İMSAKGÜNEŞİŞRAKÖĞLEİKİNDİAKŞAMYATSI
06:0507:3808:2312:5315:3817:5719:25
Kabe

25.07.1992 - Bişr-i Hâfî A

25.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
Tasavvuf Sohbetleri

25.07.1992 - Bişr-i Hâfî A

04.04.2026
27 dk 21 sn

Eûzübillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm

El-Hamdülillâhirabbi'l-âlemînehamdenkesîrantayyibenmübârekenfîh. Kemâyenbeğî li-celâli vechihî ve li-azîmisultânih.

Ve's-salâtüve's-selâmüalâseyyidinâ ve senedinâ ve mededinâMuhammedini'l Mustafa. Ve alââlihî ve sahbihî ve men tebiahûbiihsânin ilâ yevmi'lcezâ.

Emmâba'd:

Aziz, muhterem ve sevgili kardeşlerim!

Çok kıymetli bir âlimin; EbûAbdirrahman es-Sülemî'nin -rahmetullâhi aleyh ve kaddesallâhurûhahû- yazmış olduğu çok değerli, mümtaz bir kitap olan Tabakâtu's-sûfiyye’sini okuyoruz. EbûAbdirrahman es-Sülemî tasavvuf büyüklerinin hayatlarını ve mübarek fikirlerini toplamış, böyle bir eser meydana getirmiş. Ve bu eseri çok kıymetli mısırlı bir profesör de çok güzel dipnotlar, ilaveler, açıklamalar yaparak neşre hazırlamış. Henüz Türk dilimize tercüme edilmemiş bir kaynak eser olduğu için tasavvuf konusunda en salahiyetli, en meşhur, en büyük, en kıymetli şahısların sözlerini ve fikirlerini buradan öğrenebiliriz diye bu kitabı okuyoruz.

Ebu Abdirrahman es Sülemi’nin eseri;on bölümden meydana gelmiş,her bölümde on tane evliyaullahtan sofilerin büyüklerinden , geçmişlerden bir mübarek zatı anlatıyor.Birkaç tanesini okuduk Bişri Hâfi hazretlerindeyiz onu okumaya devam edicez .Salihlerin anıldığı yere rahmet indiğini bildiğimiz için ve bu mübarek zatlar Allah’ın rızasını kazanmak yolunda çok çalışmış yüksek kimseler oldukları için,bunların sözlerinden hayatından istifade ederiz , biz de örnek alırız diye ruhları şâd olsun okuyoruz.

Horasanlı mutasavvıflardan, sûfîlerden birisi, çeşitli bilgileri geçtiğimiz derslerde okuduk. Eserin 43. sayfasından okuyoruz.

Haddesenâ Hasanü'l-Mesûhiyyu kâle: ReânîBişrü'bnü'l-Hârisiyevmenbâriden ve ene erteidümine'l-berdi fe-nezaraileyye ve kâle.

Hasan el-Mesûhî isimli şahıs, meşâyih-i sûfiyenin büyüklerinden imiş. Bişr-i Hâfî hazretleriyle görüşmüş. Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri bundan rivayetlerde bulunmuş. Birçok meşhur şahısla arkadaşlığı var.

Lemyekünmenzilünye'vîileyhi. Barınacağı bir evi yokmuş, mescitte kalırmış, bu mübarek. İnnemâkâneye'vî ilâ mescidin bi-bâbi'l-künas. Râvi, bu vakayı nakleden şahıs, süpürgelerin konulduğu kapının yanında, mescitte orada kalırmış. Demek ki zahid, dünyaya metelik vermeyen, kendini âhirete tahsis etmiş kişilerden biri. Diyor ki;

ReânîBişrü'bnü'l-Hâris. "Bişr-i Hâfî beni gördü." Yevmenbâriden. "Soğuk bir günde." Ve ene erteidümine'l-berd. "Ben soğuktan zangır zangır titriyorken Bişr-i Hâfî hazretleri beni gördü." Fe-nazara ileyye ve kâle. "Şöyle bana bir baktı, şu şiiri okudu." Bişr-i Hâfî hazretleri onun o haline bakıp bir şiir okumuş.

Kat'u'l-leyâlimea'l-eyyâmi fî halakın

Ve'n-nevmütahterivâki'l-hemmive'l-kalaki

Ahrâ ve ecderubîmin en yukâleğaden

İnnî'l-temestü'l-ğınâminkeffimuhteliki

Kâlû: Radîtübizâ? Kultü: El-kunu'uğınâ

Leyse'l-ğınâkesrati'l-emvâlive'l-veraki

Radîtu billâhi fî usrî ve fî yusrî

Felestüeslükü illâ vâdihi't-turûki.

