Sünnet Olmak

Sünnet Olmak
Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemin ve’l-âkibetü li’l-muttakîn. Ves-salâtu ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn.
İ’lemû eyyühe’l-ihvân fe-inne efdale’l-kitâbi kitâbullâh fe-enne efdale’l-hedyi hedyu Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerre’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid’ah ve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nâr fe bi’s-senedili muttasili ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:
İhtesame ındiye'l cinnü'l müslümûn ve'l cinnü'l müşrikûn ve seelûnî en üskinehüm fe-eskentü’l müslimîne’ cels ve eskentü’l müşrikûne'l ğavr.
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem; hem insanların peygamberidir, hem de cinnilerin peygamberidir. Başka bir peygamber için Cenâb-ı Hak böyle iki devleti vermemiş. Hem insin hem cinnin peygamberidir.
Şimdi bu ins ile bu cinnîlerde iki kısımdır: Bir kısmı Müslümandır -bizim gibi ben-i Adem gibi- bir kısmı da dinsiz güruhtur. Allah muhafaza etsin şerlerinden. Bunların kendileri fail-i muhtar olarak, kendi başlarına bir iş beceremezler. Bunu Müslümanlar iyi bilmelidir. Şu oldu, bu oldu hep bunlar Allah-u Teâlâ’nın izninin neticesidir. Allah-u Teâlâ izin vermedikçe bunların hiçbirisi bir iş yapamaz.
Binaenaleyh bu cinliler evamir-i lahiyeyi infaza memur bir takım mahluk demek. İki kısım; cinni müslim, cinni müşrik.
İhtedabû bi’l hannâ fe-innehû yezîdü fî cemâliküm ve şebâbiküm ve nikâhiküm.
Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem diyor ki:
“Bu ile saçlarınızı kınalayın ki bu sizin güzelliğinizi artırır.”
Ehzü’l emîri’l hediyyete sühtun ve kabûlü’l kâdı’r-rüşvete küfrün.
Allah bu beladan memleketimizi ve bütün İslam memleketlerini kurtarsın. Bugün rüşvetsiz bir iş görülmüyor deniliyor. Rüşvet haddi zatında alana da, verene de haram bir şeydir. Haksız bir para alınıyor. O haksız olarak aldığı parayla gıdalanacak, çoluk çocuk besleyecektir. Haram ile beslenen çoluk çocuk da hayır olmaz; kökü bozulur. Kökü harama bağlanıyor. Onun için bunu emir ve tâbabii, amir ve amirin etrafındaki adamlar alırsa;
Sühtun harâmün. “Haramdır.” demiş.
Ve kabûlü’l kâdı. “Eğer kadı kabul edecek olursa” Hakimler gibi eskiden kadılar vardı. Rüşveti kendisine, helal addederse o zaman küfrüne hutbedilmiş.
Onun için esbab-ı küfrü bilmek lazım. Bir Müslüman'ın nikahına zarar veren kelime-i küfürler vardır. Bu kelime-i küfürleri yüz elliye kadar çıkarmış bazı kitapçılar. Bunları bilmeleri farz-ı ayındır yani. Zararı bilmek farz-ı ayındır. Bilmezsen bu tehlikeye sen de düşersin. İşte rüşvet; “ne olacak canım ben geçinemiyorum bu parayla. Bunun bu işini yapınca buradan aldığımla geçineceğim.” falan diye böyle kendi kendine yol bulursa, küfre kadar gider. Çünkü harama, helal demek küfür.
Ehmis dîneke yekfike’l kalîlü mine’l amel. Efendimiz buyurdu:
“Sen ihlas ile hareket et, az da olsa amelin sana yeter” Mesela sabaha kadar namaz kılmak var, bütün gün oruç tutmak da var. Birçok diğer hayırlarda da insan kendini yorabilir.
