10 Hz Lut (as)

10 Hz Lut (as)
Radyonuz AKRA FM frekanslarından bizleri dinleyen herkesi Allah(c.c)’ın selamı ile selamlıyoruz. Allah(c.c)’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Bu günkü programımızın konusu Kur’an-ı Kerim’de isimleri zikredilen peygamberlerden Lût Aleyhisselam olup, onu, kavmi ile mücadelesini ve nihayet kavminin helâkini anlatmaya çalışacağız efendim.
Değerli dinleyenler, Allah(c.c), Kur’an-ı Kerim’de bazı peygamberlerin aynı dönemde yaşadıklarını bizlere bildirmektedir. Mesela Hz. Harun, Firavun’la olan mücadelesinde ve kavmine yaptığı tebliğde kardeşi Hz. Musa’ya destekçi olmuştur. Hz. Yakup ile oğlu Hz. Yusuf da Allah(c.c)’ın aynı dönemde peygamberlik makamıyla şereflendirdiği mübarek insanlardır. Kur’an-ı Kerim’de Hz. İbrahim ve Hz. Lût’un da aynı dönemde ve aynı coğrafyada yaşadıkları haber verilir. Hz. İbrahim’i geçtiğimiz programlarda tanımış ve onu anlatırken Hz. Lût’un da Sodom kavmine peygamber olarak gönderildiğinden bahsetmiş, sonuçta da kavminin helâki için görevlendirilen meleklerden haberdar olmuştuk. Bu kısa girişten sonra şimdi dilerseniz Hz. Lût’u tanımaya başlayalım.
Kur'ân-ı kerim'de ismi bildirilen peygamberlerden. İbrahim Aleyhisselamın yeğeni, yani kardeşi Haran’ın oğludur. Soyu Lût bin Haran, bin Târah, bin Nahor, bin Saruğ'dur.
Lût Aleyhisselam, uzuna yakın orta boylu, beyaz tenli, güzel yüzlü, ince burunlu, küçük kulaklı, uzun parmaklı, güzel gülüşlü, ibadet ehli, cömert, sabırlı, muttaki, konuksever, çiftçilik eder, eker biçer, elinin emeğiyle geçinir mübarek bir zattı. Kur’an-ı Kerim’de Ankebut suresi 26 ncı ayeti celilesinde bildirildiği gibi: “…bunun üzerine ona (İbrahim'e, önce yeğeni ) Lût iman etti…” İbrahim Aleyhisselama ilk iman edenlerden, Allah(c.c) yolunda, onunla birlikte hicret etmek şerefine erenlerden olup daima İbrahim Aleyhisselamın yolunda ve Şeriatında olmuştu. İbrahim Aleyhisselam ve ona inananlara, Nemrûd'un küfür diyarından hicret ettikten sonra yerleştikleri yerde, Yüce Allah(c.c) tarafından bol bereketli rızık, geçim bolluğu, servet ve hizmetçiler ihsan edildi. İbrahim Aleyhisselam ve Lût Aleyhisselamların ihlâsları, bereketli yerlere gönderildikleri, kendilerine ilim ve hikmet verildiği Ayeti Celilelerle şöyle bildirilmektedir.
“Onu ve Lut’u, içinde alemlere bereket verdiğimiz yere (ulaştırıp) kurtardık.” (Rivayete göre Irak’ta idiler, Şam’a geçtiler. Hz. İbrahim oradan Filistin’e, Hz. Lût’da oraya bir günlük mesafedeki Sedum’a yerleşti ve kendisine orada peygamberlik verildi.) “Ona (İbrahim’e) İshak’ı ve fazladan da (torunu) Yakub’u verdik, her birini de iyilerden kıldık. Onları(n üçünü de) emrimizle doğru yola çağıran önderler yaptık, kendilerine hayırlı işler yapmalarını, namazı dosdoğru kılmalarını, zekat vermelerini vahyettik. Onlar sadece bize kulluk eden (kimse)lerdi. Lût’a (gelince,) ona da bir hüküm (hikmet, peygamberlik) ve ilim verdik ve onu çirkin işler yapmakta olan o memleketten kurtardık. Hakikaten onlar, yoldan çıkmış kötü bir kavim idiler. Onu rahmetimize (korumamıza) dahil ettik. Çünkü (o) iyilerden di.”(Enbiya:71-75)
İbrahim Aleyhisselamın kardeşi Haran'ın oğlu Lût Aleyhisselamın da orada malı çoğaldı. İbrahim Aleyhisselam, ona: "Yüce Allah(c.c), bizim mallarımızı, küçük büyük baş hayvanlarımızı çoğalttı. Sen, yanımızdan ayrılıp Sedum(Sodom) ve Amure(Gomor) bölgesine yerleş!" dedi. Bu şehirler, İbrahim Aleyhisselamın oturduğu yerin yakınında idi, Lût Aleyhisselam, oraya gidip yerleşti. Savaşarak o bölgeye gelen bir kral, Lût Aleyhisselam ve adamlarıyla çarpıştı. Kendisini esir edip mallarına el koydu. İbrahim Aleyhisselâm, bunu haber alır almaz, maiyetiyle gidip çarpışarak Lût Aleyhisselâmı kurtardı ve gasp edilen mallarını da geri aldı. Allah(c.c) ve Resulünün düşmanlarından birçoklarını öldürdü. Bozguna uğratarak kaçırdıklarını da, Dımaşk(Şam)'ın doğusuna varıncaya kadar takip etti, kovaladı.
