, ne kin tutulur, ne suçlama yapılır, ne yalan söylenir, ne de, boş yere yemin edilirdi. Onlardan, her hangi biri, yemin etmek istediği zaman, ancak: "Habil’in kanı üzerine yemin olsun ki!" derdi.

Kıymetli dinleyenler, Şit Aleyhisselam ve kavmi gayet huzurlu bir hayat sürdüler. Aralarında düşmanlık buğz ve haset yoktu. Kötülüklerden, haramlardan ve isyandan uzak dururlardı. Böyle yaşayıp giderken kendisine verilen görevi yerine getirmek üzere Şit Aleyhisselam, Şam'dan Yemen tarafına gidip, azgın ve sapık bir hâlde yaşayan Kâbil'in oğullarını Allah-ü Teâlâ ya iman ve ibadet etmeye davet etti. Fakat bu kavim, Şit Aleyhisselamın davetini kabul etmeyip, sapıklıklarında ısrar ettiler.Şit Aleyhisselam, onlarla savaş yaptı. Bu savaşta kılıç kullandı. İlk kılıç kullanan odur. Yemendeki bu azgın kavmin bir kısmını kılıçtan geçirdi, bir kısmını da esir aldı. Babası, Âdem Aleyhisselamla veya kardeşleriyle Kâbe'yi balçık çamuru kullanarak taştan tamir ve imar yaptı.

Son peygamber olan Hz. Muhammed (s.a.v)’in nuru Şit Aleyhisselamdan onun oğlu Enuş'a geçti. Şit Aleyhisselam, oğlu Enuş'a, babası Âdem Aleyhisselamın, Hz. Muhammed(s.a.v)’in nuruyla ilgili olarak kendisine yaptığı vasiyeti yaptı.

Şit Aleyhisselâm; vefat edeceği sırada, yerine oğlu Enuş'u bırakıp ona; Allah'ın buyruklarını yerine getirmesini ve kavmine de, bunu ve Allah(c.c)'a güzelce ibâdet et­melerini emr etmesini söyledi. Ayrıca oturdukları mukaddes dağdan inmemelerini, çocuklarının da oradan inmelerine engel olmalarını ve lanetlenmiş Kâbil'in çocukları ile düşüp kalkmamaları hakkında da, Habil'in kanı üzerine and verdi. Sonra vefat etti.

Şit Aleyhisselâm, vefat ettiği zaman, dokuz yüz on iki yaşında olduğu,Peygamberliğininse iki yüz kırk sene civarında olduğu rivayet edilmiştir. Şit Aleyhisselamın oğlu Enuş, babasının cesedini özel ağaç zamkı ile ve tarçın gibi kokan ağacın kokusu ile tütsüledi. Şit Aleyhisselamın cenaze namazının oğulları, oğullarının oğulları ile kızları ve kızlarının oğulları tarafından kılındığı kayıtlarda mevcuttur. Rivayete göre Şit Aleyhisselam, Mekke dağlarından Ebû Kubeys dağındaki mağaraya gömülmüştür.

 

Âdem Aleyhisselamın oğullarından, Şit Aleyhisselamdan başkasının nesli devam etmeyip kesilmiş, Şit Aleyhisselam, böylece, Ebulbeşer olan Âdem Aleyhisselamla birlikte, bütün insanların soylarının varıp dayandığı soy direği olmuştur.

 

Şit Aleyhisselamdan sonra, bütün Şit oğullarının nesepleri, Şit Aleyhisselama ulaşmadığı gibi, Şit Aleyhisselamdan İdris Aleyhisselama kadar da, onlara Vahy ve Peygamber­ gönderilmemiştir.

 

Şit Aleyhisselamdan sonra, yerine bıraktığı oğlu Enuş, babasının ve dedesi Âdem Aleyhisselamın vasiyetlerini yerine getirdi. Kendisi Allah'a, en güzel şekilde ibadet ettiği gibi Kavmine de Allah(c.c)'a, güzel şekilde ibadet etmelerini emr etti. Onları, oturdukları mukaddes dağlarından aşağıya inmelerini ve lanetlenmiş Kabil oğulları ile düşüp kalkmalarını yasakladı.

 

Yeryüzünde ilk kez hurma ağacı diken, ilk kez sadaka veren ve vermeyi teşvik eden de Enuş idi. Habil’in katili Kâbil de, onun zamanında öldürülmüştür.

 

Enuş, vefat edeceği sırada, bütün oğulları için bereket duası yaptı ve alnında Peygamberlik nuru taşıyan oğlu Kaynan'ı yerine vekil bıraktı. Kaynan’da lâtif, müttakî ve Allah(c.c)'ı çok takdis edici bir zat idi. Kavmini, o da ataları gibi Allah(c.c)'a itaat ve güzelce ibadet etmeye, Âdem ve Şit Aleyhisselamların vasiyetlerini tutmaya davet ve teşvik etti.

