Hapşırınca Edilecek Dua, 70 Hastalık Def Olur - 05.05.1985

Hapşırınca Edilecek Dua, 70 Hastalık Def Olur - 05.05.1985
Men atise ev teceşşâ fe-kâle elhamdülillâhi alâ külli hâlin mine'l-hâl düfia anhu bihâ seb'ûne dâen ehvenühe'l-cüzâmu.
İbnü'n-Neccar'dan, Hatib-i Bağdâdî'den rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf. Râvisi İbn Ömer radıyallahu anhümâ.
Bu hadis hakkında İbnü'l-Cevzî "Mevzudur." diye yazmış. Hocamız [Ahmed Ziyâüddin Gümüşhânevî] rivayetin sonunda bunu da kaydetmiş.
Atase; Aksırmak, "hapşu" dediğimiz, hapşırmak.
"Kim aksırırsa veya geğirirse onun arkasından elhamdülillahi alâ külli hâlin mine'l-hâl. 'Her halden bir hal üzere Allah'a hamd olsun, hangi halde olursak olalım Allah'a hamd olsun.' derse böyle demesi sebebiyle, bereketiyle ondan yetmiş hastalık def edilir. En aşağısı, hafifi cüzam hastalığıdır!"
İbnü'l-Cevzî buna mevzu, uydurulmuş hadis demiş; bizim [Ahmed Ziyâeddin] Hocamız da şerhte diyor ki;
Ve lem yusib ve kad arraftü şevâhidehû ve sebeka izâ atase. "Bu hükmünde isabet etmemiştir. Ben bunun böyle olmadığının delillerini daha önceki hadislerde izâ atase babında -bu kitabın başında- geniş olarak anlatmıştım."
Buradan bir meseleyi kardeşlerime anlatayım. Benim kardeşlerim umumiyetle dinimizi bilen kimselerdir, gençlerdir; okullarda okuyan, hadisleri bilen kardeşlerdir. Mâlum her güzel şeyin taklidi olur.
Bir firma bir şey imal eder, hemen taklidi çıkar; bir otobüs firması çok tutulur, hemen onun arkasından taklidi çıkar. Hemen her şeyin taklidi olur. Elmas kıymetlidir, camdan taklidi çıkar. Altın kıymetlidir üstü boyama taklidi çıkar. Her şeyin uydurması vardır tereyağı kıymetlidir, patates püresi taklidi çıkar.
Her güzel şeyin taklidi olduğu gibi Peygamber Efendimiz'in hadislerini de taklit eden cehennemlikler çıkmış.
Neden?
İnsanları kandırmak için "Peygamber Efendimiz şöyle dedi…" diyecek. Maksadı dinimizin bozmak! Hâlbuki Peygamber Efendimiz öyle demedi. Demediği halde "Öyle dedi." diyecek. Bu normal, her güzel şey taklit edilir ve "Meyveli ağaç taşlanır." derler.
Dinimiz kıymetli olduğu için hasımlar çatlıyor ve eski devirden beri çelme takmağa, bozmağa çalışıyor. İçine girip bozmağa, dışından vurup yıkmağa çalışıyor, uğraşıyorlar. Ama ulemâmız kale gibi; hangi rivayetlerin nerden geldiğini tespit etmişler, kitaplara yazmışlar, belirtmişler.
Şimdi bizim eserini okuduğumuz Hocamız Gümüşhaneli Ahmed Ziyâüddin Efendi rahmetullahi aleyh hazretleri, Allah şefaatine nâil etsin, son zamanların en büyük hadis alimlerindendir. Kânûnî'nin Süleymaniye'deki türbesinin kapısının sol tarafındaki parmaklıkta, Valide Sultanla beraber orada yatıyor. Bu Gümüşhaneli Ahmed Ziyaeddin Efendi hazretleri çok büyük hadis alimi.
"Mevzu hadis, uydurma hadis" meselesi diye bir mesele olduğu daha İmam-Hatib'in birinci sınıfından bilinir. Bu ilmin "mevzu hadis" diye bir ilk adımı vardır: "Aman onlardan kendinizi koruyun sağlam hadisleri, sağlam kitapları bilin!" diye ilk nasihat budur. Onun için herkes bilir, İmam-hatibin orta kısmındaki talebe bilir.
Şimdi geliyorlar çatıyorlar.
"Gümüşhaneli Hocaefendi kitabında mevzu hadisleri almış…"
Almış ama sen onu sakalına, ilmine hürmet etsene! Üç sene Mısır'da kalmış Arap alimlerine icazet vermiş. 114 tane halife yetiştirmiş, her birisi mürşidi kâmil!
