Gece Yatarken Yapılacak Dua - 16.06.1985

Gece Yatarken Yapılacak Dua - 16.06.1985
Men kâle hîne ye'vî ilâ firâşihî estağfirullah ellezî lâ ilâhe illâ hüve'l-hayye'l-kayyûme ve etûbu ileyh selâse merrâtin ğafera'llâhu lehû zünûbehû ve in kânet misle zebedi'l-bahri ve in kânet adede veraki'l-şeceri ve in kânet adede remli âlicin ve in kânet adede eyyâmi'd-dünyâ.
Bu hadîs-i şerîf Ahmed b. Hanbel'in, Hanbelî mezhebinin kurucusu, imamın hadis kitabında da var, Tirmizî'nin de kitabında var. Tirmizî bu hadîs-i şerîfi hasenun garîbun diye tavsif etmiş. Ebû Saîd el-Hudrî hazretlerinden.
Bu hadis ve bundan sonra bir hadis daha gelecek, ikisi, gece yatarken yapılacak dua ile ilgili. Gece yatacağız; ne dua ederek yatalım, o.
Buyurmuş ki Peygamber Efendimiz;
Men kâle hîne ye'vî ilâ firâşihî. "Her kim ki yatağına sığındığı zaman."
Yani "yattığı" demek. İnsan adetâ yorgunluktan yatağına sığınıyor ya... Turşusu çıktı, gündüz gezdi dolaştı; yatağına sığınıyor. Barınak, sığınak gibi yastığına sarılıyor, yatıyor ya...
"Yatağına sığındığı zaman her kim ki şu sözleri üç defa söylerse Allah onun günahlarını bağışlar."
Ya çoksa günahları?
Arkasından diyor ki;
Ve in kânet misle zebedi'l-bahr. "Denizin köpükleri kadar çok olsa da bağışlar."
Deniz çalkanıyor, dalgaların üstünde beyaz beyaz, tomurcuk tomurcuk köpükler oluyor. O kadar çok olsa da bağışlar.
Ve in kânet adede veraki'l-şecer. "Ağaç cinsinin yaprakları adedince olsa da bağışlar."
Ne kadar ağaç varsa, ne kadar yaprakları varsa o kadar günahı olsa bile bağışlar.
Ve in kânet adede remli âlicin. "Sahranın kumlarının sayısı kadar olsa bile affeder."
Yani hep çok şeyleri sıraladı ki "Ne kadar çok günahı olursa olsun affeder." demektir.
Ve in kânet adede eyyâmi'd-dünyâ. "Dünya hayatının günlerinin sayısı kadar da olsa affeder."
Gece yatarken bu sözü söyleyeceğiz. Kağıt kalem, boş kağıt, boş defter; hemen yazıyoruz.
Ne diyecek?
Estağfirullah.
Kolay, hatırımızda kalabilir.
Estağfirullah ellezî lâ ilâhe illâ hüve'l-hayye'l-kayyûm...
el-Hayye'l-kayyûm sözü, estağfirullah mef'ûl olduğu için ona bağlanırsa üstünlü olur, estağfirullah el-azîm ellezî lâ ilâhe illâ hû el-hayye'l-kayyûm oraya bağlayarak üstün okuyabilirsin. Veyahut hüve'ye bağlayarak hüve'l-hayyu'l-kayyûm diye ötreli okuyabilirsin. Her ikisi de câiz.
Estağfirullah ellezî lâ ilâhe illâ hüve'l-hayye'l-kayyûm ve etûbu ileyh.
İleyhi. İleyk diyorlar bazen. İleyk, "sana" demek. İleyh, "Allah'a, ona" demek oluyor. Zamir farkı.
Estağfirullah ellezî lâ ilâhe illâ hüve'l-hayyu'l-kayyûme ve etûbu ileyh.
Bu kadarmış. Bunu böyle deyince ne kadar günahı affoluyor...
Şimdi mânasına gelelim:
Estağfirullah. "Ben Allah'tan affımı, mağfiretimi istiyorum. Allah beni affetsin, mağfiret eylesin." demek.
