Faziletli Bir Tevhid Zikri - 30.06.1985

Faziletli Bir Tevhid Zikri - 30.06.1985
Men kâle lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke lehû ilâhen vâhiden sameden lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad ihdâ aşrete merreten keteba'llâhu lehû elfey elfi hasenetin ve men zâde zâdehu'llâh.
Bu hadîs-i şerîf de bir başka tesbihi tavsiye etti.
Niye böyle çok çok tesbihler peşpeşe geldi? Hepsi aklımızı karıştırıyor; ben de hissediyorum, siz de... Hani insanın önüne çok yemek konunca hangisini yiyeceğini şaşırır, öyle bir durum oluyor. Sıradan geldiği için. Şimdi tesbih sırası geldiğinden bunlar hep böyle geliyor.
Niye böyle başka başka söylemiş?
Peygamber Efendimiz adamına göre söylemiştir. Her gelene göre, onun hâline, huyuna, kabiliyetine göre tavsiyeyi öyle yapardı. Nabza göre şerbet. Asıl doktorluk odur. Yani gelen insanın durumuna göre.
Birisi geldi;
"Yâ Resûlallah, bana tavsiyede bulun."
Lâ tağdab dedi Peygamber Efendimiz; "Kızma."
Neden?
Asabi insandı. Ona en mühim şey kızmamak.
"Kendini tut. Lâ tağdab." dedi.
"Bana tekrar tavsiyede bulun."
Lâ tağdab dedi.
"Tekrar tavsiyede bulun."
Lâ tağdab.
Demek ki onun durup durmadan etrafında düşüneceği şey, kendi nefsine hakim olmak, kızmamak. Adamına göre...
"En faziletli ibadet hangisidir yâ Resûlallah?"
Adamına göre, mesela; "Anaya babaya itaattir." dedi, "Cihattır." dedi.
Kimisi geldi cihat için;
"Yâ Resûlallah, cihada gideyim mi?"
"Anan baban var mı?"
"Var."
"Onlara bak, cihada gitme." dedi.
Yerine göre, insanına göre.
Din de işte bu incelikleri bilmek.
Allah bizi dinde bilgin eylesin, fakih eylesin.
Adam mecmua çıkartıyor, yazı yazmış; zikri abuk sabuk anlatıyor. Ya bilmediğin şeyi bari söyleme! Ya bildiğini konuş, ya bilmediğin konuya hiç girme. Abuk sabuk konuşuyor; anlattığı şeyler ne hadise uyar, ne âyete uyar. Güya müslümanlara akıl öğretmeye kalkıyor.
Dinde fakih olmak lazım, yani dinin inceliğini doğru bilmek lazım. Yalan yanlış bilmemek lazım.
"Çekilin, ben bu arabayı tamir ederim." Alıyor eline çekici...
"Dur, ne yapıyorsun ya? Kırdın, karbüratörü mahvettin, ayarını bozdun..."
Demek ki cahil insanmış; orayı karıştırdı, o şeyi çıkarttı, bu şeyi çıkarttı; hadi bakalım hangi kabloyu nereye bağlayacağımızı da şaşırdık... Nâ-ehil. Öyle insana teslim edilir mi motor? Edilmez.
Esenboğa Hava meydanına uçak inmiş; "Dur, ben tamir ederim." diye bizim ustalardan birisi koca İngiliz anahtarları ile gidince "Aman aman aman!.." demiş, "Sen kenarda dur!" demiş. O hassas bir şey; bir vidasına birazcık bir şey yapsa... "Üstüne basmayın." diye yazıyor kanadına; biraz eğilse gider. O kadar önemli şey, hassas.
Allah bizi dinde fakih eylesin.
Dinde fakihlerle ahbaplık edin.
Dini eğri büğrü bilen insan...
"Allah gafûru'r-rahîm'dir, benim günahıma bakmaz."
Öyle bir bakar ki...
"Erhamu'r-râhimîn'dir, beni affeder."
Sen bu edepsizlikle gidersen cehennemde çok yanarsın bu kafayla...
Öyle diyenler çok oluyor, duymuşsunuzdur. Hiç Allah'ın yolunca gitmiyor da çok temenniler... Peygamber Efendimiz diyor ki;
"Akıllı insan nefsini dizginleyen, âhireti için hazırlanandır. Aptal insan da nefsinin hevası peşinde koşturup da Allah'tan ümit bekleyendir."
"Allah affeder, Allah affeder..."
Sana değil o. O'nun affetmesi; gece gündüz yalvarıp yakarıp, gözyaşı döküp yolunca gidene. Aptal adam...
Bu duayı tavsiye etmiş. Râvisi Cabir radıyallahu anh.
Ne demiş?
"Her kim lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh ilâhen vâhiden sameden lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad derse..."
Kaç defa diyecek?
İhdâ aşrete merreten. "On bir defa."
"Her kim on bir defa bu duayı söylerse, bu tesbihi çekerse..."
Ne olur?
Keteba'llâhu lehû elfey elfi hasenetin. "Allah ona iki bin kere bin hasene yazar."