Lût Aleyhisselamın yerleştiği bölgedeki Sedum ve diğer şehirler halkının, şehir dışında, yol üzerinde bostanları ve meyve bahçeleri vardı. Yağmursuzluktan, kuraklık ve kıtlığa uğradıkları zaman, birbirlerine: "İçinde geçimliğiniz bulunan meyve bahçelerinizi, dışarıdan gelecek yolculardan koruyunuz!" dediler. "Nasıl koruyalım?" dediler. Birbirlerinin yanına gelip gittiler. "Yurtlarınızın içinde bulunan tanımadığınız yabancıların elbiselerini soyunuz, hatta ırzlarına geçiniz! Siz, böyle yapmayı âdet edindiğiniz zaman, insanlar şehirlerinize ayak basamazlar!" dediler ve dediklerini de, yapmağa başladılar.
Artık, yolları kesiyorlar, yurtlarından geçen erkek yolculara sataşıyorlar, onlarla alay ediyorlar, yakaladıklarının ırzına geçiyorlardı! Yeryüzünde ilk kez işlenen büyük bir günahı işliyorlar, iğrenç olan livata (homoseksüellik; bugün tedâvisi mümkün olmayan AIDS hastalığına sebep olan cinsi sapıklık) yapıyorlardı. Bu iş için de bilhassa genç delikanlılar üzerinde kötü emel besliyorlardı. Şeytan onlara, kendilerinden evvel âlemlerde işlenmemiş bir hayâsızlığı güzel ve normal göstermiş, onlarda nefislerini bu sapkınlığa bağlamışlardı. O hale geldiler ki yollarda, açıktan açığa birbirlerinin dahi ırzına geçiyorlar ve bundan katiyen utanmıyorlardı!
Bölgede yaşayanların bu azgın tutumları sürüp giderken Yüce Allah(c.c), Cebrail Aleyhisselamı Lût Aleyhisselama göndererek, küfürleri ve ahlaksızlıkları ayyuka çıkan Sedum ve diğer şehir halklarına Peygamber olarak görevlendirdiğini bildirdi. Lût Aleyhisselam, onların içinde yirmi dokuz yıl kadar kaldı. İnsanlara İbrahim Aleyhisselamın dinini tebliğ etti. Onları, bir olan Allah(c.c)'a ibadete ve yapa geldikleri haksızlık ve ahlaksızlıkları bırakmağa davet etmekte, davetini kabul ve tevbe etmedikleri takdirde azaba uğrayacaklarını haber vererek, onları bu çirkin işlerden menedip, doğru yola dâvet etti. Bu husus Kur'ân-ı Kerimde şöyle anlatılmaktadır.