Fakat “bu kadar çoğa lüzum yok” diyor Efendimiz. Az yap temiz yap dediğin gibi; ihlas ile yani sırf Allah için içine başka bir riyakarlık, gösterişlik, benlik gibi bir hareketler gelmemek şartıyla. Çünkü gösteriş, benlik, kibir, riya gibi haller gelirse bunlar ibadetleri manen harap eden tehlikelerdendir. Onun için Efendimiz burada “taatini ihlas ile yap ki sana amelin az da olsa fayda verir.” buyurmuş
Ehlisû âmâleküm lillâhi fe-innellâhe lâ yekbelu illâ mâ halaka leh.
Kur'an'da yedi yerde cennet müttakilere vaat olmuştur. Burada da Cenâb-ı Peygamber buyuruyor ki:
“Siz amellerinizi ihlas ile yapınız.” Çünkü Allah-u Teâlâ ancak; Lâ yekbelu illâ mâ halaka. “İhlas ile olanları kabul buyurur, ihlassız olan amelleri kabul etmez.” buyurmuşlar.
Ehvefi mâ ehâfü alâ ümmeti selâsün el istiskâü bi’l envâ’ ve haysü’s-sultân vettekzîbü bi’l kader.
“Üç şey vardır ki ümmetim için bunlardan çok korkarım. Birisi; yıldızlardan medet bekleme.” Falan yıldız doğdu, yağmur yağacak diye ona hükmetmek.
Ve haysü’s-sultân. Birisi de; “sultanların, ümmetime karşı zulmünden korkarım.” Ümmetime karşı zulmetmeye başladılar mı o da benim için çok korkunç bir şeydir. Ümmetim onların eli altında çırpınır dururlar, rahat edemezler.
Üçüncüsü de;
Vettekzîbü bi’l kader. “Kaderi tekzip ederler.” Yani derler ki; bi-isnâdi ef’âlül ıbâd ilâ kudretihim ve-yenkirûne’t-takdîr. Takdir böyleymiş derler. Kulların fiillerine, kudretlerine kendi kudretlerine hamd ediyorlar ‘biz bunu yaptık’ diyorlar.
Ve-yenkirûne't-takdîr. “Takdiri inkar ediyor.” ‘Yaptım da oldu, yapmasaydın bu olmazdı’ diyor. İnsana asıl lazım olan korunmayı iyi öğrenmek, günahlardan kaçınmayı öğrenmek. Sen gece gündüz ibadet et. Böyle bir günaha karşı kendisini zapt edemeyince ne olur? Yorgunluk olur ona.
Binaenaleyh insanın tekemmülü Allah-u Teâlâ’nın emrinin içindedir. Resulullah'ın gittiği yoldadır.
İz me’feradallahü aleyk tekün min a’bedi’n-nâs ve’ctenib mâ harramellahü aleyk tekün min ervain-nâs ver’dâ bi-mâ kasemallahü leke tekün min ağnen-nâs
Kısa kısa üç tane Efendimizin vecizi. Farzı da yap, Allah'ın sana emrettiği farzları ifa et; o zaman sen nâsın en ziyade âbidi olursun. Abeden; en ziyade âbid. Farzları ifa ettin mi kafî diyor.
Ve haramlardan da ictinab et. Haramlardan da ictinab et, sakın ki; o zaman sende nâsın en evveli olursun. Verâ sahibi.
Allah-u Teâlâ'nın takdimine de razı ol ki; o zaman insanların en zengini olmuş olursun. Zengin olmak için milyonlarının olması lazım değil. Allah'ın takdirine razı oldun mu işte senden daha zengini yok.
Eddi'iz-zekâte'l mefrudadât fe-innehâ tühratün tütahhiruke ve âti sılater-rahimi ve a’rif hakka’s-sâili ve’l câri ve’l miskîn.
Yine buyuruyor Efendimiz:
“Zekâtı mefrudâyı edâ et.” Kırkta bir. Hem senin için temizliktir hem paran için temizliktir; paran da temiz olur, sen de temiz olursun.
“Sıla-i rahimi yap.”
“Nâsın hukuklarını da bil.” Komşu hakkı, sâil hakkı, miskin hakkı. Dilencinin hakkı var, komşunun hakkı var, miskinin hakkı var. Bunları da ifa et, bunları da bil!
