03 Hz İdris (as)

03 Hz İdris (as)
Allah(c.c)’ın selamı rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.
Bu günkü programımızın konusu Kur’an-ı Kerim’de isimleri zikredilen peygamberlerden İdris Aleyhisselam olup, gücümüz yettiğince anlatmaya çalışacağız efendim.
HZ. İDRİS (A.S)
Değerli dinleyenler, Hz. İdris, Şit Aleyhisselamın torunlarından, Nuh Aleyhisselamın babasının dedesidir. İnsanlığın ilk devirlerinde Nuh tufanından önce yaşamıştır. İdris Aleyhisselamın, Mezopotamya’da, bugünkü Irak'ın El Hilla denilen yerinde kurulu olan Babil’de veya Mısır’da bulunan Münif'de doğup yaşadığı rivayet edilmiştir. Bir rivayette Babil’de doğup sonra Mısır’a gittiği şeklindedir. Babasının ismi Yerd'dir. Annesinin ismi Berre veya Esvet'tir. Kendisi Âdem Aleyhisselamın altıncı göbekten torunudur. Bir rivayete göre aralarında bin yıllık bir zaman dilimi geçmiştir. İdris Aleyhisselamın Geriye doğru Âdem(a.s)’a kadar olan nesebi şöyledir:
İdris (a.s) - Yerd - Mehlail - Kinan - Enus - Şit (a.s) - Âdem (a.s).
Peygamberler silsilesinin ikinci halkasında bulunan İdris Aleyhisselamın, Kur’an-ı Kerim’de adı geçmeyen Şit Aleyhisselamdan sonra ve Nuh Aleyhisselamdan önce peygamber olduğu rivayet edilmektedir. Asıl adı Ahnuh, Unhuh veya Hanuh’tur. İdris kelimesi "ders" kökünden gelen bir kelimedir. Kur'an-ı Kerimde kendisinden İdris diye bahsedilmesinin nedeninin, Yüce Allah(c.c)’ın kitabından ve İslam Dininin Sünnetinden, Kitaplardan, Âdem Aleyhisselam ve Şit Aleyhisselam’dan kalan suhuflardan çok ders yapması olduğu rivayet edilmektedir. Ayrıca, kendisine peygamberlik, hikmet ve sultanlık verildiği için «müselles bin ni'me» (kendisine peş peşe nimetler verilen)de denilmiştir.
Kıymetli dinleyenler, konu ile ilgili güvenilir kaynaklarda belirtildiğine göre İdris Aleyhisselâm; beyaz tenli, uzun boylu, büyük karınlı, geniş göğüslü, kaba-gür sakallı, iri kemikli, güzel yüzlü idi. Yürürken, adımını, kısa atar, önüne bakarak yürürdü. Vücudu az kıllı, başı çok saçlı idi. Vücudunda, yaratılıştan beyaz bir nokta vardı. Sesi, ince ve konuşması mülayimdi. Evlatlarının anası, hanımının adı Hadane'dir.
Âdem Aleyhisselamdan beridir nesilden nesile geçen ve her kimdeyse parlayan Muhammedî nuru, İdris(a.s)’ın 137 sene taşıdığı rivayet edilmiştir. Hadane hamile kalınca bu nur Hadane'ye, ondan da oğlu Mettü Şelah'ın alnına geçti. İdris Aleyhisselamın pek çok evladı olmuştur. Bunlardan en meşhuru Mettü Şelah'dır, çünkü Resulullah efendimizin nuru İdris Aleyhisselamdan sonra ona geçmiştir. İdris Aleyhisselâmdan sonra oğlu Mettu Şelah, Yüce Allah(c.c)’a ibadet ve tâata devam etti. Kendisi, ata binip savaşmakta babasını örnek edinen ve Allah(c.c)’a tâat ve ibadet olan günlük amellerinde de, baba ve atalarının yolunu tutan mübarek bir zat idi. Alnında peygamberlik nuru parıldardı.
Mettu Şelah, vefat edeceği sırada, oğlu Lemek'i, yerine bıraktı ve Allah(c.c)'a tâat ve ahitleri korumak gibi atalarının, kendisine tavsiye etmiş oldukları ve kendisinin de, yerine getirmiş olduğu şeyleri ona da, tavsiye etti ve dokuz yüz on yedi yaşında vefat etti.
Kıymetli dinleyenler, İdris(a.s)’a Cebrail Aleyhisselam 4 defa gelip, ona Allah(c.c)’ın emir ve yasaklarını bildirmiş, 30 suhuf indirmiştir. Onun şeriatında; "Allah(c.c)'a, öldükten sonra dirilmeye, kadere, hayır ve şerrin Allah(c.c)'tan geldiğine, meleklere, peygamberlere ve ahir zamanda gelecek olan son peygamber Ahmed Aleyhisselama inanmak, namaz kılmak, oruç tutmak, domuz, köpek ve eşek eti yememek, aklı gideren maddelerden sakınmak" emredilmiştir.