 

Kaynan'da babası gibi vefat edeceği sırada, oğulları için, Bereket duası yaptı. Aralarından, hiç bir kimsenin, oturdukları mukaddes dağdan, lanetlenmiş Ka­bil oğullarının yanına inmemeleri için, onlara, Habil’in kanı üzerine ant verdirdi. Yerine, oğlu Mehlâil'i vekil bıraktı.

 

Mehlâil zamanında Âdemoğullarının Seyyid'i ve Ulu kişisi idi. O da kavmini, Yüce Allah'a ibâdet ve tâata devam ettirdi. Onlara, babasının vasiyetini yerine getirtti.

Vefatı yaklaştığı sırada oğlu Yerd'i, kendisine halef tayin ve vasiyet etti. Ona bildiği ilimleri öğretti. Âlemde cereyan edecek şeyleri haber verdi. Âdem Aleyhisselama indirilmiş olan Hükümdarların Sırrı kitabı Mehlâil'de bulunuyordu.

 

Mehlâil'in vefatından sonra, yerine geçen oğlu Yerd’de imanlı, tam amelli, kendi­sini, Allah(c.c)'a ibadet ve tâata vermiş, gece, gündüz çok çok namaz kılan bir zat idi.

 

Kabil oğullarında ise, öteden beri içki, zina düşkünlüğü, hayâsızlık ve ateşe tap­mak gibi türlü kötülükler vardı. Çeşit çeşit çalgı âletleri edinmişler, kadın, erkek, genç, ihtiyar, sık sık toplanıp davul, düdük, zurna, def çalarlar, güler, oynar, eğlenir, nâra atarlardı. Hatta onların seslerini, dağda oturan Şit oğullarından bazıları duyarlardı. Onların, bu meclislerine, gençlerinden ziyade, yaşlılar, düşkündüler. Günah olan her kötülüğü işlemekte birleşmişlerdi. Zaman, uzayınca, Şit oğulları da, aralarında gereğini titizlikle yerine getire gel­dikleri Ahdi ve misaklarını bozdular. İçlerinden bir kısım erkekler, oturdukları mukaddes dağlarından inip amcaoğullarının, ne yaptıklarını görmek istediler. Yerd bunu, haber alınca, hemen yanlarına vardı. Onlara "Allah(c.c) aşkına yapmayınız!" dedi. Atalarının bu husustaki vasiyetini ve kendilerinin, Habil’in kanı üzerine, yaptıkları Andı hatırlattı. Kendilerine, vaaz ve nasihatte bulundu ise de, dinlemediler. Oğlu Uhnuh (İdris Aleyhisselam), ayağa kalkıp:

"İyi biliniz ki: içinizden, kim Babamız Yerd'i, dinlemeyerek dağımızdan inerse, biz de onun bir daha dağımıza çıkmasına meydan vermeyiz!" dedi.

Fakat onlar yinede, dağdan, Kabil oğullarının yanına indiler. Kabil oğullarının kadınları, Şit oğullarını yanlarında tutup bırakmadılar. Bundan sonra, Şit oğullarından başka bir erkek kafilesi daha "Kardeşlerimiz, ne yapıyorlar?" diyerek dağdan, onların yanına indiler. Onları da, Kabil oğullarının kadınları tutup bırakmadılar. Daha sonra, bütün Şit oğulları, dağdan, onların yanına indiler. Azgınlık ve onlarla evlilik yapıldı, birbirlerine karıştılar. Kabil oğulları, yeryüzünü dolduracak kadar çoğaldılarsa da Nuh Tufanında hepsi boğulup yok oldular.

Değerli dinleyenler, rivayete göre Şit oğulları, önceleri, Âdem Aleyhisselamın kabrini ziyaret eder ve ona, tazimde bulunurlar, kendisi için Allah(c.c)’tan rahmet dilerlerdi.

Yine rivayete göre Kâbil, kardeşi Habil’i öldürünce, Babası Âdem Aleyhisselamdan korkarak Yemen tarafına kaçmıştı. Şeytan, ona:

"Habil’in kurbanını ateşin yakması ve kurbanının kabul olunması, onun, ateşe hizmet ve ibadet etmesi yüzündendi. Sen de, öyle yap!" diye telkinde bulundu.

Bunun üzerine, Kabil, bir ateş evi yapıp içinde ateş yakarak ona tapmağa başladı. Bir zaman sonra Kabil oğullarından bir adam:

"Ey Kabil oğulları! Şit oğulları, Âdemin cesedinin çevresinde dönüp dolaşa­rak ona tazimde bulunuyorlar. Sizin ise, böyle bir şeyiniz yok!" dedi ve onlar için bir put yonttu. Tarihte ilk put yapan adam, bu kişi oldu.

