00.01.2000 - Cuma Gününün Fazileti, Salavat-ı Şerife Getirmek

00.01.2000 - Cuma Gününün Fazileti, Salavat-ı Şerife Getirmek
Elhamdülillâhi Rabbi'l-âlemîne hamden kesîran tayyiben müberaken fîh. Alâ külli hâlin ve fî külli hîn. Ve's-salâtu ve's-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve men tebi'ahû bi-ihsânin ilâ yevmi'd-dîn.
Emmâ ba'd:
وعن أوس بن أوس، رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "إن من أفضل أيامكم يوم الجمعة، فأكثروا على من الصلاة فيه، فإن صلاتكم معروضة علي" فقالوا: يا رسول الله، كيف تعرض صلاتنا عليك وقد أرمت؟ قال: يقول: بلىت، قال: "إن الله عز وجل حرم على الأرض أجساد الأنبياء" رواه أبو داود بإسناد صحيح.
Ve an Ebî Hureyrete radıyallahu anh
Ve an evs ibni evsin radıyAllahu anhu kâle kâle resûlullâhi sallAllahu aleyhi ve selleme
İnne min efdali eyyâmiküm yevme’l-cümu’ati fe-eksirû aleyye mine’s-salâti fîhi fe-inne salâteküm ma’rûdatün aleyye. Kâlû yâ resûlallâhi fe-keyfe tü’radü salâtünâ aleyke ve kad erimte kâle yekûlü belîte. Kâle innallâhe harrama ale’l-ardı ecsâde’l-enbiyâi.
Ravâhu Ebû Davud bi-isnadin sahîhin.
Sadaka rasûlü’llâh fî-mâ kâl, ev-kemâ kâl.
Evs İbn Evs radıyallahu anh’den rivayet olunmuş ki;
Peygamber sallallahu aleyhi vessellem hazretleri buyurmuşlar;
İnne min efdali eyyâmiküm. "Sizin günlerinizin en hayırlılarından birisi de, yevme’l-cümu’ati, muhakkak ki cuma günüdür." Tabi senenin içinde başka hayırlı günler de var. Mesela arefe günü var, kandil günleri var. Ama en hayırlı günlerinizden birisi cuma günüdür.
Fe-eksirû aleyye mine’s-salâti fîhi. "O halde bu en hayırlı günde bana salât u selâmı çokça getirmeye gayret edin." Çok yapın salât u selâmı bana. Peygamber efendimize cuma gününde salavâtı çok çekeceğiz.
Fe-inne salâteküm ma’rûdatün aleyye. "Çünkü sizin salât u selâm getirmeniz bana sunulur, arz edilir." Ya Resûlullah! Bunu sana Brisbane’den Ahmet Sav salavât çekti gönderdi diye sunulur dedi peygamber efendimiz. Muhakkak ki meleklerden tarafından bana sunulur, arz olunur diye buyurdu.
Kâlû dinleyenler dediler ki:
Ya Resûlulah! Ey Allah’ın mübarek Resûlu!
Fe-keyfe tü’radü salâtünâ aleyke ve kad erimte. "Sen vefat etmişken, toprak olmuşken bizim salâtımızın sana sunulması nasıl olacak?"
Sen vefat etmiş olacaksın, yıllar geçmiş olacak, toprak olmuş olacaksın, bizim salatımız sana nasıl sunulabilir?
Kâle. "Buyurdu ki" peygamber efendimiz;
İnnallâhe. "Hiç şüphe yok ki Allahu Teâlâ hazretleri" Harrama ale’l-ardı. "Toprağa yeryüzüne haram kıldı." Ecsâde’l-enbiyâi. "Peygamberlerin vücutlarını haram kıldı." Peygamberlerin vücutlarını toprak çürütmez. Toprağa gömülse bile aynen dururlar. Hem Peygamberler hem de Peygamber Efendimiz'in yolunda giden evliyâullah çürümez. İlmiyle âmil olan, peygamber efendimizin yolunda giden, onun varisi olan, evliya olan, mübarek olan insanların da vücudu çürümez. Şehitlerin de çürümez. Peygamber Efendimiz de çürümez. Salat-u selamlar Peygamber efendimize sunulur O'da bilir. Hem de ismi ile, cismiyle, şehriyle. İçinizde ismiyle, cismiyle, şehriyle peygamber Efendimiz'e tanıtılmak istemeyen var mı?
