Camiye Gitmek, Abdesti Düzgün Almak, Gösterilen Yere Oturmak, Topluluğa Gidince Yapılacaklar

Camiye Gitmek, Abdesti Düzgün Almak, Gösterilen Yere Oturmak, Topluluğa Gidince Yapılacaklar
Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.
el-Hamdülillahi rabbilâlemine ve’l-âkibetü li’l-müttekîn. Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.
İ’lemû eyyühe’l-ihvân enne efdale’l-kitâbi kitâbullah ve enne efdale’l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem ve şerra’l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid’ah ve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nâri. Ve bi’s-senedi’l-muttasıli ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennhû kâle:
İzâ teveddae’r-raculü fe ahsene’l-vudûe sümme harace ile’s-salâti lâ yuhricühû ev lâ yünhizühu illâ iyyâhâ lem yahtu hatveten illâ rafeahullâhu bihâ deraceten ve hatta anhu bihâ hatîeten.
“Abdest aldı namaza gidiyor. Maksadı da yalnız evinden çıkışı bu namazı kılmak için.” Lem yahtu hatveten illâ rafe’ahullâhu bihâ deraceten ve hatta anhu bihâ hatîeten. “Evinden mesela buraya gelinceye kadar kaç adım attıysa her adımında bir günahı affolur. Ne kadar evine uzaksa, attığın o kadar adımlar dolayısıyla bir günahın affolur ve bir de ref’u derecat yapılır yani derecesi de her adıma göre arttırılır.” İllâ rafe’ahullâhu bihâ deraceten.
İzâ teveddae’r-raculü’l-müslimü haracet hatâyâhu min sem’ıhi ve besarihi ve yedeyhi ve ricleyhi fe in kaade kaade mağfûran lehu.
Şimdi burada teker teker izah ediyor.
Min sem’ıhi ve besarihî ve yedeyhi ve ricleyhi. “Abdest alan böyle bir mü’min kul, abdest aldıktan sonra onun hataları kulaklarından, gözlerinden, ellerinden, ayaklarından çıkar.” Fe-in ka’ade ka’ade mağfûran lehu. “Oturduğu vakitte hiç günah üzerinde yokmuş gibi oturur.”
Onun için Allah cümlemizi afv u mağfiret eylesin de böyle güzel ibadetler yapabilmek devlet ve şerefine nail etsin cümlemizi.
İzâ teveddae ehadüküm fe-ahsene vudûehu sümme harace âmiden ile’l-mescidi fe-lâ yüşebbikenne esâbi’ahu fe-innehu fî salâtin.
Şimdi abdest aldık camiye gidiyoruz. Camiye giderken ellerini böyle kitleyip de gitmesin. Teşbîk, buna diyorlar böyle, kilitleme ellerini. Çünkü camide de otursa, yolda gelirken de olsa, namazda gibidir. Camide oturuyor vakti bekliyor namaz kılacak, o namazda gibidir. Namazda nasıl sevap oluyorsa oturduğun müddetçe de aynı sevabı alır. Yalnız ellerinizi böyle kilitlemeyin buyurulmuş.
İzâ tevedda’tüm fe-eşribû a’yünekümü’l-mâe mine’l-vudûi ve lâ tenfudû eydiyeküm fe-innehâ mirvâhu’ş-şeytâni.
“Abdest aldığınız vakitte gözün şu çukurları var ya. Gözün o çukurlarına da sudan olan nasibini veriniz.”
Yani böyle yıkadığınız vakitte elinizle orayı ovalamazsanız oraları kuru kalır. Binâenaleyh oralarını şöyle ovalayaraktan, bazen gözün oralarda çapaklar birikir. O çapakların altı, onları döktürmezseniz kuru kalır, tehlikeli olur.
Ve lâ tenfudû eydiyeküm “Ellerinizle böyle silkmeyin.”
Yalnız abdest aldıktan sonra bir parça elindeki suyla söyle önüne serpiştirirsen o serpiştirmek ile attığın sularla, yani o mâi müsta’mel ile mi acaba üstüm pislendi, ıslandı yahut bu vesveseye kendini kaptırmamak için şöyle bir su serpersin de “Bu benim serptiğim sulardır.” diyerekten vesveseden kendini kurtarırsın.
