İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

09 Hz İshak (as)

09 Hz İshak (as)
İslam Peygamberleri

09 Hz İshak (as)

11.03.2026
14 dk 43 sn

Bir başka yeni günde, programımızın başka bir yeni bölümünde bizleri birlikte kılan Rabbimize hamdü senalar olsun. Allah(c.c)’ın selamı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun sevgili dinleyenler. AKRA FM frekanslarında sürdüre geldiğimiz programımızın yeni bir bölümünde daha birlikteyiz.

Efendim bu günkü programımızın ilk kısmında, İbrahim Aleyhisselamın, Hz. Sâre’den olma oğlu ve İsmail Aleyhisselamın baba bir, anne ayrı küçük kardeşi, Kur’anı Kerim’de ismi geçen peygamberlerden olan İshâk Aleyhisselam ve yine İlyas As.'dan sonra gönderilen Elyesa As.ın hayatını anlatmaya çalışacağız inşallah.

 

HZ. İSHÂK (A.S)

 

İshâk Aleyhisselam, İbrahim Aleyhisselamın ikinci oğludur. Annesi Hazreti Sâre'dir. Hazreti Hâcer’den olma büyük kardeşi İsmail Aleyhisselamdan kaç yaş küçük olduğu bilinmemektedir. Uzun boylu, kara gözlü, buğday benizli idi. Kendisinin yüzü ve konuşması güzel, saçı, sakalı bembeyazdı. Sîret ve suretçe, Babası İbrahim Aleyhisselama benzerdi. Onu çokları babasından ayıramazlardı. Yaşlanınca, gözleri görmez olmuştu.

 

Kıymetli dinleyenler, İbrahim Aleyhisselam, Nemrûd'un ateşinden kurtulduktan sonra, Bâbil'den Hicret ederek, kendisine inananlar ve hanımı Hazreti Sâre ile birlikte Mısır'a gitmişti. Oradan da, Firavun’la yaşadıkları olay nedeni ile ayrılmış ve Filistin-Şam civarına gelerek yerleşmişti. İlk eşi Hazreti Sâre’den, evlendiklerinin üzerinden bir hayli süre geçtiği halde çocukları olmamıştı. Bunun üzerine, İbrahim Aleyhisselamın evlat isteğine çare olabilir düşüncesiyle, ilk eşi Hazreti Sâre’nin teklif ve müsaadesi ile İbrahim Aleyhisselam, Mısır’daki Firavun’un cariye olarak Hazreti Sâre’ye hediye ettiği Hazreti Hâcer ile evlenmiş, ondan bir erkek evlat sahibi olunca da Hazreti Sâre’nin kıskançlık göstermesi ve Allah(c.c)’ın ilhamı ile oğlu İsmail Aleyhisselamı ve annesi Hazreti Hâcer’i Mekke'ye bıraktıktan sonra, Şam diyârına dönmüştü.

İşte bu dönemde iken ve yaşları hayli ilerlemiş olan Hz. İbrahim ile Hz. Sâre’nin evlerine, bir takım kimseler misafir olarak geldiler. Hz. İbrahim misafirlerine yemek ikramında bulundu ise de misafirler yemediler. Gelen misafirlerin ikram edilen yemeği yememeleri üzerine Hz. İbrahim de onlara: "Biz sizden korkuyoruz" dedi. Zira o zamanın âdetine göre bir eve misafir gelip, ikram edilenden bir şey yerse ondan emin olunurdu, misafir bir şey yemezse onun zarar vermek için geldiğine hükmedilirdi. Gelen misafirler: "Korkma! Allahü Teâlâ, size bilgin bir oğul ihsân etti. Gerçekten biz sana Allah(c.c)’tan bir evlat müjdeliyoruz" diye cevap verdiler.

