Vesvese, Sağ El Kullanmak, Cennet ve Cehennemdeki Durum

Vesvese, Sağ El Kullanmak, Cennet ve Cehennemdeki Durum
Eûzubillahimineşşeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
El-Hamdülillahi rabbilâlemin ve’l-âkibetü li’l-müttekîn. Vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn.
İ’lemû eyyühe’l-ihvân enne efdale’l-kitâbi kitâbullah ve enne efdale’l-hedyi hedyü muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem ve şerra’l-umûri muhdesâtühâ ve külle muhdesin bid’ah ve külle bid’atin dalâleh ve külle dalâletin fi’n-nâri. Ve bi’s-senedi’l-muttasıli ile’n-nebiyyi sallallahu aleyhi ve selleme ennehû kâl:
İzâ şebbehe alâ ehadikümü’ş-şeytânü ve hüve fî salâtihi. “Namazdayız, namazdayken şeytan-ı aleyhillâneh bize musallat olur şaşırtır bizi, şaşırttıdır. Şüphe düşürür içimize.” Fe-kâle ahdeste. Çeşitli şeytan yolları vardır. “Yahu abdestin bozuldu, bırak çık namazdan dışarı.” der.
Bir şey yapmadım ki!
Az önce makat yerlerinde kıpırdama olduysa, o kıpırdamalarla abdestin bozuldu der, kandırmaya çalışır seni.
Fe’l-yekul fî nefsihi kezebtüm fe izâ O zaman sen de ki, ‘Ben böyle bir şey yapmadım” de. Hattâ yesme’a savten. “Eğer bir ses duyuyorsan oradan, yellenme denilen şey olduysa, duyduysan onu.” Bi-üznihi. “Kulağınla duyduysan.” Ev yecide rîhan bi-enfihi. “Yahut kokusunu duyduysan.”
Ha o zaman tabi çıkarsın namazından, terk edersin artık. Böyle bir şey duymadıkça, koku da kokmadıkça sakın namazını bozayım deme. O şeytan der onu ama sen bak öyle bir şey yok. Kışt dersin ona, yalan söylüyorsun dersin.
Ve izâ sallâ ehadüküm fe-lem yedri. “Namazı kılıyoruz ama; acaba üç müydü dört müydü, oturdum muydu oturmadım mıydı?” İnsanın da zihni bir anda kayboluyor unutuyor oturduğunu, yahut üç kıldığını unutuyor, şaşırıyor bayağı. Em ezâde em nekasa. “Yoksa beş mi olacak yoksa üç mü olacak bir şeye düştü, sen namazını sakın bozma.” Fe’l-yescüdü secdeteyni. Ümmeti Muhammed’e merhamet. “İki tane sehiv secdesi yap vesselam.” Ve hüve câlisün.
Bunun altında aşağıda daha açık izahı geliyor. Mesela üç müydü dört müydü şaşırttırır, üçe hamlet, bir rekât daha kıl secdeye git. Dördü bitirmiş beşe geçmişse, bir rekât daha ekle altı olsun, sehiv secdesi yap ama dörtte oturmak şartıyla. Dörtte oturduysan, beşinciye kalktıysan şaşıraraktan, ona bir de ilave ederekten onu altı yaparsın. Eğer oturmadıysan namaz bozulmuştur artık.
Bu da güzel şey.
İzâ şeribe ehadüküm fe’l-yemussu messan. “Su içerken suyu emerekten iç.”
Nasıl hayvan suyu içerken uzaktan uzaktan emerekten suyu çeker, siz de bardağından suyu emerekten için yani gır gır gır gır içmeyiniz.
Ve lâ yeubbu abben. “Emerekten için, çanağa şar şar şar dökerekten içmeyiniz öyle.” Fe-inne’l-kübâde mine’l-abbi. “En çok ciğer hastalıkları suyu böyle, hele soğuk olursa, birden içivermekle sebep olur.”
Ağır ağır içince her ne kadar soğuk da olsa o ağızda ısınır ve vücuda yine yayılır rahatlık olur. Fakat birden içilirse en çok ciğer hastalıkları, verem merem bundan ileri gelir. Allah esirgesin.
Bir tane daha okuyayım.
İzâ şeribe ehadüküm fe lâ yeteneffes. “Üfürmeyin suya.” Sıcak su olur, mesela çay gibi, onu içemez sıcak. Soğutarak, hele çocuklara yaparız, soğutup da içirelim diyerekten. Doğru değil, ya içine soğuk su kat yahut biraz beklet soğusun öyle iç veya içir.
Fe-lâ yeteneffes fi’l-inâi. “Suya üfürmeyiniz.”
E bugün işte tıp söylüyor. Nefesi alırken iyi alırmışız da verirken içimizdeki bütün zehirleri de alaraktan atıyoruz dışarıya. O zehirli nefesi o suya üfürüyoruz suyu da zehirliyoruz. Efendimiz bundan da bizi “böyle yapmayınız!” diyerekten men etmişlerdir.
Ve izâ etâ el-halâe. “Afedersin yüz numaraya gidecek olduğunuz vakitte.”
Fe-lâ yemesse zekerahu bi-yemînihi.
Sağ el mübarektir. O yemeye mahsus, güzel yerlere mahsus. Sol, sümkürmek için, taharette kullanılan bir eldir. Binâenaleyh sağ elinizi helâlarda kullanmayınız, sol elinizi kullanınız.