Bu şiirin mânasını vermeye çalışalım.

Kat'u'l-leyâlimea'l-eyyâmi. "Geceleri geçirmek gündüzlerle beraber." Fî halakın. "Yıpranmış elbiseler içinde gündüzleri geceleri kat etmek, yani geçirmek."

Mesafe kat etmek, yürümek demek. Kat' etmek, kesmek demek de, geceyi gündüzü kat' etmek, yani geçirmek o zamanları.

Nerede geçirmek?

Fî halakın. "Yıpranmış elbiselere bürünmüş bir vaziyette geceyi gündüzü geçirmek."

Ve'n-nevmütahterivâki'l-hemmive'l-kalaki. "Üzüntü ve sıkıntı kemerinin altında uyumak."

Şâirâne bir üslupla eski elbiseler giyip sıkıntılar çekmek demek istiyor.

Ahrâ. "Daha layıktır." Ve ecderubî. "Daha uygundur bana, daha şayan-ı tercihtir." Min en yukâleğaden. "Yarın şöyle denmesinden bu, böyle yaşamak benim için daha uygundur."

İnni'l-temestü'l-ğınâminkeffimuhteliki. "Ben zenginliği muhtelik bir kimsenin elinden umdum, rica ettim, durumuna düşmekten daha iyidir."

Muhtelik; güzel elbisesi olan, mucid mânasına gelen bir kelime.

Bundan neyi kastediyor?

Zenginliği ben muhtelik bir insanın avucundan umdum, durumuna düşmekten, eski elbiseler içinde üzüntülerin ve sıkıntıların kemeri altında yatmak benim için daha iyidir.

Kâlû: Radiytübizâ. "Dediler ki; ‘Sen buna razı mısın? Yani bunu kâfi görüyor musun? Buna gönül rızasıyla boyun veriyor musun?'"

Kultü: El-kunu'uğınâ. "Ben onlara cevap olarak dedim ki; ‘Kanaat zenginliktir.'"

Leyse'l-ğınâkesrati'l-emvâlive'l-veraki. "‘Zenginlik malların, gümüşün, paranın çok olması değildir; insanın kanaatkâr olması zenginliktir.' dedim."

Radiytu billâhi fî usrî ve fî yusrî. "Zenginliğimde fakirliğimde, sıkıntımda sevincimde Allah'tan hoşnut oldum."

Beni zengin de yapsa, genişlikte de olsam memnunum; fakir de olsam, sıkıntıda, darlıkta da olsam memnunum.

Fe-lestüeslükü illâ vâdihi't-turuki. "Yolların en aşikâr olanından başka bir yola gitmem ben, dosdoğru tutturduğum yolda yürürüm."

Şiir bütünü itibariyle insanın sıkıntıya vesaireye uğraması hakkında. Soğuktan tir tir titreyen bir kimseyi gördüğü zaman, "Kanaatkârâne, dervişâne, fakirâne yaşamak benim için daha iyidir. Ben Allah'ın bana nasip ettiği her halden hoşnutum, razıyım." mânasına gelen şiiri okumuş. Ona demiş oluyor ki;

"Evet, sıkıntı çektiğini görüyorum, soğuktan titriyorsun, sıcacık bir yuvada değilsin, rahat değilsin görüyorum; ama derviş olan insan sıkıntıda da sevinçli günde de, zenginlikte de fakirlikte de, varlıkta da yoklukta da Allah'tan hoşnut olur. Bolluk olduğu zaman hoşnut olup da, darlık olduğu zaman keyfi kederi kaçmaz, her halde hoş olur."

Kardeşimiz de şöyle terceme etmiş:

Gece gündüz ayrı kalmak tenhada,

Ve uyumak elem dolu odada,

Yarın şu sözden daha hoştur bana,

Meylettim geçici bir avuç mala.

Kanaat etmek zenginliktir derim,

Zenginlik mal çokluğu değil bildim,

Darlıkta, bollukta Hak'tan razıyım,

Elbet yolun güzeline tâbiyim.

Yakın bir mâna ile böyle söylemiş oluyor.

Tabi Bişr-i Hâfî'nin parası olsaydı yardım ederdi. Sıcak bir yeri olsaydı onu da çağırırdı, "Gel burada titreyip durma." derdi. Demek ki zavallılar ne sıkıntılar çekiyorlar.

