İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

067.Bakara (135) İbrâhim As’ın Dinine Gelin!

067.Bakara (135) İbrâhim As’ın Dinine Gelin!
Tefsir Sohbetleri

067.Bakara (135) İbrâhim As’ın Dinine Gelin!

06.08.2026
39 dk 46 sn

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh!

Allahu Teâlâ ve Tekaddes hazretleri cümlenizden razı olsun. Dünya ve âhirette sizleri aziz ve bahtiyar eylesin. Muradlarınıza nail eylesin. İki cihanda mutlu olun, bahtiyar olun, Allah'ın sevdiği kul olun. Âhirette Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e komşu olmayı da Allah nasip eylesin.

Mübarek kelâm Kur'ân-ı Kerîm'in Bakara sûresinin 135. âyet-i kerimesine ulaşmış bulunuyoruz.

Bugünkü sohbetimi 135. âyet-i kerime üzerine yapmak istiyorum.

Bu aynı zamanda birinci cüzün son sayfasının ilk âyeti oluyor. Kur'ân-ı Kerîm otuz cüzdür, otuz bölüme ayrılmıştır. En son cüz Amme cüzü, ilk cüz Fâtiha cüzü. Bu otuz cüzün her birisi on yaprak, yirmi sayfa; toplamı altı yüz sayfa ediyor. Böyle bir bölümleme yapmışlar.

Kur'ân-ı Kerîm'i ezberlemek isteyenler, hafız olacak olacak kimseler bu bölümlemelerde acaba nereden başlasın?

İki ana usul var:

Birisinde cüzün en son sayfasından başlanıyor. En son sayfa ezberleniyor; ondan sonra ikinci cüzün en son sayfasına geçiliyor, ondan sonra üçüncü cüzün… Böylece otuz cüzün en son sayfaları ezberleniyor. O bitince otuzuncu cüzden sonra tekrar birinci cüzün sondan bir evvelki sayfasına geçiliyor. Yeni ezberlenen sayfaya "çiğ" deniliyor. Diğer sayfayı daha önceden ezberlemişti ama arada otuz sayfa ile ezberleme çalışması geçtiği için tabii zihin ilk ezberlediği kuvvette değil. Önceden ezberlenmiş olanı tekrarlamaya da "pişirmek" deniliyor. Onu birinciyle beraber bir daha okuyunca bu sefer iki sayfa olmuş oluyor. Biri çiğ, birisi pişmiş oluyor. Aynı şekilde ikinci cüzde, üçüncü cüzde hep en son sayfadan bir önceki ezberleniyor.

Mesela hafıza soruyorsun:

"Evladım, yavrum, aferin, mâşaallah, Allah'ın kelâmını ezberliyorsun. Nasıl gidiyorsun?"

"Efendim, ikinci sayfadan gidiyorum."

Ne demek?

Her cüzün sonundan iki sayfa ezberliyor; birisi çiğ, ikincisini pişiriyor. Sondan başlayarak başa doğru gelip gelip en sonunda ilk sayfaları ezberlemek şeklinde oluyor. Bu güzel. Böyle olduğu zaman iyi bildiğini sonraya almış oluyor, bilmediğini öne almış oluyor. Başlangıç bakımından tersten başlamış gibi oluyor ama ezberleme bakımından doğru gitmiş oluyor.

Bazıları da ilk sayfadan ezberletiyorlar, sonra onun arkasındaki ikinci sayfayı ezberletiyorlar. Tabii otuz cüz bitip başa gelince mesela üçüncü sayfaya geldiği zaman ilk baştaki iki sayfayı pişirme yapıyor, ondan sonra çiğe geçiyor. Kimisi öyle yapıyor kimisi öyle yapıyor.

Bu sayfa, birinci cüzün son sayfası. Umumiyetle bizde hafızlar ezberlemeye buradan başlarlar. Siz de inşaallah ezberlemeye buradan başlayın!

Kur'ân-ı Kerîm'den her gün bir âyet ezberlerseniz senede 365 âyet eder, iki-üç senede bu iş biter! Devamlı çalışmak, yaptığı bir çalışmayı, güzel çalışmayı hiç bırakmadan devam ettirmek, kesmemek, yorulmamak, yılmamak, geri dönmemek, yarışı yarıda bırakmamak; bu çok güzel bir sıfat, güzel bir haslet! Azimli, iradeli, olmak iyi bir vasıf!

Böyle devam etti mi iki-üç senede Kur'ân-ı Kerîm-i ezberleyecek, ne kadar güzel!

İki seneler, yirmi seneler, kırk seneler, elli seneler geçiyor da maalesef Allah'ın güzel kelâmı hakkında bir özel çalışma yapılmadığı için pek çok müslüman ümmî olarak gâfil ve cahil olarak göçüp gidiyor. Arapça bilmez, Kur'an okumasını bilmez, ezber bilmez. "Bir aşır oku!" dersin, okuyamaz.

Medine-i Münevvere'de Abdülvehhâb el-Fakih diye bir zât-ı muhterem. el-Fakih soyadlı bir aile var, bizim dedelerimizi, Türkler'i çok seviyorlar. Câfer el-Fakih diye bir başka yüksek görevlerde bulunmuş bir ağabeyi veya kardeşi de vardı. Orada bir otel çalıştırıyor. Belki daha başka işleri, ticaretleri de vardır. Esnaftan bir kimse. Resmî bir sıfatı olan bir kimse olarak görünmüyor.

Bizi evine, bahçesine davet etti. Medine-i Münevere'nin de bütün eşraf ve âyanını, hocaefendileri ve sâireleri çağırdı. Bahçesini görmüş olduk, hurmalıklar arasında Medine'nin güzel bir gecesini geçirmiş olduk. Geniş teşkilat da yapmış, o kadar kalabalığı güzel ağırlayabilecek imkânları var. Zengin, varlıklı bir mübarek zât.

Benim asıl söylemek istediğim;

"Haydi, bir Kur'an oku!" dediler. O kadar güzel Kur'ân-ı Kerîm okudu ki orada hocalar var, hafızlar var, ilim irfan sahibi çok [kimseler var]. Onların arasında, herkesin takdirini kazandı. Hayret ettiler. Doğrudan doğruya mesleği din ilmi olmayan bir kimsenin, âdabına uygun ve bu kadar güzel bir şekilde Kur'ân-ı Kerîm okuması hepsinin hoşuna gitti. Benim de çok hoşuma gitmişti.

Demek ki olabilir, azmederse çalışırsa severse olur!

Hadîs-i şerîfte geçiyor ki Allah'ın dünya üzerinde, bizim bildiğimiz varlıklar içinde en çok sevdiği şey kelâmıdır! Allah'ın kelâmı yedi kat semavâttan ve arzdan, semâdaki ve arzdaki tüm yaratıklardan, her şeyden daha sevgilidir! Allah'ın kelamını sevmek de Allah'ın sevgisini cezbeder! Onun için Kur'ân-ı Kerîm Kur'ân-ı Kerîm'i sevin diye ilgi artsın diye sohbetleri yapıyoruz!

