Gece Namazı, Yaşlılara Mükafat, Çocuğa Namaz Eğitimi, Büyük Havuzda Abdest, Yüksek Binalar Yapmak

Gece Namazı, Yaşlılara Mükafat, Çocuğa Namaz Eğitimi, Büyük Havuzda Abdest, Yüksek Binalar Yapmak
Eûzubillahimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm.
El-Hamdülillahi rabbilâlemin ve’l-âkibetü li’l-müttekîn vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.
İ’lemû eyyühe’l-ihvân enne efdale’l-kitâbi kitâbullah ve enne efdale’l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra’l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid’ah ve külle bid’atin dalâleh ve küllü dalâletin fi’n-nâri. Ve bi’s-senedi’l-muttasıli ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem;
İzâ bakiye sülüsü’l-leyli yenzilullahu ilâ semâi’d-dünyâ ve yekûlü menzellezî yed’ûnî estecîbü... ilâ âhiri’l-hadîsi.
Cenâb-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in nasihatlarından birisi de gece namazlarına devamdır. Gece namazlarına devamda çok fayda vardır. Hem dualar istecâb olur hem de insanların gönülleri açılır, feraset sahibi olurlar. Onun için;
El-Mü’minü yenzuru bi-nûrillâhi. Bu ferâseti mü’minden ileri gelir. Bu feraset de gece namazlarına devam edenlerde çok olur. Binâenaleyh hiç olmazsa bir koyun sağacak kadar bir zaman da olsa geceleri kalkın, gece yarısından sonra hiç olmazsa iki, dört, altı, sekiz... Ne kadar kılabilirseniz bir namaz kılınız. Nafile bir namaz. Halbuki bizlerde borç da çok, borçlarımızdan da kalkıp da böyle bu kadar bir namaz kılsak o da efdal.
Onun için Cenâb-ı Hak celle ve alâ gecenin yarısından sonra rahmetlerini açar, “Kullarımdan yok mu dua edenler de ben onların duasına icabet edeyim?” der. Kulların duasına bakar, yani Cenâb-ı Hak intizarda, kullarım desinler, istesinler benden de istediklerini onlara vereyim. Ama bu gündüzün olursa başka da gece yarısından sonra yapılırsa çook âlâ olur.
Onun için gece ibadetlerine dikkat etmek lazım. Biz yatsı namazını kılıyoruz ama bu o değil. Yatsı namazımızı kılmakla farz olan borcumuzu ödemiş oluyoruz. Bu, borcun gayri nafile bir namaz, fazladan bir namaz.
Yine buyuruyor ki;
“Yok mu benden mağfiret dileyen?”
Hepimizde çok günah var, her an da günah işlemekten hâlî de olamıyoruz. Binâenaleyh istiğfar her zaman yaparız; namazdan evvel yaparız, namazdan sonra yaparız, başka zamanlarda da yaparız ama gece yarısından sonra yapılan istiğfarların fadâili ayrıdır. Onun için;
Men zellezî yestağfirunî fe-eğfiru lehû. “onun günahlarını ben mağfiret edeyim?” buyuruyor. “Kimdir o ki sıkıntıya düşmüştür, zaruret içerisindedir, derdi belası sıkıntısı vardır, bunlardan dolayı; ‘Yâ Rab! Benim bu derdimi gider, bana sıhhat afiyet ver, zaruretimi de gider, dünyalık da ver.’ diye bir şeyler isterse Allahu Teâlâ onu da hazinelerinden, gayb hazinelerinden verir, merzuk eder.” Hattâ yenfecira’l-fecrü. “Bu sabah namazının vaktine kadar yani fecir doğuncaya kadar, sahur vakti bitinceye kadar bu böyle devam eder.”
Onun için uyanık olmak müslümanlara gerektir ki bu vakitleri kaybetmesinler. Her gece böyledir.
İzâ belağa’l-abdü erbeîne seneten...
Bu yaşların da insanlar üzerinde çok değeri var. Mesela 15 yaşındaki bir delikanlı, 25 yaşındaki bir delikanlı, 35 yaşındaki bir delikanlı henüz nefsine mağluptur; o gençliğinin esareti altında ne yaptığını pek bilmez haldedir. Onun için peygamberlere hep peygamberlik 40 yaşından sonra gelmiştir; bir İsa aleyhisselam müstesna. Ötekiler hep 40 yaşından sonra gelmiştir. Binâenaleyh;
İzâ belağa’l-abdü erbeîne seneten. “Bir insan 40 yaşına girdi miydi.” Eminehullahu mine’l-belayâ esselâsi el-cünûn ve’l-cüzzâm ve’l-beras. “Kırk yaşına giren insan delilik dedikleri, cüzzam dedikleri, baras dedikleri illetlerden salim olur, Allah bunlardan emin kılar.”