Biz şimdi bolluk içindeyiz. Çeşit çeşit giyimlerimiz var. Ne kadar yoksul gibi görünsek de memleketimizde yine bolluk; üretim bolluğu, meyve bolluğu, sebze bolluğu var. Kamyonlar getiriyor, fabrikalar çalışıyor, kumaşlar dokunuyor. İnsan çıplak kalmıyor, ucuz bir şey bulabiliyor. Ayağı yalın ayak kalmıyor, herkes bir şey giyebiliyor. Ama lastik, ama kaliteli bir şey. İyi kötü herkes bir şey yiyebiliyor, elhamdülillah.

Ama eskiden insanlar neler çekmişler. Bu şiirde ve bu nakledilen olayda biraz anlıyoruz. Biraz daha ileride başka misaller de gelecek galiba. Oradan da bu eski insanların günlerce aç kaldıklarını, bu evliyâullahın nice sıkıntılı hayat sürdüklerini daha iyi anlayacağız. Bizim bu nimetlerin karşısında gece gündüz Allah'a şükredip Elhamdülillah, Eşşükrülillâh deyip şükran duygusu içinde ibadet ve taatte olmamıza sebep olması lazım bu manzaraların.

Ve bi-isnâdihîkâle: Semi'tüBişranyekûl. Aynı şahs-ı muhterem, hani evi olmayan, mescidin süpürgelik kısmında, kapısının yanında yatan o zât-ı muhterem Bişr-i Hâfî hazretlerinin şöyle dediğini rivayet etmiş.

El-Mutakallibu fî cûihîke'l-müteşahhiti fî demihî fî sebîlillâhi. Ve sevâbuhu'l-cennetu. "Açlıkta oradan oraya kıvranan, açlığı içinde rahat edemeyip o tarafa bu tarafa dönen kimse, Allah yolunda cihat edip de yaralanıp, vurulup, yere düşüp kanları içinde çırpınan insan gibidir. Sevabı da cennettir."

Açlıktan, çare yok, otları yemişler.

Ankara'da, Allah rahmet eylesin, çok sevdiğimiz bir Mehmet Amca vardı. Ruslar Bayburt taraflarına hücum etti diye, kalkmışlar oralardan Ankara'ya doğru gelmişler. Ama 30 küsur kişi çıkmışlar, öle öle herkes, yolda üç kişi kalmış. Allah insanı huzurdan mahrum etmesin. Bu rahatlıklar elden gitmeyince, insan bunların ne kadar kıymetli olduğunu belki anlayamayabiliyor. "Otların her çeşidini yedim." diyor. "Dikenlisini, sütlüsünü, ısırdığı zaman acı suyu çıkan, hepsini yedim. Ağzımın şuraları yara oldu." diyor. Yiyecek bulamamış.

Tabi her sıkıntının, her zahmetin bir mükâfatı vardır. "Böyle açlığında kıvranan insan, savaşta yaralanmış düşmüş, kanı içinde çırpınan mücahit gibidir. İkisi aynıdır ve bu açlık çeken kimsenin mukafatı cennettir." diyor Bişr-i Hâfî hazretleri.

İnnemâyuveffe's-sâbirûneecrahümbi-ğayrihisâb. "Sabredenlerin ecri sevabı bi-gayri hisaptır, çok fazladır."

İnnellâhemea's-sâbirîn. "Allah sabredenlerle beraberdir." gibi âyet-i kerîmeler bu mânayı teyit ediyor. İnsan sabrederse, bunun Allah'tan geldiğini bilirse mükâfatı büyük olur. Sabredemezse, itiraz ederse, ileri geri konuşursa sevabı kaçar.

Ve bihîkâle: Semi'tüBişranyekûl. Yine aynı zât-ı muhterem, o mescitte yatan kişi demiş ki; "Bişr'in şöyle dediğini de duydum."

Enneke lâ tehâfuveyhake elâ teştâk?

Sözleri aslında Arapçasıyla okuyorum, Arapça bilenler zevk alsın ve yazsın diye. Bunların Arapçalarını da muhafaza etmeye, ezberlemeye çalışmak lazım.

Bişr-i Hâfî buyurmuş ki;

Hebenneke lâ tehâf. Heb, burada "Tutalım ki, farz edelim ki" mânasına. "Farz edelim ki, haydi Allah'tan korkmuyorsun." Veyhaka. "Yazıklar olsun sana. " Elâ teştâku? "İştiyak da mı duymuyorsun?"

O her türlü güzelliği yaratan, her türlü kemalâta sahip, o kadar güzeller güzeli, her güzelliği yaratan Allahu Teâlâ hazretlerine bir şevk duymuyor musun?

İnnellâhecemîlunyuhibbu'l-cemal. "Allah güzeldir, güzelliği sever."