Çok kimse de maalesef, Kur'ân-ı Kerîm'i okusa bile mânasını bilmiyor. Bilmeye de yanaşmıyor veya çok muazzam bir yük olarak gördüğü için altına girmekten korkuyor. Böyle gidiyor. Yanlış. Yıllanmış, yayılmış, yaygınlaşmış yanlışlarımız var; bunu bozmalıyız!

Her gün bir âyet ezberlemeye lütfen söz verin! Her gün bir âyet ezberleyin, bakın kısa zamanda neler [öğrenirsiniz]!..

Ama öğrendiğinizi sağlam öğreneceksiniz, unutmayacaksınız. Artık hem sözlerini öğrenirsiniz hem tefsirine bakarsınız mânasını öğrenirsiniz. O zaman kısa zamanda Allah'ın kelâmını bilen, her şeyi güzel kavramış, dinde fıkıh sahibi, fakih olmuş, dinde ilim irfan, derin bilgi sahibi olmuş [oluverirsiniz].

Râsihûne fi'l-ilm zümresinden bir kimse oluverirsiniz.

Olabilir, tüccar da olabilir esnaf da olabilir çiftçi de olabilir memur da olabilir. Bizim Gerede'de tanıdıklarımız vardı, ziyarete giderdik. Ankara-İstanbul yolculuklarında, [Mehmed Zahid Kotku] Hocamız'ı ziyarete giderken durak yerimiz, ihvanımızdan kimseler vardı. Onlar vasıtasıyla tanıştığımız kimseler vardı. Manifaturacı, fıkıhta çok yüksek bir insan. Manifaturacının Türkçesi nedir diye düşünelim:

Bezzâz; bez, dokuma çeşitleri satan bir kimse. Ama kendini vermiş. Çünkü Gerede'de bir ara birçok mübarek alim yetişmiş. Alim oğlu alim oğlu alim; o da talebelerini iyi yetiştirmiş, esnaf da olsalar çiftçi de olsalar dini öğrenmişler.

Birinci cüzün son sayfasının başı olduğundan bu sözleri söyledim. Bu sözlerin özeti şu:

Madem buraya geldik, Kur'ân-ı Kerîm'in ezberine burayı ezberlemekten başlayın! Karınca kararınca yürürsünüz, bir zaman gelir maksada vasıl olursunuz, muradınıza erersiniz.

Bakara sûresinden 135. âyet-i kerime:

Ve kâlû kûnû hûden ev nasârâ tehtedû kul bel millete ibrâhîme hanîfen ve mâ kâne mine'l-müşrikîn.

Arapça bilgimizle kelimelerin ne anlama geldiğini nakledelim:

Kâlû. "Dediler ki…"

Kûnû. "Olunuz!"

Bu da emir. Kâlû, mâzî; kûnû emir; birisi geçmiş zaman birisi emir.

Kûnû hûden ev nasârâ. "Yahudiler olunuz yahut nasrânîler olunuz."

Yahudiler olun, hristiyanlar olun, dediler.

Kime dediler?

Müslümanlara diyorlar. Peygamber Efendimiz'in ashâbına diyorlar. Peygamber Efendimiz'in kendisine diyorlar.

Tehtedû. "İşte o zaman hidayet üzere olmuş olursunuz, doğru yolda olursunuz." diye böyle söylemişler.

Kul. "Ey Rasûlüm, de ki…"

Bel, "Öyle değil, aksine, bilakis…" demek.

Bel. "Bilakis sizin dediğiniz gibi değil, tam aksine!" Millete ibrâhîme hanîfâ. "Yahudiler olarak nasraniler olarak yaşamak değil, İbrahim'in dinine hanif olarak girmiş olunuz; o zaman hidayette olmuş olursunuz!" diye Allah bunu demesini Peygamber Efendimiz'e emrediyor.

Ve mâ kâne mine'l-müşrikîn. "İbrahim aleyhisselam müşriklerden olmadı, şirke düşmedi; o hanifti."

Hanif olan İbrahim aleyhisselam'ın dini üzere olmak esastır. Sizin teklif ettiğiniz doğru değildir. Tarafgirliktir, hakkanî bir söz değildir, demiş oluyor.

Bu âyet-i kerîmenin sebeb-i nüzulü [nedir]?

Sebeb-i nüzul ne demek?

Bir âyet-i kerimenin inmesini gerektiren olay; ne olmuş da bu âyet-i kerime nâzil olmuş, sebeb-i nüzul bu!

İbn Abbas radıyallahu anh diyor ki;

Abdullah b. Surya el-A'ver, kör gözlü Abdullah b. Surya isimli birisi.

"Kör gözlü" dediğim, a'ver, "şaşı" demek. Demek ki sıfatı öyleymiş. Her insanın bir sıfatı oluyor. Mesela "Uzun Hasan" diyoruz veyahut "Topal Ahmet" diyoruz veyahut "Kör filanca" diyoruz, onun gibi.

Abdullah b. Surya isimli, A'ver, şaşı lakaplı kişi, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'e bir konuşmada;

Men hüdâ illâ mâ nahnü aleyhi. "Hidayet, doğru yol ancak bizim üzerinde olduğumuz yoldur." Fettebi'nâ. "O hâlde sen bize tâbi ol yâ Muhammed!" Tehted. "O zaman sen de hidayet üzere olmuş olursun." diye Peygamber Efendimiz'e böyle bir teklifte bulunmuş.

Bizim halkımızın içinde halk bazen böyle bir mânayı güzel bir çerçeve içerisinde güzel ifade eder. Mesela;

"Kimse ayranım ekşi demez." Herkes "Benim ayranım tatlı." der, kendisinin yolunu metheder, kendisini, kendisinin yolunu beğenir, işini beğenir, böbürlenir.

Hak neyse doğru olan neyse onu söyleyip ona tâbi olmak yüksek insanların şiarıdır. İnceleyip; "Tamam kardeşim, sen haklıymışsın, ben haksızmışım! Ben hakkı kabul ediyorum." demek çok yüksek bir fazilettir. İnsanlar her zaman böyle faziletli olamıyorlar. Bazen tarafgir oluyorlar, inatçı oluyorlar.

Yine halk tabiri. Ben seviyorum, çünkü anlatım gücü çok yüksek.

"Uçsa da keçi uçmasa da keçi!.." hikâyesi var. Onun gibi, iş inada biniyor.

İki Karadenizli uzakta, kayanın üstünde bir karaltı görmüş. Uzakta, kayalığın ucunda bir karaltı. Bir tanesi demiş ki;

"Keçiye bak, kayanın ta ucuna kadar çıkmış?"

Ötekisi demiş:

"Kardeşim o keçi değil, kartal. Büyük bir kuş, sen yanılıyorsun!"