İbrahim Aleyhisselam gelenlerin melek olduklarını anlamıştı. İhtiyar yaşında Hz. Sâre'den İshâk isimli oğlunun doğacağını müjdeliyorlardı. Rivayete göre o sırada Hz. İbrahim 120 ve Hz. Sâre de 99 yaşında idi. Bir oğul müjdesini vermek üzere gelen melekler, gayet güler yüzlü birer genç suretinde İbrahim Aleyhisselamın karşısına çıkmışlardı. Bunların Cebrail(a.s), Mikail(a.s) ve İsrafil(a.s) olduğu İbn-i Abbas'tan rivayet edilmiştir. Meleklerin haberinden 1 sene sonra Hz. İshâk doğdu. İshâk Aleyhisselam doğunca, halk buna şaşıp kaldılar: "Yüz yaşlarında bir ihtiyar kocanın, doksan yaşlarında bir koca karının çocuğu oldu hâ?" dediler.

Hz. İbrahim ve Hz. Sâre’nin bir oğul, Hz. İshâk ile müjdelenmeleri Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılmaktadır:

“(İbrahim'in) karısı (Sâre) ayakta iken (onların melek olup kendi kavmine gelmediğini duyunca sevincinden hafif) güldü. Biz ona da (o meleklerle) İshâk'ı, İshâk’ın ardından da (torunu) Yakub'u müjdeledik. (İbrahim’in karısı:) ‘Vay başıma gelenler! Ben bir koca karı, şu kocam da bir piri fani iken çocuk mu doğuracağım? Doğrusu bu, pek şaşılacak bir şey!’ dedi. (Elçi melekler) dediler ki: ‘Allah’ın işinden dolayı hayrete mi düşüyorsun? Ey ev halkı! Allah’ın rahmeti ve bereketi üzerinizedir. Şüphesiz O, övülmeye layıktır, şanı yücedir (ve iyiliği boldur)….” (Hud:71-76)

“(Rasulüm!) İbrahim'in ağırlanan (o şerefli) misafirlerinin haberi hiç sana geldi mi? Hani vaktiyle (bunlar) onun yanına girmişlerdi de: ‘Selâm’ demişlerdi. (İbrahim’de) selam(ı alıp: ‘Bunlar) tanınmamış bir topluluk.’ demişti. Hemen (bir bahane ile) ailesi(nin yanı)na gitti ve (kızartılmış) semiz bir dana getirdi. Bunu onlara sundu: ‘(Buyurun) yemez misiniz?’ dedi. (Yemediklerini görünce) onlardan içinde bir ürperti belirdi. ‘Korkma’ dediler ve onu bilgin bir oğul (İshak)la müjdelediler. Karısı (Sâre)de, (hayretinden) feryat ile yönelip (ellerini) yüzüne vurdu ve: ‘(Nasıl çocuğum olur,) ben kısır bir kocakarı(yım)?’ dedi. (Onlar:) ‘Rabbin böyle buyurdu. Çünkü O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.’ dediler.” (Zariyat:24-30)

“(Resulüm!) Onlara İbrahim'in (melek olan) misafirlerini de haber ver. Hani vaktiyle, (misafir melekler) onun yanına girmişler de: ‘Selam!’ demişlerdi. (İbrahim’de onların hazırlanan yemeği yemediğini görünce:) ‘Doğrusu biz sizden korkuyoruz.’ demişti. (Onlar:) ‘Korkma, biz sana çok bilgin bir oğul (olan İshak’ı da) müjdeliyoruz.’ dediler. (İbrahim:) ‘İhtiyarlık yakama yapışmışken bana müjde mi veriyorsunuz? Artık beni nasıl müjdelersiniz?’ dedi. ‘Sana gerçeği müjdeledik, artık ümit kesenlerden olma!’ dediler. (İbrahim de:) ‘(Hak yoldan) sapanlardan başka Rabbimin rahmetinden kim ümit keser ki?’ dedi. (Hicr:51-56)