İzâ tevadda’te fe-ebliğ fi’l-madmadati ve’l-istinşâki mâ lem tekün sâimen.
“Oruçlu olmadığın halde abdest alırken mazmaza ile istinşakta yani ağzı çalkalamak da ve burnuna suyu çekmekte mübalağa et.”
Mübalağa yani gayret ediniz, burnunuzun deliklerinin temizlenmesine ve boğazınızın gırtlak taraflarının da güzelce ıslanmasına. Yani ağzınıza alıp da atıvermeyin hemen. Böyle ağızda ğııı yapmakta o da mekruhtur. O kadar değil.
İzâ câe ehadüküm fe-evsea lehu ehûhu fe-innemâ hiye kerâmetün ekramallâhu bihâ.
“Geldi bir arkadaşımız, oturuyorduk bir sohbet meclisinde. Hemen birisi ‘Buyurun buraya!’ dedi bir yer açtı. Onu Allahu Teâlâ'nın ikramı olarak kabul et. Yer gösteriliyorsa gidin oraya oturun.”
İzâ câe ehadükümü’l-mescide fe’l-yusalli secdeteyni min kabli en yeclise sümme’l-yak’ud ba’dü in şâe ev li-yezheb li-hâcetihi.
Bir camiye girdiğiniz vakitte iki rekât namaz kılmadan oradan çıkmayınız. Tahiyyetü’l-mescid. İsterse ondan sonra otursun isterse işine gitsin. Madem ki camiye girdin iki rekât namaz kıl da öyle git.
İzâ câe ehadüküm ile’l-mescidi fe’l-yenzur fe-in raâ fî na’lihi kazeran ev ezen fe’l-yemsahhu ve’l-yusalli fîhimâ.
Bak şimdi. Bu bizim memleket için değil ama, Arabistan'daki camiler için. Oraları kumdur, camiye girdiğiniz vakitte kumun üzeridir ama ayakkabı ile girmek yakışmaz. Ayakkabına bakarsın eğer bir pislik varsa onu gidersin,
“Ayakkabısına bakar orada bir pislik filan varsa.” Fe’l-yemsahhu. “Onu meshetsin, toprağa sürsün gidersin onu.” Ve’l-yusalli fîhimâ. “O ayakkabıları ile de namazı kılsın.”
İslam dininde böyle kolaylıklar da müsaadeleri de vardır.
İzâ câe’r-racülü yeûdü merîdan fe’l-yekul allâhümme’şfi abdeke fülânen yenkeü leke adüvven ev yemşî leke ilâ cenâzetin.
“Bir hastaya gittiğiniz vakit de diyeceksiniz ki:” Allâhümme’şfi abdeke fülânen. “Bu kuluna yâ Rabbi sen şifalar ver.” Fe-innehû yenkeü leke adüvven. “O senin için düşmanları tenkil eder, şecaatli bir askerdir.” Ev yemşî leke ilâ cenâzetin. “Yahut bir cenazenin kaldırılmasına yardım eder. Binâenaleyh bu adama Sen şifa ver yâ Rabbi!” diye yani o adamı evvela bir övecek, o övme ile beraber Cenab-ı Hak’tan da bunu isteyecek.
İzâ câe ehadükümü’l-cumuate fe-lâ yukîmenne ehaden min mak’adihi sümme yak’ud fîhi.
Bu gerek cumada olsun gerek başka yerlerde de olsun. Mesela biz Medine-i Münevvere’ye gittiğimiz vakitte bu cennet bahçesi denilen bir makam var, buk’a. Orası çok makbul bir yer fakat orada yer bulma imkânı yok. Orada böyle biri kalkmadan birisi oturur.
Fakat şimdi burada Efendimiz diyor ki;
“Siz cuma namazına geldiğiniz vakit de böyle bir kurnazlık yapıp da büyük cami mesela Fatih gibi, daha büyük camiler. Adamı ön safta bir yere oturtacaksın, “Ben gelince kalkıp bana orasını vereceksin. Bunu yapmayın. diyor. Bunu yapmayın ha!
İzâ câe ehadükümü’l-cumuate fe-lâ yukîmenne ehaden min mak’adihi. “Oturacağı yere bir başka adamı oturtturmasın.”
Sümme yak’ud fîhi.