Resûlullah ismiyle,babasının adıyla, hangi şehirde oturduğuyla bilsin diye düşünmeyen, bunu istemeyen var mı?
Hiç, yok.
Hepimiz isteriz. Resûlullah bizi sevsin, bizi bilsin, bize şefaat etsin, bize dua etsin.
O halde peygamber efendimize salât u selâmı çok yapacağız. Hele cuma gününde... Çünkü günlerin en hayırlısı cuma günüdür. Cuma günü de çok yapacağız.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz;
"Bana kıyamet gününde en yakın olanınız, en sevgili olanınız, bana salât u selâmı en çok getirendir." buyurmuş.
وعن أبي هريرة رضي الله عنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "رغم أنف رجل ذكرت عنده فلم يصلِ علي" رواه الترمذي وقال حديث حسن.
Ve an ebî hureyrete radıyallahu anhu kâle kâle resûlullâhi sallallahu aleyhi ve selleme
Ebû Hüreyre hazretlerinden rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi vessellem buyurmuşlar ki:
Rağıme enfü raculin zükirtü ‘ındehû fe-lem yüsalli ‘aleyye.
Ravâhu’t-tirmiziyyü kâle hadîsün hasenün.
İmam Tirmizî bu hadîs-i şerifi, Ebû Hüreyre radıyallahu anh dan rivayet etmiş, "hasen hadîstir" buyurmuş. Güzeldir, iyidir demiştir.
Peygamber efendimiz buyuruyor ki;
Rağıme enfü raculin. "O adamın burnu yerlere sürtsün ki." İnsanın burnu ne zaman yere sürter?
Yere düştüğü zaman, sürüklendiği zaman. Ama insan, yere düştüğü zaman en çok yüzünü korur. Veya bağladılar sürüklüyorlar, en çok başını korur. Ama başında da en çok yüzünü korur. Yüzünün ortasında burnu vardır en çok orası sürtünür. Sırtı sürünmüş yanı sürünmüş ehven gelir ama burnu sürterse fena.
Peygamber Efendimiz"O adamın burnu yerde sürtsün ki" diyor.
Zükirtü ‘ındehû. "Onun bulunduğu toplantıda, mecliste benim adım anıldı, ben zikrolundum da" Fe-lem yüsalli aleyye. "Bana salât u selam getirmedi." Aleyhisselâtü vesselam demedi. Sallallahu aleyhi ve sellem demedi. Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed demedi. Benim adım Muhammed olarak söylendi; Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammed denmedi. O adamın burnu yerde sürtsün ve sürter. Çünkü Resûlullah sallallahu aleyhi vessellem'in duası, başkalarının duasına benzemez.
Ebû Hüreyre radıyallahu anhın annesi iman etmemişti. Her seferinde "anacığım müslüman ol, imana gel, kelimeteyni şehadeteyni söyle." diyordu. O da inat ediyordu, anası müşrike olarak duruyordu. Medine de, Peygamber Efendimiz'in şehrinde, Ebû Hüreyre mescidi Nebeviye'ye geliyor gidiyor ama anası müşrike. Daha şehirde iman etmemişler var.