“Eğer bu insan 50 yaşına kadar yaşarsa Allahu Teâlâ onun kıyamet gününde hesabını hafif kılar. Altmış yaşına vardığı vakitte Allahu Teâlâ ona tevbe nasip eder, artık içinden gelir tevbe, başkasının nasihat etmesine filan lüzum kalmaz.”
Bu daha evvel başlar ya, Hz. Ömer’e de her gün bir nasihatçı gelirmiş. Hz. Ömer’e her gün bir nasihatçi geliyor ona nasihat ediyor. Nefis... Hz. Ömer’in nasihate ihtiyacı yok ama işte halife oldum, reis-i cumhur oldum nefsim kabarmasın; ondan dolayı geliyor buna nasihat ediyor.
Bir gün saçında ağarma hasıl olmuş, beyazlık gelmiş, bu zaman gelince demiş ki; “Sen gelme artık. Vâiz bana geldi, saçım ağırdı artık. Binâenaleyh sana ihtiyacım yok bu bana yetiyor artık.”
Binâenaleyh insanın saçı ağarmaya başladığı vakitte hâlâ aklı başına gelmediyse onun hali çok zordur.
“70 yaşına geldiği vakitte de.” Ehabbehû ehlü’s-semâi. “Gökteki meleklerdir, onu severler artık.” Fe-izâ belağa semânîne seneten. “Eğer 80 yaşını bulabildiyse.” Esbetallahu lehû hasenâtihî ve mahâ seyyiâtihî. “Onun hasenâtını ibkâ eder, seyyiatlarını da siler.”
Seksen senedir Allah’a secde ediyor, namaz kılıyor, kulluk ediyor; beşeriyet itibariyle çeşitli hataları vardır, işte Cenâb-ı Hak bunun 80 senelik ömründeki ibadetinden dolayı seyyiâtını siliveriyor, mahvediyor. Onun için çok yaşamaya dikkat etmeli, Allah’ın size takdiri ama insan da çok yaşamasını istemeli.
Fe-izâ belağa tis’îne. “Eğer 90’a erişebilirse.” Ğaferallahu lehû mâ tekaddeme min zenbihî ve mâ teahhara. “Onun geçmişindeki gelecekteki günahlarını mağfiret eder, hiç günahsız kalır.” Ve şefe’a fî ehli beytihî ve nâdâhü münâdin mine’s-semâi hâzâ esîrullah. “Ehli beytinden de -bir yerde gördüydüm de 400 kişiye kadar.
Burada yalnız şefaat eder diyor ama başka yerde o doksanlık adama 400 kişiye kadar şefaat hakkı veriliyor.
Yani yaşımız 90’ı bulursa bu devlette de erişeceğiz.
Dua edelim de biribirimize Allah hayırlı çok uzun ömürler versin cümlemize.
Bu hadis Ebû Yâlâ ve el-Hatîb’in Hz. Enes’ten rivayetidir.
Esîrulllahi fi’l-ardı. “Artık bu yeryüzünde Allah’ın esiri olaraktan, günahlardan âzâde olaraktan yaşıyor.”
İzâ belağa’l-ğulâmü seb’a sinîne. “Çocuk yedi yaşına eriştiği vakitte.” Fe’mürûhu bi’s-salâti. “Ona namazla emrediniz.”
Memur değildir, çünkü daha ona farz değildir ama onu alıştırma bakımından eğer erkekse; “Haydi bakalım oğlum!” diye onu elinden tutar camiye getirirsin yahut evde kılarken, “Gel sende bakalım beraber kılalım.” diye ona emredersin, alışsın.
Fe-izâ belağa aşran. “On yaşına geldiği vakitte.” Fa’dribûhü aleyhâ. “Eğer kılmazsa onu tedib ediniz.”
Tabii burada kusurlarımız hepimizde pek çok. Çocuklarımızı bu İslâm terbiyesi üzerine yetiştirmekte hep gaflet içerisindeyiz.
Allah cümlemizin muîni olsun.
İzâ belağa’l-mâu kulleteyni. “İki kulle su -diyor ki 500 okka dedikleri ağırlıkta- çoklukta bir su pislik kabul etmez.” buyurulmuş.
İmam-ı Şâfii bazı havuzlardan abdest alırlar, yıkanırlar, girerler çıkarlar, biz de deriz ki;
“Nasıl oluyor da bunu yapıyorlar?”
