İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

069.Bakara (139 - 141) Doğru Yol Rasûlüllah’ın Yolu

069.Bakara (139 - 141) Doğru Yol Rasûlüllah’ın Yolu
Tefsir Sohbetleri

069.Bakara (139 - 141) Doğru Yol Rasûlüllah’ın Yolu

13.08.2026
24 dk 36 sn

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtühû!

Size Pakistan'dan, Pakistan'ın meşhur Lahor şehrinden gönül dolusu sevgiler, saygılar ve dualar ediyorum.

Allahu Teâlâ hazretleri dünya ve âhiretin her türlü hayırlarına cümlenizi erdirsin. Gönüllerinizin muradlarını ihsân eylesin. Umduklarınıza nâil eylesin, korktuklarınızdan mahfûz eylesin, emin eylesin. İki cihanın saadetine nâil olun.

Kur'ân-ı Kerîm tefsiri sohbetlerimizde Bakara sûre-i şerîfesinin 139. âyetinde kalmıştık. Âyet-i kerîmeyi okuyalım. Ondan sonra inşaallah meâline geçeriz, meâli üzerinde sohbetimize devam ederiz.

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Kul e tühâccûnenâ fi'llâhi ve hüve rabbünâ ve rabbüküm ve lenâ a'mâlünâ ve leküm a'mâlüküm ve nahnu lehû muhlisûn.

Bu 139. âyet-i kerîme.

Bundan sonraki âyet:

Em tekûlûne inne İbrâhîme ve İsmâîle ve İshâka ve Ya'kûbe ve'l-esbâta kânû hûden ev nasârâ kul e entüm a'lemü emi'llâh ve men azlemu mimmen keteme şehâdeten indehû mina'llâh ve ma'llâhu bi-ğâfilin ammâ ta'melûn.

Bu 140. âyet-i kerîme.

Tilke ümmetün kad halet lehâ mâ kesebet ve leküm mâ kesebtüm ve lâ tüs'elûne ammâ kânû ya'melûn.

Bu da 141. âyet-i kerîme.

Bunların üzerinde açıklamalar yaparak sohbetimi tamamlamak istiyorum.

Allahu Teâlâ hazretleri [Bakara sûresi 139.] âyet-i kerîmede buyuruyor ki;

Kul. "Söyle, de ey Resûlüm." E tühâccûnenâ fi'llâhi ve hüve rabbünâ ve rabbüküm ve lenâ a'mâlünâ ve leküm a'mâlüküm ve nahnu lehû muhlisûn.

E tühâccûnenâ, e tünâzirûnenâ mânasına... "'Allah konusunda bizimle münakaşaya mı, münazara etmeye mi kalkışıyorsunuz?' de."

"O sana itiraz eden, sana karşı çıkan ehli kitâba, müşriklere, çevredeki insanlara; 'Bizimle münakaşaya, Allahu Teâlâ hakkında bildirdiğimiz bilgileri inkâra, itiraza [mı] kalkışıyorsunuz?' de."

Ve hüve rabbünâ ve rabbüküm. "O hem bizim Rabbimiz hem sizin Rabbiniz!"

"'Hepinizin aynı çizgiye gelmesi lazım. Hepinizin âlemlerin Rabbine bağlanması lazım. Sevgi saygı duyması lazım. Emirlerini tutması lazım. Allahu Teâlâ hazretlerinin varlığını birliğini bilmesi lazım. Sizin Rabbiniz bizim de Rabbimiz olduğunu, O'nun bir olduğunu hepinizin bilmesi lazım. Niye itiraza kalkıyorsunuz? Emirlerini tutmanız lazım, yasaklarından da kaçınmanız lazım. Bu itirazı bırakın, itaat edin!' de onlara. Sana tâbi olsunlar. Ben seni elçi olarak gönderdim." demek tarzında...

Ve lenâ a'mâlünâ ve leküm a'mâlüküm. "Sizin amelleriniz size yazılacak."

"Allah'tan gayriye taptığınız için, yanlış inançlara saplandığınız için sizin işlediğiniz ameller, günahlar sizin aleyhinize yazılacak. Biz de Cenâb-ı Hakk'ın emrini tutup, varlığını birliğini ikrar ettiğimiz, doğru inanca sahip olduğumuz için bize de Cenâb-ı Mevlâ mükâfatımızı verecek. Yollarımız ayrılıyor. Biz sizin işlediğiniz yanlışlıklardan berîyiz -berî ne demek?- uzağız; beraat etmişiz, tertemiziz, hiç ilişkimiz yok. Sizin hiçbir [işinize] katılmıyoruz, yanlışlıklarınızı kabul etmiyoruz. Sizin de sorumluluğunuz size ait, siz de bizden uzaksınız."

Bu mânayı Kur'ân-ı Kerîm'in başka âyet-i kerîmelerinde Cenâb-ı Hak Teâlâ ifade buyuruyor. Mesela:

Bismillâhirrahmânirrahîm.