Bir gün yine "anacım böyle olmuyor, kelimeteyni şehadeteyni söyle. Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlühü de mümin ol. Ben seni seviyorum, senin zarar görmeni istemiyorum, imana gel, kurtul dedi." Kadın, Ebû Hüreyre radıyallahu anhı azarladı. Peygamber Efendimiz "Ebû Hîr" dermiş. Biz "Hüreyre" diyoruz. "Ebu Hureyre" denmeyice bilinmez ama şimdiden "Ebû Hîr" diyeceğim. Çünkü Efendimiz'de "Ebû Hîr" diyormuş. Ebû Hîr teklif edince o da ağzını bozdu, ağır konuştu Ebû Hüreyre ye. Neyse anasıdır aldırmaz da, fakat peygamber efendimizin de aleyhinde kötü sözler sarfetti. Aleyhte, ağzını bozdu, kötü sözler sarf etti. Ebû Hüreyre radıyallahu anh hüngür hüngür gözlerinden yaşlar boşana boşana Mescidi Nebeviye'ye geldi.
Peygamber sallallahu aleyhi vessellem "Ya Ebû Hüreyre niye ağlıyorsun?" diye sordu.
"Ya Resûlullah ben her zaman anam İslam’a gelsin, müslüman olsun diye teklif ederim. Bugün gelirken de teklif ettim, çok sert çıktı. Ama ya Resûlullah bir de senin aleyhinde ağır sözler sarf etti. Şuna dua etsen, kalbi yumaşasa da, imana gelse." dedi.
Peygamber Efendimiz'de, O'nun ricası üzerine el kaldırdı dua etti. 'Şu kadının gönlüne yumuşaklık ver, iman etsin' diye. Peygamber Efendimiz o müşrike annesi için dua ediverdi. Ebû Hüreyre de gözü yaşlı eve gitti. Kapıyı açacak, kadın içerden "açma kapıyı, açma dur." dedi. Açmadı, içerden şaldır şuldur su sesleri geliyordu anası gusül abdesti alıyormuş. Almasını bitirdikten sonra "içeriye gel" dedi.
'Eşhedü en lâ ilâhe illallâh ve eşhedü enne Muhammeden abdühü ve resûlühü' dedi. Kelimeteyni şehâdateyn ile oğlunu karşıladı. Ebû Hüreyre yine ağlamaya başladı ama bu seferde sevinçten. Yine ağlamaya başladı, yine iki gözü iki çeşme. Yine döndü koşa koşa Resûlullah’a gitti.
"Ya Resûlullah! Sen dua ettin, eve gittim, evde anam kelimeteyni şehâdet getirdi, müslüman oldu." dedi. Resûlullah efendimizin duası böyledir.
Aslında Peygamber Efendimiz Kur’an-ı Kerîm'de müşriklere tevbe ve istiğfar etmekten men olunmuştur, yasaklanmıştır. Ya bu olay o âyet-i kerîme inmeden önce oldu. Ya da Ebû Hüreyre hazretlerinin hatırı için "Sen bilirsin Ya Rabbi! Hidayeti verirsen de vermezsen de sen bilirsin" diye mi söyledi artık edeble nasıl dua ettiyse Ebû Hüreyre'nin anacığı da müslüman bir kadın oluverdi. Ama anında... Mescitte dua ediyor, bu tarafta gönlü temizleniyor. 'Mümin olunca pislikten kurtulmak için gusül abdesti almak lazım gelir' diye daha oğlu gelmeden kendi kendine kalkıyor gusül abdesti alıyor.
O zaman Ebû Hüreyre evli değildi, çoluk çocuğu yoktu, ashâb-ı suffedendi, bekardı, garibandı. Sonra valilikler bile yaptı, vali bile oldu. Hepsi o yoksulluktan sonra ne devletler, ne rahatlar, ne izzetler, ne paralar, ne zenginliklere sahip oldular. Beş parası olmayanlar, bir hurmayla gününü geçirenler, sonra muazzam muazzam servetlere sahip oldular akıl durur.
Esmâ binti Ebû Bekir radıyallahu anhümâ’yı Zübeyr b. Avvâm’a verdiler. Zübeyir beş parasız bir gençti. Hiç parası pulu yoktu. Çok az şeyi vardı, bir atı mı vardı, bir devesi mi vardı, fakir fakir gitti. Ebû Bekir Sıddîk’ın kızı, Hz. Âişe anamızın kardeşi Esma'ya fakir fakir gitti. Ama kısa zamanda Cenâb-ı Hak öyle büyük zenginlikler verdi ki, haddi hesabı olmadı. Çok cömertti. Esmâ Bint Ebû Bekir radıyallahu anhuma çok cömertti.