İdris (a.s), her peygamber gibi, her türlü isyan, kötülük ve günahın işlendiği kavmine Allahü teala(c.c)’ya kulluk etmeleri gerektiğini sabırla anlattı. Kavmini Allah(c.c)’a itaat etmeye, doğru yola tabi olmaya davet etmiş ve onlara şeytandan sakınmalarını putlara tapmaktan vazgeçmelerini tavsiye etmiştir. Onun döneminde insanlar Şit ve Kâbil toplumu olarak ikiye bölünmüştü. Şit toplumu Müslüman idi. Kâbil toplumu ise tam anlamıyla yoldan çıkmıştı. Sorumsuz bir hayat süren Kâbil topluluğuna özenen Şit oğullarından insanlar, kafile kafile onlara katılmaya başlamışlardı. Babası Yerd bin Mehlâil, İdris Aleyhisselamı yerine bıraktığı ve kavminin oturdukları mukaddes dağdan, Kabil oğullarının yanına inmemeleri için yaptığı vaaz ve nasihate kulak asamadıkları zaman İdris Aleyhisselâm, ayağa kalkıp onlara:
“İyi biliniz ki: içinizden kim babamız Yerd’i dinlemeyerek dağımızdan inerse, biz, onun bir daha dağımıza çıkmasına meydan bırakmayacağız!” demiş, fakat onlar, dağdan inmekten başkasına yanaşmamışlar, inecekleri yere inmişler, Kabil oğullarının kadınları ile düşüp kalkmışlardır. Onları yanlış yolda olan Kabil oğullarına tarafgir olmaktan men etmeye çalışmış, bunların önünü alabilmek için kendisine inananlardan oluşan silahlı bir kuvvet kurmuştu. Ok ve yayı keşfederek geliştirdiği savaş taktikleriyle Kabil oğullarını sindirdi. Bu uğurda pek çok sıkıntıya göğüs gerdi, sabretti ve hakkı yaymaya çalıştı. İdris aleyhisselam, insanlara peygamberimizin vasıflarını ve kendisinden sonra büyük bir tufan felaketinin yaşanacağını, ancak müminlerin bu felaketten kurtulacağını en ince ayrıntılarına kadar bildirmişti. Ama ne yazık ki kendisine çok az kişi itaat etmiştir. Kendisinden sonra putperestlik ortaya çıkmış ve Nuh aleyhisselam döneminde de tufan meydana gelmişti.
Üçyüz altmış sene ömür sürdüğü rivayet edilen İdris Aleyhisselamın, bu hükümleri insanlara tebliğle görevlendirildikten sonra yüz beş veya yüz yirmi sene bu görevini ifa ettiği rivayet edilmiştir. O, zamanında yaşayan her kavmin dilini bilir ve ulaştığı her kavmi hak dine kendi dili ile davet ederdi.
Kıymetli dinleyenler, İdris Aleyhisselama verilen birçok mucizelerden bazıları, ağaçların yapraklarının sayısını bilir, dua ederken (bi aded-il-evrak) "Ağaçların yaprakları kadar" diyerek tesbih okurdu. Yıldızlara ait ilmi bilirdi. Kavmini imana davet ettiği zaman, ondan yıldızların heyeti, durumu ve diğer hususi hallerini açıklamasını istediler. İdris Aleyhisselam bunu geniş olarak haber verdi. Yıldızların durumunu anlattı. Bunun için "Nücum ilmi" Hz. İdris'ten kalmıştır, denir. Melekler grup grup onun ziyaretine gelip görünürlerdi. Onların her birinin ismini, vazifesini, tesbihini bilir, havada uçup giderlerken onları görürdü. Gökyüzündeki bulutlara dağılmalarını emrettiği zaman dağılırlar ve dile gelip onunla konuşurlardı. Kendisinden sonra gelecek olan peygamberleri ve Nuh tufanını haber vermişti.
İdris Aleyhisselam, insanlık tarihindeki pek çok ilkin sahibi, bir dönüm noktasıdır. Yaşadığı sürece İnsanlara her alanda medeni ve insanca yaşamanın yollarını bizzat uygulayarak göstermiştir. Matematikten astronomiye pek çok bilim dalı onun sayesinde ortaya çıkmıştır. Kaynaklarda geçtiği kadarıyla, Adem(a.s)’dan sonra sahibi olduğu ilklerden bahsedilecek olursa, şöyle sıralanmaktadır;
Kalemin keşfi ve yazmada kullanımı, İlimlerin tasnifi, ilk kez yıldızların hareketlerinin incelenmesi, astronomi hesaplarının yapımı, atın evcilleştirilmesi, silah olarak ok ve yayın keşfi, Allah(c.c) yolunda ilk kez düzenli birlikler kurup sıcak harp yapılması, ilk kumaşı dokuyarak elbise yapmak, iğne ile dikiş dikmek, ölçü-tartı aletlerini kullanma, şehir kurmak. Ayrıca Şit(a.s)’dan sonra kimseye verilmeyen gizli ilimler kitabının da verildiğinden bahsedilmektedir. Ondan önce insanlar, hayvan derileriyle örtünmekteydiler. İdris peygamber(a.s), insanlara dikili elbise giymeyi öğreten terzilerin piridir. Geçmiş devirlerin bütün ilimleri kendisine öğretilmiş, Şit Aleyhisselâmdan sonra hiç kimseye verilmeyen gizli ilimlerin Mushafı da ona teslim edilmişti.
