İhlasla La İlahe İllalah Diyen Cennete Girer - 07.07.1985

İhlasla La İlahe İllalah Diyen Cennete Girer - 07.07.1985
Men kâle "lâ ilâhe illallah" muhlisan dehâle'l-cennete. Kâlû: Yâ Resûlallah, femâ ihlâsuhâ? Kâle: En tahcüzeküm an külli mâ harrama'llâhu aleyküm.
Enes b. Malik radıyallahu anh'ten rivayet olunduğuna göre -Hatîb-i Bağdâdî kitabında yazmış.- Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;
"Her kim ki ihlâs ile, muhlis bir şekilde lâ ilâhe illallah derse cennete girer."
Demişler ki:
Kâlû: Yâ Resûlallah, femâ ihlâsuhâ? "Bu lâ ilâhe illallah demenin ihlâsla denmesi nasıl, bu işin ihlâsı ne? Bu konudaki ihlâs nedir?"
Buyurmuş ki;
"İhlâsı şudur;" En tahcüzeküm. "O söz sizi engelleyecek." An külli mâ harrama'llâhu aleyküm. "Allah'ın size haram kıldığı her şeyden o söz sizi menedebiliyorsa işte o zaman ihlâslı..."
Adam lâ ilâhe illallah diyor, bir parmağının ucunda veya bir ayağının topuğunda doksan tane yalan kıvırtıyor. Hacca gitmiş, sakal bırakmış, cübbe giymiş, sarık sarmış, koku sürünmüş, bıyığını azaltmış, takvâ ehli gibi kıyafet giyinmiş, akikten yüzük yapmış...
İyi güzel ama -onlar dış şekiller- Allah'ın haramlarını işliyor mu, işlemiyor mu?
Allahu Teâlâ hazretleri insanların dış şekline bakmaz; gönlüne bakar, kalbinin temizliğine bakar.
Kalbi temiz mi değil mi?
Değil. Yalan. Yalanın bini bir para. Dolan, aldatmaca... Aldatmak için yapıyor zaten, herkes müslüman sansın diye yapıyor.
Ben bir gün... Söz sözü açıyor. Bu sözlere kardeşlerim alınmasın diye söylüyorum. Bizim mahallenin camisine gittim. Camiye biraz geç gittim, ancak farza yetiştim. Ankara'da. İçeri girerken birisi -yaşlı bir adam- kollarını sıvıyor gibi yapıyor, yere de bakınıyor... Kapıdan hızla içeriye girdim. Ben onu takunya arıyor sandım; abdest alacak, kollarını sıvıyor, takunya alacak, camiye yetişecek diye... Selâmun aleyküm, içeriye girdim, Allahu ekber imama uydum, dışarı çıktık.
Bizim cami Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün yanında. Orada meslek okulu var. Meslek okulunda da müslüman çocuklar yani mütedeyyin çocuklar vakit namazlarına camiye geliyorlar. Çocuğun birisi çıktı dışarıya, ara Allahım ara, yok; ayakkabısı yok! "Yeni aldım daha." diyor. Pırıl pırıl, gıcır gıcır, yepyeni ayakkabısı yok.
"Hay Allah!" dedim, "O gördüğüm adam çaldı bunu..."
Çünkü o adama baktık, yok. Dışarıya baktık, yok. Tabii atı alan Üsküdar'ı geçiyor. Kabahatini bildiği için çabuk kaçıyor.
Aradan uzun seneler mi geçti, aylar mı geçti, herhalde birkaç sene de geçti; bir gün beni Etlik karakoluna [çağırdılar.] Askerlik işim için polis pusula bırakmış;
"Askerlik işiniz var, dosya var. Karakola bir gelin, evrakı imzalayacaksınız. Biz sizi aradık, bulamadık."
Böyle bir şey... Ben de karakola kalktım gittim.
"Hocam evrak şudur, şurayı imzalayın, tebellüğ edin."
İşimi bitirdim.
Birisini getirdiler; yaşlı bir adam. Polisler hakaret edince ben üzüldüm. Yaşlı bir adam; beli hafif kıvrılmış, ihtiyar, sakallı, ayağında mestler var. Hakaretle cebini boşaltıyorlar. Cebinden, mendilin yanında tesbihi çıkıyor, vesairesi çıkıyor. Ben de üzülüyorum... Üzülmez mi insan, siz de üzülürsünüz. Ben de üzülüyorum.