Lehü'l-esmâü'l-hüsnâ. "En güzel isimler O'nundur."

"O zât-ı Âlâ'ya hiç iştiyak duymuyor musun? Tutalım ki korkmuyorsun, korku tarafın yok; iştiyak da mı duymuyorsun be? Yazıklar olsun sana!" diyor.

İnsan biraz dikkatli bir şekilde düşünürse; bu gülü kim yarattı? Bu güllere bu renkleri kim verdi? Yaprağındaki o düzgünlük, o zarafet, koku. Sümbüller, deniz, balıklar, çiçekler, kuşlar, kuşların o güzel sadaları, gökyüzü, güneş, ay, mehtap, yağmur, bitkiler, meyveler, tatlılar, tuzlular, ekşiler… Bu muazzam bir sanat, bu harika bir şey! Etrafımızdaki olaylara biz alışmışız da hayret duygusunu kaybetmişiz. Herbiri hayret edilecek ve hayran olunulacak şeyler. Güle, sümbüle, bülbüle, mehtaba, ışığa hayret etmek lazım. Her şeye, kâinatta hayran hayran bakmak lazım. Allahu Teâlâ hazretlerinin sanatının eserleri. Burası, kâinat müze gibi, güzel sanatlar müzesi gibi. Bunları yaratan Allah.

Kudretin sahibi, her türlü kemâlâtın sahibi, yok mu bir merakı insanın buna? Yok mu onu bir görmek istemek? Hani Yunus Emre'nin dediği gibi;

İşitirem sözünü,

Göremezem yüzünü.

Yüzünü görmekliğe,

Canım veresim gelir.

İnsanda böyle bir merak yok mu? Ya nerede bu, şimdi görsem acaba "N'olakim görsem cemalin" diye insanda bir iştiyak olması lazım, onu bildiriyor.

Yine uzun rivayet zincirinden sonra:

HaddesenâAbdullahi'bnüHubayk, kâle: KâleBişr. Bu en son şahıs Abdullah b. Hubayk demiş ki; "Bişr şöyle söyledi."

Erbaatunrafaahumullâhubi-tıybı'l-mat'am. Vüheybi'bnü'l-Verd, İbrahimü'bnüEdhem, Yûsufü'bnüEsbat ve Sâlimuni'l-Havvâs.

Tanıdığı dört kimsenin ismini söylüyor Bişr-i Hâfî hazretleri. Diyor ki;

"Şu dört kişi vardır ki Allah bunları temiz, pak, helal yiyecek yemeleriyle mânevî bakımdan yüksek mertebelere çıkarttı."

Birisi Vüheybi'bnü'l-Verd isimli şahısmış. Aşağıda bir bilgi var. Peygamber Efendimiz'in kabilesi olan Kureyş kabilesinden imiş. Mekkeli demek ki. Ebû Osman el-Mekki. Künyesi Ebû Osman'mış. Ez-Zâhid. Zühd ü takvâ sahibi bir mübarek.

Yervî an Atâ ve cemâah. "Atâ'dan ve diğer bazı insanlardan rivayetlerde bulunmuş bir kimse. " Ve yervîanhüFudayli'bniİyâd. "Bu mübarekten Fudayl rivayette bulunmuş."

Hem silahşör, hem zengin, hem sanatkâr, hem şair, hem hadisçi olan meşhur İbnü'l-Mübarek ondan rivayet etmiş.

Ve kâleanhuİbnü'l-Mübârek: Kâneyetekellemü ve dumûahûtakdur. İbnü'l-Mübarek onu şöyle anlatmış; "Konuşurdu, gözlerinden yaşlar aka aka konuşurdu."

Öyle hassas bir insan ki gözleri şıpır şıpır, şıpır şıpır gözyaşları dökerken konuşurdu.

Ve kânesikaten. "Güvenilen sağlam bir insandı."

Sözü sağlam, sözü senet olan, rivayetleri sahih olan bir kimseydi.

Mâteseneteselâse ve hamsîne ve mie. "Hicrî 153 senesinde vefat etti."

Miladî hangi sene eder?

153'ü 36'ya böleceğiz, 5 diyelim. 153'ten 5'i çıkartacağız. Çünkü her 36 senede bir sene fark yapıyordu; 148. 622'ye 148'i ekleyeceğiz. 622'de hicret etmişti Peygamber Efendimiz. Demek ki aşağı yukarı 770 miladî yıllarında vefat etmiş.

Demek ki çok güvenilir bir insanmış. Ağlayarak konuşan, hassas bir mübarek, âşık-ı sâdık kimseymiş. Birçok kimse kendisinden söz rivayet etmiş.

