İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

15 Hz Suayb (as)

15 Hz Suayb (as)
İslam Peygamberleri

15 Hz Suayb (as)

06.03.2026
15 dk 1 sn

 

Bugün sizlerle birlikte Şuayb Aleyhisselamı tanımaya çalışacağız efendim.

 

Değerli dinleyenler, Medyen halkı diye bilinen kavim, kendinden öncekiler gibi batıl inançlara saplanmış, ticaretleri hayli ilerlemiş olmasına rağmen dürüstlük ve doğruluklarını kaybetmiş, ticari alandaki kârlarını, ölçünün ve tartının dengesini bozarak sahtekarlıkla artıran, insanları aldatarak haksız kazanç sağlayan bir kavimdi. Buradan elde ettikleri kazançları sayesinde de, refah içinde bir yaşam sürdürüyor, kendi uydurdukları tanrılara taparak, kendi çıkarlarıyla belirledikleri kurallara tabi oluyorlardı. Kendileri iman etmedikleri gibi iman edenleri de tehdit ederek, bozgunculuk çıkarıyorlardı.

 

Şuayb Aleyhisselam işte bu kavme tebliğ için gönderilmiş, kendisine kitap veya sahife verilmemiştir. O, Âdem, Şit, İdris, Nuh ve İbrahim'e indirilen sahifeleri kavmine okudu ve onlarla tebliğde bulundu. Şuayb Aleyhisselamın Medyen ve Eyke halklarına peygamber olarak gönderildiği Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılmaktadır.

 

“Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik, onlara) dedi ki…”(Hud:84)

 

“(Şuayb’ın gönderildiği) Eyke halkı ve (Himyer meliki olan) Tübba kavmi de… Her biri peygamberleri yalanladılar da benim tehdidim hak oldu (ve onlar yok oldu). (Kaf:14)

Kıymetli dinleyenler, Şuayb Aleyhisselam Arabistan Yarımadasının kuzeybatısında, Hicâz'la Filistin arasında, Kızıldeniz sâhilinde yer alan Akabe körfezinden Humus Vâdisine kadar uzanan Medyen bölgesinde doğup büyümüştür. Gençliği Medyen halkı arasında geçmiş, onların azgın ve sapık kötülüklerinden uzak yaşamaya dikkat ederek, babasından kalan koyunlarıyla meşgul olup geçimini temin etmişti.

 

Şuayb Aleyhisselamın nesli, Şuayb bin Mikail, bin Yeşcür, bin Medyen, bin İbrahim Aleyhisselam şeklinde Hazreti İbrahim’e dayanmaktadır. Annesi Lût Aleyhisselamın kızı Mikail’dir. Şuayb Aleyhisselamın iki kızı babalarına koyunlarıyla ilgilenirken yardımcı olurlardı. Bir gün kızlar koyunları sulamak için kuyu başında iken, Mısır'dan çıkıp Medyen'e gelen Musa Aleyhisselamla karşılaştılar. Kızlarına yardım ederek, koyunlarını sulayan Musa Aleyhisselama ücretini vermek isteyen Şuayb aleyhisselâm onu evine dâvet etti. Onu emin güvenilir bir kimse olarak görüp, koyunlarına çoban tuttu. Sekiz sene koyunlarını gütmesi şartıyla kızı Safura ile onu nikâhladı ve Musa Aleyhisselamın kayınpederi oldu. Kavmine güzel söz söylemesi, tatlı ve tesirli hitâb etmesi sebebiyle kendisine Hatib-ül-enbiyâ (peygamberlerin hatibi) denildi.

Şuayb Aleyhisselamın vazifelendirildiği Medyen ve Eyke halkının yerleştikleri yerler, Hicaz’ın kuzey batısında, oradan Kızıldeniz’in doğu sahiline, güney Filistin'e, Akabe Körfezi'ne ve Sina Yarımadası’nın bir bölümüne kadar uzanan bölgelerde yer almaktadır. Medyen, Tebük şehri hizasında Tebük’e komşu ve ondan daha büyük bir şehirdi. Eyke ise deniz sahili ile Medyen arasında bulunan sık ağaçlı, meşelik bir yerdi. Halkına Eshabı-Eyke veya Ehli Badiye(Kır halkı) denirdi. Onlarda müşrik ve Medyen halkının özelliklerinde idi.