Ve in kezzebûke. "Ey Resûlüm, seni bunlar tekzip ederlerse, itiraz ederlerse, 'Yalan söylüyorsun!' derlerse, yalancı yerine koyarlarsa..." Fe-kul. "De ki;" Lî amelî ve leküm amelüküm. "'Benim amelim, icraatım, faaliyetim, dünyada işlediklerim bana yazılacak; sizin işledikleriniz de size yazılacak. Entüm berîûne mimmâ a'melü. 'Siz benim yaptığımdan berî ve uzaksınız.' Ve ene berîün mimmâ ta'melûn. 'Ben de sizin yaptığınızdan uzağım.' de, kestir at!"

Ve izâ merrû bi'l-lağvi merrû kirâmâ. "Cahillerin sözleriyle fazla uğraşma! Pekâlâ, madem öyle, o zaman görürsünüz ettiğinizin cezasını!" der gibilerden, başka âyet-i kerîmelerde böyle ifadeler var.

Hâcce-yuhâccü-muhâcce; "Karşılıklı hüccetleri, delilleri ortaya koyup münazara, münakaşa etmek." demek. İşte müşriklerin yaptığı bu... Ehli kitâbın, kâfirlerin, inancı bozuk olanların kendi inançlarını savunmak için birtakım laflar söylemeleri, itirazlar eylemeleri...

Tabii Cenâb-ı Hak da Kur'ân-ı Kerîm'de bunlara karşı müslümanların nasıl cevap vermesi gerektiğini bildiriyor. Peygamber Efendimiz'e bildirmiş: "Ey Resûlüm, şöyle söyle. Onlar öyle diyorlar. Onlar kendi aralarında oldukları zaman şöyle yapıyorlar, kalplerindeki böyle... Sen onlara karşı şöyle yap!" diye, hem onların gizlilerini bildiriyordu Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'e, hem de nasıl yapması gerektiğine dair talimat, emir buyuruyordu. Bunlara dayanarak, Efendimiz'in nasıl davrandığına bakarak biz de ona göre davranacağız.

Ve nahnu lehû muhlisûn. "Biz O'na ihlâsla ibadet etmekteyiz."

"Lâ ilâhe illallah diyoruz, ibadette ve teveccühte, kullukta gayriye hiç yüz döndürmüyoruz. Sadece ona yönelmişiz, kesip atmışız."

Başka insanların başka şeylere tapınmalarının ne kadar komik olduğunu yirminci yüzyılda herkesin anlaması lazım! Öküze tapılır mı? Yılana tapılır mı? Aya, güneşe tapılır mı? Hele hele Yunanlılar'ın safsataları... Heykellere tapılır mı? Hititliler, Sümerler... Hepsinin ne kadar yanlış ve saçma olduğunu anlayan anlıyor.

Bazı insanlar da toplumlarındaki insanların inançların saçmalığından; İslâm'ı bilmedikleri için, duymadıkları için, incelemedikleri için -bu durumdalarsa- bu sefer bu dinlerin hepsine karşı çıkıyorlar. Ya dinsiz oluyor ya da Allah'ın varlığını aklıyla kabul ediyor da etrafındaki uygulamalara itirazı olduğundan, onların hatalarını gördüğünden, tam da dinsiz değil, teist oluyor. Yani Allah'ın varlığına kâni, O'na candan inanıyor, ama "Sizin dediğiniz gibi değil." diye etrafındakilere itiraz durumunda oluyor. Veyahut da tamamen bu sahada hiçbir şeyi dinleme durumuna gelmiyor; bir bağlılığı, bir korkusu, bir ümidi olmayan karanlık yürekleriyle artık tamamen vahşete, keyfe, zevke, sefaya sapıyor. O daha beter, beterin beteri...

Ve nahnu lehû muhlisûn. "Biz ihlâs ile, hâlisâne bir şekilde ve inancı sırf Allahu Teâlâ'ya, muhlisîne lehü'd-dîn, dindarlığı sırf Rabbü'l-âlemîne tevcih ederek, O'na karşı yaparak, başka şeye tapmayarak hareket ediyoruz. Bizim yolumuz bu... Gelirseniz gelin, işte bizim yolumuz; gelmezseniz siz bilirsiniz!" denmiş oluyor.

Sonra, yine onların yanlış düşüncelerine, iddialarına karşı mühim bir şeyi de beyan buyuruyor. Düşündüklerinin aslının olmadığını bildirmek için buyuruyor ki;

Em tekûlûne. "Yoksa siz ey kâfirler, ehli kitap müşrikler, İslâm'a karşı çıkanlar!" İnne İbrâhîme ve İsmâîle ve İshâka ve Ya'kùbe ve'l-esbâta kânû hûden ev nasârâ. "İbrahim aleyhisselâm'ı, oğlu İsmail aleyhisselâm'ı, İshak aleyhisselâm'ı, onun oğlu Yakub aleyhisselâm'ı, onlardan türemiş olan esbâtı, 12 evlattan türemiş olan evvelki o inançlı kabileleri siz yahudiler veya hıristiyanlar mı sanıyorsunuz?"

Buna istifhâm-ı inkârî veya istinkârî derler. "Hayır, öyle değil." mânasına...