Mânevî derecesinin yüksekliğine Bişr-i Hâfî hazretleri de hayran.

"Dört kişi temiz gıdayla mânevî dereceleri buldular, yükseldiler. Birisi Vüheybibnü'l-Verd." diyor.

İkincisi İbrahimü'bnüEdhem.

Bunu tanıyoruz. Geçtiğimiz derslerde hayatını okuduk. Belhî idi, hükümdar ailesinden idi, gündüz çalışır gece ibadet ederdi, çalıştığından kazandığı parayı da götürür arkadaşlarına infak ederdi. Alnının teriyle kazandığı için kazancı helal, onun için Bişr-i Hâfî ona hayran.

Üçüncüsü, Yûsufü'bnüEsbat.

Bu da hayatı ileride anlatılacak olan birisi.

Ve Salim el-Havvâs.

Bu da dördüncü şahıs. Ehli Şam'dan imiş, salahı galip bir kimse imiş.

Dört kişinin helal lokma yemesini methediyor Bişr-i Hâfî, "Ondan yükseldiler." diyor.

Bu tasavvufun, tarikatin aslı esası, temeli ne?

Helal lokma.

Neden?

Peygamber Efendimiz, "İnsan bir lokma haram yese ondan bir et hâsıl olur, o et de ancak ateşle yanarak temizlenir." buyuruyor.

İnsan haram yedi mi mutlaka cehenneme girecek, yanacak. Haram yedi mi feyzi kapanır, kalbi kararır, 40 sabah ibadeti kabul olmaz, felakete uğrar.

O halde insan hakiki derviş, Allah'ın sevgili kulu, evliyâ olmak, âhirette cenneti kazanmak, yüksek mertebe kazanmak istiyorsa neye dikkat edecek?

Lokmanın, paranın helal olmasına. Onun için hepimizin bu konuda olanca titizliği göstermemiz şart.

"Efendim feyiz alamıyorum, mâneviyatımda eksiklik hissediyorum. Gençliğimdeki duyguları şimdi yaşayamıyorum. Gençliğimde daha iyiydim, günden güne daha iyi olacakken gittikçe daha beter oluyorum."

Lokma. Lokma insanı mahvediyor.

Bazı arkadaşlara bakıyorum, yüreğimi tutuyorum. Kazancında mesela bir arkadaşıyla ortaklık yapmış, o ortağı bana hoca olduğum için geliyor ondan şikâyet ediyor.

Eyvah! Ortağı memnun değil. İşler düzenli değil. Ondan sonra bakıyorum o arkadaştan kötü haberler gelmeye başlıyor.

Neden?

Kazancı bozuldu, ortaklığın tadı kalmadı, ortaklar memnun değil, kazancın sâfiyeti bozuldu. Nasihat ediyorsun, duyuyor veya duymuyor, anlıyor veya anlamıyor, ondan sonra bakıyorsun dervişliği de bozuluyor, camiye gelmemeye başlıyor. Bakıyorsun raydan çıkmış, sapıtmış, şaşırmış.

Neden?

Lokmadan.

Bazen de insanlar neden şaşırıyor?

Dikkat ediyorum, benim dikkatimi çekip de hatırımda kalanlardan birisi gıybetten, dedikodudan.

Oturuyorlar; gıybet dedikodu, gıybet dedikodu, gıybet dedikodu… Ondan sonra keyifleri kaçıyor, durumları bozuluyor, dengeleri bozuluyor. Bakıyorsun dervişlikten nasipsiz insan durumuna geliveriyorlar.

Onun için lokmanın helal olmasına dikkat edelim, günahlardan kaçınalım. Haram lokmalar ve günahlar zehir gibidir, insanı mahveder. Asit gibidir; insanın içini, mâneviyatını tahrip eder. Günahlardan kaçınacağız, haramlardan sakınacağız.

Nedir bunun aslı kısaca?

Takvâ ehli olacağız. Sakınan, çekinen, titiz bir müslüman olacağız.

"Yapamıyoruz hocam işte."

Yapamıyorsan da derviş olamazsın.

Ele geleni yersin,

Dile geleni dersin,

Böyle dervişlik mi olur?

Sen derviş olamazsın.

Diyor, Yunus öylelerine hitap ediyor.

Madem Bişr-i Hâfî hazretleri bu dört kişiyi methetmiş, aman biz de, oradan ibret alalım, lokmamızın helal ve güzel olmasına dikkat edelim.

HaddesenâMuhammedü'bnü'l-Müsenne'bniZiyâd, kâle: Semi'tüBişranyekûl.

