Afetlerden Korunma Ve Rızık Duası - 21.07.1985

Afetlerden Korunma Ve Rızık Duası - 21.07.1985
Men kâle hîne yusbihu "Mâşâallah lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah eşhedü enna'llâhe alâ külli şey'in kadîr" ruzıka hayre zâlike'l-yevmi ve surife anhu şerruhû ve men kâlehâ mine'l-leyli ruzıka hayra tilke'l-leyleti ve surife anhu şerruhâ.
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten.
Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;
"Her kim ki sabaha çıktığı zaman, sabaha erdiği zaman, sabahladığı zaman şu sözleri söylerse;"
Mâşâallah lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah eşhedü enna'llâhe alâ külli şey'in kadîr.
Bir daha söylüyorum:
Mâşâallah lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah eşhedü enna'llâhe alâ külli şey'in kadîr.
Üç cümle:
Mâşâallah, lâ havle ve lâ kuvvete illa billah, eşhedü enna'llâhe alâ külli şey'in kadîr.
Mânasını sonra söyleriz.
"Kim böyle derse..."
Ruzıka. "Kendisine rızık olarak verilir, yani bahşedilir, ikram olunur, ikram edilir."
Ne verilir?
Meçhul fiilin nâib ani'l-fâili:
Hayru zâlike'l-yevmi. "Bu günün hayrı kendisine ikram olunur."
Öyle başladığı o günün sabahında dedi ya, o günün hayırları kendisine bahşolunur.
Ve surife anhu şerruhû. "O günün şerri ondan sarf olunur, alınır."
O gün takdir edilen, o günün içinde mevcut olan hayırlardan o hissesini alır, istifade eder; o gün içinde mevcut olan şerlerden mahfuz olur.
O günün içinde ne şer olabilir?
Diyelim ki Allah zelzele yazmış; o gün yeryüzü bir sallanacak ki on katlı binalar yerin dibine geçecek. Veyahut Allah bir beldeyi yerin dibine batıracak. Veyahut bir yanardağ bir püskürecek, bir şehir baştan aşağı alevler içinde kalacak, mesela. O günde takdir edilmiş bir şer.
O günün şerrini Allah onun üstünden çeker alır, yani o günün şerri ona isaber etmez. O günün hayrına o şahıs erer. Ne gibi hayırlar takdir etmişse o günde Allah, kullarını nelere erdirecekse o hayırlar kendisine ikram olunur, şerler kendisinden def olunur.
Ve men kâlehâ mine'l-leyli. "Bir insan geceden bir bölükte bunu söylerse..."
Bunu sabahtan söyledi, akşama kadar o günün hayrı kendisine verilir, o günün şerrinden kendisi mahfuz olunur, yani o günün şerri üzerinden alınır. Gece derse, gecenin bir vakti derse bu gecenin hayrı kendisine ikram olunur ve o gecenin şerri kendisinden alınır. Eşkiyâ bastırmış, yangın çıkacak... Ona bir şey dokunmaz.
Kapalıçarşı yangını oldu. Allah rahmet eylesin, orada bizim ihvânımızdan bir kimse vardı, ayakkabıcılık, terlikçilik yapardı. Müslüman bir insan, derviş bir insan, "Allah" diyen bir insan. Kim bilir, işte bak bu sözler nasıl [onu zikrettiriyor.]... Yangın gelmiş gelmiş gelmiş gelmiş, tam dükkânının yanına... Kapalıçarşı'yı tamir için tahta perde koydular, tahta perde onun dükkânının yanındandı. Mübarek, dükkânına bir şey olmamış, yangın oraya gelmiş durmuş.
Birisinin, -Basra'da mı- eski İslâm şehirlerinden birinde büyük yangın çıkmış, demişler ki;
"Senin ükkânının bulunduğu çarşı cayır cayır yanıyor!"
"Ben zekâtını verdim, bir şey olmaz." demiş.
Aradan bir zaman geçmiş, yanına gelmişler:
"Ya hakikaten her taraf yandı, bir senin dükkânın ayakta, hiçbir şey yok." demişler.
O zaman da demiş:
"Elhamdülillah!"
Sevinmiş. İnsan tabii yanmadığına sevinir. Sonradan da bir düşünmüş;
"Allah Allah..."
Bak ne edepli, terbiyeli, hassas insanlarmış, biz de nasılız, kendinizi kıyas edin. Ondan sonra bir utanmış:
"Ya ben bütün komşularımın dükkânları yanıyor da üzülmüyorum, bir benimki yanmadı diye 'elhamdülillah' diyorum."
Ömrünün sonuna kadar onun üzüntüsünü çekmiş. "Niye o zaman 'elhamdülillah' dedim? Niye o zaman ben sevinç gösterdim?" diye.
Bak kendisine iyilik geldiği hâlde başkalarına kötülük gelince ona iştirak etmediğine üzülüyor.
Eskiden muhabbet böyleymiş.
Allah bize o muhabbetleri tekrar nasip etsin.
Allaha Sığınma
Duası - 09.01.1983