Üçüncü hadîs-i şerîf.
وعنه أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: "ما من أحد يسلم علي إلا رد الله علي روحي حتى أرد عليه السلام" ((رواه أبو داود بإسناد صحيح)).
Ve anhü radıyallahu anhu kâle kâle resûlullâhi sallallahu aleyhi ve selleme
Mâ min ehadin yüsellimü ‘aleyye illâ reddallâhu aleyye rûhî hattâ erudde aleyyehisselam.
Ravâhu Ebu Davud bi-isnadin sahîhin.
Ebu Hüreyre radıyallahu anh’ten; sahîh, isnad ile, senet zinciri ile rivayet etmiş. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuş;
Mâ min ehadin. "Hiçbir kimse yoktur ki" Yüsellimü aleyye. "Bana salât u selâm getiren hiçbir kimse yoktur ki" İllâ reddallâhu aleyye rûhî. "Allah bana canımı, ruhumu geri verir." Beni canlandırır, ruhumu bana iade eder. Hattâ erudde aleyyehisselam. "Selâm’ı ona geriye karşılığını verinceye kadar." Ben "ve aleyküm selâm" deyinceye kadar Allah bana ruhumu verir, ben de ona selâm veririm. Allahu Ekber! Demek ki Resûlullah sallallahu aleyhi vessellem kabrinde, hiç salât u selâmsız kalıyor mu?
Yaşıyor.
Allâhu ekber velillâhi’l-hamd.
Allah cemalini görmeyi nasip eylesin.
وعنه عن النبي، صلى الله عليه وسلم، قال: "إذا أحب الله العبد نادى جبريل: إن الله تعالى يحب فلانًا، فأحببه، فيحبه جبريل، فينادي في أهل السماء: إن الله يحب فلانًا، فأحبوه، فيحبه أهل السماء، ثم يوضع له القبول في الأرض" ((متفق عليه)) .
وفي رواية لمسلم : قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "إن الله تعالى إذا أحب عبدًا دعا جبريل، فقال : إني أحب فلانًا فأحببه، فيحبه جبريل، ثم ينادي في السماء، فيقول: إن الله يحب فلانًا، فأحبوه فيحبه أهل السماء، ثم يوضع له القبول في الأرض، وإذا أبغض عبدًا دعا جبريل فيقول: إني أبغض فلانًا، فأبغضه، فيبغضه جبريل، ثم ينادي في أهل السماء، إن الله يبغض فلانًا، فأبغضوه، ثم توضع له البغضاء في الأرض"
Ve an ebî hüreyrete radıyAllahu ‘anhu ani’n-nebiyyi sallAllahu aleyhi ve selleme kâle. İzâ ehabballâhu teâle’l-‘abde nâdâ cibrîle innallâhe yühibbü fülânen fe-ahbibhü fe-yühıbbühû cibrîlü fe-yünâdî fî ehli’s-semâi innallâhe yühibbü fülânen fe-ehibbûhü fe-yühıbbühû ehlü’s- semâi. Sümme yûda’u lehü’l-kabûlü fi’l-ardı.
Müttefekun aleyh.
Ve fî rivâyetin li-müslim kâle rasûlullahi sav innallâhe teâlâ izâ ehabbe ‘abden de’â cibrîle fe-kâle innî uhibbü fülânen fe-ehibbehû fe-yuhibühû cibrîlü. Sümme yünâdî fi’s-semâi fe-yekûlü innallâhe yühibbü fülânen fe-ehibbûhü. Fe-yuhibbühû ehlü’s-semâi. Sümme yûda’u lehü’l-kabûlü fi’l-ardı. Ve izâ ebğada abden de’â cibrîle fe-yekûlü innî ubğidü fülânen fe-ebğıdhü fe-yübğıduhû cibrîlü sümme yünâdî fî ehli’s-semâi innallâhe yubğıdü fülânen fe-ebğıdûhü sümme yûda’u lehü’l-bağdâü fi’l-ardı.