Bu Muhammedü'bnü'l-Müsenna b. Ziyad, Bişr-i Hâfî hazretlerinin şöyle söylediğini nakletmiş.

Şâtırunsahiyyunehabbuileyyeminkâriinleîmin.

Önce bu adam, mübarek kimmiş, onun hayatını okuyalım.

Salihlerden idi. Bişr'in arkadaşlığını yaptı. Ondan bazı sözlerini nakletti, ezberledi.

Ve hüve sadûkun. "Doğru sözlü bir insandı, iyi bir râviydi." Mâtesenetesittîne ve mieteyn. "260 hicrî senesinde öldü."

Şâtırunsahiyyunehabbuileyyeminkâriinleîmin.

Şatara fiilinden geliyor, birkaç mâna var. Birisi hayasız, ahlâksız; iyi terbiye görmemiş, aşağı tabakadan insan mânasına geliyor. Bir beldenin ayak takımı olanlara "Şuttar" derler.

Şâtırunsahiyyun. "Aşağı tabakadan, ayak takımından ama cömert bir adam." Ehabbuileyye. "Bana daha sevimlidir." Minkâriinleîmin. "Kötü huylu, alçak tabiatlı, cimri bir din adamından, hafızdan, hocadan bana daha sevimlidir." diyor Bişr-i Hâfî hazretleri.

Cömertlik güzel bir huy. "Aşağı tabakadan cömert bir insan, mesleği itibariyle asaletli bir meslekten olup da huyu kötü olan bir insandan daha iyidir, benim nazarımda." diyor. Cömertliği methediyor, cömertliğin güzel olduğunu ifade ediyor. Hakikaten hadîs-i şerîflerde de öyledir. "Cömert cennete yakındır, cimri de cehenneme yakındır."

Cömertlik güzel bir sıfattır.

Cömertlik, insanın başkasına âlicenap davranması, bir şeyler vermesi, bağışta bulunması mânasına geliyor, üç şekilde oluyor:

1. Mal cömertliği; parası var, çıkartıyor veriyor.

2. Ten cömertliği; bedenen hizmet ediyor, imkânı var, hizmetine koşturuyor. Hizmet edilecek bir kimse diye ihtiyara, yoksula, dula, hocaya, babaya, akrabaya bedenen hizmet etmek; ten cömertliği.

Malca hizmet etmek, mal cömertliği; bedence hizmet etmek, ten cömertliği.

3. Can cömertliği; Sevdiği insan için icabında canını feda ediyor.

Cömertlik iyi bir huydur. Bir müslümanın bir müslümana âlicenap davranması, eliaçık davranması, onun ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde olması, parasından pulundan, imkânından ayırması, vermesi güzel bir şeydir. Fukarânın gönlünün alınması, sevindirilmesi güzel şeydir.

"Ben aşağı tabakadan cömert bir insanı; hoca, hacı, hafız, makbul din adamı olup da tabiati kötü, cimri, pinti olan insandan daha çok severim, o bana daha sevimlidir." buyurmuş.

Allah-u Teâla Hazretleri cümlenizden razı olsun. Cümlenizi Peygamber Efendimiz'in sevgisine, şefaatine, iltifatına nail eylesin. Peygamber Efendimiz'in has ümmeti olmanızı nasip eylesin. Dünya ve ahiretin her türlü tehlikelerinden koruyup, dünya ve ahiretin her türlü hayırlarına erdirdiği kullarından eylesin. Firdevsi Âlâda Peygamber-i Zişan’ımıza cümlenizi komşu eylesin. Cennet nimetleriyle mütena'ım eylesin.

 

 

