Ramazan Duası, Baba Dostunu Ziyaret, Kadir Gecesi

Ramazan Duası, Baba Dostunu Ziyaret, Kadir Gecesi
Eûzubillâhimineşşeytânirracîm. Bismillâhirrahmânirrahîm
el-Hamdülillâhi rabbi’l-âlemin ve’l-âkibetü li’l-muttakîn es-salâtu ve’s-selâmu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn. İ’lemû eyyühe’l-ihvân enne efdale’l-kitâbi kitâbullâh ve enne efdale’l-hedyi hedyu Muhammedin sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem ve şerre’l-umûri muhdesâtuhâ ve külle muhdesin bid’ah ve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nâr ve bi’s-senedil muttasili ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:
Cenâb-ı feyyaz ve mutlak hazretleri bu kadir gecemizi, ramazanımızı, oruçlarımızı, hasenâtlarımızı, iyiliklerimizi dergâh-ı mecd-i ulûhiyyetinde fe-tekabbelehâ rabbuhâ bi-kabûlin hasenin[1] sırrına mazhar eylesin. Bir çok senelere sağlık, afiyetlerle erişmek de nasib-i müyesser eylesin. Tevfîkât-ı samadaniyesin mazhar eyleyip, emirlerine itaat edip yasaklarından kaçınan kullarından eylesin.
Sizden bir ricam var şimdi. Kim ki ömrünün uzun olmasını isterse, rızkının da bol olmasını, artmasını isterse, çokluğunu isterse anasına babasına ikram eylesin. Fe’l-yasil rahimehû. Anasının, babasının, dostlarını da unutmasın. Onları da ziyaret edin, onlara da elinden gelen ikramı yapsın. Baba dostudur, unutmaya gelmez. Unuttun mu babanı da unutmuş olursun. Babanı seviyorsan babanın dostları da arayacak, bulacak, onları da memnun edeceksin.
Bu müteaddit hadislerle, çeşitli rivayetlerle zikredilmiş.
Şimdi ömür uzar mı?
Şurada saatin üzerine yazmışlar; fe-izâ câe eceluhüm lâ yeste’hirûne sâ’aten ve lâ yestakdimûn.[2] Ecel geldi mi bir an evvel gelmez, bir an da sonraya kalmaz. An ne ise o anda gelip alacaktır canını.
E öyleyse buradaki uzama ne oluyor?
Allahu Teâlâ'nın lütfunun hududu yoktur. Kulunu sevdi miydi çeşitli ikramlarda bulunur. Anasına babasına yaptığı ikrama mükafaât olaraktan Cenâb-ı Hak bu elli sene yaşayacaksa altmış yetmiş yapar, seksen yüz yapar. Aksi takdirde günahlar ömürleri kısaltır, rızıkları kısaltır. Elli sene yaşayacaksan yirmi beş senede gider, yüz sene yaşayacaksa elli senede gider. Sebebi isyanlarının sebebidir. Allah koruyor yine.
Bir de diyorlar ki bu elli senelik ömür yetmiş sene olmaz. Ya? Elli senelik ömür elli senedir fakat çok bereketli olur. Elli sene bitmez.
Şimdi bazı günler çabucaktan geçiyor, aylar çabucaktan geçiyor, aylar çabucaktan geliyor, Kirada olanlar tak tak kapıya kira sahibi geliyor, haydi [ver kirayı] diyor. Ya daha dün verdiydik ya! Demek ki vaktin böyle çabuk geçişiyle geç geçişi arasında bir bereket var.
Allahu Teâlâ ömre bir bereket verir ki elli senelik ömürde yüz senelik iş yapılır. Bu müteattid hadiselerle sabittir. Bizim elhamdülillah kütüphanelerimiz kitaplarla doludur. Bu kitapları yazan mümin kardeşler bu kitapları yazarlarken ömürlerini hesap ettiğinizde bunlar gece uykusunda uyumasalar, gece uykusunda uyumasalar mütemadiyyen elleri bu kalemlerle, yazıyla meşgul olsa bu kadar yazıyı yazamazlar.