Peygamber sallallahu aleyhi vessellem Efendimiz buyuruyor ki;
İzâ ehabballâhu teâle’l-abde. "Allahu Teâlâ kulu sevdi mi" Nâdâ cibrîle. "Cebrâil aleyhisselama nida buyurur."
İnnallâhe yühibbü fülânen fe-ahbibhü. "Ey Cebrâil Allah, filan kulu seviyor sen de sev diye nida buyurur." Cebrâil’e böyle nida gelir. Fe-yühıbbühû cibrîlü. "Cebrâil de o kulu sever." Bu emir üzerine sever.
Fe-yünâdî fî ehli’s-semâi. "Semâ ahalisine seslenir."
Semâ ahalisi kimler?
Semâ da bulunan bütün melekler, bütün varlıklar, bizim bilmediğimiz, görmediğimiz varlıklar... Cebrâil hepsine seslenir.
Der ki;
İnnallâhe yühibbü fülânen fe-ehibbûhü. "Filanca kulu Allaha Teâlâ hazretleri seviyor. Ey semâvatin ahalisi, siz de onu sevin."
Fe-yühıbbühû ehlü’s- semâi. "Semâvatın, göklerin bütün varlıkları da o kulu severler."
Sümme yûda’u lehü’l-kabûlü fi’l-ardı. "Sonra onun kabulü yeryüzüne de konulur." Yani hüsnü kabul görür; yeryüzünde kullar tarafından da, sevilen, aranan, ziyaret edilen, istenen bir güzel kul olur.
Bu Buhârî ve Müslim’in rivayet ettiği bir hadîs-işerîf. Müslim’in biraz ilaveli, başka rivayeti daha var onu da eklemiş. Hadîs âlimi İmam Müslim rahmetullahi aleyhin rivayetinde şöyle;
İnnallâhe teâlâ izâ ehabbe ‘abden de’â cibrîle. "Allahu Teâlâ hazretleri bir kulu sevdi mi Cebrâil’i huzuruna çağırır."
Fe-kâle innî uhibbü fülânen fe-ehibbehû. "Ya Cebrâil ben falanca kulu seviyorum. Sen de onu sev" diye buyurur.
Fe-yuhibühû cibrîlü. "Cebrâil aleyhisselam da o kulu sever."
Sümme yünâdî fi’s-semâi. "Sonra Cebrâil semâda nida eder." Seslenir, çağırır, bağırır duyulacak gibi.
Fe-yekûlü. "Der ki" İnnallâhe yühibbü fülânen fe-ehibbûhü. "Allah filanca kulu seviyor, sizler de sevin." Hey sizler de sevin. Allah filanca kulu seviyor diye Cebrâil seslenir.
Fe-yuhibbühû ehlü’s-semâi. "Göktekilerin hepsi o kulu severler." Sümme yûda’u lehü’l-kabûlü fi’l-ardı. "Sonra yeryüzünde de o kula kabul nasip olur." Yeryüzünü ahalisinde de hüsnü kabul, beğenilmek, sevilmek olur. (Buraya kadar benziyor, bazı kelimeler değişik. Buradan sonrası Müslim de var. Demek ki İmam Buhârî de yok)
Ve-izâ ebğada abden de’â cibrîle fe-yekûlü. "Allahu Teâlâ hazretleri bir kula buğz etti mi, sevmiyor, kızıyor... O kula kızdı mı, Cebrâil’i huzuruna çağırır, buyurur ki"
İnnî ubğidü fülânen fe-ebğıdhü. "Ben filanca kula buğz ediyorum onu sevmiyorum. Sen de sevme, sen de ona buğz et."