"Yoksa onları yahudiler veya hıristiyanlar gibi mi sanıyorsunuz? Sizin gibi mi sanıyorsunuz? Hayır, öyle değil!"

Kul e entüm a'lemu emi'llâh. "Yine itiraza kalkarlarsa, ey Resûlüm, bu sefer de onlara de ki; 'Siz mi daha bilgilisiniz, yoksa Allah mı? Allah'tan daha mı çok bildiğinizi iddia ediyorsunuz?'"

İbrahim aleyhisselam da, İshak aleyhisselam da, İsmail aleyhisselam da, Yakub aleyhisselam da, o ilk devirdeki mübarek, imanı bozmadan onlardan alıp yaşayan; Yakub aleyhisselam evlatlarına "Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediği zaman, "Senin ve babalarının, İbrahim aleyhisselâm'ın, İsmail aleyhisselâm'ın, İshak aleyhisselâm'ın yolu üzere gideceğiz." diyen o mübarek torunların, o kabilelerin, o sülalelerin doğru yolda olduğunu, şimdikiler gibi, Peygamber Efendimiz'in zamanında olanlar gibi olmadığını Allahu Teâlâ hazretleri kesin olarak bildiriyor.

"Öyle değil. Onları yahudilerden, hıristiyanlardan mı sanıyorsunuz? Sizin gibi mi sanıyorsunuz?"

Kul e entüm a'lemü emi'llâh. "Öyle diyecek olurlarsa; 'Siz mi daha çok biliyorsunuz, Allah mı daha çok biliyor?' [de.]"

"Yalan, öyle değil..."

Ve men azlemü mimmen keteme şehâdeten indehû mina'llâh. Onların öyle olmadığını ve bunların "Biz onlara mensubuz." derken birtakım gerçekleri de sakladıklarını ve böylece çok büyük bir zulüm işlediklerini Cenâb-ı Hak bildiriyor.

Zulmün ille bir insanı yere yatırıp gırtlağına bastırmak tarzında olmadığını biliyoruz. Hakikati gizlemek de zulümdür. Allah'a güzel kulluk etmeyip günah işlemek de zulümdür. Şirke düşmek de zulümdür.

İnne'ş-şirke le-zulmün azîm. "Şirk çok muazzam bir günahtır."

İnançsızlık, yanlış inanç, bunların hepsi büyük zulümlerdir.

Ve men azlemü. "Daha zalim kim olabilir?" Mimmen keteme şehâdeten indehû. "Yanındaki bir bilgiyi şahitlik yaparak ortaya koymayandan..." Mina'llâh. "Allah'tan kendilerine gelmiş olan gerçek bilgileri, kitaplarında yazılan doğru bilgileri saklayandan, ketmedenden -Ketmetmek ne demek? "Bir şeyi söylememek, susmak, saklamak" demek. - şehadet etmek lazım gelirken; 'Evet ya Muhammed, tam senin söylediğin gibi, bizim kitaplarımızda da öyle yazıyor." diyecek yerde, öyle demeyip saklayanlardan daha zalim kim olabilir?"

Onlara neden bu âyet-i kerîme böyle buyurmuş?

Çünkü o zamanın ehli kitap alimleri Peygamber Efendimiz'e ve Araplar'a kitaplarını kendi dillerinden okuyorlardı ve açıklamaları da Arapça olarak yapıyorlardı. "İşte bak, okuyoruz bunu..." diyorlardı. Ama açıklamayı yaparken bazı bilgileri saklıyorlardı. Müslümanlığı teyit eden, Peygamber Efendimiz'in haklı olduğunu bildiren gerçekleri saklıyorlardı. Eskiden öyle değildi. Bunlar böyle açıklamalarda kırpmalar yaparak saklıyorlar.

Nitekim geçtiğimiz sohbetlerimde size söylemiştim; Kumran denilen Lut gölü kenarındaki mağaralarda eski Hıristiyanlık metinleri bulunmuş. Onlar Peygamber Efendimiz'in sözlerinin, Kur'ân-ı Kerîm'de bildirilen hususların doğru olduğunu ortaya koyuyor. Onların neşredilmesini bekliyoruz. Ama neşretmiyorlar. Çünkü neşretseler İslâm'ın hak olduğu anlaşılacak, Hıristiyanlığın sonradan bozulduğu, Yahudiliğin raydan çıktığı anlaşılacak. Neşretmiyorlar, saklıyorlar. Almışlar, müzelere götürmüşler, kimseye de göstermiyorlar, saklıyorlar. Ord. Prof. Zeki Velidi Togan bunun hakkında İslâm Araştırmaları dergisinde bir makale yazmıştı. Şimdiki zamanın ehli kitabı da ketmediyor, şahitlik etmiyor, belgeler olduğu halde belgeleri saklıyor.

Daha önceki cümleyle ilgili bir âyet-i kerîmeyi hatırladım. "İbrahim aleyhisselam, İsmail aleyhisselam, İshak aleyhisselam, Yakub aleyhisselam, esbât yahudi ve nasrânî değildi." diye. Başka bir âyet-i kerîme de Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle açıkça beyan buyuruluyor:

Mâ kâne İbrâhîmü yehûdiyyen ve lâ nasrâniyyen.