E nasıl olmuş bu kadar yazı?
Allahu Teâlâ 'nın verdiği bereketin eseridir. Hatta İmam-ı Suyûtî diyerekten bir imamımız var. Bu adamın beş yüz küsur eseri var, bu beş yüz küsur eserini bu ömrünün içinde yapmaya imkan yok. Olmaz. Fakat Allahu Teâlâ'nın verdiği bereketlerle bunların hepsi olup bitiyor.
Şimdi bir vaka-i tarihiye. Ebû Hüreyre [radıyallahu anh] diyor ki; bana isabet eden bir avuç, iki avuç neyse bir hurma bitmedi, ölünceye kadar bitmedi diyor. Yiyordum fakat bitmiyordu.
Belki hikaye gibi gelir. Bursa'da muhterem kimselerden Emir Sultan Hazretleri vardır. Bu zât böyle sevdikleri adamlara bir para verir. O adamın kesesinden para bitmez.
Neden?
Allahu Teâlâ bereket verdi miydi bitmiyor.
Zemzem kuyusu. Bizim memleket sulu bir memleket. Fakat o kadar suyu biz alırsak kuyularımızdan su tükeniyor. Tükeniyor fakat zemzemdem bütün insanlar, milyonlarca insan hem içiyorlar hem de memleketlerine doldurup götürüyorlar yine zemzem yerinde duruyor.
Sebebi?
Allahu Teâlâ oraya bir bereket vermiş, bu bereket dolayısıyla bu su bitmiyor. Emsali çok.
Şimdi burada anlatacağımız şey, anaya babaya ikram evladın vazifesidir. İki vazife var; birisi Allahu Teâlâ'ya [kulluk. O] bizi yarattı. Yarattığı için elimiz, gözümüz her şeyimiz yerinde elhamdülillah. Bu nimete teşekküren Allahu Teâlâ'ya kulluk vazifesi borcumuz.
Bir insan ki hayata gelmiş, sağlığı yerinde, aklı yerinde, her şeysi yerinde Allahu Teâlâ'nın verdiği bu nimete şükrederek emrettiği ibadeti yapmazsa buna nankör diyorlar. Yani bir insan bir adamı besler. Evinde hizmetkardır, besler, yedirir, içirir, fakat bu kendisini yediren, içiren, bekleyen adama itaat etmezse nankör adam, hadi defol git artık kal git yerinden [demek] kolay. Fakat Allahu Teâlâ'nın lütfu büyük, kovmuyor bizi. Elbette bir gün aklı başına gelir tövbe eder diyor.
Onun için bugün tövbe günü. Bu tövbe günü olmakla beraber, hepinizden ricam benim mutlaka okumaya çalışacağız. Her gün için hiç olmazsa en aşağı yarım saatimizi ayıralım. Uykumuzdan mı alacağız, işimizden mi alacağız, yemeklerimizden mi kısacağız, zevkimizden mi kısacağız nereden kısacaksak kısalım bunu mutlaka ve mutlak yapalım. Her gün yarım saat, hiç olmazsa bir din kitabı, bir ilmihal kitabı okuyalım. İlmihal kitaplarının ufakları var, o da kafi, büyükleri daha âlâ. Bunlar bilinmezse, itikat evvela şart, bilinmezse yaptığımız ameller hepsi boşa gider.
Allah muhafaza etsin.
Onun için bilgiye ihtiyacımız pek fazla. Kur'ân-ı Kerîm'i okumasını öğrenelim. Bunu anlamak için mutlaka ilmihal kitaplarına fıkıh kitaplarına ihtiyacımız var. Eğer Allah'ı tanıdık ve ona kul olmak istiyorsak bunu okumak mecburiyetindeyiz. Allah'ın da sevgili bir kulu olarak buradan gitmek istiyorsak muhakkak muhakkak ilmihal kitabını okuyacağız.
