Haramdan Sakınmak, Yahudi Komşu, Allahtan Korkmak, Namaz

Haramdan Sakınmak, Yahudi Komşu, Allahtan Korkmak, Namaz
El-Hamdülillah, sümme el-Hamdülillah, el-Hamdülillahî hedâna lihâza vema künnâ linehtediye levlâ en hedânallah.Vema tevfîki illa billah aleyhi tevekkeltu ve ileyh.
Neşhedü en lâ ilâhe illâlahu vahdehu lâ şerîkeleh. Veneşhedü enne Muhammeden abduhu ve habibuhu veresuluhu. Allahümme salli vesellime ve barik alâ hazen nebiyyu kariybu ve Resulu Seyyidul senedil azim fi kalbirrahim seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.
İtteki’l-mehârime.
Efendimize bir adam geldi, dedi ki;
“Yâ Resulallah! Bana nasihat et. Bana bir şeyler söyle, vasiyet et. Bana bilgiler ver yani.”
Bir rivayette de Efendimiz demiş ki;
“Ben bir şeyler söyleyeceğim. Bunu kim alır?”
Birisi demiş ki;
“Ben alırım yâ Resûlallah, söyle.”
O da demiş ki;
İtteki’l-mehârime. “Ey evlat, ey Âdem, haramlardan sakın!”
Bu demektir ki ittekillahe mine’l-mehârimi. “Allah'tan kork ve haramlardan sakın.” demek.
“Allah'tan kork!” yukarıda açık söylediği şekilde burada itteki’l-mehârime dedi, ikisi de aynı şeylerdir. Allah'tan kork ve haramlardan sakın. Haram yalnız ekmekte değil. Haramın çok nevi var. Gözün haramı var, kulağın haramı var, dilin haramı var, elin haramı var, ayağın da haramı var. Onlar işlendiğinde hepsi haram.
Mesela Allah'ın bakma dediği günahlara bakarsan göz haramını işlemiş olursun. Allahu Teâlâ'nın dinleme dediği kötü şeyleri dinlersen kulak haramını işlemiş olursun. Allahu Teâlâ'nın söylenmesini istemediği kötü sözleri söylersen dil günahını işlemiş olursun. Allahu Teâlâ'nın gidilmesinden razı olmadığı yerlere gidersen ayakların günahını işlemiş olursun. Yenmesini istemediği şeyleri yersen midenin günahı işlemiş olursun. Elinle yapılmasını istemediği şeyleri yaparsan ona tokat vurursun, berikini incitirsin, kakarsın çok acı şeylerdir.
Beş dakikacık sabrımız olmuyor. Onu itip bunu kakıp gayret gösteren oluyor ki bu incitme de yasaktır yani.
Hacer-i Esved denilen Kabe-i Muazzama’daki o cennetten gelen taş, ki hepimiz onun aşığıyız, öpmek için çalışırız ama orada öpmek için birçok insanları incitmek, kendin de incinmek var. Kendin de ayağını ezilir, başın kırılır, şu olur bu olur birçok felaketler var. Sen de birçok insanları kakacaksın kuvvetin nispetinde oraya sokulacaksın.
Bu sünnettir yahu, kakıp incitmek de haramdır. Bir sünneti icra etmek için bir haramı irtikap ediyorsun. Bir sünneti icra etmek için birçok haramları irtikap ediyorsun, birçok insanın canını yakıyorsun da işte karşıdan buradan Allahu ekber dersin, bu da ona kafi.
Binâenaleyh insanların biraz teyakkuzda olması lazım. İnsanlar biraz sabırlı olmalı.
İncitme kimseyi. Bu da ezadan sayılıyor.
Onun için şimdi Cenab-ı Peygamber ittekı’l-mehârimi dedi o zâta. Haramlardan sakın haramlardan! “İbadet et.” demedi bak! İbadet et demedi ittekı’l-mehârimi dedi. Evvela söylediği, “Haramlardan kaçın!”
Çünkü biliyorsunuz ki insanın sıhhati de mikroplardan korunmaya bağlı. Mikroplar insanı sararsa o mikroplar insanı sardıktan sonra çaresi de bulunmaz onların. Hastanelere gidersin en nihayet ölümdür onun yeri.
Binâenaleyh mikroplardan muhafaza olmayı da insan bilmeli. Mikroplu şeyleri yeme, mikroplu şeyler içme, mikrop şeylerin yanına sokulma, ki bu mikrop da sana bulaşmasın. Halbuki nasıl ki bu, işte hepimizin bildiği şey, hastalıklar nasıl bulaşıyorsa insanlara, ahlaklar da böyle bulaşır. Kötü insanların yanına gidersen kötü ahlaklar sana öyle bir sirayet eder ki o veba mıdır kolera mıdır nedir, o dertler nasıl bulaşıyorsa ondan daha fazladır. Olursun sen de bir sarhoş, olursun sen de bir kumarbaz, olursun sen de bir haydutun birisi. Emsaline, nasıl kimselerle konuşursa onlara benzer gider.
