26.05.1995 - Hicri Yıl Geliyor, Muharrem Oruçları, Aşurede Olan Olaylar, Yılı Oruçla Kapatıp Oruçla Açmak

26.05.1995 - Hicri Yıl Geliyor, Muharrem Oruçları, Aşurede Olan Olaylar, Yılı Oruçla Kapatıp Oruçla Açmak
Cumanız mübarek olsun aziz ve sevgili Akra dinleyicileri;
"Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, dünyada, âhirette sizin ve sevdiklerinizin üzerine olsun." diye geniş, güzel bir dua temenni ediyorum, Rabbim'den diliyorum. Allah hepinizden razı olsun.
Bu gün Zilhicce ayı bitecek ve hicrî ayların birincisi olan Muharrem başlayacak. Bu münasebetle bu cuma günü size o günlerde yapılıp kazanılabilecek bir takım sevaplı amellerden bahsetmek istiyorum.
Muharrem ayı Arabî on iki ayın ilki. Arabî ay yani kamerî aylar. Araplar'da hilâlin tekrar görünmesine kadar geçen bir zaman "bir ay" sayılıyor. Yakın zamana kadar bu bizim millî ve dinî takvimimiz olmuş. Sonra Şemsî takvime geçilmiş. Hicrî takvimde ayların mevsimlere göre zamanı seneden seneye on gün değişerek fark ediyor. Ramazan onun için otuz küsur senede bir bakarsınız yaza gelir, bakarsınız kışa gelir. Yani senenin bütün mevsimleri değişir.
Bu Muharrem ayı bizim için üç bakımdan önemli oluyor.
Bir; Hicrî yeni yılımızın ilk ayı ve Hicrî yılbaşı olması dolayısıyla Muharrem ayının birinci günü olmuş oluyor.
İkincisi; Muharrem ayı mübarek aylardan, mukaddes aylardan birisi. Kur'ân-ı Kerîm'de şöyle buyuruluyor:
İnne iddete'ş-şühûri inde'llâhi'snâ aşera şehran fî kitâbi'llah. "Allah'ın yarattığına göre, takdirine, yazgısına göre on iki aydır."
Bir senede on iki ay vardır.
Minhâ erbaatün hurum. "Bunlardan dört tanesi haram aylardır."
Bu haram aylar yani muhterem aylar, mukaddes aylar; içinde ibadetlerin çok sevaplı olduğu aylar. Muharrem de bu haram aylardan birisi olması bakımından önemlidir. Yılbaşı için önemli, bir; mukaddes bir ay olduğu, sevaplı bir ay olduğu için önemli, iki.
Üçüncüsü de; içinde Âşûrâ günü dediğimiz belirgin, an'anevî bir gün var, o bakımdan önemli. Dinî bakımdan Âşûrâ günü, Âşûrâ gecesi önemli olduğu için Muharrem ayı bizim için üçüncü kez önem arz ediyor.
Alimlerimiz âşûrâ kelimesinin üzerinde durmuşlar. "Muharremin içindeki o güne niçin âşûrâ demişler?" sorusu üzerine çeşitli bilgiler verilmiş. Bunlardan birisi çok sevdiğim Abdülkadir-i Geylânî Efendimiz'in "Gunyetü't-tâlibîn tarîki'l-Hak" isimli çok güzel bir eseri. Çok güzel bilgiler ihtiva ediyor, çeşitli konulara temas edilip başka kitaplarda bulunmayan teferruatlı bilgiler veriliyor. Orada "meclis fi fadâili yevmü âşûrâ" diye bu âşûrâ gününün faziletlerine dair bir bölüm ayırmış, ayrı bir oturum açmış. Kitabında, bir oturumda söylenecek bir vaaz konusu hazırlamış. Kitabının bölümlerini "meclis" diye isimlendirmiş rahmetullahi aleyh. Büyük evliya, Allah şefaatine erdirsin.