Hazreti Şuayb, hem kendi kavmi olan Medyen kavmini hem de Eyke ahalisini Allah(c.c)’a iman etmeye, güzel ahlaklı olmaya, helale-harama uymaya, dürüst olmaya, adaletli davranmaya çağırmış, hileli düzenlerle kazanç elde etmekten sakınmaları gerektiği konusunda ikaz ederek onları Allah(c.c)’ın azabına karşı uyardı. Fakat azgın Medyen kavmi, Şuayb Aleyhisselamın sözlerini dinlemeyip, ona karşı çıktılar. Güzel ahlakını ve üstün kişiliğini bildikleri halde, kendilerini iman etmeye ve doğruluğa çağıran Hazreti Şuayb’ın çağrısını kabul etmeyip, inkar eden diğer kavimler gibi kendilerince çeşitli gerekçeler göstererek karşı çıktılar. Ona inananları tehdit ettiler. Şuayb Aleyhisselam, bütün sıkıntı, eziyet ve horlamalara rağmen, Medyenlileri doğru yola dâvete devâm etti. İbret olarak isyânları sebebiyle helâk edilen Nuh Aleyhisselamın kavminin, Hûd kavminin, Lût kavminin başına gelen azapları ve helâk olmalarını anlattı. İnkârdan vazgeçip imân etmelerini, mağfiret dilemelerini, aksi hâlde kendilerinin de isyân edip, helâk olan kavimler gibi azâba düşeceklerini ve helâk olacaklarını açık bir lisanla anlattı. Bunlar Kur’an-ı Kerimde bizlere şöylece bildirilmektedir:

 

“Medyen’e de kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik, onlara) dedi ki: ‘Ey kavmim! Allah’a kulluk edin, sizin için O’ndan başka hiçbir ilah yoktur (olamaz da). Ölçüyü ve tartıyı eksik tutmayın! Çünkü ben, sizi bir hayır (ve bolluk) içinde görüyorum. Şüphesiz ben, sizi kuşatacak bir günün azabından korkuyorum. Ey kavmim! Ölçüyü ve tartıyı tam olarak, adaletle yerine getirin, insanlara eşyalarını (haklarını) eksik vermeyin ve yeryüzünde (Allah’ın koyduğu sosyal ilkeleri değiştirerek) bozgunculuk yapmayın, kargaşa çıkarmayın (ve fenalık yapmayın)! (Ey Kavmim!)“Eğer iman eden kimseler iseniz, Allah’ın bıraktığı (helal kâr) sizin için daha hayırlıdır. (Yine de hile yaparsanız,) ben sizin üzerinize bir bekçi (ve azaptan koruyucu) değilim. Dediler ki: “Ey Şuayb! Atalarımızın taptıkları şeylerden veya mallarımızdan istediğimiz gibi harcamaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor? Halbuki sen, elbet yumuşak huylu, aklı başında(bir adam)sın. (Şuayb) Dedi ki: “Ey kavmim! Ya ben Rabbimden bir delil ile (gelmiş) isem ve (O) kendinden bana güzel bir rızık (helal kazanç) lütfetmişse? (Bu durumda O’na hıyanet edebilir miyim?) Size yasak ettiğim şeyleri (kendim yaparak) size aykırı davranmak ta istemiyorum. Sadece, gücüm yettiğince (sizi) düzeltmek istiyorum. Başarım ancak Allah(ın yardımı) iledir. Ancak O’na güvenip dayandım ve yalnız O’na yönelirim. Ey halkım! Bana karşı gelmeniz (ve düşmanlığınız) sakın sizin başınıza da, Nuh kavminin veya Hud kavminin ya da Salih kavminin başlarına gelenin benzeri bir felaketi getirmesin! Lût kavmi sizden pek uzak değildir.” “Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O’na tevbe ed(ip yönel)in.Şüphesiz ki Rabbim çok merhamet eden, (inananları) çok sevendir.” (Hud: 84-90) 