“Lût’u da (gönderdik). (O da) vaktiyle, kavmine demişti ki: ‘Sizden önceki âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı bir fuhşu mu yapıyorsunuz? Siz, kadınları bırakıp şehvetle erkeklere varıyorsunuz. Doğrusu siz haddi aşan (azgın) bir kavimsiniz.” (A’raf:80-81)
“Kardeşleri Lût, onlara demişti ki: ‘Allah’ın azabından sakınmaz mısınız? Şüphesiz ben sizin için (gönderilmiş) güvenilir (emin) bir peygamberim. Artık, Allah’ın azabından sakınıp emrine uyun ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret de istemiyorum. Benim mükâfatımı vermek âlemlerin Rabbi olan (Allah’) tan başkasına ait değildir. Rabbinizin sizin için yarattığı eşleri bırakıyorsunuz da (bu kadar) insan içinden erkeklere mi gidiyorsunuz? Doğrusu siz haddi aşan bir kavimsiniz.” (Şu’ara:161-166)
“Lût’u da (peygamber olarak gönderdik). Vaktiyle, o kavmine demişti ki: ‘Siz göz göre göre hâlâ o hayâsızlığı yapacak mısınız? Gerçekten, kadınları bırakıp da şehvetle erkeklere mi yaklaşacaksınız? Doğrusu siz, ne yaptığını bilmeyen (beyinsiz) bir kavimsiniz.”(Neml:54-55)
“Şüphesiz Lût da elbet gönderilmiş (peygamber)lerdendir.(Saffat:133)
“Lût’a da (peygamberlik verdik), o kavmine dedi ki: ‘Gerçekten siz, sizden önce geçen milletlerden hiçbirinin yapmadığı bir hayâsızlığı (çirkin işi) yapıyorsunuz. Siz yine (kadınları bırakıp) erkeklere gidecek, (çocukların doğma) yolu(nu) kesecek ve toplantılarınızda meşru davranmayacak (edepsizlik yoluna gidecek)misiniz?’ sorusuna Kavminin cevabı: ‘(Tehdidinde)doğru söyleyenlerden isen, Allah’ın azabını bize getir.” demelerinden başkası olmadı.” (Ankebut:28-29)
Şeytanın yol arkadaşlığını benimseyen Sedum halkı Lût Aleyhisselamın davetine uymadı. İsyan edenler arasında kendi hanımı da vardı. O da kocası Hz. Lût'a inanmamıştı. Kâfirlerle bir olup, ona ihanet etmişti. Bu azgın ve cinsi sapıklıkla uğraşan, şeytanın ırzlarını teslim aldığı bu sapkın, şımarık kavim, imân etmedikleri gibi Hz. Lût'u yalanlamış, onu ve ona inananları da memleketlerinden kovma kararı aldılar. Hz. Lût’un uyarılarını alaya alarak “Doğru isen getir şu azabını da görelim” diye de küçümsediler. Bu durum Ayeti Celilelerde şöyle ifade edilmiştir.
“Semûd (kavmi), Lût kavmi ve (Şuayb’ın kavmi olan) Eyke halkı da (yalanladı). İşte bunlar, O (Allah’a ve emirlerine çağıran peygamberleri yalanlayan) gruplardır.” (Sâd:13)
“Lût kavmi de (onun) uyarılarını yalanladı.” (Kamer:33)
“Kavminin cevabı: ‘Onları (Lût ve yandaşlarını) kasabanızdan çıkarın. Herhalde onlar, fazlasıyla temiz olan insanlarmış!” demekten başka olmadı.(A’raf:82)
“Dediler ki: ‘Ey Lût! Andolsun ki, eğer (bu sözlerine) son vermezsen, kesinlikle (buradan) çıkarılanlardan olacaksın. (Lût) dedi ki: ‘Doğrusu ben sizin (bu çirkin) işinizden nefret edenlerdenim. (Şu’ara: 167-168)
“Kavminin cevabı da: ‘Lût ailesini memleketinizden çıkarın, çünkü onlar, temizlik taslayan insanlardır.’ demekten başka (bir şey) olmadı.(Neml:56)
Sapık kavmin isyânının gittikçe artması üzerine Allahü Teâlâ onları cezalandırmak için melekler görevlendirdi. Bu melekler Cebrâil, Mikâil, Azrâil Aleyhisselamdı. Bir başka rivayete göre de Cebrâil Aleyhisselam ile birlikte on iki melekti. Melekler önce İbrahim Aleyhisselama uğrayıp, kendisine bir erkek evlât (Hz. İshak) verileceğini müjdelediler ve azgın Sedum halkını helâk etmek üzere geldiklerini söyleyip ayrıldılar. Bu olay Kur’an diliyle şöyle anlatılmaktadır:
“…İbrahim'den korku gidip kendisine (çocukla ilgili) müjde gelince, Lût kavmi hakkında (affedilmeleri için) bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı. Çünkü İbrahim, hakikaten çok yumuşak huylu, çok duygulu ve kendisini Allah'a vermiş bir kimseydi. (Elçilerimiz:) ‘Ey İbrahim! Bundan vazgeç (tartışma), çünkü Rabbinin emri gelmiştir. Onlara artık geri çevrilmez bir azap muhakkak gelecektir.’ dediler.” (Hud:74-76)
“Elçilerimiz(melekler), İbrahim’e (oğlu olacağına dair) müjdeyi getirince dediler ki: ‘Biz şu memleketin (Sedum’un) halkını helak edeceğiz, çünkü oranın halkı (büsbütün) zalim kimselerdir. (İbrahim) dedi ki: ‘Ama içlerinde Lût vardır.’ (Onlar:) ‘Biz orada kim olduğunu daha iyi biliyoruz. Onu ve ailesini elbette (Rabbimizin emriyle) kurtaracağız, yalnız karısı geride (azapta) kalanlardan olacaktır.’ dediler.”(Ankebut:31-32)
“(İbrahim, onların melek olduklarını anladı ve:) ‘Ey gönderilmiş (elçi)ler! Asıl işiniz nedir?’ dedi. Onlar: ‘Biz günahkâr bir kavme (Lût kavmine) üzerlerine çamurdan(pişirilmiş)taş(ları) yağdırmak için gönderildik.’ dediler. “(O taşlar) haddi aşanlar için Rabbinin katında işaretlenmiş(tir.) (Zariyat:31-34)
Peygamberlerini sürgün etmeye hazırlanan Sedum kavminin Allah(c.c)’a iman etmeyecekleri ve uyarıları dikkate almayacakları iyice belli olmuştu. Sapkınlıkta ısrar ediyor, Lût Peygamberi sürgün ederek cezalandırmayı planlıyorlardı. Sonun da Lût kavminin üzerine inecek olan helâki taşıyan azap melekleri, İbrahim Aleyhisselamın yanından ayrılmış ve Sedum beldesine gelmişlerdi.