Yahudiler ve nasrânîler İbrahim aleyhisselâm'ı sevdiklerini söylerler. Abraham diye çocuklarına ismini de verirler. Ama;

"İbrahim aleyhisselam yahudi de değildi, nasrânî de değildi."

Bu zamandaki yahudilerin ve [nasrânîlerin] düşüncelerinden, inançlarından onunki çok değişik, farklı ve doğruydu. Sonradan tarihin akışı içinde o inançları onlar bozmuşlar.

Velâkin kâne hanîfen müslimen. "İbrahim aleyhisselam hakka meyilli, hanif, Allah'a kendini teslim etmiş, tertemiz inançlı, Allah'ı sevgili Halîlullah'ı bir kimseydi." Ve mâ kâne mine'l-müşrikîn. "Asla şirke düşmemişti, müşriklik yapmamıştı. Asla yanlış inançları benimsememişti ve söylememişti." diye âyet-i kerîmeler var.

İşte bunlar o kendi "mensubuz, bağlıyız" dedikleri ana kaynağa da, peygamberlere de ters düşüyorlar. Tabii onların bu ters düşmelerini Allahu Teâlâ hazretleri vahiyle Peygamber Efendimiz'e bildirince, bu sefer onlar artık işi inada döküyorlar. "Haydi bakalım, Tevrat'ta şu âyet yok mu, bu âyet yok mu?" deyince susuyorlar. Ama müslüman olan yahudi hahamlarından -mesela- Abdullah b. Selam gibiler geldiler, Resûlullah'a dediler ki;

"Yâ Resûlallah, sen haklısın, senin söylediğin doğru! Bunlar kıskançlıklarından dolayı hakkı söylemekten geri durdular. Ben kabul ediyorum, ben müslüman oldum."

Peygamber Efendimiz'in anlattıklarının doğru olduğunu kendilerinin insaflı alimleri de söylediler.

Onlar demek ki söylenilmesi gereken şeyi söylemiyorlar, saklıyorlar. Bunun çok büyük bir zulüm olduğunu Peygamber Efendimiz'e Allahu Teâlâ hazretleri bir soru [tarzında bildiriyor:]

"Allah'tan kendisine gelmiş bir ilmi saklayıp insanlara söylemeyen, gerekli şehadeti yapmayan, Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden resûlullah, resûlu âhir zaman demeyen kimseden daha zalim kim olabilir?"

En büyük zulmü işte bunlar yapıyor. Çünkü kendilerine tâbi olanların yanlış inançta devam etmesine sebep oluyorlar. Onların yüzüne bakan, sözüne bakan, kulak veren, onlara itibar eden başka insanların da İslâm'ı kabulünü engellemiş oluyor, onların veballerini de yüklenmiş oluyorlar. Onun için çok büyük zulüm işliyorlar. Ama bu durum onlara çok pahalıya mâl olacak.

Ve ma'llâhu bi-ğâfilin ammâ ta'melûn. "Onlara de ki ey Resûlüm; 'Allah sizin işlediklerinizden asla ve kat'a gafil değil, bilmiyor değil, anlamıyor değil; bunun muazzam, müthiş bir cezası olacak!'" diye burada büyük bir tehdit, şiddetli bir vaîd var. Onlar cezalarını görecekler.

Sonra 141. âyet-i kerîmede de buyuruyor ki;

Tilke ümmetün kad halet lehâ mâ kesebet ve leküm mâ kesebtüm ve lâ tüs'elûne ammâ kânû ya'melûn. Kad halet ne demek?

Kad madat demek. "Onlar geçmiş bir topluluk idi."

Bu sayılan mübarek peygamberler ve onlara tâbi olan hakikî mü'minler, onların ashabları olan, onların ümmetleri olan kişiler; onlar hayatta yaşamış, imtihanı başarmış, Allah'ın rızasını kazanmış, gelmiş geçmiş kimselerdi.

Lehâ mâ kesebet. "İşledikleri güzel icraatlarından dolayı, kesbettiklerinden dolayı kazançlarının mükâfatları, sevapları onlara verilecek." Ve leküm mâ kesebtüm. "Sizin de işlediğiniz yanlışlıklardan dolayı, siz de ne suçlar işliyorsanız, ne yanlışlıklar yapıyorsanız, ne günahlar kesbediyorsanız, onun da cezası size ait." Ve lâ tüs'elûne ammâ kânû ya'melûn. "Onların işlediğinden size soru sorulmayacak."

Bunun mânası ne demek?

İbn Kesîr; Leyse yuğnî anküm intisâbuküm ileyhim min ğayri mutâbaatin minküm lehüm diye açıklıyor. "Sizin 'Biz onlara mensubuz, onların yolundayız.' deyip onlara tâbi olmayışınız, onlar gibi amel işlemeyişiniz size bir fayda vermeyecek. Sırf  'Ona mensubuz.' demekle kurtulacağınızı sanmayın. Bununla kendinizi aldatmayın, başkasını da aldatmayın! Ancak kurtuluş yolu onlar gibi hareket etmektir, Allah'ın emirlerini tutmaktır. Peygamberlerinin yolunda, onları değiştirmeden, bozmadan aynen yürümektir." Hele hele peygamberlerin âhiri, âhir zaman Peygamberi Muhammed-i Mustafâ Efendimiz'e Allahu Teâlâ hazretleri hepsinin tâbi olmasını istiyor.