Ve-lâ yetemessah bi-yemînihi. “Sağ eliyle de meshetmesin.”
İzâ şeribe’l-kelbü fî inâi ehadiküm fe’l-yağsilhu seb’a merrâtin.
Bak kedi içerse üç defa yıkamakla temiz olur da, kelb kabımızdan bir şey yediyse içtiyse onu yedi defa yıkamak suretiyle yine kullanırız, atmayız yani.
Fe izâ şeribtüm fe’şrabû bi-selâseti enfâsin. “İçerken üç nefesle için.”
Bir bardak su içeceksiniz, hararetiniz gelmiş, birden içmeyiniz onu. Üçe bölün. Evvela bir nefeste;
Fe’l-ûlâ şükrun li-şerâbihi. “Allah'ım çok şükür su verdin bana yâ Rabbi! Bak hararetimi giderdim şükrüdür o.” Ve’s-sâniyetü şifâün fî cevfihi. “İkincisi içeceği, yudumu şifadır.” Gider damarlarımıza yayılır, rahatlarız.
Ve’s-sâlisetü matradetün li’ş-şeytâni. “Üç yudum da şeytanı kovar o.”
Efendimiz'in sünnetine ittibaen içiyorum bunu, Bismillah ile beraber öyle içince şeytana o suda şey kalmaz.
Fe-izâ şeribtüm fe mussûhu massan. “İçerken de eme eme için, suyu emerekten için.” Fe-innehû ecderu en yecriye mecrâhu. “Su daha güzel bir yolla gider.” Ve innehu ehneu ve emrau. “Faydalı olur vücuda.”
Bu birçok şeyler de işte bu hastalıktan dolayı oluyor.
Allah-u Teâlâ'nın verdiği şu güzel hayatı biz idame ettirmek mecburiyetindeyiz. Bu bir nimettir, Allah-u Teâlâ bunu bize vermiştir. Bu nimeti harap etmek için değil; sıhhatli yaşamak için, sıhhat kaidelerine riayeten yaşayacağız.
Allah cümlemizi affetsin, tevfikatı samedaniyesine mazhar etsin. Sevdiği ve razı olduğu kullarının arasına cümlemizi kabul etsin.
Şurada bir tane kalmış, onu da söyleyeyim.
İzâ sâra ehlü’l-cenneti ile’l-cenneti ve ehlü’n-nâri ile’n-nâri. “Bak kıyamet koptu, cennetlik cennete gitti, cehennemlik de cehennemlere girdi. Girdikten sonra.”
Cîe bi’l-mevti hattâ yüc’ale beyne’l-cenneti ve’n-nâri.
Ölüm denilen, gelip de bizim canımızı alan yok mu? Onu bir koç şekli ile getirilir sırat köprüsünün üzerine. Orada Azrail aleyhisselam onu da keser. Ondan sonra kesildi o da gider gürültüye.
Hattâ yüc’ale beyne’l-cenneti ve’n-nâri. “Cennetle cehennemin arasında kesilir.” Sümme yüzbeha. “Zebh olunur.” Sümme yünâdiya münâdin. “Bir münadi nida eder, der ki.” Yâ ehle’l-cenneti hulûdün lâ mevte. “Ey ehli cennet! Korkmayın artık, biz ölümü kaldırdık, ölüm gitti. Siz burada muhalledsiniz, yaşayın ebediyyen.” Hâlidîne fîhâ. “Cennette ebediyen kalınız, korkmayın artık. Ölüm bitti artık.” der.
Yâ ehle’n-nâri. “Ey cehennem ehli! Siz de duyun.” Hulûdün lâ mevte. “Size de ölüm yok.”
Cehenneme gidip de yansa da kurtulsa kolay iş. Nasılsa hani burada ölüyor, gidiyoruz. Orada da ölsek de kurtulsak iyi ama ölüm yok. O azap ebediyen çekilecek nasıl azapsa. Herkesin azabı da ayrı ayrı. Biri diğerinden beter!
Allah yüzünü de göstermesin kendisini de göstermesin.
Ehli imana Cenâb-ı Hakk'ın çok lütfu var. O ehli iman lâ ilahe illallah'ın hürmetine cehennemde yanmayacak. Lâ ilâhe illallah bir kimsenin kalbinde var, içinde var, onunla yaşamış. Cehenneme girsin de yansın olmaz o!
Yahu bunlar mücerreb şeyler. Hz. Ömer'in, Hams, Humus dedikleri -biz Humus diyoruz- Halep’in şehirlerinden bir şehir. Büyükçe bir şehir. Oranın zaptına uğraşıyor. En nihayet diyorlar ki;
“Olmayacak bu iş. Bize mucize, keramet göster teslim olalım.”
Ne istiyorsunuz?
“İşte bir zehrimiz var, o zehri içersen...”
Zehri içiyor.
Daha ne istiyorsun?”
Lâ ilahe illallah Muhammedün Resulullah deyip kaleyi teslim ediyorlar Halid İbi Velid’e, bu Halid değil kumandan bir Halid var, bu Halid b. Zeyd’e.
Allah kusurlarımızı affetsin de bahtiyar kullarının arasına cümlemizi kabul etsin inşallah.
Allâhümme inne nes’elüke temamen niğmeh ve devamel afiyeh ve hüsnel hatime.
Bi hürmetil fatiha.
Allahı Bilmek,
Ramazan, Sünnetlere Uymak,