Onun için Cenab-ı Peygamber ilk evvela ittekı’l-mehârimi. “Haramlardan kaç!” dedi.
Haramı mucip olan yerlere sokulma. Haram işleyenlerle ülfet, ünsiyet etme. Çünkü sen de alışırsın ona. Onunla görüşe görüşe sen de haramcının birisi olursun.
“Haramlardan kaçın.”
Ne olacak?
Tekün a'bede’n-nâs.. “En âbid, insanların en âbidi o zaman sen olursun.”
Ve ahsin ilâ cârike tekün mü’minen.
Bu çok mühim, bunu ezberleyebilirsek ne mutlu bize!
Ve ahsin ilâ cârike tekün mü’minen. “Kemal-i iman, imanındaki kemal ancak komşuna ikramın nispetinde.”
İmanındaki kemal komşuna ikram nispetindedir. Bunu pekala her derste söylüyorum birkaç defa.
Büyüklerimiz kurban kesmişler, kestikleri kurbandan hisse dağıtıyoruz hepimiz yaptığı gibi. Komşu da Yahudi imiş. Oluyor ya, Yahudi mahallesinde oturan insanlar Müslümanların olduğu yerde. Oraya da gelmiş bir Yahudi komşu.
Diyor ki hanıma;
“Hanımefendi, Yahudi komşunun hissesini unutma!”
Yahudi komşunun hissesini unutma. Bu tavsiyede bulunduktan sonra gidiyor işine. Geliyor;
“Yahudi komşunun hissesini verdin mi hanım?”
Bir de soruyor.
Demek ki komşu hakkı ne kadar mühimmiş.
Bunun bir ikincisi var;
Hazreti Hasan veyahut Hazreti Hüseyin… Evi bir Yahudinin evinin yanında imiş. Yahudinin lağımı bu Hazreti Hasan veya Hazreti Hüseyin efendimizin bahçesinden geçiyormuş. Lağım patlamış, evin içerisini pis bir koku almış. O esnada Yahudi de hatır sormaya misafir gelmiş Hazreti Hasan veya Hazreti Hüseyin efendimize. Bakmış ki evin içerisinde pis bir koku var. Demiş;
“Yâ Hasan, ne bu?”
O da saklamak istemiş.
Nasıl bir tabir kullandıysa pek orasını bilemeyeceğim.
“Sizin su yolunuz patlamış.” demiş.
Lağım demiyor da “Sizin su yolunuz patlamış.”
“Niçin haber vermedin?”
“Ceddim bize komşudan gelecek ezaya tahammül ile emretti.”
Ced, Peygamber ceddim dediği.
Peygamberimiz bize komşudan gelen ezaya tahammül ile emretti. Binâenaleyh sizi rahatsız etmemek için söylemedik.
Özür diliyor, yaptırıyor ve “Ne iyi ceddiniz varmış ne iyi dininiz varmış!” diyerekten Müslüman oluyor adam.
Allah kusurlarımızı affetsin.
Komşu ile geçinmek buna muaşeret diyorlar. Kitaplara ne kadar yazarsan yaz, ne kadar kitap okursan oku. Fakat bunu tatbik edebilmek bir mesele. Bunu tatbik edemedikten sonra her gün komşunla hırgür hırgür kavga gürültü olduktan sonra onun ne kıymeti kalır?
“Demek kamil mü’min olmak istiyorsan komşuna ikram et.”
Ve ehabbe li’n-nâsi mâ tuhibbü li-nefsike tekün müslimen.
Müslüman da olmak istiyor musun?
Evet, iyi bir Müslüman olmak istiyorum.
“Öyleyse canın için neler istiyorsan, canın için neler istiyorsan, ne gibi şeyler istiyorsan tüm Müslümanlar için aynı şeyleri isteyeceksin.”
Bütün Müslümanlar için kimsenin zarurette kalmasına tahammül edemeyeceksin.
O orada zaruret de kıvransın, aç yatsın, köprü altında yatsın, şurada yatsın sen de baklava börekle yaşa, olur mu bu?
Bunu kurtarmak, bu da vazifemiz. Öyle ne köprü altında kalsın ne sokakta kalsın, ne şurada kalsın ne burada kalsın. Herkesin bir yuvası olsun, herkesin bir lokma ekmeği olacak bir.