Burada mühim olan nokta: Onlar Peygamber Efendimiz'e tâbi olmuyor da kime tâbi oluyorlar? İbrahim aleyhisselâm'a mı?

Hayır, onun yolunda da değiller.

İshak aleyhisselâm'a, Yakub aleyhisselâm'a mı?

Hayır, onların da yolunda değiller.

Bu çok önemli bir nokta! Mutlaka kendilerini düzenlemeleri lazım!

İbrahim aleyhisselâm'ın, İshak aleyhisselâm'ın, Yakub aleyhisselâm'ın yörüngesine girseler; o yol dosdoğru, demiryolunun insanı götürüp büyük şehrin istasyonuna ulaştırdığı gibi, Peygamber Efendimiz'e inanmaya getirecek. Nitekim birtakım hahamlar ve rahipler inanmışlardı. O noktaya getirecek. Ama öyle yapmıyorlar. "Onlara kuru bir sözle 'Biz tâbiyiz.' demeniz size fayda vermeyecek!" buyuruyor Cenâb-ı Hak Teâlâ hazretleri...

O kimselerin Peygamber Efendimiz'in kıbleyi değiştirmesiyle ilgili icraatına da itirazlarına geçecek. O artık iki sayfa kadar devam eden âyetler bütünü. Şimdi ona girersek yarıda kalacak. İnşaallah önümüzdeki hafta o konuya geçeceğiz.

Müslümanlar Kudüs'e doğru dönüyorlardı. Bu bizim eski peygamberleri sevdiğimizi, saydığımızı ve bir ayrım yapmadığımızı da gösteriyor. Ama onlar onu istismar ettiler. "Bak, Muhammed hem bize tenkitler yöneltiyor, hem de bizim Kudüsümüz'e dönüyor!" [dediler.] Sizin Kudüsünüz değil... İbrahim aleyhisselâm'ın, diğer mübarek peygamberlerin makarrı olan, karargâhı olan Kuds-ü Şerîf hepimizin! Bunlar öyle sahiplenince, Peygamber Efendimiz de arzu ettiği için, Cenâb-ı Hak Teâlâ: "Ey Resûlüm, yönünü Kâbe-i Müşerrefe'ye döndür!" dedi. Ondan sonra da artık onlar yine yeni yeni itirazlara başladılar. Neler dediler, ne gibi itirazlarda bulundular, bunların cevapları nedir, önümüzdeki sohbetimizde inşaallah bunları anlatırız.

Allah'ın selâmı, rahmeti, bereketi üzerinize olsun...

Cenâb-ı Hakk'ın yoluna sımsıkı sarılın. Bu imtihanlar, bu sorumluluklar sadece bu hitap edilen kimselere değil, bütün âyetlerden hepimiz kendi dersimizi almalıyız. "Müslümanım" diyen insan da Resûlüne ittibâdan ayrılmışsa bu duruma düşmüş demektir. Sen kendini Resûlullah'la hizalayacaksın. Nasıl duvarın doğru olması için iki tarafına, doğru noktalarına kazığı çakıp, gergin bir ip ile gerip hiza bozulmasın diye tuğlayı öyle örüyorlarsa, nasıl yukarıdan çekülü sarkıtıp duvarın tuğlalarını 'tak tak' vurarak, içeriye alarak ona göre hizaya getiriyorlarsa; ey müslüman kardeşim, sen de kendini Resûlullah'a bakarak hizaya getireceksin.

"Nasıl bakayım Resûlullah'a?"

Resûlullah Efendimiz'in sünnet-i seniyyesini okuyacaksın, aynen uygulayacaksın. "Allah'ın âhir zaman Peygamberi, habîbi, sevgilisi, en hâlis muhlis kulu, en güzel ahlâka sahip olan Muhammed-i Mustafâsı şöyle yapmış, ben de onun için böyle yapıyorum." diyeceksiniz.

Ayıp değil mi, yazık değil mi, yanlış değil mi? Allah'ın en sevdiği kulun izinden gitmeyip de başkalarının yalan yanlış yollarına yönelmek, başkalarının izinden gitmek; âciz nâçiz, yalan yanlış, bozuk düzenlerinin peşinde gitmek çok yanlış değil mi?

Avrupa'da bir moda çıkıyor; hadi peşinden... Fikir sahasında bir yeni zıpırlık çıkıyor; hadi peşinden... Giyim, kuşam, saç, baş, bir yeni usul çıkıyor; hadi peşinden... Kimi taklit ediyorsun sen? Sen müslüman değil misin?

"Elhamdülillah müslümanım!"

Kur'an'a inanmıyor musun?

"Nasıl inanmam; elhamdülillah inanıyorum! Lâ ilâhe illallah Muhammedün Resûlullah..."