Taberi Tarihindeki rivayete, göre elçi melekler gündüzün ortasında oraya yetiştiklerinde, Sedum ırmağı kenarında, Lût Aleyhisselamın, ev halkı için su dolduran kızı ile karşılaştılar. Ona: "Ey genç kız! Konuk olunacak yer var mı?" diye sordular. Genç kız: "Evet! Konuklanacağınız, şurasıdır. Fakat ben gidip yanınıza gelinceye kadar, içeri girmeyin ve burada bekleyiniz!" dedi. Gidip Babasına: "Babacığım! Şehrin kapısı önündeki yiğitler, senin yanına gelmek istiyorlar. Ben, onların yüzlerinden daha güzel yüzlüsünü görmüş değilim. Sakın, Senin kavmin, onları yakalayıp kendilerine bir rezillik yapmasınlar!" dedi. Zira Lût kavmi, erkek konuk kabul etmekten Lût Aleyhisselamı men etmişler, ona: "Sen, aramızdan çekil! Erkekleri, biz konuklayacağız!" demişlerdi. Lût Aleyhisselam; genç konuklarını gizlice evine almış, onlardan hiç kimsenin haberi olmamıştı. Hz. Lût güzellikleriyle dikkat çeken bu gençlerin melekler olduğunun farkında değildi. Bu yüzden evine misafir olan bu şahıslar onu çok kaygılandırıyordu. Çünkü kavminin erkeklerinin onlara saldırmasından korkuyordu. Elçi Melekler Lût Aleyhisselama: "Biz, bu gece sana konuk olmak istiyoruz! Biz bu gece sana konuk'uz!" dediler. Melekler, nur yüzlü genç delikanlı suretinde Hz. Lût'un evine gelince Hz. Lût'un isyankâr hanımı Vâhile, gidip durumu azgın Sedum halkına bildirdi:
"Lût'un evinde, öyle genç erkekler var ki, ben şimdiye kadar ne onlar gibisini, ne de onların yüzlerindeki güzelliğin bir benzerini ve kendilerinden yayılan güzel kokudan daha güzelini görmüş değilim!" dedi.
Azgın Sedum halkı hemen büyük sevinçle, sanki koşarak gelerek Hz. Lût'un evinin etrafını sarıp “misafirlerini bize teslim et” diyerek musallat olmaya kalkıştılar. Bu durum Hz. Lût’u öyle üzdü ki nefes almakta zorluk çekti. Kalbi sıkıştı, takati kesildi. Hz. Lût onlara nasihat ettiyse de dinlemeyip kapıyı zorladılar. İğrenç niyetlerini açıkça belirterek, delikanlıları elde etmeye kararlı olduklarını söylediler ve Hz. Lût’u bu işe karışmaması konusunda uyardılar.
Lût Aleyhisselam, bu zorba grup karşısında onlara karşı koyacak güçten yoksundu. Ne bir hizmetlisi vardı, ne de taraftarı. Böyle bir durumda yalnızlığı, güçsüzlüğü ona çok dokundu ve “keşke” dedi, “ size engel olacak kuvvetim olsa, size karşı koyabilsem.”