Mesela olur ya, namazda sıkışmış olur abdest alması için dışarı gidip, adama der ki; “Burasını muhafaza et.” der, ceketini koyar başka bir şeysini koyar, “Burasını başkasına kaptırma.” diyerekten bunlar ramazanlarda filan oluyor. Bunlar caiz olan şeyler değil.
İzâ câe şehru ramadânü füttihat ebvâbü’l-cenneti ve ğullikat ebvâbü’n-nâri ve suffideti’ş-şeyâtînu ve nâdâ münâdin yâ tâlibe’l-hayri helümme ve yâ tâlibe’ş-şerri uksır hattâ yenseliha’ş-şehru.
Allah cümlemizi affetsin.
Şimdi her insanın bir şeytanı vardır. Kanının içerisinde, kan nasıl dönüyor böyle cereyan ediyor bütün azamızın içerisinde. Şeytan da o kanların içerisinde öyle dolaşır. Yaş 30, ah 40 olsa da dersin bir adam olabilelim. 40 olur, ah 50 olsa da bir adam olsa dersin. 60 olur, 70 olur, 80 olur, katiyen adam olmanın imkânı yok. Daima bakıyorsun o şeytanın şeysine kapılıyor insan.
Onun için yedi ahlak: Şehvet, gazap, kin, hırs, haset, riya, gadab.
Bu kötü huylar insanda durduğu müddetçe insanın kendisini kurtarmanın imkânı yok. Bu yedi tane baş bu. Bu yedi başın 10'ar tane yavrusu var, 70 tane. Bu 70 insanın doğuşundan ölüşüne kadar başına musallat. Biz de bir tabir vardır, “Teneşir temizler” derler ya. Bu çok doğrudur. Teneşir temizler bunu artık. İmkânı yok, başka türlü olmaz bu.
Onun için Allah cümlemizi affetsin.
Bak bu mübarek aylar geliyor gidiyor. Kaç tane ramazan gitti. Kaç tane hac mevsimi gitti, kaç tane bilmem ne gitti, biz yine hâlâ o eski adamız. Hâlâ yine o eski adamız.
Niçin?
Islah-ı nefse gayretimiz yok.
Onun için;
İzâ teraktümü’l-cihâde. “Siz cihadı terk ettiğiniz vakitte sizi bir zillet yakalar ki.” Lâ yenze’uhû hattâ terci’û ila dîniküm. “Dininize dönmedikçe o zilletten kendinizi kurtaramazsınız.”
O hangi cihat?
İşte nefsinin içerisine o kötü huyları sokmamak, olardan kendini kurtarmak.
Bu da kolay kolay olmaz ha.
İzâ câe ehadüküm men terdavne dînehû ve hulukahû fe-enkihûhu illâ tef’alû tekün fitnetün fi’l-ardi ve fesâdün arîdun.
Bak şimdi yine geldi.
İzâ câe ehadüküm men terdavne dînehu ve hulukahu. “Geldi size birisi, evlenmek istiyor; oğlan kız. Ha, bunun dinine bakınız bir de ahlakına bakınız. Dininden ahlakından razı iseniz.” fe-enkihûhu. “Bununla evlenin.”
İzâ câekümü’z-zâiru fe-ekrimûhu.
“Bir misafir geldiği vakit de size, ona ikram ediniz.”
Ve men kâne yü’min billâhi ve’l-yevmi’l-âhiri fe’l-yükrim dayfehu.
Allah'a ve ahirete inanan insan misafirine ikram etsin”.
Burada da zâir, bu da misafir. Misafir, zâir ziyaret için gelmiş size.
“Sizi ziyaret için gelene elinizden gelen ikramı yapınız.”
Birinci günü tavuk kes, koyun kes, deve kes, haline göre. İkram. İkinci günü, üçüncü günü alelâde. Fakat birinci günü elinden gelen ikramın son şeysini yapacaksın. Ama birinci gün yapamazsan, geç vakitte gelmiştir misafir, ikinci gün yaparsın.
İkram! Bu ikramlar insanların birbiriyle kaynaşmasına, bağlaşmasına sebep olur. Yapılmazsa gönlü kırılır adamın. Gittiğim de, vakti de var yani, bir kahve bile vermedi herif yahu. Bu çok mühim bir şey.