O zaman Resûlullah'a uyacaksın. Allah'ın rızasını kazanmak istiyorsan, cennete girmek istiyorsan, cennete giden bir tek yol var: Şâh-râh-ı kübrâ, geniş bir cadde-i kübrâ... O nedir?

Peygamber Efendimiz'in yolu... Ümmet-i Muhammed'in salihlerinin gittiği geniş yol... Çok geniş yol, dümdüz yol... Cenâb-ı Hak dosdoğru yolu, sırat-ı müstakîmini çizmiş, tâ ucunda Cennet-i Âlâ'nın mübarek köşkleri pırıl pırıl parlıyor. O yolu bırakıp da insan sağa sola, uçurumlara kayar mı, düşer mi, sapar mı; yanlış yollara gider mi?

Gitmemeli!

İşte o eski ümmetler böyle yapmışlar. Sizler de bu duruma düşmeyin, böyle yapmayın. Siz aklınızı başınıza toplayın, kıssadan hisse alın, olaydan ibret alın; yanlışlıkları tekrarlamayın, düzeltin.

İnşaallah biz böyle hakkı söylemeye, doğruyu öğretmeye devam edelim. Siz de duyduklarınızı etrafa anlatarak hakka yardımcı olun. Cenâb-ı Hakk'ın yolunda yürüyün. Efendimiz'in sünnetini ihyâ edenlere yüzlerce şehit sevabı var, o sevapları kazanın. İslâm'a hizmet edin. Kendiniz iyi müslüman olun, kendinizi kurtarın; İslâm'a hizmet edin, başkalarını kurtarın. Böylece iki cihanda en yüksek mertebelere nâil olun.