Eddû sâan min bürrin ev kampın ev kumhin beyne isneyn ev sâan min temrin ev sâan min şâîrin alâ külli hurrin ve abdin ve sağirîn kebîr.
Bu bayramda vermiş olduğumuz fıtır sadakalarının emri bunun altında. Biz şimdi fukaraya buğday vermiyoruz. Asıl olan bugün paradır, parasını veriyoruz. Elhamdülillah bu görevi de yapmış oluyoruz. Hazreti İbni Ömer'den.
Edhı’l nefseke fî umûmi’d-dünyâ ve ehri’c minhâ bi’s-sabri ve-le yeruddûke ani’n-nâs mâ tâlübü’n-nefsik.
Lâ tedlüb râhaten fi’d-dünya. Dünyada rahat yok! Binaenaleyh sen nefsini dünya işlerine, hemlerine sokarsan bu işi rahatlık umarak yapma. Çoluk çocuğun nafakasını temin edeceğim diyerek vazifen olarak yap!
Ve ehri’c minhâ bi’s-sabri. “Nefsini, dünya meşakkatlerine karşı sabırla karşı gelerek kendini oradan kurtar.
Ve’l yeruddû ileyke ani’n-nâs mâ tâlübü’n-nefsik. Biliyorsun ki kendin birçok kusurların, kabahatlerin, günahların sahibisin. Sen bunu kendinde bildiğin halde başkalarında kabahat, kusur aramaya kalkma. Evvela kendini ıslah edebiliyorsan ne mutlu sana.
Binaenaleyh kendinde birçok hatalar dururken bunları görmeyip de başkalarının hatalarını görmeye çalışmak senin için büyük kabahattir.
Udullâh ve entüm mukînûne bi’l icâbe ve’lemû ennellâhe teâlâ lâ yestecîbü duâe men kalbuhû ğafilun leh.
Allah-u Teâlâ’ya yalvarırken uyanık olarak yalvarın ve deyiniz ki:
“Muhakkak Allah benim bu duamı kabul edecektir.” Ettiğiniz duayı da gafletle etmeyin; açık gönülle ‘aman ya Rabbi’ dediğiniz vakit gözünüz de ağlasın, içiniz de sızlasın. Böyle olan bir duayı Allah kabul eder reddetmez diyor.
Ama gafilane meselâ; arapça olursa biz okuyoruz, siz de amin diyorsunuz. Ne dediğimi bilmiyorsunuz. Bu olmaz!
“Mezarda ölülerinize telkin yaparken onun diliyle yapın.” diyor. Adam doksan senedir Türkiye’de yaşamış Türkçe biliyor. Ona kalkıp Arapça telkin söylemek olmaz. ‘Ama onun cesedine değil, ruhuna telkin yapıyoruz.’ diyeceksin. Onun ruhu da bu hayatta buna alışık. Bunun için ona telkini Türkçe yap diyor.
Fakat asıl telkin, ölmezden evveldir. Bunu iyi bilmek lazım. Ölecek insanın ölmeden evvel son kelamını Lâ ilâhe illallah diyebilmesi için yapılacak olan telkin; asıl telkin odur. Bir kere o son nefesinde Lâ ilâhe illallah diyebildiyse korkmayın.
Ondan sonra mezarda verilen müstehabtır. Allah cümlemizi nevmi gafletten ikaz buyursun. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'in emrine imtisal, Hazreti Allah celle ve alânın emirlerine intikalle dâr-ı dünyada güzel bir hayat geçirip Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah diye göçme devletine; sizi de, bizi de bütün ümmeti Muhammedi de ulaştırsın.
Allah kusurlarımızı afv u mağfiret eylesin. Tevfîkât-ı samedâniyesine mazhar eylesin. Cümlemizi fazl u keremiyle nefsin, şehvetin, şeytanın elinden kurtulup o güzel cennetine müstahak, istihkak getiren kullarının zümresine kabul buyursun.
El-Fâtiha!
Üç Şifa
Kaynağı, Emlak, Şiir,
Söz Dinlemek,
İmam, Makam Sahibi,