Değerli dinleyenler, Allahü Teâlâ yaşlı hallerinde Hz. Sâre ile İbrahim Aleyhisselama bir oğul ihsan edeceğini, melekleri vasıtasıyla müjdeledi. Hazreti Sâre, bu müjdeye hem inanamadı hem de sevindi. Günler günleri kovaladı. Aylar sonra meleklerin haber verdiği gibi, Hazreti İbrahim'in, Hazreti Sâre'den bir oğlu dünyaya geldi. Adını İshâk koydular. Bu isim bizzat Allah(c.c) tarafından melekler vasıtasıyla Hz. İbrahim'e bildirilmişti. Yüce Allah(c.c) bunu Ayeti Celilelerinde şöyle bildirmektedir:

“İşte (İbrahim), onlardan ve Allah’tan başka yalvar(ıp tap)tıklarından ayrılınca, biz de ona İshak’ı ve Yakub’u bahşettik ve her birini peygamber yaptık.” (Meryem:49)

“Ona (İbrahim’e) İshak’ı ve fazladan da (torunu) Yakub’u verdik, her birini de iyilerden kıldık.” (Enbiya:72)

İshâk kelimesi, İbrânice de "GÜLER" manasına gelmektedir.

Hazreti İbrahim bu yaşlı halinde kendilerine bir evlât veren Rabbine şükrederek, şöyle dua etti:

“Ey Rabbimiz! İkimizi de sana teslim olanlardan kıl; soyumuzdan da sana boyun eğen (Müslüman) bir ümmet meydana getir; bize ibadet yer (ve usul)lerini göster, (kusurlarımızı affedip) tevbemizi kabul buyur. Çünkü sen, tevbeleri çokça kabul eden ve çok merhamet edensin.” (Bakara:128) 

Hazreti İshâk, Allahü Teâlânın, Lût kavmini, azgınlıkları sebebiyle helâk ettiği sene doğmuş, çocukluğu ve gençliği Şam diyarında geçmişti. Zaman geçip serpilip büyüdükçe, Hazreti İbrahim'e daha çok benziyordu. İshâk Aleyhisselam büyüdükten sonra babası ve annesi Hazreti Sâre ile birlikte Mekke'ye giderek Hacc etmiş, üvey annesi Hz. Hâcer’den olma ağabeyi İsmail Aleyhisselamla görüşmüştü. Daha sonra anne ve babasıyla birlikte Filistin'e dönen İshâk Aleyhisselam, burada son demlerine kadar anne ve babasına hizmet etti. Her sene Mekke'ye giderek hac edip, ağabeyini de ziyaret ederek geri döndü.

Değerli dinleyenler, İbrahim Aleyhisselam, ecelinin yaklaştığını hissettiği sırada, oğlu İshâk henüz evlenmemişti. Hazreti İbrahim, oğlu İshâk’ın, çevrelerinde bulunan ve Allahü Teâlâyı tanımayan Kenani'lerden bir kızla evlenmesine razı değildi. Bu nedenle, Harran'da bulunan kardeşi Nahor’un oğlu Betuel’in kızı Refaka'yı babasından istemiş, böylece Hazreti İshâk’ı, amcasının torunu Refaka ile evlendirmişti.

Hazreti İshâk’ın, altmış yaşlarında iken, bu evlilikten ikiz çocuğu olmuştu. İkizlerden doğumda ilk doğana "Ays", sonrakine ise "Yakub" adını verdiler. Daha sonra, onlar da büyüdüklerinde Ays'ı, Ağabeyi İsmail Aleyhisselâmın ve­fatı sırasındaki vasiyetine uyarak, kızı Besime ile evlendirmiştir. Babasının Ays’a duası bereketiyle soyu bereketli olup, kısa zamanda çoğaldı. Yakub Aleyhisselam, Ays’a göre daha güzel yüzlü, daha düzgün konuşan, zarafet ve güzelliği daha çok olandı. Hazreti Yakub Aleyhisselama da daha sonra peygamberlik verildi. Soyundaki oğul ve torunlarından da peygamberler geldi. Bir adı da İsrâil olan Yakub Aleyhisselamın soyundan gelenlere sonradan "İsrâiloğulları" denildi.