 

İnkarda ve hilekarlıkta direnen, Şuayb Aleyhisselamın tebliğ ettiği din ahlakını yaşamamakta ısrar eden Medyen halkı, yaptıkları zulümlerin yanı sıra çirkin bir cesaretle Hazreti Şuayb’ı, yaptığı tebliğden vazgeçmesi için tehdit ettiklerini ve öldürmek istediklerini, kendisini aşağılayarak hakir, hor ve sözlerini değersiz gördüklerini şu Ayeti Celilelerden öğreniyoruz:

 

“Kavminden (iman etmeyip) büyüklük taslayan ileri gelenler: ‘Ey Şuayb, Seni ve seninle beraber iman edenleri ya kesinkes kasabamızdan çıkaracağız ya da kesinlikle milletimize (bizim yaşadığımız dinimize) dönersiniz.’ Dediler. O da: ‘Biz istemesek de mi?’ dedi. (Sonra bilin ki) Allah bizi (vahiyle o batıl dininize inanmaktan) kurtardıktan sonra, eğer sizin dininize dönersek, Allah hakkında yalan uydurmuş oluruz.  Rabbimiz Allah’ın dilemesi dışında o (sizinki)ne dönmemiz bizim için olacak şey değildir. Rabbimizin ilmi, her şeyi kuşatmıştır. Biz ancak Allah’a güvendik. Ey Rabbimiz! Bizimle kavmimiz arasında hak olan ne ise ona hükmet, sen hükmedenlerin en hayırlısısın.” (Araf:88-89) 

“Dediler ki: “Ey Şuayb! Söylediği şeylerden bir çoğunu anlamıyoruz ve seni içimizde hakikaten zayıf görüyoruz. Eğer kabilen (içinde bulunan beş on kişi) olmasaydı seni kesin taşlayarak öldürürdük. Sen bizden üstün de değilsin.” (Hud Suresi, 91) 

Hazreti Şuayb’ın da kavminin bu tehdidine karşı cevabı kesin ve açık olmuştur: 

 

“(Şuayb)Dedi ki: “Ey kavmim! Benim kabilem size göre Allah’tan daha mı üstündür ki O’na (ve emrine) sırt çevir(ip onların hatırını say)ıyorsunuz? Şüphesiz ki Rabbim(in ilmi bütün) yaptıklarınızı kuşatıcıdır. Ey halkım! Gücünüzün yettiğini (sonuna kadar) yapın, şüphesiz ben de (vazifemi) yapacağım. Kendisini rezil eden bir azabın kime geleceğini ve kimin yalancı olduğunu yakında bileceksiniz. Artık (o azabı) gözleyin, ben de sizinle beraber (onu) gözlemekteyim.” (Hud: 92-93) 

 

Şuayb Aleyhisselam, azgın Medyen halkının, bütün nasihatlerine rağmen imâna gelmelerinden ümit kesince, onları Allahü Teâlâya havâle etti ve "Yâ Rabbi! Bizimle kavmimiz arasında hak ile hüküm ver. Sen hükmedicilerin hayırlısısın." diye duâ etti. Sonunda doğruluğu, adaleti benimsememekte direnerek, Allah(c.c)’ı ve Peygamberini yalanlayarak, azgınlıklarına ve inananlara karşı düşmanlıklarına devâm eden Medyen halkı üzerine, Allahü teâlâ azâbını gönderdi. Cebrâil Aleyhisselamın bir sayhası ve bir zelzeleyle onların hepsini helâk etti. Hepsi yok oldular. Sanki Medyen diye bir şehir hiç olmamıştı, onlar o şehirde yaşamamışlardı. Ayeti  Celilelerde Medyen kavminin uğradığı son şöyle haber verilmiştir: 

 

“Bunun üzerine onları müthiş bir deprem yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü çök(üp cansız kal)ı verdiler. Şuayb’ı yalanlayanlar… Sanki orada hiç oturmamış gibi oldular. Şuayb’ı yalanlayanlar var ya (işte) asıl zarara uğrayan onlar oldular.” (A’raf:91-92)

