Kederli Ve Hüzünlü Zamanlarda Okunacak Dua - 07.07.1985

Kederli Ve Hüzünlü Zamanlarda Okunacak Dua - 07.07.1985
Men kâle "Lâ ilâhe illallâhu kable külli şey'in ve lâ ilâhe illallâhu ba'de külli şey'in ve lâ ilâhe illallâhu yebkâ rabbunâ ve yefnâ küllü şey'in" ûfiye mine'l-hemmi ve'l-hazeni.
İbn Abbas radıyallahu anh'ten rivayeti gelmiş. Taberânî'nin kaydettiğine göre Peygamber Efendimiz buyuruyor ki;
"Her kimse ki şu sözleri söylerse üzüntüden, hüzünden, mahzunluktan, sıkıntıdan kurtulur."
Dertli olanlar derdinden kurtulur, üzüntüsü olanlar üzüntüden kurtulur.
Neymiş bu sözler?
Lâ ilâhe illallâhu kable külli şey'in ve lâ ilâhe illallâhu ba'de külli şey'in ve lâ ilâhe illallâhu yebkâ rabbunâ ve yefnâ küllü şey'in.
Üç defa lâ ilâhe illallah deniliyor ama aralarında bir cümleler var.
Mânaları ne?
Lâ ilâhe illallâhu kable külli şey'. "O Allah ki O'ndan önce hiçbir şey yok, her şeyden önce O var."
Veyahut;
"Her şeyin başında, her şeyden evvel, en başta lâ ilâhe illallah sözü."
Lâ ilâhe illallâhu ba'de külli şey'. "Her şeyden sonra Allah bâki kalır, en sonunda O'dur." mânasına veyahut "Her şeyin sonunda lâ ilâhe illallah sözü olsun." mânasına.
Sıfat ya Allah'a gider ya da lâ ilâhe illallah kelime-i tevhidine gider.
Allah her şeyin evvelidir. Evvelin evvelidir.
Hüve'l-evvelü ve'l-âhiru ve'z-zâhiru ve'l-batınu.
"Esma-i Hüsna'sındandır; Allah evveldir. Her şeyin evvelidir. Hiçbir şey yoktu, O vardı. Her şeyi O var etti. Her şey yok olacak, O kalacak.
"Her şeyden evvel var olan Allah'tan gayri ilah yoktur. Her şeyden sonra yine var olacak olan Allah'tan gayri kimse yoktur."
Üçüncüsü; lâ ilâhe illallah yebkâ rabbunâ. "Rabbimiz bâki kalır." Ve yefnâ küllü şey'. "Her şey fâni olur." mânasına.
Kelime-i tevhide de gidebilir. Yani "Kelime-i tevhid her şeyden evvel, kelime-i tevhid her şeyden sonra." mânasına da muhtemeldir.
Bunu da yazarsanız üzüntüden, gamdan, kederden kurtulursunuz.
Lâ ilâhe illallah'ın iman ifade etmesi var. İmanlı insan lâ ilâhe illallah diyor. Bir de bu sözü esrarı, sırları vardır.
Nasıl sırları vardır?
Bu söz bazı tesirler yapar. Mıknatıs uzaktan iğneyi nasıl döndürüyor?
Uzaktan kıpırdatıyorsun, iğneye hareket veriyor. Ama arada mesafe var. Mıknatıs uzaktan ona kuvvetiyle tesir ediyor, onu öyle yaptırtıyor.
Lâ ilâhe illallah sözünün de öyle birtakım tesirleri vardır. İnsanın yaptığı zaman kendi hayatında elle tutulur gibi anlayacağı tesirleri vardır. Çektiği zaman, söylediği zaman o tesirleri görür. Mıknatısın tesirini Allah vermeye kâdir de lâ ilâhe illallah sözüne o tesiri vermekten âciz mi? Değil. Yani muhakeme, mantık bakımından bir eksiklik yok; müşahede bakımından da bu böyle.
Arkadaşımızın birisi, kendisi anlattı...
Nasıl bir arkadaş? Geri kafalı, biraz masallara filan inanan bir kimse mi?
Hayır, Almanya'da okumuş, Amerika'da okumuş, mühendis olmuş, mühendisliğin en yüksek derecesine çıkmış, dâhi gibi yüksek bir arkadaş. O anlattı. Müslüman ama... Allah selâmet versin. Dedi ki;
"Hacda canım Cebel-i Rahme'ye çıkmak istedi."
Babayiğit, güçlü kuvvetli... Cebel-i Rahme'ye çıkmak istemiş.
Ne olur çıkarsa?
Cebel-i Rahme Arafat'ın ortasında, Peygamber Efendimiz'in hutbe okuduğu yer, Arafat'ın en şerefli kısmı. Onun için herkes oraya birikiyor; 1 milyon, 2 milyon hacının gitmeye can attığı, sıkışık, izdihamlı bir yer. Koca koca da kayalar var, yani düzlük bir yer değil. Koca koca, ev gibi, kat gibi kayalar, kayalar, kayalardan öyle bir tepe. Merdivenli bir yeri var ama düz duracak üstünde birazcık bir yeri var, öbür tarafı hep çatır çatır kara taş kaya...
Cebel-i Rahme'ye çıkmış. Yoluna bile gidilmez. Yolunda bile insanın kemikleri, kaburgası kırılır. Tabii o kuvvetli biraz, Cebel-i Rahme'ye çıkmış.
"Çıktım ama bir sıkışıklık geldi..." diyor, "koca kalabalık, buradan sıkıştırdı, buradan sıkıştırdı, arkadan, önden, sağdan... Benim ne gücüm kaldı, ne kuvvetim, ne tâkatim... Kemiklerim çatırdamaya başladı." diyor. "Aklıma geldi ki; -demiş ki:- 'Artık hayat burada bitiyor, bu sıkıntının, cenderenin içinde...'" Nefes alamaz olmuş çünkü... "Ölüyorsun, canını teslim ediyorsun. Bari kelime-i tevhidle, lâ ilâhe illallah diyerek ruhunu teslim et." diye o sıkışıklık içinde birkaç defa lâ ilâhe illallah demiş. "Ne olduğunu anlamadım" diyor, "sanki bir şey benim etrafımı 'hoop' [açıvermiş] gibi kendimi ferahta buldum." diyor.
O sıkışıklıktan kurtulmak mümkün değil gibiyken, ölecek gibiyken o lâ ilâhe illallah sözünü söyleyince -lâ teşbih ve lâ temsil, hani Ali Baba - Kırk Haramiler hikayesinde "Açıl susam açıl!" deyince kapının açıldığı gibi- "Sıkıntılı yerden bir kurtuldum, kendimi bir ferahta buldum; işin nasıl olduğunu da anlayamadım..." diyor. "Ama sezdim ki bir esrarengiz bir şey var." diyor.
İşte lâ ilâhe illallah'ın esrarı vardır. O esrarından bir esrarı, sırrı budur ki kim onu söylerse üzüntünden, gamdan, kederden kurtulur, Allah onun imdadına yetişir. Bunu da bu tarzda söyleyince gamı, kederi, tasası açılır, uzaklaşır gider.
Lâ ilâhe illallâhu kable külli şey'in ve lâ ilâhe illallâhu ba'de külli şey'in ve lâ ilâhe illallâhu yebkâ rabbunâ ve yefnâ küllü şey'in.
Söz bu. Hatırınızda kalsın.
Kırk Milyon
Hasene Yazdıran Dua
Kadir Gecesine
Erme Sevabı Alınan