Estağfiru. "Ben istiyorum." Estağfirullâhe. "Allah'tan istiyorum."
Allah afv u mağfiret edici ya, günahlarımı afv u mağfiret etmesini Allah'tan istiyorum.
Ellezî. "O Allah ki;" Lâ ilâhe illâ hû. "O'ndan gayri ilâh yoktur."
Bir O var. Rabbimiz O; eşi, şerîki, nazîri yok. Üç değil, iki değil, beş değil, on değil; tek.
Hüve'l-hayyu'l-kayyûm. "O hayydır, kayyûmdur." Ve etûbü ileyh. "Ve O'na tevbe ediyorum, O'na dönüyorum, yöneliyorum, teveccüh ediyorum."
Tâbe-yetûbu, ilâ ile kullanıldığı zaman "bir şeye teveccüh etmek" demek.
Kul Allah'a dönüp de; "Yâ Rabbi, ben günahımı anladım, günahtan vazgeçtim, yönümü sana çevirdim, teveccüh ettim." dediği zaman; yetûbu ila'llah, Allah'a tevbe etmiş oluyor.
Allah da kulun öyle kendisine iltica ettiğini görünce sever. Tevbekâr kullarını sever.
İnnellâhe yuhibbu't-tevvâbîne ve yuhibbu'l-mütetahhirîn. "Allah tevbekârları sever, temizlenenleri sever. Temiz, pak olanları sever. Mânevî, maddî kirlerden temizlenenleri sever."
Sevdiği için Allah da kuluna teveccüh eder. Kul Allah'a tevbe edince Allah da kuluna teveccüh eder. Ona da derler; yetûbu'llâhu alâ abdihî aleyhi, yani o zaman alâ zamiri ile kullanılıyor. Kuldan Allah'a ilâ zamiri ile, Allah'tan kula alâ zamiri ile. Yani "Allah da kulunun üzerine rahmeti ile teveccüh ediyor." demek.
"Sen misin hatasını anlayıp da bana dönen kulum; gel, senin yüzünün karasına bakmadım da seni affettim, seni rahmetime erdiriyorum." diyor.
İşte yatağa yattığı zaman bu sözü söylediği zaman günahlarını Allah bağışlar.
Bizim şeytana karşı en kuvvetli silahlarımızdan birisi, belimizde taşıdığımız küçük bir silah; tevbe ve istiğfar silahıdır.
Şeytan geçmiş Rabbimiz'in karşısına, edepsizliği ele almış, demiş ki;
"Madem ki sen beni rahmetinden kovdun, ben de senin kullarını azdıracağım."
Allahu Teâlâ hazretleri de buyurmuş ki;
"Defol, git! Azdıracağını azdır. Onlar da tevbe ettikçe ben de tevbelerini kabul edeceğim."
Allah'la inat mı edebilir?
Allahu Teâlâ hazretleri tevbe ettiği müddetçe kulların tevbesini kabul eder
"Tevbe ettiği zaman kulda günah kalmaz." diye hadîs-i şerîfler var;
Lâ sağîrete mea'l-isrâr ve lâ kebirete mea'l-istiğfâr.
Burada da çıktı, akşamleyin yatağa yatacağız; estağfirullah ellezî lâ ilâhe illâ hüve'l-hayyu'l-kayyûm ve etûbu ileyh diyeceğiz, günahlardan pak olmak için.
Hatırınızda tutun.
Hüve'l-hayyu'l-kayyûm ne demek?
"Allah hayydır, kayyûmdur."
Allah hayat sahibidir, ölü değildir. Elektrik gibi kör bir kuvvet değildir.
Sargıları sararsın, kutupları yaparsın, şöyle yaparsan elektrik mecburen çalışır. Sistemini kurarsan öküze hizmet ettirir gibi elektriğe hizmet ettirirsin.
"Çevir şu transformatörü"; çevirir.