Diğer Kayıtlar

Çal Başlık Paylaş
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
12.10.202526 dk 42 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
10.01.202635 dk 47 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.11.202522 dk 55 sn
17.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
11.10.202527 dk 24 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati B
03.05.202623 dk 26 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî B
25.01.202625 dk 38 sn
21.02.1992 - Seriyy es-Sakatî A
24.01.202632 dk 19 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
07.12.202518 dk 46 sn
26.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
06.12.202538 dk 37 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
31.08.202522 dk 6 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
30.11.202524 dk 51 sn
29.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
30.08.202537 dk 44 sn
19.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
29.11.202530 dk 51 sn
22.06.1996 - B
09.12.201941 dk 25 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
23.11.202530 dk 52 sn
22.06.1996 - A
09.12.201938 dk 29 sn
12.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
22.11.202523 dk 18 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
24.08.202529 dk 56 sn
05.10.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
09.12.201924 dk 11 sn
15.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
23.08.202527 dk 12 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
16.11.202532 dk 42 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi B
17.08.202524 dk 25 sn
28.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
15.11.202526 dk 32 sn
08.06.1996 - Cüneydi Bağdadi A
16.08.202536 dk 25 sn
01.06.1996 - A
09.12.201939 dk 58 sn
21.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
08.11.202526 dk 57 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî B
02.11.202524 dk 22 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri B
10.08.202532 dk 14 sn
14.09.1996 - Ebû Osmân el-Hîrî A
01.11.202525 dk 5 sn
10.05.1996 - Ebu Osman el Hiri A
09.08.202521 dk 51 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi B
03.08.202529 dk 20 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
26.10.202525 dk 58 sn
16.12.1995 - Cüneyd-i Bagdadi A
02.08.202530 dk 18 sn
31.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
25.10.202521 dk 35 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
19.10.202522 dk 2 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye B
20.07.202520 dk 28 sn
30.09.1995 - Tasavvufta Emek ve Terbiye A
19.07.202545 dk 9 sn
24.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
18.10.202523 dk 54 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi B
13.07.202518 dk 3 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
05.10.202538 dk 7 sn
23.09.1995 - Cüneyd-i Bağdadi A
12.07.202529 dk 21 sn
10.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
04.10.202535 dk 38 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
29.06.202526 dk 53 sn
05.08.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
28.06.202527 dk 5 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî B
28.09.202532 dk 38 sn
08.07.1995 - B
09.12.201921 dk 4 sn
03.08.1996 - Ebû Hüseyin en-Nûrî A
27.09.202528 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
11.10.202616 dk 57 sn
08.07.1995 - A
09.12.201912 dk 10 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
21.09.202533 dk 22 sn
20.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
20.09.202537 dk 26 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî B
22.06.202530 dk 56 sn
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
14.09.202524 dk 56 sn
21.01.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
10.10.202623 dk 51 sn
24.06.1995 - Ebû Türab en-Nahşebî A
21.06.202534 dk
13.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
13.09.202537 dk
10.12.1994 - B
09.12.201927 dk 22 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
01.11.202631 dk 35 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi B
07.09.202523 dk 17 sn
10.12.1994 - A
09.12.201935 dk 30 sn
03.06.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
31.10.202630 dk 23 sn
06.07.1996 - Cüneydi Bağdadi A
06.09.202532 dk 2 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi B
04.10.202624 dk 54 sn
27.05.1995 - B
09.12.201931 dk 18 sn
05.11.1994 - Mansur b. Ammar Ebus Serîi A
03.10.202630 dk 24 sn
27.05.1995 - A
09.12.201925 dk 34 sn
22.10.1994 - A
09.12.201945 dk 29 sn
25.06.1994 - A
09.12.201934 dk 29 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki B
25.10.202627 dk 1 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
27.09.202629 dk 47 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
06.09.202619 dk 11 sn
15.04.1995 - Abdullah b. Hubeykini’l Antaki A
24.10.202629 dk 58 sn
15.10.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
26.09.202632 dk 32 sn
11.06.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
05.09.202632 dk 6 sn
01.04.1995 - B
09.12.201934 dk 41 sn
01.10.1994 - A
09.12.201918 dk 59 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
30.08.202624 dk 25 sn
01.04.1995 - A
09.12.201921 dk 36 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr B
20.09.202628 dk 53 sn
07.05.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
29.08.202622 dk 50 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki B