 

“Nihayet (azap) emrimiz gelince Şuayb’ı ve beraberindeki iman edenleri, tarafımızdan bir merhametle kurtardık. Zulmeden (inkârcı)ları, korkunç bir ses yakaladı da yurtlarında dizüstü yığılıp kaldılar. Sanki orada hiç yaşamamış gibi oldular. Haberiniz olsun ki Semud halkının (yok olup Allah’ın rahmetinden) uzaklaştığı gibi, Medyen halkı da öyle uzaklaşıp gitti.” (Hud: 94-95) 

Medyen halkı, kafirlerin kaçınılmaz sonu olan azaba maruz kaldıktan sonra,  Şuayb Aleyhisselamın hissiyatını Kur’an-ı Kerim’den öğreniyoruz:

“Bunun üzerine (Şuayb), onlardan yüz çevirip: ‘Ey kavmim! Andolsun ki, Rabbimin gönderdiği hükümleri size duyurmuştum ve size (iyiliğiniz için) öğüt vermiştim. Artık kâfir bir kavme ne diye üzüleyim?” dedi. (A'raf:93)

Şuayb aleyhisselâm ve ona inananlar kurtulup Medyen'e yakın bir yerde, yeşillik, ağaçlık ve bolluk içinde bir şehir olan Eyke'ye giderek, oradaki insanlara doğru yolu göstermekle vazifelendirildi. Şuayb Aleyhisselam Eyke halkını Allahü Teâlâya imân ve ibâdet etmeye dâvet etti.

 

Eyke halkı Şuayb Aleyhisselamdan mûcize istediler. Şuayb Aleyhisselam da çevredeki putlara hitâp edip; "Rabbiniz kimdir? Ben kimim? Söyleyin!" dedi. Taş ve ağaçtan yapılmış cansız birer varlık olan putlar dile gelip; "Rabbimiz ve yaratıcımız Allahü Teâlâdır. Yâ Şuayb! sen ise Allahü Teâlânın peygamberisin!" dediler ve kâidelerinden yere düşüp paramparça oldular. Bu mûcize karşısında bâzı kimseler imâna geldi. İnanmayanlar da azgınlıklarını daha da arttırdılar. Şuayb Aleyhisselam son defâ ikâz edip, puta tapmaktan vaz geçmelerini, Allah(c.c)'a imân etmelerini ölçü ve tartıda adâletli olmalarını ve her türlü zulümden vazgeçip, kurtulmalarını söylediyse de inkâr edip inanmadılar. Alay ettiler, yalancısın, sihirbazsın, büyülenmişsin dediler. İmân etmeyeceklerini açıkça söyleyip; "Eğer sen doğru sözlüysen, bize gökten azap indir." dediler. Şuayb Aleyhisselam bu azgın kavmi Allahü Teâlâya havâle etti. Allahü Teâla onlara isyanları sebebiyle şiddetli bir azap göndererek hepsini helâk etti. Önce Güneş yedi gün müthiş bir sıcaklık yaydı, ortalığı kasıp kavuran şiddetli bir sıcaklığa tutuldular. Sular fokur fokur kaynadı. Susuzluktan kıvranıyorlar, sıcak suları içtikçe içleri yanıyordu. Çâresizlikten gölge ve içecek su arıyorlar, bir taraftan bir tarafa koşuyorlardı. Sekizinci gün ufukta koyu gölgeli siyah bir bulut çıkıp yükseldi ve serin bir rüzgar esti. Bunu gören Eykeliler serinlemek için koşup hepsi bulutun altında toplandılar. Onlar bulutun altına toplanır toplanmaz buluttan üzerlerine şiddetli bir ateş indi ve hepsi ateş altında helâk olup, yeryüzünden silindiler. Eykelilerin helâk edildiği bugün, Kur'ân-ı Kerim’de (gölge günü) olarak bildirilmektedir. Eyke halkı ve sonları Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılmaktadır.