"Yok canım, keçi. İşte bak, gözünü iyice dik, dikkatli bir şekilde bak, bu keçi."

Ötekisi kartal demiş, bu keçi demiş.

Tabii bu uzaktan anlaşılmıyor. Ama olacak bu ya, kartalmış demek ki uçmuş, kanatlarını açmış, boşlukta süzülmüş gidiyor.

Tamam, belli ki keçi değil, keçi uçamaz. Bu sefer kartal diyen demiş ki;

"Bak gördün mü? Kartalmış, kayalıktan uçtu, kartal olduğu belli oldu."

Ötekisi de işi inada bindirdi ya;

"Uçsa da keçi uçmasa da keçi!" demiş.

Bu neyi gösteriyor?

Gerçekler kendisine ispat edildiği hâlde bazı insanlar inadı bırakmıyorlar. Kendi yanlış fikirlerini ısrarla savunuyorlar. Yanlış. Bu çıkmaz bir yol. Böyle bir tutumla ne ilim ilerler ne irfan ilerler, ne adalet olur ne hakkaniyet olur.

Ne olması lazım?

Haksız olanın haksızlığını anlaması, kabul etmesi lazım; haklı olanın da takdir edilmesi lazım, beğenilmesi lazım!

Peygamber Efendimiz'e böyle bir sözü söylemiş.

Eski bütün peygamberler, onların tâbi olduğu Musa aleyhisselam, İsa aleyhisselam, İbrahim aleyhisselam, İsmail aleyhisselam veyahut İshak aleyhisselam kitaplarında; "Âhir zamanda bir peygamber gelecek, o Allah'ın sevgili peygamberi olacak, İbrahim aleyhisselam'ın neslinden olacak!" diye bildirmişler. Bunlar onların kitaplarında bilinen şeyler, yazılan şeyler ve kendilerinin de beklediği bir husus.

Allah'ın en sevgili kuluna bu sözü söylüyorlar:

"Sen bizim yolumuza gel!"

Peki, ama sen bu yola gel! Sen bu Allah'ın en sevgilisinin yoluna gel! Niye öyle yapmıyorsun?

Hristiyanlar da Peygamber Efendimiz'e buna benzer bir sözü söylemişler. Bunun üzerine Allahu Teâlâ hazretleri anlatımını yapmakta olduğumuz bu âyet-i kerimeyi indirmiş.

Bel, burada bir edattır;"Hayır öyle değil, aksine, tam aksine, bilakis…" demek.

Millete ibrâhîme. "İbrahim'in milleti."

Buradaki millet kelimesi bizim bugün kullandığımız millet kelimesinden farklı. Burada millet "din" mânasına geliyor. O "İbrahim'in dini" demek. Yoksa insanlardan müteşekkil, ulusu teşkil eden insan topluluğu mânasına değil.

"Bilakis, hanif olarak İbrahim'in dinine girin!"

"Hanif" kelimesi üzerine çeşitli izahlar yapılmış.

İbn Kesîr tefsirinde deniliyor ki;

Ey müstakimâ! "Dosdoğru, dosdoğru kişiler olarak hiç eğikliği olmayan kişiler olarak İbrahim'in dinine tâbi olunuz, o zaman hidayet üzere olunuz. Siz de gelin, oraya girin! Çünkü İbrahim de sizin hürmet ettiğiniz, Abraham dediğiniz peygamberiniz. Ona tâbi olunuz!" diye "Ey Resûlüm, sen öyle teklif et!" diyor. Hanîfâ'dan maksat müstakîmâ mânâsına.

Mücâhid rahmetullahi aleyh demiş ki;

Muhlisâ; "İhlâslı bir kişi olarak ihlâs ile İbrahim'in dinine girmiş kimseler olun! Çağırdığınız yol doğru değil. Çünkü siz zaten İbrahim aleyhisselam'ın, İshak aleyhisselam'ın, kendi peygamberlerinizin öğrettiklerini tam tespit edememişsiniz. Kaybolmuş, ortaya yanlış inançlar çıkmış. Kendi aranızda da yüzlerce mezhep çıkmış. Hangisinin doğru olduğu kendi aranızda münakaşa ediliyor. "Onlara; 'En iyisi öyle değil de asla, asıl kaynağa dönün, İbrahim aleyhisselam'ın dinine ihlâslı olarak girin!' de!" diyor. Hanif, muhlis mânasına [kullanılıyor.]

İbn Abbas'tan ilginç bir rivayet de;

"Buradaki hanîfen demek, hâccen, hacı olarak, haccetmiş olarak [demek]."

Bu izaha Hasan-ı Basrî, Dahhâk, Atiyye ve Süddî de katılmış. Hâlbuki biz o mânayı burada okumasaydık hiç [aklemezdik.] Çünkü el-Hanîf demek, ellezî yestakbilü beyte bi-salâtihî. "Namazında Beytullah'a dönen…" mânasına.

Aslında lügat mânâsıyla hanif kelimesi, "meyleden, temayül eden" demek. Beytullah'a temayül eden olduğu için, "Haccederek Beytullah'a yönelerek İbrahim'in dinine girin!" denmiş oluyor. "Gücü yeterse haccetmek niyetinde olarak!.." mânasına.

Mücâhid ve Rebi' b. Enes rahmetullahi aleyh;

"Hanîfâ'dan maksat müttebian demek; ittibâ ederek, uyarak, emir tutarak, söz dinleyerek…" mânasına.

Ebû Kılâbe demiş ki;

el-Hanif demek: Ellezî yü'minü bi'r-Rusûli küllühüm min evvelihim ilâ âhir.

Araplar arasında bazı kimseler hanif diye isimlendirilirdi. Peygamber Efendimiz'in asr-ı saadetinde veya ondan biraz önceki devrede kullanılan bir kelimeydi. "Falanca haniflerdendi." demek, "Müşriklerden değildi, eski peygamberlerin hepsine inanan, hepsine saygılı olan…" mânasına [gelirdi.]

Öyle kimseler vardı. Bunlar İslâm gelmeden evvel, evvelinden âhirine kadar bütün peygamberlere inanmış, geniş görüşlü, makbul kimselerdi. Peygamberlerin evveli Âdem aleyhisselam, âhiri Peygamberimiz Muhammed-i Mustafâ; aleyhimü's-salavâtü ve't-teslîmât, hepsine salât ü selâm olsun, "hepsine birden inanan" demek oluyor.

Tabii bu hakkâniyeti kabul etmekten, hakka mütemayil olmaktan doğan bir davranış. Herkes böyle yapmaz, birisini tutar ötekisini reddederse o da Allah'ın sevgili kulu! Sen bunu tutup ötekisini reddedince Allah'ın sevmediği bir işi yapmış oluyorsun. O zaman bindiğin dalı da kesiyorsun! Çok yanlış oluyor. O da Allah'ın peygamberi ise bu da Allah'ın Peygamberi ise ikisinden birini tutup da ötekisine düşmanlık etmek, Allah'ın sevmediği bir şey! En iyisi haniflik, hepsini kabul etmek!