es-Selâmu aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
001.Kur an-ı Kerim in Faziletleri
19.09.202434 dk 51 sn
002.Kur an-ı Kerim Tefsirine Giriş
26.09.202450 dk 30 sn
003.Besmele Hakkında
03.10.202450 dk 39 sn
004.Euzü Besmele
10.10.202428 dk 36 sn
005.Fatiha (1 - 2) Hamd ve Senâ
17.10.202450 dk 54 sn
006.Fatiha (3) Allah Rahmân ve Rahîm dir
24.10.202440 dk 4 sn
007.Fatiha (4) Hesap ve Cezâ Gününün Sahibi
31.10.202445 dk 20 sn
008.Fatiha (5 - 7) Kulun Rabbinden İstedikleri
07.11.202453 dk 17 sn
009.Bakara Suresine Giriş
14.11.202431 dk 25 sn
010.Bakara (1) Hurûf-u Mukattaa
21.11.202430 dk 37 sn
011.Bakara (2) Kur an-ı Kerim Hidâyettir
28.11.202450 dk 59 sn
012.Bakara (3) Müttakîlerin Vasıfları
05.12.202448 dk 35 sn
013.Bakara (4 - 5) Ehl-i Kitaptan Müslüman Olanlar
12.12.202445 dk 56 sn
014.Bakara (6 - 7) Bile Bile Hakkı İnkâr Edenlerin Durumu
12.06.202546 dk 23 sn
015.Bakara (8 - 10) Münafıkların Halleri
19.06.202533 dk 34 sn
016.Bakara (11 - 13) Münafıkların Fesad Çıkartmaları
03.07.202550 dk 9 sn
017.Bakara (14 - 22) Münafıkların Şaşkınlıkları
10.07.202549 dk 5 sn
018.Bakara (23 - 24) Kur’an-ı Kerim’in Emsalsiz Oluşu
17.07.202557 dk 3 sn
019.Bakara (25) İman Eden ve Salih Amel İşleyenler
24.07.202539 dk 38 sn
020.Bakara (26 - 27) Kur’an-ı Kerim’deki Misaller
31.07.202556 dk 17 sn
021.Bakara (28 - 29) Allah’ı Nasıl İnkâr Edersiniz?
14.08.202546 dk 3 sn
022.Bakara (30) İnsanın Yaratılması ve Melekler
21.08.202546 dk 16 sn
023.Bakara (31 - 33) Adem As’ın Meleklerden Üstün Kılınması
28.08.202536 dk 57 sn
024.Bakara (34) Şeytanın Hz. Adem’e Secde Etmemesi
04.09.202528 dk 18 sn
025.Bakara (35 - 36) Adem As’ın Cennete Girmesi ve Çıkması
11.09.202535 dk 13 sn
026.Bakara (37 - 39) Hz. Adem’in Tevbesinin Kabul Edilmesi
25.09.202532 dk 14 sn
027.Bakara (40 - 43) Ey İsrâiloğulları
24.11.202251 dk 27 sn
028.Bakara (44 - 46) Bildiği ile Amel Etmemek
02.10.202552 dk 39 sn
029.Bakara (47 - 48) Öyle Bir Günden Sakının Ki...
09.10.202541 dk
030.Bakara (49 - 50) İsrâiloğulları’nın Firavun’un Zulmünden Kurtarılması
16.10.202549 dk 12 sn
031.Bakara (51 - 54) Tur-u Sinâ’da Mûsâ As’a Kitap Verilmesi
23.10.202558 dk 47 sn
032.Bakara (55 - 57) İsrâiloğulları’nın “Allah’ı Görmedikçe İnanmayız!” Demeleri...
30.10.202550 dk 40 sn
033.Bakara (58 - 60) İsrailoğulları’nın Bir Şehre Girmeleri
06.11.202539 dk 37 sn
034.Bakara (61) İsrailoğulları’nın Çeşitli Yiyecekler İstemeleri
13.11.202542 dk 15 sn
035.Bakara (62) İman Edenlere Mükafatlar
20.11.202555 dk 6 sn
036.Bakara (63 - 66) Allah’a Karşı Gelmekten Sakının!
27.11.202545 dk 16 sn
037.Bakara (67 - 73) İsrâiloğulları’na Bir Sığır Kesmelerinin Emredilmesi
04.12.202545 dk 2 sn
038.Bakara (74 - 77) İsrailoğulları’nın Kalplerinin Taştan Katı Olması
24.02.202348 dk 36 sn
039.Bakara (78 - 82) Tevrat’ı Değiştirenlere Veyl Olsun!
11.12.202546 dk 28 sn
040.Bakara (83) İsrâiloğulları’na Verilen Görevler
18.12.202555 dk 40 sn
041.Bakara (84 - 86) Kitabın Bir Kısmına İnanmıyor Musunuz?
01.01.202638 dk 58 sn
042.Bakara (87 - 88) Yahudilerin Peygamberlere Karşı Gelmeleri
08.01.202640 dk 48 sn
043.Bakara (89) Bekledikleri Peygamberi İnkâr Etmeleri
22.01.202638 dk
044.Bakara (90) Yahudilerin Küfrü Tercih Etmeleri
10.12.201942 dk 19 sn
045.Bakara (91 - 96) Yalnız Bize İndirilene İnanırız Demeleri
29.01.202647 dk 31 sn
046.Bakara (97 - 98) Yahudilerin Cebrâil As’a Düşmanlığı
05.02.202646 dk
047.Bakara (99 - 101) Fâsıklar İman Etmezler
12.02.202633 dk 42 sn
048.Bakara (101 - 103) Yahudilerin Şeytana ve Sihre Uymaları
15.06.202345 dk 45 sn
049.Bakara (104 - 105) Yahudilerin Müslümanlarla Alay Etmeleri
02.04.202643 dk 12 sn
050.Bakara (106 - 107) Bazı Ayetlerin Neshedilmesi
09.04.202644 dk 17 sn
051.Bakara (108) Yahudilerin Peygamber Sas’den İstekleri
16.04.202633 dk 28 sn
052.Bakara (109 - 110) Ehl-i Kitabın Müslümanları Küfre Döndermek İstemesi
23.04.202642 dk 50 sn
053.Bakara (111 - 112) Ancak Mü’minler Cennete Girecek
30.04.202632 dk 33 sn
054.Bakara (113) Yahudilerle Necran Heyetinin Tartışmaları
13.08.202049 dk 48 sn
055.Bakara (114 - 115) Mescidlerde Allah’ın Zikrine Engel Olmak
07.05.202651 dk 9 sn
056.Bakara (116 - 117) Allah’a Oğul İsnad Edenler
14.05.202646 dk 45 sn
057.Bakara (118 - 119) Bilmeyenlerin Allah Bizimle Konuşsa Demeleri