Kur'an-ı Kerimde Nuh suresi 23. ayeti celilesinde bildirildiği gibi:

“Şöyle dediler: ‘Sakın ilâhlarınızı bırakmayın. Hele hele Vedd’i, Süvâ’ı, Yeğus’u, Ye’ûk’u ve Nesr’i hiç bırakmayın.”

Bir rivayette Süva'ın Şit Aleyhisselamın oğlu olduğu, Yağus, Yauk ve Nesr'in de Süva'ın oğulları oldukları belirtilmektedir. Bunlar, iyi amelli, Salih kimselerdi. Halk, bunlara uyarlardı.

Bunlar, öldükleri zaman, adamları: "Keşke, onların suretlerini, bize bir yapan olsaydı da, bakarak kendilerini hatırladıkça, bizi ibadete teşvik etmiş olurlardı." dediler. Yine Kabil oğullarından bir adam: "Ey kavmim! Ben, can vermeye güç yetiremem amma, size, onların suretlerine göre beş tane put yapsam, yontsam olmaz mı?" dedi. Onlar da: "Olur!" dediler.

Bunun üzerine, Kabil oğullarının put yapıcısı, onlar için, Vedd, Süva', Yağus, Yauk ve Nesr'in suretlerine göre beş tane put yontarak dikti.

Adlarına put dikilenlerin kardeşleri, amcaları ve amcaoğulları gelip bu putların çevrelerinde koşarak dolaşırlar ve onlara tazimde bulunurlardı. O asır, böylece geçti. Yerd zamanında da, böyle yapıldı. Bazı kimseler, doğrudan döndü. Sonraki asırda, bu putlara, ilk çağdakinden daha çok tazimde bulundular. Üçüncü asır gelince yeni gelen nesil: "Bizden öncekilerin şu putlara tazimleri, ancak, Allah(c.c) katında, şefaat etmele­rini umdukları içindi!" diyerek onlara tapmağa başladılar, küfürlerini artırdılar. Bunun üzerine, Yüce Allah(c.c), onlara İdris Aleyhisselamı, Peygamber olarak gönderdi. İdris Aleyhisselam, onları, putlara tapmaktan men ve Yüce Allah(c.c)’a ibadete davet etti.

Fakat onlar, İdris Aleyhisselamı da, geçmişte gelen tebliğcilerin yalanlandığı gibi yalanladılar. Yüce Allah(c.c)’da, onu, yüksek bir Makama kaldırdı.

Putperestlik, Nuh Aleyhisselamın zamanına kadar artarak devam etti. Yüce Allah(c.c), Nuh Aleyhisselamı, Peygamber gönderdi. Nuh Aleyhisselam da onları, Yüce Allah(c.c)’a ibadete, uzun zaman davet etti. Fakat onlar, Nuh Aleyhisselama karşı koydular ve kendisini yalanladılar.

Nuh Aleyhisselam, onlarla başa çıkamayınca, kendisini ve yanındaki Müminleri, onlardan kurtarması için, Allah(c.c)'a dua etti. Yüce Allah(c.c)’da onları, Tufan suyunda boğdu. Tufan suları, dikili beş putu sürükleyip yere indirdi. Suların, şiddetli akışları, onları, ülkeden ülkeye sürükledi. Nihayet sular çekildi. Esen rüzgârlar putların üzerini toprakla kapattı.

 

Bir Sonraki

03 Hz

İdris (as)

Bir Önceki

01 Hz

Adem (as)

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
01 Hz Adem (as)
19.03.202632 dk 27 sn
03 Hz İdris (as)
17.03.202615 dk 38 sn
04 Hz Nuh (as)
16.03.202633 dk 8 sn
05 Hz Hud (as)
15.03.202622 dk 4 sn
06 Hz Salih (as)
14.03.202630 dk
07 Hz İbrahim (as)
13.03.202670 dk 19 sn
08 Hz İsmail (as)
12.03.202632 dk 36 sn
09 Hz İshak (as)
11.03.202614 dk 43 sn
10 Hz Lut (as)
10.03.202626 dk 48 sn
11 Hz Yakup (as)
09.03.202628 dk 43 sn
12 Hz Yusuf (as)
08.03.202664 dk 39 sn
13 Hz Eyyub (as)
07.03.202614 dk 28 sn
14 Hz Zülkifl (as)
20.03.20264 dk 26 sn
15 Hz Suayb (as)
06.03.202615 dk 1 sn
16 Hz İlyas (as)
05.03.20266 dk 25 sn
17 Hz Elyesa (as)
21.03.20268 dk 43 sn
18 Hz Yunus (as)
04.03.202616 dk 32 sn
19 Hz Davud (as)
03.03.202617 dk
20 Hz Süleyman (as)
02.03.202630 dk 28 sn
21 Hz Zekeriyya (as)
01.03.20267 dk 45 sn
22 Hz Yahya (as)
28.02.20266 dk 32 sn
AKRA