18.10.202625 dk 57 sn
10.09.1994 - Hamdûn el-Kassâr A
19.09.202635 dk
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi B
23.08.202629 dk 30 sn
25.03.1995 - Ahmed b. Asımini’l-Antaki A
17.10.202620 dk 48 sn
09.07.1994 - B
09.12.201924 dk 20 sn
23.04.1994 - Yahya b. Muaz er-Razi A
22.08.202624 dk 18 sn
09.07.1994 - A
09.12.201920 dk 30 sn
16.04.1994 - B
09.12.201916 dk 56 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad B
13.09.202625 dk 52 sn
02.07.1994 - Ebu Hafs el-Haddad A
12.09.202630 dk 42 sn
16.04.1994 - A
09.12.201928 dk 36 sn
19.03.1994 - B
09.12.201925 dk 28 sn
19.03.1994 - A
09.12.201926 dk 9 sn
11.12.1993 - B
09.12.201931 dk 53 sn
31.07.1993 - B
09.12.201928 dk 40 sn
11.12.1993 - A
09.12.201928 dk 53 sn
31.07.1993 - A
09.12.201930 dk 28 sn
04.12.1993 - B
09.12.201933 dk 7 sn
24.07.1993 - B
27.07.202531 dk 55 sn
04.12.1993 - A
09.12.201927 dk 55 sn
24.07.1993 - A
06.07.202532 dk 35 sn
27.11.1993 - B
09.12.201929 dk 21 sn
17.07.1993 - B
16.08.202626 dk 57 sn
27.11.1993 - A
09.12.201923 dk 50 sn
17.07.1993 - A
15.08.202634 dk 4 sn
20.11.1993 - B
09.12.201926 dk 59 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
09.08.202631 dk 44 sn
20.11.1993 - A
09.12.201928 dk 26 sn
10.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
08.08.202629 dk 54 sn
23.10.1993 - B
09.12.201924 dk 3 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
02.08.202624 dk 58 sn
23.10.1993 - A
09.12.201924 dk 9 sn
03.07.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
01.08.202626 dk 47 sn
07.10.1993 - B
09.12.201931 dk 12 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani B
26.07.202620 dk 47 sn
07.10.1993 - A
09.12.201928 dk 3 sn
26.06.1993 - Ebu Süleyman ed-Darani A
25.07.202629 dk 48 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami B
19.07.202619 dk 22 sn
28.08.1993 - B
09.12.201921 dk 4 sn
12.06.1993 - Bayezid-i Bistami A
18.07.202622 dk 26 sn
28.08.1993 - A
09.12.201924 dk 5 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
12.07.202622 dk 47 sn
21.08.1993 - B
09.12.201928 dk 17 sn
15.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
11.07.202622 dk 43 sn
21.08.1993 - A
09.12.201929 dk 59 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
05.07.202625 dk 5 sn
07.08.1993 - B
09.12.201922 dk 10 sn
08.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
04.07.202620 dk 36 sn
07.08.1993 - A
09.12.201922 dk 3 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami B
28.06.202632 dk 40 sn
01.05.1993 - Bayezid-i Bistami A
27.06.202628 dk 42 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi B
21.06.202619 dk 22 sn
10.04.1993 - Şakik-ı Belhi A
20.06.202627 dk 34 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi B
14.06.202626 dk 39 sn
27.03.1993 - Şakik-ı Belhi A
13.06.202624 dk 24 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi B
07.06.202627 dk 54 sn
23.01.1993 - Şakik-ı Belhi A
06.06.202635 dk 37 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi B
31.05.202625 dk 59 sn
09.01.1993 - Haris el-Muhasibi A
30.05.202632 dk 58 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
09.12.201922 dk 9 sn
24.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
09.12.201921 dk 39 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi B
24.05.202623 dk 32 sn
05.12.1992 - Haris el-Muhasibi A
23.05.202631 dk 18 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi B
17.05.202623 dk 31 sn
28.11.1992 - Haris el-Muhasibi A
16.05.202623 dk 50 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati B
10.05.202626 dk 10 sn
21.11.1992 - Seriyy es Sakati A
09.05.202630 dk 54 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati B
12.04.202622 dk 20 sn
01.08.1992 - Seriyy es Sakati A
11.04.202621 dk 32 sn
25.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
05.04.202628 dk 19 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî B
29.03.202631 dk 17 sn
04.07.1992 - Bişr-i Hâfî A
28.03.202629 dk 10 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
15.02.202631 dk 34 sn
09.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
14.02.202646 dk 33 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem B
08.02.202628 dk 2 sn
02.05.1992 - İbrahim bin Edhem A
07.02.202625 dk 59 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem B
01.02.202632 dk 48 sn
18.04.1992 - İbrahim bin Edhem A
31.01.202627 dk 36 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
18.01.202629 dk 4 sn
18.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî A
17.01.202623 dk 59 sn
11.01.1992 - Zünnûn-ı Mısrî B
11.01.202632 dk 31 sn
24.10.1992 - Seriyy es Sakati A
02.05.202629 dk 41 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati B
26.04.202624 dk 46 sn
17.10.1992 - Seriyy es Sakati A
25.04.202623 dk 12 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati B
19.04.202629 dk 14 sn
10.10.1992 - Seriyy es Sakati A
18.04.202624 dk 15 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî B
04.01.202643 dk 56 sn
28.12.1991 - Zünnûn-ı Mısrî A
03.01.202633 dk 51 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
28.12.202532 dk 40 sn
16.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
27.12.202528 dk 47 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
21.12.202527 dk 32 sn
09.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
20.12.202529 dk 2 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad B
14.12.202528 dk 15 sn
02.12.1991 - Fudayl Bin İyad A
13.12.202541 dk 6 sn
AKRA