Lût Aleyhisselam, melek olduklarını bilmediği misafirlerine dönerek: "Siz, bu belde halkının, ne yaptığını, biliyor musunuz? Siz, onların işini, işittiniz mi?" dedi. Misafirleri: "Ne imiş onların işi? Ne yapıyormuş onlar?" diye sordular. Lût Aleyhisselam: "İnsanlar içinde, onlardan daha kötü bir kimse yoktur! Ben, yeryüzünde, kötü iş işlenen yer olarak onların beldesinden daha kötüsü bulunmadığına şahadet ederim! Vallahi, ben, yeryüzünde, onlardan daha habis insanlar bulunabileceğini bilmiyorum!" dedi ve böylece kavmi aleyhinde şahadette bulunmuş oldu. Bütün bu olanlar sırasında da Hz. Lût durmadan Rabbine dua ediyordu:
“Ey Rabbim! Beni ve aile (fertleri) mi bunların yaptıklarından kurtar.” (Şu’ara:169)
“(Lût:) ‘Ey Rabbim! (Senin emrine uymayıp) bozgunculuk yapan kavme karşı bana yardım et’ dedi.” (Ankebut:30)
Bunun üzerine melekler: "Ey Lût! Gerçekten biz Rabbinin elçileriyiz. Kalbini onlardan gelecek bir korku ve zarar ile meşgul etme. Onlar sana asla dokunamazlar.” dediler. Cebrâil Aleyhisselam dedi ki, hemen gecenin bir kısmında ev halkınla çık, git ve içinizden hiçbiri geri kalmasın, ancak hanımın hâriç, çünkü kavmine isâbet edecek azâb ona da gelecektir. Onların helâk zamanı sabah vaktidir." Burada yine Ayeti Celilelere dönelim dilerseniz:
O elçilerimiz, (delikanlı şeklinde) Lût’a gelince, (Lût) onlar yüzünden endişelendi ve göğsü daraldı (sapık kavminin onlara saldırısından korkuyordu) ve: ‘Bu çok çetin bir gündür.’ dedi. Kavmi de (kafalarındaki kötü niyetle) alelacele yürüyüp koşarak ona geldi. Onlar, daha önceden de o çirkin (sapık) işleri yapıyorlardı. (Lût) dedi ki: ‘Ey Kavmim! İşte şunlar kızlarım, (elçilere dokunmayın) onları (nikâhlamanız) sizin için daha temizdir. Allah’a hürmetiniz olsun / azabından sakının, misafirlerim yanında beni utandırmayın, içinizde aklı başında bir adam yok mu?’ dedi. Dediler ki: ‘Senin kızların üzerinde hiçbir hakkımız bulunmadığını elbette sen de bilirsin. Sen, bizim ne istediğimizi de pekâlâ biliyorsun.’ (Lût:) ‘Keşke size karşı bir gücüm olsaydı veya sarp bir kaleye sığınabilseydim.’ dedi. (Elçi melekler) dediler ki: Ey Lût! Biz senin Rabbinin elçileriyiz. Onlar sana asla ulaş(ıp dokun)amazlar. Gecenin bir kısmında hemen aile fertlerinle yürü (buradan çık). Sizden hiçbiri (bu emirden) geri kalmasın, ancak karın hariçtir. Çünkü onlara erişen (azab), ona da erişecektir. Onlara vaat edilen vakit sabah vaktidir. Sabah ta yakındır, değil mi?(Hud:77-81)
“Onlar: ‘Biz Lût ailesi hariç, günahkâr bir topluma (onları helak için) gönderildik. Çünkü biz (Rabbinin emriyle Lût’un inanmayan) karısı dışında bu aile (ve inananlar)dan herkesi kurtaracağız.’ dediler. ‘(Ey Resulüm), onun geride kalan ( ve helak olan )lardan olmasını(ve her şeyi) biz takdir etmiştik.’ Elçi (melek)ler, Lût ailesine geldiği zaman (Lût onlara) ‘Doğrusu siz, (bizce) tanınmayan kimselersiniz’ dedi. (Onlar da:) ‘Hayır, biz sana, (kavminin) hakkında şüphe etmekte oldukları şeyi o (azabı) getirdik, sana hak(kın emri) ile geldik, elbette biz doğru söyleyenleriz. Hemen gecenin (son) bir kısmına doğru aileni(buradan) götür, sen de arkalarından git, sizden hiçbir kimse arkaya dönüp bakmasın( o belayı görmesin, kendisine azap isabet etmesin), emredildiğiniz yere (Şam’a) geçip gidin’ dediler. Böylece (Lût’a) ‘Sabaha girerlerken muhakkak onların arkası (soyu) kesilmiş (tükenmiş) olacaktır.’ diye hükmümüzü bildirdik. (Sodom) şehr(inin ahlaksız homoseksüel) halkı, (onlara kötülük yapmak için) sevine sevine (misafirlerin) yanına geldiler. (Lût onlara) dedi ki: ‘Hakikaten bunlar benim misafirlerimdir,(onlara kötülük ederek) beni rezil etmeyin, Allah’tan korkun ve beni mahcup etmeyin.’ (Kavmi de) ‘Biz seni, el âlem(in işine karışmandan ve misafir kabul etmen)den yasaklamadık mı?’ dediler. (Lût): ‘Eğer dediğinizi yapanlarsanız işte kızlarım(sizi onlarla evlendireyim) dedi.” (Hicr:58-71)
“Elçilerimiz Lût’a gelince, (Lût) onlar hakkında (tecavüze uğrayacakları korkusundan dolayı) fenalaştı ve onlar yüzünden (içi) pek daraldı. Dediler ki: ‘(Bizden yana) korkma ve üzülme, doğrusu biz, geride (azapta) kalacaklardan olan karın hariç, (Rabbimizin emriyle) seni ve aileni kurtaracağız. Muhakkak ki bu şehir (halkının) üzerine, yoldan çıkmış olmaları yüzünden, gökten bir azap indireceğiz.’ Andolsun ki, biz, aklını kullanacak bir toplum için ondan (o helâk ettiğimiz ülkeden ibret alınacak) apaçık bir işaret bırakmışızdır.” (Ankebut:33-35)
Hz. Lût meleklerin bildirdiği bu haber üzerine rahat bir nefes aldı. Azgın kavim içeri girmek için kapıyı kırınca Cebrâil Aleyhisselam, "Ey Lût kapıyı aç ve geriye çekil gelsinler dedi. Lût Aleyhisselam kapıyı açıp geri çekildi. Cebrâil Aleyhisselam kanadını önlerine gerdi ve içeriye hücum eden azgınların gözleri âniden kör oldu, karanlığa gömülüp kaldılar. Bu başlangıç, şaşkın şaşkın kaçışmaya başlayan Lût kavmine vaat edilen helâkin kapıya dayandığının alameti idi.
Hz. Lût, karısının dışında ailesini yanına alarak o gece Sodom şehrinden ayrılmıştı. Nihayet gece bitip gün ağarmaya başlayınca Sedum’da korkunç bir ses duyuldu. Ardından dehşetli bir sarsıntı hissedildi. Azabın saati gelip çatmış, helâk melekleri şehrin altını üstüne getirmeye başlamışlardı. Evlerinden fırlayıp kaçışan, sığınacak bir yer arayan sapkınlar boşuna çırpındılar. Toprak yarılıp üzerindekileri yutuyor, gökten taşlar yağıyordu. Her taş, isabet edeceği günahkârın adıyla damgalıydı, gidip onu buluyordu.
Bu taşların isabet etmediği Sedum’lu kal madı. Her sapkın neye uğradığını dahi anlayamadan helâk olup silindi. Bu helâk edilme hâli Kur'ân-ı Kerim'de şöyle bildirilmektedir:
“Biz de onu ve ehlini (aile ve taraftarlarını) karısı hariç kurtardık. Çünkü o, (gizli küfrü sebebiyle) geride kal(ıp helak ol)anlardan oldu. O sırada üzerlerine (felaket getiren) bir yağmur yağdırdık. İşte bak, günahkâr suçluların sonu nasıl oldu?”(A’raf:83-84)
“(Azap) emrimiz gelince (o yerin) üstünü altına getirdik ve üzerine de pişirilmiş balçıktan yapılıp istif edilmiş ve Rabbinin katında (nereye ve kime isabet edeceği) damgalamış taş(lar) yağdırdık. O taşlar, (her zaman)zalimlerden de uzaklaşmış değildir.” (Hud:82-83)
“…(Lût kavmi kendilerini öyle kaybetmişlerdi ki), sarhoşlukları içinde şaşkınca bocalıyorlardı. Derken güneş doğarken onları korkunç bir ses yakaladı. Bir anda (şehirlerin) üstünü altına geçirdik ve üzerlerine de pişirilmiş çamurdan taş yağdırdık. Elbette bunda ince anlayışlı kavrama kabiliyeti olanlar için nice ibretler vardır. Ve o (şehrin harabeleri, Kureyş’in ve herkesin geçerken görebileceği işlek) bir yol üzerinde (hâlâ) durmaktadır. (Bunlardan ibret alsalar ya!) Elbette bunda inananlar için ibret vardır.” (Hicr:72-77)