Fe-yübğıduhû cibrîlü. "Cebrâil de ona buğz eder." Allahın buğz ettiği, Cebrâil’in buğz ettiği bir insan. Sümme yünâdî fî ehli’s-semâi. "Sonra Cebrâil semâ ahalisi de duysun, meseleyi bilsin diye nida eyler." Duyulacak şekilde yüksek sesle seslenir.
İnnallâhe yubğıdü fülânen fe-ebğıdûhü. "Allah, muhakkak ki falanca kula buğz ediyor, sevmiyor bunu bilin. Siz de ona buğz edin"
Sümme yûda’u lehü’l-bağdâü fi’l-ardı. "Sonra ona buğz -düşmanlık- yeryüzüne de konulur." Yeryüzündeki insanlar da o herifi sevmezler.
Allahu Teâlâ hazretlerinin böyle sevdiği bazı kullara düşmanlık eden bazı kullar vardır. Peygamber Efendimiz'e Ebû Cehil’in, Ebû Leheb’in düşmanlık ettiği gibi... Musa aleyhisselam’a firavunun düşmanlık edip öldürmek istediği gibi... Vardır ama onun kıymeti yok.
Allah’ın sevmesi mühim. Cebrâil’in, mübarek gökteki varlıkların, yerdeki mübarek insanların sevmesi o yeter. Allah sevdi mi yeter. Hatta her insanın düşmanı olur.
Onun için bazı insanların size sevmemesinden üzülmeyin, korkmayın. Elbette Allah düşmanları sizi sevmeyecek. Allah sevsin, Cebrâil sevsin, melekler sevsin, salîhler sevsin. Bazı insanlar sevmeyecek aleyhte konuşacak. Peygamber Efendimiz'in aleyhinde az mı konuştular. Evliyâullahın hepsi kavminden bir zaman eza cefa çekmiştir, hakaret görmüştür, dövüleni olmuştur, çatak patak pataklamışlardır. Evliyâ olduğunu bilmedikleri için, kıymetini bilmediklerinden, sözleri kendilerine ters geldiği için "bu deli galiba, mecnun galiba" diye dövmeye kalkmışlardır.
Allah’ın sevgisi mühim. Allah’ın sevgisini, rızasını aramak lazım.
Allah’ın sevmemesinden kaçınmak lazım. Allah bir kulu sevdi mi, cümle cihan halkı sevmese;
Kim gibi?
İbrahim aleyhisselam gibi... İbrahim Aleyhisselam'ı Allah sevmiş; habîbullah yapmış, halîlullah yapmış. "Samimi dostum" diyor. "Halîlim" diyor. "Sırdaşım" diyor. "Candan dostum" diyor. Halîl seçmiş.
وَاتَّخَذَ اللَّهُ إِبْرَاهِيمَ خَلِيلًا
Vetteḣażaallâhu ibrâhîme ḣalîlâ.
Ama o putları sevmiyor, putları tahrip etti. Kavmi de putlarımızı kırdı diye onu sevmiyorlar. Sevmezse sevmesin. "Sevmezseniz sevmeyin be. Vız gelirsiniz bana" diyebilmek lazım.
Bazı kimseler tenkit eder elbet. Onun için bir ölçü daha; bir insanın aleyhinde konuşuluyorsa karşı tarafı da dinleyin. Çünkü iyilerin aleyhinde de konuşanlar çıkar. Hele bir dinleyin. Kusuru neymiş, bir anlayın, ne diyorlar bakalım.
Emr-i mâruf, nehy-i münker yapmış. Daha ne istiyorsun?
Doğru sözü kabul etsene. Şeytan kabul ettirtmiyor adamcağıza kızıyorsun. Adam iyi. Bir insanın tenkidi, hemen tenkid edilmesi, sizin gönlünüzden o adamın ismini silmesin. İnceleyin.
Nesini tenkit ediyorlar?
Nesini beğenmiyorlar?
Bakalım haklı mı tenkitleri değil mi?
El Fâtiha.
00.01.2000 -
Gizli İşin Aşikar
00.00.2000 -
Yöneticiler, Kan Akıtmak,