Değerli dinleyenler, İdris peygamber(a.s), yeryüzünün meskûn (yerleşilmiş) yerlerini 4 bölgeye ayırıp her birisine bir vekil tayin etmiştir. Buralardaki insanların yaşamlarını rahat ve güvenli olarak idame ettirebilmelerini temin için yüz civarında şehir kurmuştur. Kendinden sonrakilere öğrettiği ilmiler başta fen, tıp, astronomi olmakla beraber daha nice, ince ve derin ilimlerdi. Bir rivayete göre eski Yunanlılar ve daha sonra gelen ilim adamları fizik, kimya ve tıp ilimlerini İdris Aleyhisselamın kitaplarından istifade ederek öğrenmiş ve geliştirmişlerdir. Bunlar tabiî ki Yüce Allah’(c.c)ın ona bir ihsanıdır. Kendisine ilim ve marifet bağışlanan İdris (a.s)’a göklerin sırları da açılmıştır. İdris aleyhisselam normal bir ölümle vefat etmemiş, kavmiyle arasında geçen mücadelenin sonunda Allahü tealanın(c.c) izniyle Hz. İsa gibi diri olarak göğe alınmıştır. Göğe çıkarılmadan önce oğlu Mettu Şelah'ı yerine vekil, ev halkına vasi olarak bırakmıştır. Kaynaklar onun, İsa Aleyhisselamla birlikte aynı hayat tabakasında dünyevi cisimlerini muhafaza ederek, ancak dünyevi ihtiyaçlardan kurtulmuş bir şekilde yaşadıklarını bildirmişlerdir. Bazı müfessirler, "Bugün hayatta olan dört peygamber vardır ki, ikisi yerde, ikisi de göktedir. Yerdekiler Hızır ve İlyas, göktekiler ise İdris ve İsa Aleyhimüsselamdır." demişlerdir.
Kıymetli dinleyenler, hemen her toplum, onun bu en büyük hatırasını, yani; "ölmeden önce göğe çekilmesini" çeşitli efsanelerde yaşatmaktadır. Dünyanın pek çok toplumuna ait efsanelerde aynen Nuh Tufanı olayı gibi İdris Aleyhisselamın hayatını çağrıştıran izlere rastlamak mümkündür. Bu durum, İdris Aleyhisselamın, insanlığın henüz ilk dönemlerinde yeryüzünde görev yaptığı düşüncesini kuvvetlendirmektedir. Âdem Aleyhisselam ile İdris Aleyhisselam arasında ismi bilinen sadece Şit Aleyhisselamdır.
Allahü Teala mübarek Kur'an-ı Kerim'in de İdris (a.s)’ı iki ayrı surede zikretmektedir. Bu ayeti kerimeler mealen şu şekildedir:
“Kitab’da (bildirdiğimiz gibi) İdris’i de an. Çünkü o, çok doğru bir peygamber idi. Biz onu pek yüce bir yere (makama) yükselttik.” (Meryem:56–57)
“İsmail’i, İdris’i ve Zülkifl’i de (hatırla! Bunların) her biri sabredenlerdendi. Onları da rahmetimizin içine aldık; çünkü onlar iyilerdendi.”(Enbiya:85–86)
Buhari ve Müslim’de kaydedildiğine göre Peygamberimiz, Hz. Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz bir hadis-i şerifinde:
“Ben (Miraç gecesinde) dördüncü kat semada (gökte) İdris (peygamber) ile karsılaştım. Cibril bana: ‘ Bu gördüğün İdris'tir. Ona selam ver’ dedi. Ben de ona selam verdim. O da benim selamıma cevap verdi. Sonra bana: ‘ Merhaba salih kardeş, salih peygamber’ dedi.” buyurmuştur.
İdris Aleyhisselam hakkında indirilen ayeti kerimeler ve mevcut Hadisi Şeriflerden Onun; peygamber, dosdoğru, yüce bir mevkie yükseltilmiş, sabırlı, Allah(c.c)’ın rahmetine kavuşmuş ve iyilerden olmak gibi niteliklere sahip olduğu görülmektedir.