Namaz kılarken kılacağımız namazın sahih olması için mutlaka farz hangisidir, vacip hangisidir, sünnet hangisidir, müstehab hangisidir bunu bilmek mecburiyetindeyiz. Yoksa uyduk imama [dedik]. E olur, imama uymak suretiyle olur ama onun güzeli [bilerek yapmak]. Yemeğin tatlısı makbul. Yemek tatsız olursa insan iştahsız yer onu. Fakat tatlı yemek olursa zevk ile yer. Bu zevkle yediği yemek ne kadar insanın hoşuna giderse ibadeti de bilerek yaptığı takdirde o kadar müstefid olur.
Kadir Gecesi hakkında az çok hepimizin kulağında da var Kadir Gecesi'nin fazâili. İşte namazlar kılacağız, Kur’an’lar okuyacağız, dualar yapacağız. Bu geceki yapacağımız hayr u hasenât başka gecelere nispet edilmez. Bu geceki hayr uhasenât bin ay. Bin ay kolay değil. Oma benzer, ondan hayırlı.
Bu gecenin olduğunu tespit edip, hakikaten bu gece olduğuna hangi delilimiz var?
Var işte. Kur'an-ı Kerîm'de şu delille, bu delille yirmi yedinci gecesini deriz. Fakat Cenâb-ı Peygamber diyor ki, yirmi birden sonra olan gecelerin birisi. Yirmi birden sonra olan gecelerin birisi; yirmi bir, yirmi üç, yirmi beş, yirmi yedi, yirmi dokuz olmak ihtimal var.
Onun için Cenâb-ı Peygamber yirminci günde itikâfa girer, bayram gününe kadar çıkmazdı.
Niçin?
Bu ilk itikaf gecesi dışarıda geçmesin, bunu kaçırmayayım.
Farz ediniz ki bulduk. Bulduk Kadir'i, yalvardık yakardık, af da olduk. Fakat yarın yine bir sürü günahlara dalacağız. Yarın gene bir sürü seyyiatları işleyeceğiz, fenalıklar yapacağız, hoşa gitmedik amelleri işleyeceğiz.
E ne oldu bu?
Hamama girdik, yıkandık, temizlendik, hiç! Farkı olmayan bir şey.
Onun için Allah hepimizin yardımcısı olsun. Cenâb-ı Hakk’a çok yalvaralım bizi hıfz u himayesinden ayırmasın, bizi nefsimize alıkoymasın.
Selâsetün. Üç şey var, insanları helake sevk eder. İnsanları helâka sevk eden üç şey var. Saadete de sevk eden üç şey var, felakete de sevk eden üç şey var. Bu üçten aklımda ikisi var.
Birisi, herkesin kendi re’yini beğenmesi. Îcâbi’l-mer’i. Benimki doğru diyor, başkasına kıymet vermiyor. Benim reyim doğru, benim reyim doğru diyor.
Başkalarının ki?
Bırak onları diyor.
Canım filan adam bak büyük adam.
Adam bırak onu, o da adam mı ya? Diyor.
Ya?
Benimki doğru diyor.
Bu helakin tam birincisi.
Îcâbi’l-mer’i ra’yühû. Hoşuna gidiyor yaptığı iş, iş benim işim diyor.
Birisi de nefsi hevasına uyması. Canı nasıl isterse öyle istiyor. Allah'ın kitabına, Peygamberin kitabına [sünnetine] hiç ölçü vermiyor. Ölçüsüz, kendi re’yiyle hareket ediyor. Bu kendi re’yiyle hareket etmek ve kendi re’yini beğenmek hem bir kavmin, hem bir ferdin, hem bir cemiyetin helakine kafi gelir.
Onun için Allah kusurlarımızı affetsin.
Onun için büyük sözü dinlemek şart. Bu sözleri dinlemedikçe biz felaha erişemeyiz.
Allah kusurlarımızı afv u mağfiret eylesin. Tevfîkât-ı samedâniyesine mazhar eylesin. Cümlemizi fazl u keremiyle nefsin, şehvetin, şeytanın elinden kurtulup o güzel cennetine müstahak, istihkak getiren kullarının zümresine kabul buyursun.
el-Fâtiha!
Ramazan, Orucun
Tutulması, Güzel Ahlak,
Hac, Şeytan,
İbrahim AS, Kadir