Kıymetli dinleyenler, İshâk Aleyhisselam, babası İbrahim Aleyhisselamın vefatından sonra, Şam'­da Peygamberlikle vazifelendirilmiştir. Yüz ve şekil itibârıyla, ahlâk ve yaşayışıyla babası Hazreti İbrahim'e çok benzeyen İshâk Aleyhisselam, Yüce Allah(c.c) tarafından seçkinlerden ve hayırlı insanlardan kılındığı belirtilmiş, ilim sahibi olarak zikredilerek övülmüş ve bu hususlar Kur'ân-ı Kerimde şu Ayeti Celilelerle bildirmiştir:

“Biz Nuh’a ve ondan sonraki peygamberlere vahyettiğimiz gibi, (Resulüm!) şüphesiz sana da vahyettik. Nitekim İbrahim’e, İsmail’e, İshâk’a, Yakub’a, torunlar(ın)a, İsa’ya, Eyyüb’e, Yunus’a, Harun ve Süleyman’a da vahyetmiş, Davud’a da Zebur’u vermiştik.” (Nisa:163)

“Biz ona (İsmail’den sonra) İshâk'ı da, (torunu) Yakub'u da bağışladık. Peygamberliği ve kitapları da onun nesline verdik….” (Ankebut:27)

“Ona iyilerden bir peygamber olarak İshâk’ı müjdeledik. Hem kendisine hem de İshâk’a bereketler verdik….”(Saffat:112-113)

“... İbrahim’i, İshâk’ı ve Yakub’u da hatırla! Doğrusu biz onları, halis olarak (ahiret) yurdunu düşünen, ihlaslı (gönülden bağlı kimse)ler yaptık. (Sad Suresi:45-46)

Değerli dinleyenler, bir rivayette babasının sağlığında, başka bir rivayette ise vefatından sonra, Yüce Allah(c.c) Hazreti İshâk'ı Şam ve Filistin halkına peygamber yaptı.

İshâk Aleyhisselam, tam bir kalp temizliği içinde, İbrahim Aleyhisselamın dininin hükümlerini yaymaya devam etti. Kavmine nasihat edip, Allahü Teâlânın emir ve yasaklarını bildirdi. Yüce Allah(c.c)tarafından emredilen namaz ve zekât vazifelerinin yerine getirilmesi için insanlara devamlı nasihatler ediyor, onları ahirete hazırlıyordu. Yıllarca kavminin dünya ve ahiret saadeti için durup dinlenmeden çalışan Hazreti İshâk, çoğu zaman onların kalplerini yumuşatmak için, Allah(c.c)'ın izni ile onlara çeşitli mucizeler de göstermiştir. Kalbinde Allah(c.c) sevgisi olanlar, Hazreti İshâk'a tabi olup onun gittiği yolu izleyip mutlu oldular.

“…tıpkı daha önce ataların İbrahim ve İshak’a tamamladığı gibi tamamlayacak (seni peygamber yapacak)tır. …” (Yusuf:6)

“Atalarım İbrahim, İshak ve Yakub’un dinine uydum. …” (Yusuf:38)

Ömrünün sonuna doğru gözlerinin görmesi zayıflayan İshâk Aleyhisselam, rivayete göre yüz altmış yaşlarında Ken’an ilinde, bu günkü Filistin'in bulunduğu bölgede Kudüs yakınlarında vefat etmiş, babası İbrahim Aleyhisselamın Mezrea’daki kabrinin yanına defnedilmiştir. Kabirleri, Beytülmakdis’e on sekiz mil uzaklıkta, Mescid-i İbrahim diye anılan Mescidin yanında bulunmaktadır.

Allah(c.c) cümlesinin şefaatlerine bizleri nâil eylesin.

