İnsanın Günahlarını Affettiren Dua - 16.06.1985

İnsanın Günahlarını Affettiren Dua - 16.06.1985
Men kâle hîne ye'vî ilâ firâşihî ve hüve tâhirun elhamdü lillâhi'llezî alâ fe-kahar ve'l-hamdü lillâhi'llezî batana fe-ceber ve'l-hamdü lillâhi'llezî meleke fe-kader ve'l-hamdü lillâhi'llezî yuhyi'l-mevtâ ve hüve alâ külli şey'in kadîr harece min zünûbihî ke-yevmi veledethü ümmühû.
Ebû Ümâme hazretlerinden diğer bir hadîs-i şerîf. İbn Hibban rivayet etmiş.
Bu uzunca bir dua, kısa kısa izah ediverelim.
Men kâle hîne ye'vî ilâ firâşihî. "Geceleyin yatağına yattığı zaman her kim ki şöyle derse."
Ama nasılken diyecek?
Ve hüve tâhirun. "Temizken diyecek."
Bu tâhirun sözü iki mânaya gelir.
"Abdest alıp da yatmışsa..."
Onun için biz burada kardeşlerimize tavsiye ediyoruz;
"Gece yatarken abdest alın, öyle yatın."
Bu hadislerden okuduğumuzdan, bildiğimizden tavsiye ediyoruz, faydası var diye. Gece yatarken öyle yatın. Bir bu mânaya.
Bir de, insan hades-i ekber derler, cünüp olabilir. O zaman cünüp olursa olmuyor, o hâlden kurtulmak lazım. Cünüpken de olmaz. En iyisi yatarken abdest almaktır.
Kişi abdestliyken, tâhirken, pak iken bu duayı yapacak.
"Hocam, insan cünüpken yatıp uyuyabilir mi?"
Uyur ama işte bazı böyle ufak tefek veya ufak sayılmayacak mahrumiyetleri oluyor.
"Ben şimdi oruçluyken cünüp yatsam, sahur vakti geçse, sabaha kalksam orucum olur mu?"
Oruç olur. Oruca bir zararı yok. Sakın öyle sanıp da orucu terk etmeyin. Oruca zararı yok ama elinde fırsat varsa hemen yıkanmak iyidir. Onu da görüyorsun, iyi oluyor.
Temizken her kim dua edecek, ne dua edecek?
Elhamdü lillâhi'llezî alâ fe-kahare. "O Allah'a hamd olsun ki." Alâ. "Yücedir." Fe-kahare. "Kulların hepsinden üstündür, yücedir ve kahretmiştir."
Kahhârdır; her şeye gücü yeter, her şeyin üstündedir, dilediğini kahreder.
Ve'l-hamdü lillâhi'llezî batana fe-cebere. "O Allah'a hamd olsun ki." Batana. "Gizli oldu."
Batın; gizli. Gizli oldu Allahu Teâlâ.
Ama; fe-cebere. "Görünmemesine rağmen kullarına istediğini yaptırır."
Cebbârdır; dilediğine zorlaya zorlaya istediğini yaptırır. Görünmüyor diye sen O'nu yok sanma, gücü yetmez sanma; dilediğini yapar. Yücedir, isterse kahreder. Görünmüyor ama cebbârdır; zorlaya zorlaya, cebr ile yaptırır. Bir o mâna var.
Bir de cebere, Arapça'da "sargı, kemiği sarmak" mânasına geliyor.
"Kolum kırıldı, kolum kırıldı!"
Tamam, çıkıkçıya gidelim, düzeltelim, iki tarafına iki tahta, alçı saralım, 15 gün sonra bir şeyciğin kalmaz. İşte ona cebr derler; "kırık kemiği sarmak." "Allah cebbârdır" demek; kırılmış ilik, kemiği perişan olmuş, hurdahaş olmuş, onu tedavi eden Allah'tır. Cebbâr sözünün o mânası da var. "Görünmez ama Allah her dertlere deva eder; her kırığı tedavi eder, sarar sarmalar." demek. Görünmez ama sen O'nun görünmemesine takılıp şaşırma, yanılma. Sonra;
Ve'l-hamdü lillâhi'llezî meleke fe-kadere. "O Allah'a hamd olsun ki egemenliğe sahiptir, hükümranlık sürer." Fe-kadere. "Her şeye gücü yeter, kudret-i külliyyesi vardır, ne dilerse onu yaptırır."
Ve'l-hamdü lillâhi'llezî yuhyi'l-mevtâ. "Ve o Allah'a hamd olsun ki ölüleri diriltecek."
Allah bu ölülerin hepsini diriltecek. Bu kabirdekilerin hepsi kalkacak, mahşer yerinde toplanacak. Kara toprak içine karışsalar da, kemikleri ezilip büzülüp toz toprak olmuş olsa da Allah onları, yuhyi'l-mevtâ, ölüleri diriltecek.
Ve hüve alâ külli şey'in kadîr. "Her şeye kâdirdir."
Arabistan'ın kâfirciklerinden bir tanesi Peygamber Efendimiz'in yanına gelmiş, bir eski kemik almış, -insan kemiği- sararmış, solmuş. Mezarın kenarından buldu demek ki; çürümüş bir kemik. Almış çürük kemiği, elinde ufalamış; tozları yere dökülüyor...