21.05.202640 dk 40 sn
058.Bakara (120 - 121) Yahudiler ve Hristiyanlar Senden Asla Memnun Olmayacaktır
04.06.202646 dk 15 sn
059.Bakara (122 - 123) İsrâiloğulları’na Verilen Nimetler
11.06.202631 dk 33 sn
060.Bakara (124) İbrâhim As’ın İmtihan Edilmesi
17.09.202054 dk 56 sn
061.Bakara (125) Kâbe’nin Şerefi
18.06.202642 dk 42 sn
062.Bakara (126) İbrâhim As’ın Mekke İçin Duası
02.07.202644 dk 40 sn
063.Bakara (127 - 128) İbrâhim As ve İsmâil As’ın Kâbe’yi Yapmaları
09.07.202637 dk 18 sn
064.Bakara (129) Yâ Rabbi, Onlara İçlerinden Bir Peygamber Gönder!
16.07.202646 dk 57 sn
065.Bakara (130 - 132) İbrâhim As’ın Dininden Yüz Çevirenler
23.07.202654 dk 35 sn
066 Bakara (133 - 134) Ya’kub As’ın Oğullarına Vasiyeti
30.07.202635 dk 11 sn
067.Bakara (135) İbrâhim As’ın Dinine Gelin!
06.08.202639 dk 46 sn
068.Bakara (136 - 138) İslâm Bütün İnsanları Kucaklar
07.12.202333 dk 6 sn
070.Bakara (142) Allah Dilediğine Hidayet Eder
20.08.202637 dk 28 sn
071.Bakara (143) Ümmet-i Muhammed’in Şerefi
28.12.202349 dk 58 sn
072.Bakara (144 - 147) Kıblenin Kâbe’ye Çevrilmesi
27.08.202637 dk 42 sn
073.Bakara (148 - 150) Yüzünüzü Mescid-i Haram’a Çevirin!
03.09.202632 dk 40 sn
074.Bakara (151 - 152) Beni Zikredin, Ben de Sizi Zikredeyim!
10.09.202640 dk 37 sn
075.Bakara (153 - 154) Sabır ve Namazla Allah’tan Yardım İsteyin!
17.09.202631 dk 57 sn
076.Bakara (155 - 157) Belâlara Sabretmenin Karşılığı
24.09.202647 dk 46 sn
077.Bakara (158) Safâ ile Merve
01.10.202646 dk 45 sn
078.Bakara (159 - 162) Hakkı Söylememek, Susmak
08.10.202650 dk 6 sn
079.Bakara (163 - 164) Allah’ın Varlığı ve Birliği
15.10.202647 dk 48 sn
080.Bakara (165 - 167) Mü’minlerin Allah Sevgisi
22.10.202645 dk 51 sn
081.Bakara (168 - 171) Şeytanın Peşinden Gitmeyin
29.10.202651 dk 56 sn
082.Bakara (172 - 173) Helâl ve Haram Rızıklar
25.04.202439 dk 50 sn
083.Bakara (174 - 176) Ayetleri Saklayanların Cezası
18.03.202127 dk 25 sn
084.Bakara (177) Asıl İyilik
01.04.202161 dk 39 sn
085.Bakara (178 - 179) Kim Haddi Aşarsa...
16.05.202429 dk
086.Bakara (180 - 182) Vasiyet Etmek
16.05.202437 dk 13 sn
087.Bakara (183 - 184) Orucun Farz Kılınması
23.05.202440 dk 15 sn
088.Bakara (185) Ramazan Orucu
08.04.202150 dk 11 sn
089.Bakara (186) Allah-u Teàlâ Duaları Kabul Eder
20.06.202455 dk 12 sn
090.Bakara (187) Oruçla İlgili Hükümler
27.06.202466 dk 50 sn
091.Bakara (188) Haksızlıkla Başkasının Malını Yemeyin!
04.07.202444 dk 3 sn
092.Bakara (189) Ay’ın Durumları
11.07.202433 dk 41 sn
093.Bakara (190 - 192) Allah Aşırılığa Sapanları Sevmez
03.06.202150 dk 37 sn
094.Bakara (193 - 195) Kendi Ellerinizle Kendinizi Tehlikeye Atmayın
10.12.201955 dk 44 sn
095.Bakara (196) Haccı ve Umreyi Tamamlayın!
06.06.202457 dk 48 sn
096.Bakara (197) Haccın İncelikleri
13.06.202439 dk 8 sn
097.Bakara (198 - 199) Hacda Ticaret ve Zikir
10.12.201944 dk 22 sn
098.Bakara (200 - 202) Dünyada da, Ahirette de İyilik
18.07.202443 dk 23 sn
099.Bakara (204 - 207) Münafıkları İyi Tanıyın!
25.07.202448 dk 21 sn
100.Bakara (208 - 210) Topluca İslâm’a Girin!
01.08.202441 dk 50 sn
101.Bakara (210 - 212) Dünya Hayatı ve Kâfirler
08.08.202445 dk 19 sn
102.Bakara (213) Ümmet-i Muhammed ve Diğer Ümmetler
15.08.202454 dk 4 sn
103.Bakara (214) Belâlar ve Allah’ın Yardımı
22.08.202440 dk 19 sn
104.Bakara (215 - 216) Allah Yolunda Harcamak
29.08.202442 dk 1 sn
105.Bakara (217 - 218) Fitne Katilden Daha Kötüdür
07.07.202233 dk 53 sn
106.Bakara (219-220) İçki ve Kumar
05.09.202432 dk 11 sn
107.Bakara (221) Müşriklerle Evlenmeyin!
12.09.202438 dk 28 sn
108.Bakara (222 - 223)
10.12.201947 dk 5 sn
Ali İmran (92) Furkan (74) İnfak, Gıpta Edilecek Kimseler, Sadaka Vermek
29.05.202514 dk 54 sn
Ali İmran 98 - 101 - Hristiyanların Allahın Ayetlerine Tutumları
01.05.202528 dk 30 sn
Bakara (104) Rahman (1- 4) Kuranı Öğrenmek, Kıymet Bilmek
10.04.202519 dk 2 sn
Bakara (146) Hicr (2 -3) Doğru İnancın Önemi
24.04.202519 dk 44 sn
Hac (73 - 76) Mü’minun (14) İnsanın Yaratılışı Süreci
22.05.202537 dk 38 sn
İnsan (1 - 31) Dünya Sevgisi
15.05.202525 dk 40 sn
Rahman (5 -13) Her Şeyin Dengeli Olması ve Her Varlığın Secde Etmesi
17.04.202525 dk 25 sn
Tekvir (1-14) Kıyamet Günü Alametleri, Mahşer Anı, Pişmanlıklar
05.02.202531 dk 11 sn
AKRA