O zaman, o teklif eden kimselere, "Bütün hepsini kabul eden bir kimse olarak İbrahim'in dinine gelin, ona girin! O zaman hidayet üzere olursunuz." cevabı verilmiş oluyor.

Katâde demiş ki;

"Araplar arasında hanif kelimesinden yâ-yı nisbet ile hanîfiyye, haniflik kelimesi kullanılıyor."

Bu ne demek?

Şehâdetü en lâ ilâhe illallah. "Allah'tan başka ilah olmadığına şehadet etmek!" demek.

Arapların Kâbe'yi putlarla doldurduğu cahiliye devrinde, Arabistan'da bu putların bir işe yaramaz, bâtıl inanç mahsulü, faydası zararı olmayan taş parçaları olduğunu bilen ve yüce Allah'a inanan insanlar da vardı. Aklı başında, dengeli, hakka mütemayil, doğruyu söyleyen, Allah'ın bir olduğunu, ondan başka ilah olmadığını bilen; insanların şekil verip yontup da karşısına dikip de tapındıkları şeylerin âciz olduğunu, onlardan bir şey istemenin de yanlış olduğunu bilen insanlar vardı.

Eski cahiliye devrinde, cahiliyeci Araplar, cahil Araplar mesela tahrimü'l-ümmehât ve'l-halât ve'l-benât anneleriyle evlenirlermiş, teyzelerle, halalarıyla, kızlarıyla evlenirlermiş. Allah'ın haram kıldığı şeyleri haram bilen ve sünnet edilmeyi kabul eden kimseler varmış. Haniflik bu!

İbrahim aleyhisselam öyle bir kişi, öyle mübarek bir kişi ki Allahu Teâlâ hazretleri onu kendisine halil seçmiş. Halîlullah, Allah'ın halili.

Halil ne demek?

"Sırdaş, birbirine iyice sarmaş dolaş olup esrarına aşina olan samimi dost." demek. İnsanın mesela bir tane tam dostu olur, gider her şeyi onunla konuşur, dertleşir. Benim en samimi arkadaşım bu, der. O onun için canını verir, o onun için canını verir. Canını vermese bile fedakârlık yapabilir. İşte böyle kimselere halil derler. Aralarından su sızmıyor, sadece yedikleri içtikleri ayrı gidiyor; başka her şeyleri beraber, birbirlerine çok muhabbetliler.

Bu sıfat, önemli bir sıfat. Aslında abdest alırken mesela elini yıkadığı zaman "parmakları hılallemek" diye bir tabir var. Hı harfi ile, iki gözlü he ile değil. Hilâl değil, o "Ay'ın ince hâli" demek.

Elin parmaklarını, öteki elin parmakları arasına sokup sıvazlamak, böylece parmak aralarında su girmemiş kısım bırakmamak. Parmak aralarına öteki elin parmaklarını soktuğu için birbirinin arasına girmiş oluyor. Parmakların birbirine girmesinden dolayı buna abdestte "hılallemek" deniyor. Su iyice parmak aralarına girsin de abdest tamam olsun, diye yapılan bir işlem.

"Halil kelimesi de böyle sırdaş, her türlü iç yüzüne, esrarına aşina, samimi arkadaş." demek.

Allah İbrahim aleyhisselam'ı öyle sevmiş ki!.. Ama çok denemiş. Allahu Teâlâ hazretleri ne teklif ettiyse o da samimiyetle, "Pekiyi yâ Rabbi!" diyerek yapmış. Ne kadar zor, ne kadar meşakkatli, ne kadar yüreği yakan, içini sızlatan şey olsa bile!

Mesela Allah emrediyor; sevgili hanımını, sevgili çocuğuyla beraber [götürüp bırakıyor].

"Götür bunları Hicaz'da, şu beldede, şu dağların arasındaki ekin bitmez vadiye bırak, gel!" diyor.

İnsan kendi sevdiği hanımını, sevdiği yavrusunu [nasıl bırakır]? Uzun zaman çocuğu olmamış, sonra olmuş; bu çocuğu oraya bırakmak nedir?

Büyük fedakârlıktır! Allah emretti, diye hemen yapıyor. Bu bir imtihan kazanmak işte!

İbrahim aleyhisselam İsmail aleyhisselam'ı çok seviyor, yanlarına geliyor gidiyor. Rüyasında "Bunu keseceksin!" diye işaret ediliyor. Tabii Enbiyâullahın, Allah'ın peygamberlerinin rüyaları ciddidir. Çünkü onlar vahyin bir çeşididir, onlar o surette Allah'ın emirlerini alırlar.

Rüyada İsmail aleyhisselam' ı kesmesi emrediliyor. O da gidiyor, İsmail aleyhisselam'a açıkça söylüyor:

"Evladım, rüyamda seni kesmem emrolundu, seni kesiyor görüyorum; ne dersin bu işe?" diye soruyor.

O Halîlullah samimiyetle bunu söylüyor ve yapacak. İsmail aleyhisselam da o Halîlullah'ın mübarek evladı. O da diyor ki;

Yâ ebetif'al mâ tü'merü. "Babacığım madem Allah öyle emrediyor, Allah'ın emrettiğini yap!"

Setecidünî inşâallâhu mine's-sâbirîn. "İnşaallah ben bu işi yaparken sabredebilirim, sabredenlerden olurum. İnşaallah beni sabırlı, bu işe engel olmaya kalkmayan bir insan olarak görürsün." diyor.

Bu da çok büyük bir şey, bu da bir imtihanı kazanma, bu da güzel! Kendinizi onların yerine koyarsanız anlayabilirsiniz.

İbrahim aleyhisselam Babil'de kavminin içinde, kavmi putlara tapıyor; o, putlara tapmıyor. Babası, babalığı Azer -asıl babası değil diyenler var- put yapıyor. [İbrahim aleyhisselam];

"Babacığım, konuşmayan, yemeyen içmeyen, sana faydası zararı olmayan şeyleri, taşları yontuyorsun put yapıyorsun, yapma böyle!.." diyor, nasihat ediyor.

Hakkı yapıyor [seçiyor,] Allah'ın sevdiği işi yapıyor, yanlış inanca sapmıyor. Allah oradan seviyor.

Allah şirke sapmayı, dalkavukluğu, yalana dolana rıza göstermeyi sevmez. O da rıza göstermiyor. Hatta tüm Babil halkına muhalefet ediyor, bütün kavim karşısında o, doğruyu söylüyor. Bunlar imtihanı başarmaktır.

İmtihanları başarmış, Allah da Halîlullah eylemiş.

Ve mâ kâne mine'l-müşrikîn. "İbrahim aleyhisselam hanif idi."