 

“Eyke halkı da gönderilen (peygamber)leri yalanladı.Hani Şuayb onlara demişti ki: ‘Allah’tan korkmaz azabından sakınmaz mısınız? Ben sizin için (gönderilmiş) güvenilir bir peygamberim. Artık, Allah’ın azabından sakınıp emrine uyun ve bana itaat edin. Buna karşı sizden bir ücret te istemiyorum. Benim mükafatımı vermek alemlerin Rabbi olan (Allah’)tan başkasına ait değildir. Ölçeği tam ölçün de, eksik ölçen (ve hak yiyen)lerden olmayın. Doğru terazi ile tartın. İnsanlara eşyalarını (haklarını) eksik vermeyin. Yeryüzünde (ilahi emirlere karşı) bozgunculuk yaparak karışıklık çıkar(ıp nizamı boz) mayın. Sizi ve önceki nesilleri yaratan (Allah’)ın azabından sakınıp emirlerine uyun.’ Dediler ki: ‘Sen ancak (iyice) büyülenmişlerdensin. Sen de bizim gibi bir insandan başkası değilsin. Doğrusu biz senin yalancılardan olduğunu sanıyoruz. Eğer doğru (söyleyen)lerden isen, o halde üzerimize gökten bir parça düşür.’ (Şuayb:) ‘Rabbim yaptıklarımızı daha iyi bilir’ dedi. (Böylece) onu yalanladılar, nihayet o gölge gününün azâbı kendilerini yakaladı. Gerçekten o, büyük bir günün azâbı idi.”(Şu’arâ:176-189)

 

“Gerçekten (Şuayb’ın kavmi olan) Eyke Halkı da zalim (kimseler) idiler. (Biz de) onlardan intikam aldık ve (Sodom ve Eyke yerlerinin) ikisi de apaçık ön(ünüzde yol üzerin)dedir.” (Hicr:78-79)

Bu olaydan sonra Şuayb Aleyhisselam, kendisine uyanlarla birlikte Mekke'ye gidip yerleşti. Orta boylu, buğday benizli biri olan Hazreti Şuayb, hayatının sonuna doğru gözlerini kaybetmiş, âmâ olarak yaşıyordu. Şuayb Aleyhisselam yüz kırk yaşlarında iken, Mekke'de vefât etti. Türbesinin, Kâbe'nin batısında, Darünnedve ile Benu Sehm kapısının arasında olduğu rivâyet edilmektedir.

Kıymetli dinleyenler, bu günkü programımızda burada nihayetleniyor. Bir sonraki programımızda buluşmak dileğiyle hoşça kalınız efendim.

Bir Sonraki

16 Hz

İlyas (as)

Bir Önceki

14 Hz

Zülkifl (as)

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
01 Hz Adem (as)
19.03.202632 dk 27 sn
02 Hz Şit (as)
18.03.202617 dk 11 sn
03 Hz İdris (as)
17.03.202615 dk 38 sn
04 Hz Nuh (as)
16.03.202633 dk 8 sn
05 Hz Hud (as)
15.03.202622 dk 4 sn
06 Hz Salih (as)
14.03.202630 dk
07 Hz İbrahim (as)
13.03.202670 dk 19 sn
08 Hz İsmail (as)
12.03.202632 dk 36 sn
09 Hz İshak (as)
11.03.202614 dk 43 sn
10 Hz Lut (as)
10.03.202626 dk 48 sn
11 Hz Yakup (as)
09.03.202628 dk 43 sn
12 Hz Yusuf (as)
08.03.202664 dk 39 sn
13 Hz Eyyub (as)
07.03.202614 dk 28 sn
14 Hz Zülkifl (as)
20.03.20264 dk 26 sn
16 Hz İlyas (as)
05.03.20266 dk 25 sn
17 Hz Elyesa (as)
21.03.20268 dk 43 sn
18 Hz Yunus (as)
04.03.202616 dk 32 sn
19 Hz Davud (as)
03.03.202617 dk
20 Hz Süleyman (as)
02.03.202630 dk 28 sn
21 Hz Zekeriyya (as)
01.03.20267 dk 45 sn
22 Hz Yahya (as)
28.02.20266 dk 32 sn
AKRA