Değerli dinleyenler, İnsanı bizzat insan eğitmiştir. Bu ise peygamberler vasıtasıyla olmuştur. İnsanın yegâne mal varlığı zekâsıdır. Bu zekâyı eğiten ise Allahü teala (c.c) olmuştur. İnsan zekâsı Allahü teala (c.c) ile ancak peygamberler vasıtasıyla muhatap olabilmiştir. İnsan, her şeyi bütünüyle istismar edebildiği gibi, ilimleri ve eğitimleri de istismar etmiş, kendi heva ve hevesine uydurmuştur. Kur'ân-ı Kerim’de bunun bir örneği Bakara suresi 102 nci ayeti celilesinde Hârût ve Mârût kıssasında anlatılmaktadır. Kendilerine öğretilen bir ilmi, karı koca arasını ayırmakta nasıl kullandıkları gösterilmiştir. Aynı şekilde, mesela astronomi bilimini öğreten peygamberlerin yaptırdıkları gözlemevleri, zamanla birer putperest tapınağı haline getirilmiş, saygı duyulan insanlar ise putlaştırılmıştır. Mesela Âdem Aleyhisselamın oğlu Şit Aleyhisselamın ismi putlaştırılarak eski Mısır edebiyatına Seth isminde geçmiştir. İdris Aleyhisselamda diri olarak göğe çıkarılınca, onu çok sevenler, ayrılık acısına dayanamadılar. Hatırlamak için resmini yaptılar. Çok daha sonraları gelenler de öncekilerden kalan ve başka amaçla yapılan bu resmi tanrı sandılar, çeşitli heykeller yapıp tapıldı. Aynı şekilde İdris Aleyhisselamın ashabından olan bilgin kişiler ve özellikle melek isimleri, Nuh kavminin tapındıkları birer tanrı heykelleri haline dönüşüvermişlerdir.
04 Hz
Nuh (as)
02 Hz
Şit (as)
Diğer Kayıtlar
| Çal | Başlık | Tarih | Süre | Paylaş |
|---|---|---|---|---|
| 01 Hz Adem (as) 19.03.202632 dk 27 sn | 19.03.2026 | 32 dk 27 sn | ||
| 02 Hz Şit (as) 18.03.202617 dk 11 sn | 18.03.2026 | 17 dk 11 sn | ||
| 04 Hz Nuh (as) 16.03.202633 dk 8 sn | 16.03.2026 | 33 dk 8 sn | ||
| 05 Hz Hud (as) 15.03.202622 dk 4 sn | 15.03.2026 | 22 dk 4 sn | ||
| 06 Hz Salih (as) 14.03.202630 dk | 14.03.2026 | 30 dk | ||
| 07 Hz İbrahim (as) 13.03.202670 dk 19 sn | 13.03.2026 | 70 dk 19 sn | ||
| 08 Hz İsmail (as) 12.03.202632 dk 36 sn | 12.03.2026 | 32 dk 36 sn | ||
| 09 Hz İshak (as) 11.03.202614 dk 43 sn | 11.03.2026 | 14 dk 43 sn | ||
| 10 Hz Lut (as) 10.03.202626 dk 48 sn | 10.03.2026 | 26 dk 48 sn | ||
| 11 Hz Yakup (as) 09.03.202628 dk 43 sn | 09.03.2026 | 28 dk 43 sn | ||
| 12 Hz Yusuf (as) 08.03.202664 dk 39 sn | 08.03.2026 | 64 dk 39 sn | ||
| 13 Hz Eyyub (as) 07.03.202614 dk 28 sn | 07.03.2026 | 14 dk 28 sn | ||
| 14 Hz Zülkifl (as) 20.03.20264 dk 26 sn | 20.03.2026 | 4 dk 26 sn | ||
| 15 Hz Suayb (as) 06.03.202615 dk 1 sn | 06.03.2026 | 15 dk 1 sn | ||
| 16 Hz İlyas (as) 05.03.20266 dk 25 sn | 05.03.2026 | 6 dk 25 sn | ||
| 17 Hz Elyesa (as) 21.03.20268 dk 43 sn | 21.03.2026 | 8 dk 43 sn | ||
| 18 Hz Yunus (as) 04.03.202616 dk 32 sn | 04.03.2026 | 16 dk 32 sn | ||
| 19 Hz Davud (as) 03.03.202617 dk | 03.03.2026 | 17 dk | ||
| 20 Hz Süleyman (as) 02.03.202630 dk 28 sn | 02.03.2026 | 30 dk 28 sn | ||
| 21 Hz Zekeriyya (as) 01.03.20267 dk 45 sn | 01.03.2026 | 7 dk 45 sn | ||
| 22 Hz Yahya (as) 28.02.20266 dk 32 sn | 28.02.2026 | 6 dk 32 sn |