"Allah bu çürümüş kemikleri de mi diriltecek?" demiş.
Ne sandın ya?
Ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Her şeye kâdir.
Yâsîn sûresinde diyor ki Allahu Teâlâ hazretleri buna cevap olarak ki tam böyle tıp, fizik, kimya profesörlerinin küçük dilini yutacağı bir cevap;
Ve hüve bi-külli halkın alîm.
Ne sandın ya...
"O her türlü hılkâte, yaratmaya kâdir."
Sen yaratmayı bir çeşit mi sanıyorsun?
Seni küçücük bir tohumdan annenin karnında yarattı, büyüttü de, koca adam etti de edepsizlik ediyorsun, kâfir oluyorsun.
Küçücük zerreden koca adam haline getiren Allah seni tekrar o küçük toz zerrelerinden, kemik parçalarından tekrar yaratmaktan zorluk mu çeker?
Ve hüve bi-külli halkın alîm. "Her çeşit yaratmaya kâdir. Her çeşit yaratmayı bilir."
Sen bilmezsin; Allah her çeşit yaratmayı bilir.
Görmüyor musun sanatının kudretini?
İlimler, üniversiteler anlayamıyorlar. İnceliyorlar, inceliyorlar...
Biyonik diye bir ilim dalı var.
"Uçağın kanadını nasıl yapalım?"
Al kırlangıcın kanadını, incele, öyle yap
"Gövdesinin şekli nasıl olsun?"
Al kuşun gövdesini, bak bakalım, nasılsa öyle olsun.
"Geminin şeklini nasıl yapalım?"
Al balığı karşına, balığın şekline bak, suyun içinde yüzecek olan gemini de ona göre yap.
"Paraşütü nasıl yapalım?"
Ya sen hiç böyle 'püf' diye çocukların üflediği zaman havada uçuşan o paraşüt otunu görmedin mi?
İşte onun gibi... Üste havayı tutacak bir şey yapacaksın; o onu taşır, hava taşır.
İşte etrafına baktığı zaman, insan sanat görüyor, sanat! Eşsiz, emsalsiz bir kudret; insanı hayranlıktan sırt üstü yere düşürecek bir kudret ve sanat görüyor.
Allahu Teâlâ hazretleri mühendisler mühendislerinin mühendislerinin mühendisi... Alimler alimlerinin alimlerinin alimi... Her şeyi biliyor.
Cebir bilir mi?
Bilir.
Kimya bilir mi?
Bilir.
Matematik bilir mi?
Bilir.
Feza ilmi bilir mi?
Bilir.
Her şeyi O yaratmış da insanlar O'nun yarattığını anladığı derecede, bir parça ilerlediği derecede alim oluyor. Yani mevcudu anla... O yoktan yaratmış, O'nun kudretinin büyüklüğünü anla ki ortada bir model yokken yaratmış. Sen ortada model var da ağacı esas alıyorsun, balığı esas alıyorsun, kuşu esas alıyorsun da kendi şeyini ona göre yapıyorsun. O yoktan var etmiş. Sen bir model yaratılmış, elinde de malzeme var, Allah'ın malzemesi yine, senin yaptığın şey de Allah'ın verdiği malzeme; o verdiği malzeme ile Allah'ın yarattığı şeye bakarak yapıyorsun. Sana da aklı yine Allah vermiş.
Onun için Allahu Teâlâ hazretleri her çeşit yaratmayı bilir. Yaratacak. Kara toprağa karışsa da kemikleri toz toprak olup; yaratacak.
Belâ kâdirîne alâ en nüsevviye benâneh. "Şu parmak uçlarındaki parmak izlerini bile aynı şekilde, müsavi bir tarzda yapmaya biz kâdiriz." diyor Allahu Teâlâ hazretleri.
Sen bırak başka tarafı; "Parmağının ucundaki parmak izlerini bile aynen yapmaya kâdiriz." diyor.
İşte böyle hamd ederse...
Anasından doğduğu gün bebeğin kusuru, kabahati, günahı olur mu?
"Olmaz. Daha mesuliyeti, vebali yok. Daha aklı başına gelmedi, âkil ve bâliğ olmadı, günahı yok; bu bebek mâsum."
İşte sen de böyle dediğin zaman anandan doğduğun gündeki gibi tertemiz günahsız olursun.
Elhamdü lillâhi'llezî alâ fe-kahar ve'l-hamdü lillâhi'llezî batana fe-ceber ve'l-hamdü lillâhi'llezî meleke fe-kader ve'l-hamdü lillâhi'llezî yuhyi'l-mevtâ ve hüve alâ külli şey'in kadîr.
Yazan yazar. Bir daha söyleyeveriyim:
Elhamdü lillâhi'llezî alâ fe-kahar.
Bir cümle bu.
Ve'l-hamdü lillâhi'llezî batana fe-ceber.
İkinci cümle bu.
Ve'l-hamdü lillâhi'llezî meleke fe-kader.
Üçüncü cümle bu.
Ve'l-hamdü lillâhi'llezî yuhyi'l-mevtâ.
Dördüncü cümle bu.
Ve hüve alâ külli şey'in kadîr.
Beş cümlelik bir dua ama mânası son derece derin.
İnsanın Nefsini
Allahtan Satın Aldığı
İhlasla La
İlahe İllalah Diyen