"Böyle bir zât ilk adımda bilinecek şeyi bilmez mi?"
Bilir.
"O zaman bu hadisi kitabına niye aldı?"
Bak sen onu bilmiyordun ama şerhte anlaşılıyor. İbnü'l-Cevzî ona mevzu demiş ama Hocamız da diyor ki;
"Ben bunun delillerini, şahitlerini izâ atase babında anlattım, isabet etmemiştir, o sözü doğru değildir."
Onun için doğru olmadığını belirtmek için almış.
"Şimdi bilmem şu konudaki hadisler mevzudur bu konudaki hadisler mevzudur..."
Hani deli bir adamın eline kılıç versen ondan sonra önüne gelene savursa ne yapar?
Sağlamı da keser.
Çünkü deli, aklı yerinde değil!
Millet kılıcı almış, mevzu hadis diye bir o tarafa sallıyor bir bu tarafa sallıyor; nerdeyse âyetleri de parçalayacak.
Olmaz; işi, her ilmin ehline bırakmak lazım.
Bir insan Peygamber Efendimiz'in söylemiş olduğu bir hadise iftira ederse, mevzu derse ne olur?
O da bir günah olur. Dememiş olduğu bir şeye odur derse o da günah olur. Alimlerimiz zaten bu hususta gereken titizliği gösterdiği için biz onlara itimat ediyoruz.
Mesele bundan ibarettir.
Eğer ben ondan daha çok bilsem o zaman kendi fikrimi söylerim ama o mübarekler ihtiyarlamışlar; belleri iki kat oluncaya kadar hadisle ömrünü geçirmiş, ciltlerle eserler ortaya koymuşlar. O benden iyi biliyor, ben boynumu büküp önünde, mânevî huzurunda el pençe divan duruyorum, elbette ben onun şeyine bir şey demem.
Doğrusu şu İmam Hatipli'nin sözüne de hiç kulak asmam.
"Çocuğum, sen daha çok fırın ekmek yiyeceksin, biraz daha anlayacaksın; daha çok hadis kitaplarını oku bakalım!.." denir.
İmam Suyûtî rahmetullah aleyh, ne büyük alim, kitap yazmış hadislerden kaç tanesinin mevzu olmadığını başka yerden bulduğu delillerle yazmış.
Onun için bu sahada "bu mevzudur" sözünü söyleyivermek, kılıcını sağa sola divâneler gibi sallamak doğru değildir.
Demek ki elhamdülillah deyince, Allah hastalıkların 70 çeşidini uzaklaştırıyor. Elhamdülillah kolay bir söz!
Uzaklaştırır mı?
Hâlbuki eczaneden bir ilaç alsak en aşağı 300 lira. Kolay bir söz ama Allah'a hamd! Lâ ilâhe illallah da kolay ama Peygamber Efendimiz;
Semenü'l-cenneti lâ ilâhe illallah, diyor.
Cennetin bedeli nedir?
Lâ ilâhe illallah.
Allah Allah! Bu kadar ucuz mu?
Ucuz değil, çok kıymetli! Çünkü sen dünyaları versen cennetin bir taşını alamazsın. Alamazsın da içinde lafzâ-i Celâl geçen bir mübarek cümle onun bedeli oluyor. Başka bir şey denk gelmez! Her şey dengi dengiyle olur. Cennetin bedeli yine lâ ilâhe illallah; Allah kelamı, kelime-i tevhid oluyor.
O çok yüksek bir söz, Allah'tan başka ilâh yok! Ona bağlanan insan başka yerden her şeye sırtını dönüyor da Allah'a bağlandığı zaman pırlanta gibi kâmil insan oluyor. O sözün altından ne hayırlar fışkırıyor cihanı doyuruyor, onun için o söz cennetin bedeli oluyor.
Elhamdülillah derse Allah nice nice hastalıklara şifa verir.
İnandım; Elhamdülillahi alâ külli hâlin mine'l-hâl.
Allah bizim her türlü maddî-mânevî hastalıklarımıza şifa versin. Hele hele gönüllerdeki o şüphe, tereddüt gibi hastalıklar; onları da izale eylesin. Bize sağlam, kâmil iman versin. Seve seve, tadını duya duya havalarda uça uça candan güzel Müslümanlık yapıp öyle yaşamayı nasip eylesin.
Hastadan Dua
İstemek - 03.01.1982
Hapşırdığında Edilecek
Dua 2 -