Evet o su, o havuzdaki su eğer o kadar bir şeye hamilse o pislik kabul etmez artık. Onda abdest de alınır, herkes de her tarafına yığılır insanlar, herkes abdest alır.
Bizim mezhebimizde de bir havuz 10 metre, 10 arşın etrafında bir karış derinliğinde de suyu olursa, etrafında insanlar. Havz-ı kebîr addederler, havz-ı kebîr o da pislik kabul etmez herkes etrafından abdest alır. Mesela bizim kaplıcalarındaki havuzlar gibi...
İzâ bena’r-raculü seb’ate ev tis’ate ezru’in nâdâhü münâdin mine’s-semâi eyne tezhebü bihî yâ efseka’l-fâsikîne.
Cenâb-ı Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in bize merhameti çok. Bize merhameti çok olduğundan bizim dünyaya meyl ü muhabbetimizi istemiyor. Meyl ü muhabbetimizi istemediğinden dolayı. Bir insan tabii eve ihtiyaç da var, ev bir ihtiyaçtır. “Dünyada ev, âhirette iman.” derler ya, bu ihtiyaçtır yani. Mutlaka Arabistan’da da olsa ihtiyaç burada da ihtiyaçtır. Bir adam başını sokacak, yağmurdan soğuktan kendini koruyacak bir binaya kalabalığına göre ihtiyacı var. Bazıları kalabalık aile olur ona çok odalı daha geniş bir yer lazım, bazısı daha az olur.
Ama herkesin bir katı olur başka, o bir kat bir kattır. Ama bir adamın beş katı olursa, on katı olursa mesela ona;
Efseku’l-fâsikîn, ne yapıyorsun sen, göklere kadar mı kalkacaksın? Bu kadar vâridata ihtiyacın yok çünkü bak ölüm arkamızda geziyor bizim. Binâenaleyh çok vâridat gelecek; beş kat evden, on kat evden 1000’er liradan alsa on bin lira aylık alacak bir insan, o on bin lirayla müreffeh bir hayat sürer ama şeysi de, istikbali bu evlerindedir. Allah’a olan bağlılığı kesilmiş gönlü malına bağlanmıştır. Binâenaleyh o malından geleceğine “Eh ben rahat yaşarım, Allah verse de olur vermese de olur.”
Bir kat kendine mahsus yeter, diğerini millet namına harca. Topla, bir iş birikir fabrikalar kurun, işler yapın, başka şeyler yapın.
İzâ tâbe’l-‘abdü...
Hepimiz hatalı insanlarız, her gün de hatalarımızdan kurtulmanında imkanı yok, biri biter biri başlar.
“Bir insan tevbekâr olduğu vakitte.” Tâbe’l-abdü. “Tevbe etti tevbekâr oldu.” Ensallahu’l-hafazate zünûbehû. “Bizim günahlarımızı yazan meleklerimiz var, defterler de var ellerinde. Cenâb-ı Hak, biz hakiki bir tevbe yapınca bizim bu günahlarımızı o meleklere unutturur.” Ve ensâ zâlike cevârihahû. “Ellere de unutturur ayaklara da unutturur.”
Mesela kötü bir yere gitmiş, kötü bir iş yapmış o ele de unutturur. “Bir daha yapmayacağım yâ Rabbi!” dedi. Bu tevbesine karşı unutturur.
Ve me’alimehû mine’l-ardı. “İşte bir yerde yaptı onu, o yere de unutturur.”
Çünkü o yaptığı yer de şehadet edecek, yaptığı âzâlar da şehadet edecek. O şehadete meydan kalmamak için vaktiyle tevbe ederse Cenâb-ı Hak o yere de unutturuyor o âzâlara da unutturuyor, günahsız olaraktan huzûr-u rabbi’l-âlemîne gidiyor inşallah.
Edebe ve terbiyeye uygun olaraktan Allah’ın zikri, peygambere salât ü selâmlar makbul olur, inşallah şefaatlerine de nail oluruz.
Allah kusurlarımızı affetsin. Tevfikât-ı samadâniyesine mazhar etsin. Sevdiği ve razı olduğu kullarının arasına kabul etsin.
Hayat fâni! Hayat fâni, herkes geldiği gibi gidecek. Burada Allah’ını tanıyıp da gitmek en büyük devlettir. Hem tanıyalım hem de emirlerine itaat eden kullarından olalım inşallah.
Lillahi’l-Fâtiha.
Haramlardan Kaçınmak,
Allah Korkusu, Zekat
Gece Namaz
ve Dua, Misafir,