Simdi kısa bir eser arasından sonra Hz. Elyesa Aleyhisselam'ın hayatını anlatmaya çalışacağız değerli dinleyenler.

                 

Değerli dinleyenler, Kur’an-ı Kerim’de, Ali İmran suresi 19 ncu Ayeti Celilesinde: “Şüphe yok ki, Allah katında (hak) din, İslam’dır….” buyrularak İslam’ın önemi vurgulanmaktadır.

 

İnsanların ilk zamanlardan beri tuttukları, bağlandıkları tek ve umumi din de, İslam Dini, Tevhid Dini’dir. Gelmiş geçmiş bütün Peygamberler, İslam Dininin esaslarını tebliğe çalışmışlar, bu dinde can vermiş, can vermeyi özlemişlerdir.

 

Âdem Aleyhisselam’dan sonra, Ebül Beşer olan, başka bir deyişle; Tufandan sonra (İkinci Âdem Baba) diye tanınan Nuh Aleyhisselam, Müslümandı.

 

Peygamberler Atası İbrahim Aleyhisselam da, Onun oğulları ve Torunları da Müslüman idiler.

 

Yusuf Aleyhisselam da Allah(c.c)’a:  “…Benim canımı, Müslüman olarak al…” diye dua etmiştir.

 

Musa Aleyhisselamın, Firavun’u davet ettiği dinde İslam Dini idi.

 

Bunu, hem Musa Aleyhisselam, hem de Firavun’un iman ve ihtida eden sihirbazları ve hatta Firavun bile ikrar ve ifade etmiştir.

 

Musa Aleyhisselam’dan sonra, İsrail oğullarına peygamber olarak gönderilenler de Müslümanlık ve tevhid akidesini tebliğ etmiştir.

 

Elbette Allah(c.c)’ın varlığına ve birliğine iman etmek her insanın üzerine farzdır. Bu her dönemde elçiler vasıtasıyla insanlığa bildirilmiş, hiçbir zaman unutturulmamıştır.

 

İşte bu elçiler, Kur’an-ı Kerim’de, Fussilet suresi 33 ncü Ayeti Celilesinde şöyle övülmektedirler:

 

“(İnsanları ibadet ve itaat için) Allaha çağıran, salih (sevaplı) iş ve hareket yapan ve ‘Şüphesiz ben Müslümanlardanım’ diyen kimseden daha güzel sözlü (olan) kimdir?”  

Bir Sonraki

10 Hz

Lut (as)

Bir Önceki

08 Hz

İsmail (as)

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
01 Hz Adem (as)
19.03.202632 dk 27 sn
02 Hz Şit (as)
18.03.202617 dk 11 sn
03 Hz İdris (as)
17.03.202615 dk 38 sn
04 Hz Nuh (as)
16.03.202633 dk 8 sn
05 Hz Hud (as)
15.03.202622 dk 4 sn
06 Hz Salih (as)
14.03.202630 dk
07 Hz İbrahim (as)
13.03.202670 dk 19 sn
08 Hz İsmail (as)
12.03.202632 dk 36 sn
10 Hz Lut (as)
10.03.202626 dk 48 sn
11 Hz Yakup (as)
09.03.202628 dk 43 sn
12 Hz Yusuf (as)
08.03.202664 dk 39 sn
13 Hz Eyyub (as)
07.03.202614 dk 28 sn
14 Hz Zülkifl (as)
20.03.20264 dk 26 sn
15 Hz Suayb (as)
06.03.202615 dk 1 sn
16 Hz İlyas (as)
05.03.20266 dk 25 sn
17 Hz Elyesa (as)
21.03.20268 dk 43 sn
18 Hz Yunus (as)
04.03.202616 dk 32 sn
19 Hz Davud (as)
03.03.202617 dk
20 Hz Süleyman (as)
02.03.202630 dk 28 sn
21 Hz Zekeriyya (as)
01.03.20267 dk 45 sn
22 Hz Yahya (as)
28.02.20266 dk 32 sn
AKRA