Ne demek?
"İki milyon" demek. Öyle söylüyor: Elfey, "iki bin". Elfi hasenetin. İki bin kere bin hasene yazar, yani iki milyon hasene yazar Allah. Daha artırana daha çok sevap verir.
On bir defa deyin.
Mânası:
Lâ ilâhe illallah. "Allah'tan gayri ilah yoktur, sadece O'na tapınılır." Vahdehû. "O tektir." Lâ şerîke lehû. "Ortağı, naziri yoktur." İlâhen vâhiden samedâ. "Vahid ve samed bir ilah olarak yalnız O'na tapılır."
Ne demek vahid?
"Tek, bir."
Samed ne demek?
"Herkes derdini O'na söyler, ihtiyacını oradan karşılar."
"Evde gaza ihtiyaç var, nereye gideyim?"
Benzinciye git, bakkala git; bidonu var, oradan doldurursun.
"Fırından alsam olmaz mı?"
Ya fırında gaz satılmaz, yeri orası değil. Her şeyin bir yeri var.
"Peki, kulların ihtiyaçları nereden biter, hallolur?"
Allah'ın dergâhından hallolur.
"Valiye, ağaya, paşaya gitsem?.."
Kula kulluk edersen çok sıkıntı çekersin. Allah'a kulluk et. Allah'tan biter.
Allah sameddir; yani kulların ihtiyaçları kendisine arzolunur, kulların ihtiyaçlarını O yerine getirir. Samed bu mânaya...
İleyhi tusmedu'l-umûru küllühâ. "Bütün işler O'na varır."
Lem yelid. "Oğul, kız edinmemiştir. Allah'ın çoluk çocuğu olmamıştır."
Hz. İsa?
Hz. İsa da senin gibi, benim gibi Allah'ın bir kuludur ama peygamberidir.
Melekler?
Melekler de Allah'ın yaratıklarıdır.
Hiç "oğlu, kızı" sözü doğru değildir. Allah tektir; ne oğul-kız evlat edinmiştir. Ve lem yûled. "Ne de babası vardır, birisinden doğmuştur." Yani ne kendisi evlat meydana getirmiştir ne de birisinin evladı olarak kendisi gelmiştir. "Allah baba, Allah oğul"; öyle şey yok!
"Allah baba, Allah baba..."
Ya hıristiyanlarda bir "baba Allah" diyorlar, bir Hz. İsa'ya "oğul Allah" diyorlar.
Tövbe estağfirullah! Onların sözü yanlış söz.
"Allah baba affeder."
"Baba" ne demek ya?..
Öyle şey yok!
Baba olmamıştır, oğul olmamıştır; öyle şey yok. Tektir.
Lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad. "Hiçbir şey O'na denk olamaz. Rububiyetinde yektir, yektâdır, tektir, bir tanedir; hiçbir şey O'na denk olmaz."
İn küllü nefsin illâ âti'r-rahmâni abdâ. "Her şey kul olarak huzuruna gelir." "Dünyalar bak çok büyük, kâinat çok büyük..."
Kâinat da O'nun kudreti yanında bir zerredir. Dilerse yok eder, dilerse var eder. Yıldızlar, aylar, güneşler, sistemler, uzaylar, fezalar; hepsi O'nun yaratığıdır. Hiçbir şey O'na denk olmaz. O yücelerin yücesi Allahu Teâlâ hazretleridir.
Mâ kaderu'llâhe hakka kadrihî diyor, "Bu kullar Allah'ı hakkıyla anlayamadı."
Nasıl anlayamadılar?
Ve'l-ardu cemîan kabdatuhû yevme'l-kıyâmeti. "Kıyamet günü bu yeryüzü tamamen Allahu Teâlâ hazretlerinin elinde." Böyle bir tutam, hani insan bir şeyi tutuverir, öyle; Allah'ın kudreti yanında o kadar değersiz, o kadar küçük.
Ve's-semâvâtu matviyyâtun bi-yemînihî. "Bu yedi kat semâ da defterin [yaprakları gibi] elinde dürülmüş..." Yani bu koca gökler, fezalar Allah'ın azameti, kudreti elinde öyle dürülmüş, boru yapılmış şey gibidir, katlanmış küçük şeyler gibidir.
Allah'ı takdir edemedi bu insanlar, büyüklüğünü anlayamadılar. Allahu ekber diyorlar, diyorlar da mânasını bilemiyorlar.
Lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad. "O'na hiçbir şey denk olamaz, eş olamaz, müsâvi olamaz."
On bir defa bunu söylerse Allah ona iki milyon hasene yazar.
Söyleyelim:
Lâ ilâhe illallahu vahdehû lâ şerîke leh ilâhen vâhiden samedâ lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad.
Zaten kulhüvallâhu ehad gibi yarısı, oradan bilinebilecek bir şey. Ama kağıda yazmak lazım.
Gayri Müslimlere
Tevhid Zikrini Söylemenin
Faziletli Bir
Dua - 02.06.1985