Hanîfen müslimâ. "Kendisini Cenâb-ı Hakk'a teslim etmiş, bir mübarek, numûne-i imtisâl. Örnek alınacak, peşinden gidilecek bir ruhanî, mübarek, çok büyük insan; asla müşriklerden olmamıştı."

Müşriklerin arasında yetişip de müşriklerden olmamak, çok güzel! Bu devirde insanlar mü'minlerin arasında yetişiyor da müslüman anneden, babadan, dededen, nineden, soydan soptan geliyor, sülâlesinde ne kadar mübarek insanlar var da kendisi imanını koruyamıyor; küfre düşüyor veyahut kötü huylara, kötü alışkanlıklara düşüyor. İnançsızlığa, inkâra düşüyor veya kıpkızıl, kapkara, kaskatı oluyor, kalbi taş gibi oluyor, âhireti mahvolup gidiyor.

Ama o müşriklerin arasında mü'min olmuş, ne kadar büyük güzel bir vasıf! İşte yol İbrahim aleyhisselam'ın yolu!

İbrahim aleyhisselam'ın yolu nedir, diye kısaca özetlemek gerekirse;

Allah'a şirk koşmamak, Allah'tan gayrıya tapmamak, inançta yanlış yola sapmamak! Doğruyu dosdoğru yapmak, kınayanın kınamasından korkmamak! Doğru inancı anlatmaya, savunmaya, yaşamaya, yaşatmaya, yaymaya çalışmak!

İbrahim aleyhisselam'ın yaptığı bu! Çok büyük bir gayretle, çok büyük bir azimle yaptığı şeydir bu! Gidilecekse ona gidilecek!

Sonra İbrahim aleyhisselam öyle bir şey ki matematikte bir şey vardır: En küçük ortak kat!

Dünya üzerinde Musa aleyhisselam gelmiş, Allah'ın peygamberi, mübarek insan, hak dinin hak peygamberi. Aleyhisselam, başımızın tacı, kalbimizin üstünde yeri var, sevdiğimiz bir insan. Hakkı anlatmış, vefat etmiş, gitmiş.

Ondan sonra insanlara İsa aleyhisselam gelmiş. Onun da bağrımızda, sağ yanımızda yeri var, sevdiğimiz mübarek bir insan, aleyhi's-salâtü ve's-selâm.

Geçen gün kardeşlerden birisi, ben fakir kardeşinizi rüyasında onunla beraber görmüş, ne kadar sevindim.

"Aman, rüyanı yaz gönder bana! Ben böyle şeyleri saklıyorum, saklamayı seviyorum." dedim.

İsa aleyhisselam'ı seviyoruz, hepimiz çok severiz. Musa aleyhisselam'ı çok severiz. Onları taraftarları da onları seviyor ama onların sevgisi diğer [peygamberlerle] ayrı olmaya yöneltince olmuyor.

O zaman herkesi toplayan kim var?

Allah'ın bize emrettiği ne kadar güzel, gösterdiği ne kadar güzel! İbrahim aleyhisselam, buyurun! Haydi, madem sizin de gönlünüz olsun, sizin dediğiniz olsun diyelim, siz de hiç itiraz etmeyin!

İbrahim aleyhisselam'ı peygamber olarak bilmiyor musunuz?

Biliyorsunuz.

Sevmiyor musunuz?

Seviyorsunuz.

Ahd-i Atik'te, Ahd-i Cedid'de, Bible da, Tora da, Tevrat'ta, İncil'de İbrahim aleyhisselam mübarek bir insan olarak zikredilmiyor mu, siz de onu sevmiyor musunuz?

Seviyorsunuz.

Çocuklarınıza Abraham ismi koymuyor musunuz?

Koyuyorsunuz.

Amerika'nın reisicumhurlarından birisi Abraham Lincoln vs.

Tamam işte, gelin onun yoluna gidin! Çünkü madem ondan sonra insanlar başka yollara sapmışlar, başka inançları dinlerine katmışlar; ayıklama yapalım, doğru olanı bulalım, doğruya uyalım!

Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem;

"Ben İbrahim aleyhisselam'ın yoluna uydum." diyor. Onun gibi şirkin karşısında, onun gibi tevhidi müdafaa eden, onun gibi hakka meyilli, onun gibi ihlâslı, müstakîm, onun gibi bütün peygamberleri kabul eden [bir inanç]!

Ne kadar güzel bir en küçük ortak kat! Hepimizi birleştiren ne kadar güzel bir zât!

Cenâb-ı Hakk'ın Peygamber Efendimiz'e bu teklifi ne kadar güzel! Biz de bu teklife ne kadar can ü gönülden bağlıyız.

Bel millete ibrâhîme hanîfâ.

Evet, hepimiz hanif olarak İbrahim aleyhisselam'ın yolundayız; ne kadar güzel! Buna onların da itiraz etmemesi lazım ötekilerin de itiraz etmemesi lazım! Bizleri birleştiren, cihanı kurtaracak olan yol bu!

Yirmibirinci yüzyıla girdik, hayret edeceksiniz: Bir içtimaî ilimler alimi olarak âcizane benim görüşüm, iş din savaşlarına doğru, sanki haçlı ruhuna doğru gitti! Gördük işte Balkanlar'da, Kafkasya'da ve sâirede yapılanlar [o anlayışın sonucu]! 1200'lü yıllarda, bundan altı yedi asır önce asırlarca milletleri, devletleri, ülkeleri sarsmış olan taassup, şimdi yirminci yüzyılda [yine ortaya çıktı]!

Hani insan hakları, hani birleşmiş milletler, hani uluslararası kurallar ve sâireler?

İnsanlar taassupları körüklenerek başka taraflara gidiyorlar ve her yerde kan gövdeyi götürüyor. İnanç ayrılıkları körüklenerek kan gövdeyi götürüyor.

Ülkemizde de öyle oldu. Biz tüm kardeşlerimizi, "Sen Arnavut'sun, sen Boşnak'sın, sen Kürt'sün, sen Türk'sün…" demeden bağrımıza bastık. Onlar da bizi bağırlarına bastılar, kardeş kardeş yaşıyorduk. Sonradan çeşitli ihtilâflar çıkartanlar, milletleri bölmek için böyle şeyleri yapıyorlar. Kan döküyorlar! Binlerce insanın kanı dökülüyor, yuvalar yıkılıyor, canlar yanıyor!

İbrahim aleyhisselam'ın yolu, birleştirici bir teklif olarak ne kadar güzel bir şey! O zaman herkes kendisinin inancındaki yanlışlığı ayıklar, yanlış yoluna başkalarını da çağırmaz.

Ben senin yanlış yoluna niye uyayım? Senin yolunun yanlışlığını çok açık seçik olarak görürken niye uyayım?!..

İbrahim aleyhisselam'ın hiçbir kusuru yok, çok meziyetleri ortada. Tamam, hepiniz gelin orada birleşelim!

Şimdi Türkiye'de de diyorlar ki;

"İyi insanlar birleşsin!"

