Mescidleri Aydınlatanlara Melekler Dua Eder - 12.05.1985

Mescidleri Aydınlatanlara Melekler Dua Eder - 12.05.1985
Men allaka fî mescidin kındîlen sallâ aleyhi seb'ûne elfe melekin hattâ yentefi'e zâlike.
Muâz b. Cebel'den radıyallahu anh'ten bir hadîs-i şerîf. Peygamber Efendimiz buyurmuş ki;
Men alaka, fî mescidin kındılen sallâ aaleyhi seb'ûne elfe melekin, hattâ yentefi'e zâlike "Her kim ki mescitlerden birisine bir kandil asarsa yetmiş bin melek o astığı kandilin yağı yakıtı bitip de sönünceye kadar yetmiş bin melek ona dua eder."
Kandil aydınlatmaya yarayan bir şey.
Bu neyi gösteriyor?
Önce oraya kandil asmanın sevabını gösteriyor, sonra mescitlerin ne kadar önemli olduğunu ve mescitlerde toplanma yeri olduğu için müslümanların topluluğunun birliğinin beraberliğinin ne kadar mühim olduğunu gösteriyor. Mescitler müslümanların ibadet ettiği, toplandığı bir yer olarak o kadar sevaplı o kadar sevaplı ki; oraya bir kandil asana bile o kandil yanık olduğu müddetçe yetmiş bin melek dua ediyor.
Unutmayın, bir kandil asmak öyle sevap olursa mescidi mâmur hale getirmek!
Onun için işte sevap, işte yapılacak iş, işte benden söylemek! İçinizde öyle babayiğitler var ki tek başına yapar ama ötekiler de versin! Kimisinin parası kimisinin duası; hepsi birleşsin. Belli olmaz... Peygamber Efendimiz diyor ki;
"Harbe giderken aranızda fukarâyı da alın!"
Zayıf; yürüyemez, hasta, çelimsiz; bir düşman gelse, üç tanesi bir şey etmez…
İnnemâ tunsarûne ve turzakûne bi-du'afâikum. "Siz içinizdeki o zayıf mazlumların hürmetine nusrete, zafere ve rızka mazhar olursunuz."
Senin beğenmediğin o boynu bükükler, gözü yaşlılar, düşman itiverse üfleyiverse düşecek olanlar; onlar da lazım. Onun orda bulunması duası hürmetine, belki Allah o zaferi verecek. Burada da sizin paranız lazım.
Hoşuma gitti, Allah razı olsun; talebe kardeşim getirmiş bir şey vermiş. Alışsın! Kendisinin on lirası varken bir lirasını çıkartıp vermeyi öğrenmeyen insan milyonlara gark olduğu zaman da veremez! Çocuğunuza para verin, sağa sola vermeye, israf etmeden hayra vermeye alıştırın. Gözü yaşlı öteki kardeşi de sevindirmeye alıştırın: "Hadi ona da şeker al, ona da ver…" demeye alıştırın, cömertliği de öğretin.
Cömertliği bilmiyor. Bu paralar mirasçılarına kalacak; biraz hayır yap da âhirette sana gelsin. Hayır yaparsan âhirette senin yanına gelecek, bırakırsan mirasçılara kalacak! Mirasçılara da kalsın ama sen hayrını hasenatını yap, gözünü aç.
"Ben vasiyet edeceğim, ben öldükten sonra yapsınlar etsinler..."
Geçmiş ola! Tam ölüm yatağına yatmış,
"Filanca yerdeki tarlam falancanın olsun, filanca bağım şunun olsun…"
Zaten onun! Sen "Onun değil." de bakalım ne olacak? Hiçbir şey değişmez!
"Efendim ben mirasçılarımdan rica ediyorum; hiç miras almasınlar, hepsini hayra sarf edeceğim."
Dediğini yaptıramazsın! Öbür tarafın yapmamaya da hakkı var. Öyle bunu tamamını vasiyet etmeye, berikinin tam selahiyeti yok, işte bu iş böyle! Hayır yaparsan; gözün görürken, elin tutarken, aklın sıhhatle çalışırken düşüne taşına yap. Evladına da hayrını yap; ona da ev alıver, bakıver, hediye ver, şöyle yap. Kendi âhiretine de hazırla!
"Hocam, sen benim sıcak paracıklarımı tatlı dilinle cüzdanımdan aldırtacaksın."
Peygamber Efendimiz; "Gökte iki tane melek vardır: Allâhümme a'ti munfiken halefan ve a'ti munfiken telefâ. 'Yâ Rabbi, infak edene sen halefini ver, parasının yerine yenisi gelsin. Tutup vermeyenin malını da telef eyle yâ Rabbi.' diye dua ederler. " Öyle olur; cimrilik edenin elinden gider, ötekisi arkadan gelir.
Bundan seneler önce oluyor: Bir hacı kardeşimizin Küçücük bir dükkânı var. Dükkânına gitmişler, demişler ki;
"Fukara talebeler okusun diye hayır topluyoruz."
"Siz piyasayı dolaşın da bana sonra gelin."
Sonra gitmişler. Piyasadan 500 lira veren olmuş, 1000 lira veren olmuş, herkes birazcık bir şeyler veriyor. Bunu da az bir şey verecek diye tahmin etmişler. Çünkü koca koca mağazalara girmişler, oralardan az az para alınca bu zatın yanına gelince "Acaba ne verecek?.." filan derken çıkartmış, 50 bin lira para vermiş! Şaşırmışlar. Hem de;
"Alın şu parayı, inşaallah önümüzdeki sene daha çok vereceğim." demiş. Önündeki senenin de niyetini şimdiden gönlüne koyuyor. Ne güzel, ölürse vermiş gibi Allah ecir yazar. Çünkü ameller niyetlere göre, niyet etti.
Anlatan -adını, adresini verebilirim, ötekisini de biliyorum- hacı kardeşim;
"Bir dahaki sene gittik, 200 bin lira para verdi." diyor.
50 bin lira, çok vermiş, o adam parasız kalmaz mıydı?
Kalmamış da Allah bir dahaki sene iki yüz bin lira verecek duruma getirmiş. Ondan sonraki sene veyahut aradan belki bir-iki sene geçmiştir; bana bu hadiseyi anlattıkları sene 20 milyon lira bir yere vermişti, 2 milyon lira bir yere vermişti.
Hadîs-i şerîf doğru muymuş, değil miymiş?
Doğruymuş. İnfak edene Allah halef veriyormuş. O, gözle görülmez ama ibretle bakarsan ibret gözüyle görünür. İnkâr gözüyle görünmez, ibret gözüyle, gönül gözüyle görünür. O zaman anlarsın.
Milyon Hasene
Yazdıran Tesbih -
Melekleri Sevap
Yazarken Yoracak Dua