"Yak şu elektiriği"; 'çıp' çevirirsin, yanar, ortalığı aydınlatır.
Elektrik; kör kuvvet.
Onu böyle tanzim edip şey yap da...
Allah öyle değil. Allahu Teâlâ hazretleri hayydır, hayat sahibidir. Kör kuvvet değildir. Tabiât değildir. Tabiât O'nun mülküdür, O'nun emrindedir. Hayat sahibidir, canlıdır, diridir, hayydır. Öyle kör kuvvet, ölü, tabiât, âciz, cansız, cemâdat değildir.
el-Kayyûm; varlığı kendisindendir, kimsenin desteğine muhtaç değildir. Ayakta durmasında, rubûbiyetini, ulûhiyyetini îfâ ve icrada hiç kimseye muhtaçlığı yoktur. Gücü kuvveti kendisinden.
Mülkünde Hak tasarruf eder keyfe mâ yeşâ.
"Allahu Teâlâ hazretleri mülkünde nasıl dilerse öyle hükmeder."
Külle yevmin hüve fî şe'nin. "Hergün bir başka şa'ndadır."
Her anda O bir şa'nda,
Geh kahr u geh ihsanda.
Bazen kullarına kahreder; bazı kullarına ihsan eder, ikram eder. Her gün de değiştirir, çeşit çeşit...
Şu kıştan sonra şu baharı görmüyor musunuz? Şu kâinatın çoşkunluğunu... Hilkâtin, sanatının çoşkunluğunu görmüyor musunuz? Çiçeklerin rengini görmüyor musunuz? Dağların çimenlerini, yeşil halıları görmüyor musunuz? Halıların üstündeki desenleri görmüyor musunuz? Dallardan sarkan meyveleri görmüyor musunuz?
Şu kudrete bak! Her anda ayrı bir şa'nda Allahu Teâlâ hazretleri, ayrı bir işte, ayrı bir yaratmada.
Kayyûm; zâtı kendinden güç alıyor, hiçbir başka şeye dayalı değil.
Ben neye bağlıyım?
Ben havaya bağlıyım, suya bağlıyım. Havayı kesseler burada iki dakika sonra çırpına çırpına ölürüm. Yemek yedirmesen bana, üç gün, beş gün dayanırım, ondan sonra ölür giderim. Boğazımı, gırtlağımı sıksan, nefes alamasam; biraz sonra boğulur giderim. Yani her birimiz bir şeye bağlıyız.
Allahu Teâlâ kayyûmdur. Kıyâm bi-nefsihî sıfatı vardır; varlığı kendindendir. Hiçbir şeye muhtaç değildir. Her şey O'na muhtaçtır. İşte o.
Hayy olan... Sen ölüyorsun, yatıyorsun; uyurken gittin sen. Bir çeşit ölüm gibi. Hırsız gelse evini soysa haberin yok; katil gelse, öldürse haberin yok. Ölüm gibi bir şey. Sen ölüyorsun ama Allah uyumuyor.
Lâ te'huzuhû sinetün ve lâ nevm. "O'nu uyku, uyuklama tutmaz."
Daima nigâhbandır. Daima kullarına nezaret eder. Dua edenin duasını işitir, isteyene istediğini verir.
"Şimdi uyku vaktidir, açmayın kapısını, çalmayın kapısını." diye bir şey yok.
O dünya insanlarına mahsus.
"Geceleyin çalınmaz kapısı ya hocaefendinin, etme, uyuyordur şimdi..."
Allahu Teâlâ hazretlerinin gece gündüz dergâhının kapısı açıktır. Kullar girsin, dua etsin. Hayy u Kayyûmdur.
İşte insan "O Allah'a; şerîki, nazîri olmayan, o hayy ve kayyûm olan Allah'a ben tevbe ediyorum, istiğfar ediyorum, O'na iltica edip O'ndan affımı, mağfiretimi istiyorum." demiş oluyor.
Geniş Zamanda
Dua Etmek -
Gayri Müslimlere
Tevhid Zikrini Söylemenin