"Tamam, birleşsin; nerede birleşelim?"

"Benim yanıma gelin, benim yanımda birleşelim!"

"İyi ama kardeşim, iyisin hoşsun da senin şu kusurun var bu kusurun var…"

"Tamam, biz birlik beraberlikten yanayız, herkes benim yanıma gelsin!"

O zaman birlik beraberlik olmuyor, ayrıcalık oluyor. Sen senden olmayan insanlarla uyumu nasıl sağlayabileceksin, gel bakalım onu konuş!

Sen "Benim yolum doğru!" diyorsun, o da "Benim yolum doğru!" diyor; ne olacak?

Bunun için ne yapmışlar?

Kimse kimsenin inancına karışmasın, inanç hürriyeti olsun, demişler. Uzun inanç savaşları yaptıktan sonra Avrupa'da böyle bir noktaya gelmişler: "İnancından dolayı kimse kınanamaz, kimsenin inancı engellenemez!" diyerek işi çözüme bağlamışlar. Yoksa "Bir tarafın dediği olsun, öbür tarafa baskı yapsın!" olunca o haksızlık oluyor.

Bir kimse birlik beraberlikten dem vuruyorsa iddia ediyorsa kardeşim, sen ne kadar fedakârlık yapıp da birliğe yanaşıyorsun, onu söyle bakalım!.. "Benim yanıma gelsin!" diyorsan sen hiç yanaşmıyorsun demektir. Ben sana şimdi kalksam, "Kardeşim, bak senin şu kusurun var, şu cahilliğin, şu bilgisizliğin, şu yanlışlığın var. Şu yanlış yeri tuttun, şu yanlışı destekledin, şu kabahati işledin… Ben senin şecereni çıkartıp önüne döküvereyim." desem o zaman "Vay, beni kötüledin!" diye benimle kavga edeceksin!

Onun için; "Benim yanıma gel!" deme de hakta birleşelim! Peygamber Efendimiz'in yolunda birleşelim!

İslâm'da birlik beraberlik nasıl olacak?

Türk'ün İslâm'ı, Arap'ın İslâm'ı, İran'ın İslâm'ı, falancanın İslâm'ı [olur mu]?

İranlı diyor ki;

"Gelin bizde birleşelim!"

"İyi ama sen niye Şiilik diye ayrılık güdüyorsun?"

Bu da; "Sünnî olarak bize gelin!" diyor.

Sen birlik beraberlik için ne yapmak gerektiğini söyle! Bana, "Gel!" dersen birlik ve beraberlik olmuyor!

O zaman müslümanların birleştirici noktası nedir?

Sünnet-i seniyyeye gelmektir. Kur'ân-ı Kerîm ne dediyse Peygamber Efendimiz ne dediyse buyurun ona uyalım, bitsin iş!

"Efendim, bu çağda ona uymak olur mu?"

Her çağda olur! Çünkü Kur'ân-ı Kerîm çağlar üstüdür, İslâm çağlar üstüdür. Çünkü her çağa uygundur. Ahkâmı umumîdir, hususî değil ki! Her çağda yapılabilecek şekildedir. İnsanın Hz. Âdem aleyhisselam zamanından kıyamet kopuncaya kadar, hayatına uygun gerçekler ve ahlâk, emirler ve yasaklar var.

"Bu zamanda uygulanmaz…"

Uygulanmaz da senin uyguladığın ne? Sen müşrikliği uyguluyorsun! Sen İslâm'a uygulanmaz diyorsun, senin uyguladığın şeye bak: Yıldız falı, ojeli tırnak, boyalı dudak vs. Senin bid'atların, senin yanlışların, senin acayipliklerin,tuhaflıkların senin ilme uymayan hurafelerin çok daha fazla! Sen "Herkes şuraya gelsin!" diyorsun ama senin "Gelsin!" dediğin yol ne kadar yamuk?!..

Onun için bir buluşma yeri tarif edeceksen herkesin kabul edeceği bir yer olmalı!

Nerede buluşalım kardeşim?

Kur'ân-ı Kerîm'de buluşalım! Peygamber Efendimiz'in sünnetinde buluşalım! Kur'ân-ı Kerîm ne diyorsa ben ona uymaya razıyım, sen de razı mısın? Peygamber Efendimiz ne diyorsa ona uyalım!

O zaman iş bitiyor!

Bu âyet-i kerîme bu hakikati bize hatırlatıyor. Kendisinin girişimi de çok güzel.

İbrahim aleyhisselam'ı seviyoruz. "İbrahim aleyhisselam'ın soyundan gelen peygamberlere uyduk!" diyenler de gelsinler bakalım, İbrahim aleyhisselam'a uysunlar, İsmail aleyhisselam'a, İshak aleyhisselam'a, Yakub aleyhisselam'a uysunlar, iş bitsin!

135. âyet-i kerîmede böyle güzel bir husus teklif edilmiş oluyor.

Onların olumsuz, tarafgirâne, haksız tekliflerine karşı, önümüzdeki âyet-i kerîmelerde Allah imkân verirse bu ifadenin devamını anlatmaya devam edeceğiz. Orada bunların saydığı, sevdiği insanların isimleri de geçecek, kendilerinin bağlı olduğu kollar da geçecek. "Biz onlara tâbîyiz; haydi bakalım, siz de gerçeklere tâbî iseniz onlardan olduğunuzu gösterin!" denilecek.

Allahu Teâlâ hazretleri fırsat verirse anlatırız.

Cenâb-ı Hak cümlemizi sevdiği yolda yürütsün. Yanlış yollara ayaklarımızı kaydırmasın. Sapıtanları, şaşırtanları da doğru yola sevk eylesin. Basiretlerini, gözlerini açsın. Hakkı hak olarak görmeyi herkese nasip etsin. Bâtılı bâtıl olarak görüp ondan korunmayı ondan nasip etsin.

Kan dökmek iyi mi? Yuvaların yıkılması, ülkelerin bombalanması iyi mi?

Değil!

Niye oluyor?

Demek ki yapanlar çıkıyor; herkes, "Ben yaşayayım!" diyor.

O hâlde sen "Yaşayayım!" diyorsan o hâlde karşı tarafın da yaşamaya hakkı var!

"Ben dinimi uygulayayım!"

O hâlde karşı tarafın da dinini uygulamağa hakkı var.

Ama bunu yapmıyorlar. Yapmıyorsa demek ki iyi niyetli değil, özü ile sözü birbirine uygun değil. Ona göre tedbiri almak lazım!

Allahu Teâlâ hazretleri hepinize İslâm'a güzel hizmet etmeyi nasip eylesin. Bu güzel dine sımsıkı bağlanmayı nasip etsin. Çünkü ahkâmı çok cihanşümul, çok evrensel, herkesi kucaklayan, herkese gereken saygıyı gösteren, bütün saygı gösterilmesi gereken kişilere, peygamberlere saygı gösteren yegâne, tek din. Ötekilerin hepsi birisi ötekisine, birisi ötekisine düşmanlık besliyor. Yanlış oluyor.