“Biz de geride kalanlardan ihtiyar bir kadın (olan karısı) dışında, onu, ailesini (ve inananları) top yekûn kurtardık. Sonra (karısıyla) diğerlerini yok ettik. Üzerlerine (helak eden) bir (taş) yağmur(u) yağdırdık. Uyarıl(ıp da yola gelmey)enlerin yağmuru ne kötü idi. Şüphesiz bunda elbette bir ibret vardır. (Fakat ) yine de çokları iman etmediler. Şüphesiz Rabbin, elbette mutlak galiptir, çok merhametlidir. (Şu’ara:170-175)
“Biz de onu ve ailesini, karısı hariç kurtardık. Onun da, geride (helak içinde) kalanlardan (olmasını) takdîr ettik. Üzerlerine (taş halinde) bir yağmur yağdırdık. Ne kötü idi uyarıl(dıkları halde iman edip yola gelmey)enlerin yağmuru. (Neml:57-58)
“Biz de üzerlerine çakıl taşları yağdıran (bir fırtına) gönderdik (helâk ettik). Yalnız Lût’un ailesi (iki kızı) hariçtir. Tarafımızdan bir nimet olarak, işte onları bir seher vakti kurtardık. (İman ve itaatle) şükredenleri böyle mükâfatlandırırız. Andolsun ki, (Lût) onları bizim (azapla) yakalamamıza karşı uyarmıştı, fakat (onlar), uyarmaları şüphe ile karşıla(yıp yalanla)dılar. Andolsun ki onlar, onun (melek olarak gelen) misafirlerine sarkıntılık etmek istediler. Biz de gözlerini sil(me köred)iverdik: İşte azabımı ve uyarmalarımı(n kötü âkıbetini) tadın.(dedik). Andolsun ki onları bir sabah, (artık kurtulamayacakları) kararlı bir azap bastır(ıp kapla)mıştı. İşte, azabımı ve uyarılarımı(n âkıbetini) tadın” dedik. Andolsun ki, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık, hani öğüt alan (yok mu)? (Kamer: 34-40)
“O vakit hem O’nu hem ailesi (sayılanları); ancak (geride) kalanlar arsındaki ihtiyar bir kadın (olan imansız karısı) hariç toptan kurtardık, sonra öteki (kalan ahlaksız inkârcıları) da mahvettik. Elbet siz, onlar(ın yurtların)a hem sabahleyin hem geceleyin uğruyorsunuz. Hâlâ akıllanmayacak mısınız? (Saffat:134-138)
“Orada (Sedum’da, Lût’a) inanan kim varsa çıkardık. Orada Müslüman olan bir ev (halkın)dan (Lût ve iki kızından) başkasını bulmadık. Nihayet, (inanmayanların başlarına gelecek böyle) acıklı bir azaptan korkanlar için, (ibretlik olarak) orada birer işaret bıraktık. (Zariyat:35-37)
Hz. Lût'un kavminin yaşadığı ve helâk oldukları topraklar Kur'ân-ı kerimde alt-üst olan memleket mânâsına gelen "El-mü'tefikât" şeklinde zikredilmiştir. Sedum beldesi alt-üst olduktan sonra kaynar sular fışkırıp göl hâline geldi. Bu gün bu bölge, Lût Gölü adıyla anılmaktadır. Yahûdi kaynaklarında ise bu belde Sodom ismiyle geçmektedir.
Lût aleyhisselâm, kavminin helâkinden sonra, Şam bölgesine gidip, amcası Hz. İbrâhim'in yanında yedi sene kaldı. Bu arada İbrahim Aleyhisselam Lût Aleyhisselamın kızı ile Medyen bin İbrahim'i evlendirdi. Yüce Allah(c.c), onun neslini de, bereketlendirdi; Medyen halkı, onlardan hâsıl oldu. Sonra Hicaza gidip, seksen yaşında iken orada vefât etti. Kabrinin, İbrahim Aleyhisselamın kabrinin de bulunduğu Filistin'deki Halilürrahmân'da veya Mekke-i Mükerreme de Kâbe yanında Hatim denilen yerde olduğu rivâyet edilir.