İzâ ci’tümü’s-salâte ve nahnü sücûdün fe’scüdû ve lâ teuddûhâ şey’en ve men edrake’r-rak’ate fe-kad edrake’s-salâte.
Siz namaza geldiniz, baktığınız ki biz secdedeyiz. Siz de secdeye hemen kapanınız. İnin secdeye fakat bunu hiç saymayınız. Eğer rükûda iken yetişirseniz onu rekât olaraktan sayabilirsiniz. Namaza yetişmiş olursunuz.
İzâ ci’te’s-salâti fe-vecedte’n-nâse fe-salli meahüm ve in künte kad salleyte tekün leke nâfileten ve hâzihi mektûbetün.
Namazlarınızı kıldınız, geldiniz camiye baktınız ki daha namaz kılınıyor yeni. Sen de uy o namaza. Mesela öğlen namazı, ona iktida et. O senin evde kıldığın nafile olur, bu da farz olaraktan bir daha kılmış olursun.
[İze’n-te’ale ehadüküm fe’l-yebde’ bi’l-yümnâ] ve izâ hala’a fe’l-yebde’ bi’ş-şimâli li-teküni’l-yemînü evvelehümâ tün’alü ve âhirahümâ tünze’u.
“Ayakkabınızı bile giyerken evvela sağ ayağınızı giyiniz. Çıkarırken de evvela sol ayağınızı çıkarın. Önce giyiş sağdan çıkış da soldan olsun.” buyurmuş.
İze’n-tehâ ehadüküm ile’l-meclisi fe-in vüssi’a lehû fe’l-yeclis ve illâ fe’l-yenzur ilâ evsa’i mekânin yerâhu fe’l-yeclis fîhi.
Bu da yine adab-ı İslamiyyeden ki bir meclise gittiğiniz vakitte, mecliste öne geçip istediğiniz bir yere oturmaya çalışmayın. Nerede boşluk bulursanız. Fe-in vüssi’a lehû fe’l-yeclis. Size yer gösterilirse buraya buyur yer var diye oraya oturun. Eğer böyle bir şey olmazsa nerde geniş yer bulursanız orada oturun. Fe’l-yenzur ilâ evsa’i mekânin yerâhu fe’l-yeclis fîhi. Geniş yer varsa, görürse oraya otursun.
İze’n-tehâ ehadüküm ile’l-meclisi fe’l-yüsellim fe-in bedâ lehû en yeclise fe’l-yeclis sümme izâ kâme fe’l-yüsellim fe-leyseti’l-ûlâ bi-ehakka mine’l-âhirati.
Yine meclise gittiğiniz vakitte birinci vazifen selam olsun. Meclise girince ilk sözünüz Selamualeyküm olsun. Fe-in bedâ lehû. Selamdan sonra size bir yer görünürse oraya oturun. Sümme izâ kâme. Bitti iş kalkacaksınız, fe’l-yüsellim. Kalkarken de yine selam veriniz. Geldiğiniz vakitte selam verdiniz kalkarken o selamın şeysi yoktur. Kalkarken de ayrıca bir selam verirsiniz. Fe-leyseti’l-ûlâ bi-ehakka mine’l-âhirati. Birinci selam ikinci için kâfi değildir.
İzâ ente kumte fî salâtike fe-kebbirillêhe sümme ikra’ mâ teyessere aleyke mine’l-kur’âni…
Bir adam gelmiş de Efendimizden namaz öğrenmek için soruyor namazın nasıl kılınacağını. Efendimiz de ona namazı tarif ediyor. Muhimdir bu şimdi.
İzâ ente kumte fî salâtike. Sen namaz kılmak istediğin vakitte. Fe-kebbirillêhe. Tekbir al. Sümme ikra’ mâ teyessere aleyke mine’l-kur’âni. Ondan sonra Kur’an’dan ne biliyorsan onu oku.
Demedi Elham oku diye. Şimdi maksat burada, burada onu aradım. Şafiîlerde elham okunmayınca namaz olmuyor. Onlarda Elham’ı mutlaka okuyacak herkes. İmam okuduktan sonra imamın arkasından gizlice onlar da okuyorlar. Bizim imamımız da burdaki hadistekine istinaden demiş ki, mâ teyessere aleyke mine’l-kur’ân diyor Cenâb-ı Peygamber. Ne biliyorsan, hangisi sana kolay gelirse. Belki Kulhuvallah’ı biliyor adam başka bir şey bilmiyor. Ve’l-asr, İnnâ a’taynâ’yı biliyor. Eh, onu okursun.