Doğruda birleşelim!

Allah hepinizden razı olsun!

es-Selâmü aleyküm ve rahmetullâhi ve berekâtüh.

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
001.Kur an-ı Kerim in Faziletleri
19.09.202434 dk 51 sn
002.Kur an-ı Kerim Tefsirine Giriş
26.09.202450 dk 30 sn
003.Besmele Hakkında
03.10.202450 dk 39 sn
004.Euzü Besmele
10.10.202428 dk 36 sn
005.Fatiha (1 - 2) Hamd ve Senâ
17.10.202450 dk 54 sn
006.Fatiha (3) Allah Rahmân ve Rahîm dir
24.10.202440 dk 4 sn
007.Fatiha (4) Hesap ve Cezâ Gününün Sahibi
31.10.202445 dk 20 sn
008.Fatiha (5 - 7) Kulun Rabbinden İstedikleri
07.11.202453 dk 17 sn
009.Bakara Suresine Giriş
14.11.202431 dk 25 sn
010.Bakara (1) Hurûf-u Mukattaa
21.11.202430 dk 37 sn
011.Bakara (2) Kur an-ı Kerim Hidâyettir
28.11.202450 dk 59 sn
012.Bakara (3) Müttakîlerin Vasıfları
05.12.202448 dk 35 sn
013.Bakara (4 - 5) Ehl-i Kitaptan Müslüman Olanlar
12.12.202445 dk 56 sn
014.Bakara (6 - 7) Bile Bile Hakkı İnkâr Edenlerin Durumu
12.06.202546 dk 23 sn
015.Bakara (8 - 10) Münafıkların Halleri
19.06.202533 dk 34 sn
016.Bakara (11 - 13) Münafıkların Fesad Çıkartmaları
03.07.202550 dk 9 sn
017.Bakara (14 - 22) Münafıkların Şaşkınlıkları
10.07.202549 dk 5 sn
018.Bakara (23 - 24) Kur’an-ı Kerim’in Emsalsiz Oluşu
17.07.202557 dk 3 sn
019.Bakara (25) İman Eden ve Salih Amel İşleyenler
24.07.202539 dk 38 sn
020.Bakara (26 - 27) Kur’an-ı Kerim’deki Misaller
31.07.202556 dk 17 sn
021.Bakara (28 - 29) Allah’ı Nasıl İnkâr Edersiniz?
14.08.202546 dk 3 sn
022.Bakara (30) İnsanın Yaratılması ve Melekler
21.08.202546 dk 16 sn
023.Bakara (31 - 33) Adem As’ın Meleklerden Üstün Kılınması
28.08.202536 dk 57 sn
024.Bakara (34) Şeytanın Hz. Adem’e Secde Etmemesi
04.09.202528 dk 18 sn
025.Bakara (35 - 36) Adem As’ın Cennete Girmesi ve Çıkması
11.09.202535 dk 13 sn
026.Bakara (37 - 39) Hz. Adem’in Tevbesinin Kabul Edilmesi
25.09.202532 dk 14 sn
027.Bakara (40 - 43) Ey İsrâiloğulları
24.11.202251 dk 27 sn
028.Bakara (44 - 46) Bildiği ile Amel Etmemek
02.10.202552 dk 39 sn
029.Bakara (47 - 48) Öyle Bir Günden Sakının Ki...
09.10.202541 dk
030.Bakara (49 - 50) İsrâiloğulları’nın Firavun’un Zulmünden Kurtarılması
16.10.202549 dk 12 sn
031.Bakara (51 - 54) Tur-u Sinâ’da Mûsâ As’a Kitap Verilmesi
23.10.202558 dk 47 sn
032.Bakara (55 - 57) İsrâiloğulları’nın “Allah’ı Görmedikçe İnanmayız!” Demeleri...
30.10.202550 dk 40 sn
033.Bakara (58 - 60) İsrailoğulları’nın Bir Şehre Girmeleri
06.11.202539 dk 37 sn
034.Bakara (61) İsrailoğulları’nın Çeşitli Yiyecekler İstemeleri
13.11.202542 dk 15 sn
035.Bakara (62) İman Edenlere Mükafatlar
20.11.202555 dk 6 sn
036.Bakara (63 - 66) Allah’a Karşı Gelmekten Sakının!
27.11.202545 dk 16 sn
037.Bakara (67 - 73) İsrâiloğulları’na Bir Sığır Kesmelerinin Emredilmesi
04.12.202545 dk 2 sn
038.Bakara (74 - 77) İsrailoğulları’nın Kalplerinin Taştan Katı Olması
24.02.202348 dk 36 sn
039.Bakara (78 - 82) Tevrat’ı Değiştirenlere Veyl Olsun!
11.12.202546 dk 28 sn
040.Bakara (83) İsrâiloğulları’na Verilen Görevler
18.12.202555 dk 40 sn
041.Bakara (84 - 86) Kitabın Bir Kısmına İnanmıyor Musunuz?
01.01.202638 dk 58 sn
042.Bakara (87 - 88) Yahudilerin Peygamberlere Karşı Gelmeleri
08.01.202640 dk 48 sn
043.Bakara (89) Bekledikleri Peygamberi İnkâr Etmeleri
22.01.202638 dk
044.Bakara (90) Yahudilerin Küfrü Tercih Etmeleri
10.12.201942 dk 19 sn
045.Bakara (91 - 96) Yalnız Bize İndirilene İnanırız Demeleri
29.01.202647 dk 31 sn
046.Bakara (97 - 98) Yahudilerin Cebrâil As’a Düşmanlığı
05.02.202646 dk
047.Bakara (99 - 101) Fâsıklar İman Etmezler
12.02.202633 dk 42 sn
048.Bakara (101 - 103) Yahudilerin Şeytana ve Sihre Uymaları
15.06.202345 dk 45 sn
049.Bakara (104 - 105) Yahudilerin Müslümanlarla Alay Etmeleri
02.04.202643 dk 12 sn
050.Bakara (106 - 107) Bazı Ayetlerin Neshedilmesi
09.04.202644 dk 17 sn
051.Bakara (108) Yahudilerin Peygamber Sas’den İstekleri
16.04.202633 dk 28 sn
052.Bakara (109 - 110) Ehl-i Kitabın Müslümanları Küfre Döndermek İstemesi
23.04.202642 dk 50 sn
053.Bakara (111 - 112) Ancak Mü’minler Cennete Girecek
30.04.202632 dk 33 sn
054.Bakara (113) Yahudilerle Necran Heyetinin Tartışmaları
13.08.202049 dk 48 sn
055.Bakara (114 - 115) Mescidlerde Allah’ın Zikrine Engel Olmak
07.05.202651 dk 9 sn
056.Bakara (116 - 117) Allah’a Oğul İsnad Edenler
14.05.202646 dk 45 sn