Hadis Âlimleri Ahmed bin Hanbel ve İbn-i Mâce'nin eserlerinde bildirdiklerine göre, iki cihan serveri, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v.) başka bir hadis-i şerifinde de buyurmuştur ki: “Benden sonra en korktuğum şey ümmetimin Lût kavminin yaptığını yapmalarıdır.“
Tarihçiler, Lût kavmine isabet eden bu büyük felaketin yerinin, “Lût Gölü” veya “Ölü Deniz” olarak bilinen gölün kıyısı olduğu görüşündedirler. Günümüzde İsrail işgali altındaki Batı Şeria ile Ürdün arasında kalan Lût Gölü’nün yanında yer alan tarihi “Sodom” ve “Gomorra” şehirleri, Hz. Lût’un tebliğde bulunduğu sapık eşcinsel kavmin yaşadığı yerler olarak kabul edilmektedir. Bölgede yapılan arkeolojik araştırmalar, Lût Gölü’nün kıyısında yer alan bu şehirlerin, büyük bir deprem sonucunda aşağı çöktüğünü göstermektedir. Lût Gölü’nün geneline göre çok daha sığ olan bir bölümü, araştırmacılara göre, yerin derinliklerine giren Lût kavminin kalıntısıdır.
Hz. Lût, sapkın kavmine karşı sabırla mücadele etmiş, onları Allah(c.c)’a iman etmeye ve ahlaksızlıklardan uzak durmaya davet etmiştir. Allah(c.c)’ın âlemlere üstün kıldığı bu mübarek elçiler, hayatları boyunca gösterdikleri iman derinliği ve yüksek ahlak ile Allah(c.c)’ın hoşnutluğunu kazanmış, sonsuz nimetlerle bezenmiş cennet yurduna erişmişlerdir.
Samimi iman sahipleri olarak bizlerinde, hayatımızdaki en büyük amacımız, birer hidayet rehberi olan peygamberlerimizin bu şerefli yolunu izlemek ve böylece Allah(c.c)’ın razı olduğu, muvahhid kullardan olmak, olmalıdır diyoruz ve bir programımızı daha bitiriyoruz.
Yeni bir günde, yeni bir bölümle buluşmak dileğiyle hoşçakalınız efendim.
11 Hz
Yakup (as)
09 Hz
İshak (as)
Diğer Kayıtlar
| Çal | Başlık | Tarih | Süre | Paylaş |
|---|---|---|---|---|
| 01 Hz Adem (as) 19.03.202632 dk 27 sn | 19.03.2026 | 32 dk 27 sn | ||
| 02 Hz Şit (as) 18.03.202617 dk 11 sn | 18.03.2026 | 17 dk 11 sn | ||
| 03 Hz İdris (as) 17.03.202615 dk 38 sn | 17.03.2026 | 15 dk 38 sn | ||
| 04 Hz Nuh (as) 16.03.202633 dk 8 sn | 16.03.2026 | 33 dk 8 sn | ||
| 05 Hz Hud (as) 15.03.202622 dk 4 sn | 15.03.2026 | 22 dk 4 sn | ||
| 06 Hz Salih (as) 14.03.202630 dk | 14.03.2026 | 30 dk | ||
| 07 Hz İbrahim (as) 13.03.202670 dk 19 sn | 13.03.2026 | 70 dk 19 sn | ||
| 08 Hz İsmail (as) 12.03.202632 dk 36 sn | 12.03.2026 | 32 dk 36 sn | ||
| 09 Hz İshak (as) 11.03.202614 dk 43 sn | 11.03.2026 | 14 dk 43 sn | ||
| 11 Hz Yakup (as) 09.03.202628 dk 43 sn | 09.03.2026 | 28 dk 43 sn | ||
| 12 Hz Yusuf (as) 08.03.202664 dk 39 sn | 08.03.2026 | 64 dk 39 sn | ||
| 13 Hz Eyyub (as) 07.03.202614 dk 28 sn | 07.03.2026 | 14 dk 28 sn | ||
| 14 Hz Zülkifl (as) 20.03.20264 dk 26 sn | 20.03.2026 | 4 dk 26 sn | ||
| 15 Hz Suayb (as) 06.03.202615 dk 1 sn | 06.03.2026 | 15 dk 1 sn | ||
| 16 Hz İlyas (as) 05.03.20266 dk 25 sn | 05.03.2026 | 6 dk 25 sn | ||
| 17 Hz Elyesa (as) 21.03.20268 dk 43 sn | 21.03.2026 | 8 dk 43 sn | ||
| 18 Hz Yunus (as) 04.03.202616 dk 32 sn | 04.03.2026 | 16 dk 32 sn | ||
| 19 Hz Davud (as) 03.03.202617 dk | 03.03.2026 | 17 dk | ||
| 20 Hz Süleyman (as) 02.03.202630 dk 28 sn | 02.03.2026 | 30 dk 28 sn | ||
| 21 Hz Zekeriyya (as) 01.03.20267 dk 45 sn | 01.03.2026 | 7 dk 45 sn | ||
| 22 Hz Yahya (as) 28.02.20266 dk 32 sn | 28.02.2026 | 6 dk 32 sn |