"Bunun kabahati nedir?" dedim.
"Bu, Etlik'ten bir ağılın kapısını kırmış, bilmem kaç tane koyun çalmış, Çubuk pazarında satmaya götürmüş."
Koyunların sahibi de kurnazmış, bakmış koyunlar çalındı... Ne yapar bir insan koyunları çaldığı zaman? Gidecek bir yerde, bir pazarda bunu satar. "Bugün nerenin pazarı var? Çubuk'un pazarı var." Atlamış Ankara'dan Çubuk kasabasına, dolaşmış kasabanın pazarını, kendi koyunlarını tanımış;
"Tamam, şu koyunlar benim."
"Ya ne güzel koyunlarmış, besili, mâşaallah. Kaça satıyorsun? Kim bunun sahibi?" derken bu adam çıkmış karşısına...
"Koyunların sahibi sen misin?"
"Evet, benim."
"Kaça satarsın?"
Pazarlıktan sonra polise haber vermiş, yakalatmış. Yani iş oradan çıkıyor.
Ben, "Ya bu adamı bir yerden tanıyorum, bir yerden tanıyorum, bir yerden tanıyorum..." dedim, düşüne düşüne... Tabii beni karakolda çok da tutmazlar, işim bitti, ne yapayım ben polisin odasında? Eve geldim, aklıma o zaman geldi. 4-5 sene önce o pabucu çalan adam! O zaman "Hah!" dedim, iki sima zihnimde o zaman [canlandı.] Hay Allah... Orada aklıma gelseydi "Bizim mahalleden pabuç da çalmıştı." derdim ama onu diyemedim artık. Ama ayağında mest var, elinde tesbih var...
Onun için huy güzel olacak. Kalbi müslüman olacak.
Bir şişenin içine pisliği doldursanız, ağzını sımsıkı kapatsanız, pınarın başına götürseniz, 80 yıl dışını yıkasanız içindeki pis murdar gitmez.
İçi temiz olacak. Yani tasavvuf olacak. Ahlâk güzel olacak. Müslümanlık olacak.
"Lâ ilâhe illallah diyor."
Diyor ama ihlâslı olacak.
İhlâslı olması ne?
O söz onu haramlardan alıkoyacak. Elini uzatacakken uzatamayacak. "Yoo, ben başkasının malına elimi uzatamam." Sözü söyleyecekken söylemeyecek. Yalan şahitliği yapacak gibiyken yapmayacak. "Yok, ben Allah'ın huzuruna çıkacağım." diyecek. Her türlü kötülükten o lâ ilâhe illallah onu men edebiliyorsa tamam, o adam ihlâslı. O adam lâ ilâhe illallah'ı ihlâsla söyleyen insan. İşte o kimse cennete girecek.
Şimdi anlaşıldı mı?
Lâ ilâhe illallah herkes diyor. Papağan bile diyor.
Bir arkadaşın evine gittik. Bir cins papağan, gri renkli, çizgili çizgili kocaman bir papağan. Kafesin yanına yanaşsan insanın elini koparacak, gagası [büyük]... Alıştırmışlar, üç defa gayet fasih dil ile; lâ ilâhe illallah, lâ ilâhe illallah, lâ ilâhe illallah... Üç defa tekrar ederek bu kadar uzun söyleyebiliyor. Karşısına bir kanarya koyuyorlar, bir o ötüyor, bir de bu ötüyor; aynısı. Aynen taklit ediyor. Lâ ilâhe illallah'ı da taklit ediyor.
Kıymeti yok.
Teypten bir insan çok güzel bir müezzinin ezanını alsa minareye koysa, düğmesine bassa o ezan olmaz. Teyple ezan olmaz.
Onun gibi, lâ ilâhe illallah da bizim ağzımızdan teypten çıkar gibi çıkmayacak; gönülden gelecek ve bizi kötülüklerden alıkoyacak. "Ben Allah'ın kuluyum, Allah'tan gayri ilah yok, O bizi sorguya suâle çekecek, cennet var, cehennem var, sorgu var, suâl var; aman yapmayayım." derse ihlâslıdır.
Onun için lâ ilâhe illallah'ın bu tarzda sizi kötülüklerden alıkoymasına kendinizi ayarlayın.
İnsanın Günahlarını
Affettiren Dua -
İçinde Zikir
Yapılan Ve Yapılmayan