057.Bakara (118 - 119) Bilmeyenlerin Allah Bizimle Konuşsa Demeleri
21.05.202640 dk 40 sn
058.Bakara (120 - 121) Yahudiler ve Hristiyanlar Senden Asla Memnun Olmayacaktır
04.06.202646 dk 15 sn
059.Bakara (122 - 123) İsrâiloğulları’na Verilen Nimetler
11.06.202631 dk 33 sn
060.Bakara (124) İbrâhim As’ın İmtihan Edilmesi
17.09.202054 dk 56 sn
061.Bakara (125) Kâbe’nin Şerefi
18.06.202642 dk 42 sn
062.Bakara (126) İbrâhim As’ın Mekke İçin Duası
02.07.202644 dk 40 sn
063.Bakara (127 - 128) İbrâhim As ve İsmâil As’ın Kâbe’yi Yapmaları
09.07.202637 dk 18 sn
064.Bakara (129) Yâ Rabbi, Onlara İçlerinden Bir Peygamber Gönder!
16.07.202646 dk 57 sn
065.Bakara (130 - 132) İbrâhim As’ın Dininden Yüz Çevirenler
23.07.202654 dk 35 sn
066 Bakara (133 - 134) Ya’kub As’ın Oğullarına Vasiyeti
30.07.202635 dk 11 sn
068.Bakara (136 - 138) İslâm Bütün İnsanları Kucaklar
07.12.202333 dk 6 sn
069.Bakara (139 - 141) Doğru Yol Rasûlüllah’ın Yolu
13.08.202624 dk 36 sn
070.Bakara (142) Allah Dilediğine Hidayet Eder
20.08.202637 dk 28 sn
071.Bakara (143) Ümmet-i Muhammed’in Şerefi
28.12.202349 dk 58 sn
072.Bakara (144 - 147) Kıblenin Kâbe’ye Çevrilmesi
27.08.202637 dk 42 sn
073.Bakara (148 - 150) Yüzünüzü Mescid-i Haram’a Çevirin!
03.09.202632 dk 40 sn
074.Bakara (151 - 152) Beni Zikredin, Ben de Sizi Zikredeyim!
10.09.202640 dk 37 sn
075.Bakara (153 - 154) Sabır ve Namazla Allah’tan Yardım İsteyin!
17.09.202631 dk 57 sn
076.Bakara (155 - 157) Belâlara Sabretmenin Karşılığı
24.09.202647 dk 46 sn
077.Bakara (158) Safâ ile Merve
01.10.202646 dk 45 sn
078.Bakara (159 - 162) Hakkı Söylememek, Susmak
08.10.202650 dk 6 sn
079.Bakara (163 - 164) Allah’ın Varlığı ve Birliği
15.10.202647 dk 48 sn
080.Bakara (165 - 167) Mü’minlerin Allah Sevgisi
22.10.202645 dk 51 sn
081.Bakara (168 - 171) Şeytanın Peşinden Gitmeyin
29.10.202651 dk 56 sn
082.Bakara (172 - 173) Helâl ve Haram Rızıklar
25.04.202439 dk 50 sn
083.Bakara (174 - 176) Ayetleri Saklayanların Cezası
18.03.202127 dk 25 sn
084.Bakara (177) Asıl İyilik
01.04.202161 dk 39 sn
085.Bakara (178 - 179) Kim Haddi Aşarsa...
16.05.202429 dk
086.Bakara (180 - 182) Vasiyet Etmek
16.05.202437 dk 13 sn
087.Bakara (183 - 184) Orucun Farz Kılınması
23.05.202440 dk 15 sn
088.Bakara (185) Ramazan Orucu
08.04.202150 dk 11 sn
089.Bakara (186) Allah-u Teàlâ Duaları Kabul Eder
20.06.202455 dk 12 sn
090.Bakara (187) Oruçla İlgili Hükümler
27.06.202466 dk 50 sn
091.Bakara (188) Haksızlıkla Başkasının Malını Yemeyin!
04.07.202444 dk 3 sn
092.Bakara (189) Ay’ın Durumları
11.07.202433 dk 41 sn
093.Bakara (190 - 192) Allah Aşırılığa Sapanları Sevmez
03.06.202150 dk 37 sn
094.Bakara (193 - 195) Kendi Ellerinizle Kendinizi Tehlikeye Atmayın
10.12.201955 dk 44 sn
095.Bakara (196) Haccı ve Umreyi Tamamlayın!
06.06.202457 dk 48 sn
096.Bakara (197) Haccın İncelikleri
13.06.202439 dk 8 sn
097.Bakara (198 - 199) Hacda Ticaret ve Zikir
10.12.201944 dk 22 sn
098.Bakara (200 - 202) Dünyada da, Ahirette de İyilik
18.07.202443 dk 23 sn
099.Bakara (204 - 207) Münafıkları İyi Tanıyın!
25.07.202448 dk 21 sn
100.Bakara (208 - 210) Topluca İslâm’a Girin!
01.08.202441 dk 50 sn
101.Bakara (210 - 212) Dünya Hayatı ve Kâfirler
08.08.202445 dk 19 sn
102.Bakara (213) Ümmet-i Muhammed ve Diğer Ümmetler
15.08.202454 dk 4 sn
103.Bakara (214) Belâlar ve Allah’ın Yardımı
22.08.202440 dk 19 sn
104.Bakara (215 - 216) Allah Yolunda Harcamak
29.08.202442 dk 1 sn
105.Bakara (217 - 218) Fitne Katilden Daha Kötüdür
07.07.202233 dk 53 sn
106.Bakara (219-220) İçki ve Kumar
05.09.202432 dk 11 sn
107.Bakara (221) Müşriklerle Evlenmeyin!
12.09.202438 dk 28 sn
108.Bakara (222 - 223)
10.12.201947 dk 5 sn
Ali İmran (92) Furkan (74) İnfak, Gıpta Edilecek Kimseler, Sadaka Vermek
29.05.202514 dk 54 sn
Ali İmran 98 - 101 - Hristiyanların Allahın Ayetlerine Tutumları
01.05.202528 dk 30 sn
Bakara (104) Rahman (1- 4) Kuranı Öğrenmek, Kıymet Bilmek
10.04.202519 dk 2 sn
Bakara (146) Hicr (2 -3) Doğru İnancın Önemi
24.04.202519 dk 44 sn
Hac (73 - 76) Mü’minun (14) İnsanın Yaratılışı Süreci
22.05.202537 dk 38 sn
İnsan (1 - 31) Dünya Sevgisi
15.05.202525 dk 40 sn
Rahman (5 -13) Her Şeyin Dengeli Olması ve Her Varlığın Secde Etmesi
17.04.202525 dk 25 sn
Tekvir (1-14) Kıyamet Günü Alametleri, Mahşer Anı, Pişmanlıklar
05.02.202531 dk 11 sn
AKRA