Sümme izâ ente reka’te fe’-esbit yedeyke alâ rukbeteyke. Ellerini dizlerine şöyle sıkıca tut. Hattâ yatmainne küllü udvin minke. Bütün azaların şöyle yerli yerince yerleşinceye kadar dur orada. Sümme izâ refa’te ra’seke. Kaldırınca başını rükûdan. Fe’dedil. Böyle itidal üzere dur. Hattâ yerci’a küllü udvin minke. Her şey aza yerli yerine şöyle rahatlanıncaya kadar dur ayakta. Sümme izâ secette. Ondan sonra secdeye gitiğin vakitte. Fa’tmainne. Yine mutmain oluncaya kadar dur secdede. Hattâ ya’tedile küllü azmin minke. Her kemik böyle yerli yerine rahatlanıncaya kadar [bekle.] Secdeleri böyle birbiri arakasından yapma. Asgarisi üç tesbih mesela. Fakat burada insanların çok acaipleri var. Bir efendi namaz kılıyormuş burada, namazını kılarken sesini çıkarmış. Gizli okuyor ama elhamdulililahirabbil alemin errahmanirrahim… diye kendi içinden okuyor.
Öteki itiraz etmiş, ne yapıyorsun sen, böyle namaz mı olur?
Eh canım ben duyacağım okuduğumu, duymak.
E demiş olmaz.
Gelmişler, e bu adam sesini çıkarıyor çok, bunun namazı olmadı. Sonra tesbihi üçten fazla yapıyor olmadı.
Yahu üç de olur, beş de olur, yedi de olur.
Olmaz diyor. Üç olmazsa olmaz diyor. Tesbih çekiyoruz 33 tane, 34 olursa olmaz diyor. 32 olursa yine olmaz diyor. Hiç akşam namazı 3 iken 4 oluyor mu diyor. Bunu da delil getiriyor bana.
O kadar sesli değil, hafif. Böyle kendi duyacağı şekilde elhamdulililahirabbil alemin errahmanirrahim… okuması size şey yapmaz ki. O fazla ses çıkarırsa o olmaz. O zararlıdır.
Sümme izâ raf’ate zâlike. Başını secdeden kaldırdığın vakitte. Fe’sbüt hattâ yerci’a küllü azmin ilâ mevdı’ıhî. Yine her azan yerine gelinceye kadar bekle.
Sümme misle zâlike. İkinci rekâtte de buna benzer yap.
Fe-izâ celeste fî vasati’s-salâti. İkinci rekâtte oturuğun vakitte. Fa’t-meinne fe’f-teriş fahızeke’l-yüsrâ. Sol ayağını yatır onun üzerine otur. Sağ ayağını dik. Sümme teşehhed. Ondan sonra Ettahiyyatü’yü oku. Sümme izâ kumte fe-misle zâlike. Kalktığın vakitte evvelkileri nasıl yaptıysan ondan sonrakileri de öyle yap. Hattâ tefruğa min salâtike. Namazı bitirinceye kadar bu şekilde yap diye bir rekâtin tarifini yaptı Efendimiz bu adama.
İzâ enzellellahu bi-kavmin azâben esâbe’l-azâbü men kâne fîhim sümme bu’isû alâ a’mâlihim.
Bir azap kavme geleceği vakitte bütün hepsine gelir diyor. İyisine de kötüsüne de. Sümme bu’isû alâ a’mâlihim. Sonra kıyamette ba’s olunurken herkes ameline göre ba’s olunur. Azaplılar azaplılarla, iyiler iyiler arasına gark olurlar.
Allah kusurlarımızı afv u mağfiret eylesin. Tevfîkât-ı samedâniyesine mazhar eylesin. Cümlemizi fazl u keremiyle nefsin, şehvetin, şeytanın elinden kurtulup o güzel cennetine müstahak, istihkak getiren kullarının zümresine kabul buyursun.
el-Fâtiha!
Gayba İman,
Deccal, Allaha İman,
Uyuyunca ve
Uyanınca Şükretmek, Selam