Eski teşkilatlarımızda, bizim çocukluğumuzda gördüklerimizden ve bildiklerimizden imarethaneler vardı. İmarethaneler yani fakir besleme yerleri, oradan torbalar çıkar, böyle böyle pideler yani. Bu pideler, fakirler gider oradan pidelerini alırlar ayrıca da kazanlar kaynar çorbalar vardır. Tasını götürür oradan da çorbasını alır idi. Herkesi böyle şey edilmiş mebzülen verirlerdi. Yine bunu da yapmak bizim Müslümanların vazifesidir.
Hatta her mahalle bunu yapmalı. Her mahallenin bir imarethanesi olmalı. Orada yemek kaynamalı, ekmeği orada bol olmalı, mahallenin ne kadar fukarası varsa onları tespit etmeli. Onların evlerine götürüp teslim etmeli. Alın ekmeklerinizi, yemeklerinizi, odunlarınızı kömürlerinizi diyerekten onların ihtiyacını karşılamak mahalle sakinlerinin vazifesi, başlı vazifesi.
Bunu yapabildikleri takdirde, tekün müslüman. “O zaman tam Müslüman olursun.”
Tekrar Cenab-ı Peygamber yine buyuruyor;
İttekullâhe ve aslihû zâte beyniküm. “Allah'tan korkun, beyinlerinizi ıslah ediniz.”
Beyinlerinizi, aranızı ıslah ediniz. Aranızdan su sızmasın yani.
Sen de Müslüman ben de Müslüman. E neden darıldık birbirimize, nedir aradaki bölüşemediğimiz şey?
Onu ıslah edin, birleşin. Birleşin, Hak’ta birleşin ama batıl da değil. Hak’ta birleşin.
Ve aslihû zâte beyniküm. “Aralarınızı ıslah edin, düzeltiniz.” Fe-innalllâhe yuslihu beyne’l-müslimîne. “O zaman da Allah Müslümanların arasını ıslah eder, kavga gürültü kalkar ortadan.”
Sen de Müslüman ben de Müslüman, neden sen ayrı neden ben ayrı?
Nedir dava?
Davayı halletmek lazım. Ama işte o Müslümanlık olursa halledilir. Müslümanlık olmazsa yine herkes kendi davasında olur.
Yine buyuruyor Cenab-ı Peygamber;
İttekullâhe va’dilû beyne evlâdiküm kemâ tühibbûne en yeberrûküm.
Bak ne kadar güzel yahu bunlar!
“İttekullâhe. Allah'tan korkun da evlatlarınızın arasında da adalet yapın.”
Hatta öpmede bile! Bir kere öptüysen onu da bir kere öp. Buna iki kere öptüysen onu da iki kere öp. Evlatlarınızın arasında öpmede bile adalete riayet et. Ona çok verip de buna az verirsen evlatların arasında kavga gürültü başlar.
Ekseriyetle mal bağışlamalar olur. Mal bağışlamalarda birisine çok bağışlar birisine de az bağışlar. E burada adalet olmadı. Cenab-ı peygamber diyor ki;
İttekullâhe va’dilû beyne evlâdiküm. “Evlatlarınızın arasında adalete riayet edin.” Kemâ tühibbûne en yeberrûküm. “Size nasıl ki ihsan edilmesini istiyorsunuz siz de evlatlarınıza böyle adaletle ihsan edin.”
Şimdi yine geldi bakın.
İttekullâhe fi’s-salâti. “Namaz hususunda Allah'tan korkunuz.”
İttekullâhe fi’s-salâti.
Namazlarınızı vaktinde kılınız. Doğru kılınız dürüst kılınız. İki. Tekrar;
İttekullâhe fi’s-salâti. Üçüncü bir emir daha.
“Namazda, namaz hususunda Allah'tan korkunuz.”
Namazlarınızı vaktiyle kılınız. Yatsı namazlarında maşallah cami doluyor da sabah namazlarında niçin cemaat camiye gelemez? Ramazan’da herhalde sahura kalkıyoruz.
Sahura kalktıktan sonra ne olur yarım saat daha oturalım da namazı cemaatle beraber kılsak olmaz mı?
Yahut kılıp da yatsak doğru olur mu?
Olmaz.
Öyleyse üç defa buyurdu;
“Namaz hakkında Allah'tan korkunuz! Namaz hakkında Allah'tan korkunuz! Namaz hakkında Allah'tan korkunuz! Namazı doğru, dürüst ve vaktinde kılınız.”
Cenâb-ı Hak cümlemize tevfik buyursun, ihsan buyursun, in’am buyursun.
Sübhâne rabbike rabbi’l-izzeti ammâ yesifûn ve selamün ale’l-mürselîn velhamdülillahi rabbi’l-âlemîn el-Fâtiha.
Allahın Sevdiği
ve Sevmediği Kişiler
Hain Olmak,
Kibir, Hadislerin Önemi,