Âşûrâ, aşera ile ilgili. Aşera Arapça'da "on" demek. Â-şû-râ üç hecesi de uzun. Bu Âşûrâ günü Muharrem'in onuncu günüdür. Onun için âşûrâ deniliyor, normalde ilk akla gelen bu. Ama bir de bazılarından rivayetler yapmış.
"Âşûrâ'nın Âşûrâ diye yani on kelimesiyle ilgili bir isim almasının sebebi başka. Allahu Teâlâ hazretleri; o güne denk getirerek bu bizim Ümmet-i Muhammed'e, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'e on büyük ikram yapmış. Onun için bu âşûrâ, bu isimle isimlendirilmiş." diyor, onları sıralıyor.
Bir; evvelühâ receb "Allah'ın bu ümmete ikramlarından birisi Receb ayıdır." Receb ayı, Muharrem, Safer, Rebîülevvel, Rebîülâhir, Cumâdelevvel, Cumâdelâhir aylarından sonra geliyor. Receb yedinci ay oluyor, ileride altı-yedi ay sonra gelecek. Fakat bu Receb bir ikram.
Neden?
Receb şehrullah'tır ve Allahu Teâlâ hazretleri bu ayda tevbeleri kabul ediyor.
Onun için Peygamber Efendimiz'in ümmetine Receb ayı bir ikramdır.
İkincisi; şehru Şa'bân. "Şaban ayıdır." diyor. Çünkü bu Şaban ayı, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in ayıdır ve bu ayın kıymeti Peygamber Efendimiz'den dolayı fazladır ve o ayın içinde de Şaban'ın on dördünü, on beşine bağlayan gece, Berat gecesi vardır. O da çok mühim bir gece. Dinî kandillerimizden birisi, o da bir ikram; iki.
Ve's-sâlisetü bi-şehr-i Ramazân. "Allah'ın bu ümmete üçüncü ikramı Ramazan ayıdır."
Hakikaten Ramazan ayı 11 ayın sultanı ve çok muhteşem bir aydır. Özlüyoruz, sevgisi hasreti yüreğimizde; "Gelse de o güzel günleri tekrar yaşasak." diye temenni ediyoruz. Bütün senenin Ramazan olmasını temenni ediyoruz. Ramazan da büyük bir ikram; üçüncü bu.
Ve'r-râbiatü leyletü'l-kadr. "Allah'ın bu ümmete dördüncü ikramı Kadir gecesidir."
"Kullar ibadet etsinler, 'Kadir gecesine isabet ettik.' diye güvenmesinler, 'Çok sevap kazandık.' artık yan gelip yatalım demesinler" diye saklandığı belirtiliyor. O da büyük bir ikram. Elhamdülillah ki o da Ramazan'da. İbadetlerimize dikkat edersek hele hele Ramazan'ın son on gününde itikâfa girersek gecemizi gündüzümüzü camide ibadetle geçirirsek, bir gece Kadir gecesine rastlayacağız ve tabi onu ihyâ etmiş olacağız. Büyük bir ikram, başka ümmetlerde olmayan bir ikram; dördüncüsü bu."
Ve'l-hâmisetü yevmü'l-fıtr. "Allah'ın bu ümmete beşinci ikramı bayram günüdür, Ramazan Bayramıdır."
Bütün Ramazan oruç tutmuş olan âbid, zahid ve sevgili kullarına Allah'ın hem dünyada bayram ettirdiği, hem sevap vererek bayram ettirdiği, hem de âhirette mükâfat vereceği bir gündür. O bakımdan Ramazan bayramı da beşinci ikram.
Ve's-sâdisetü eyyâmü'l-aşir "Allah'ın bu ümmete altıncı ikramı, Zilhicce'nin ilk on günüdür." diyor.
"Bunları kardeşlerim bilsinler, zamanı gelince değerlendirsinler." diye bu teferruatı sizlere nakletmeyi, bunları saymayı istedim, iyi ve faydalı gördüm.
Eyyâmü Aşr, bu içinde bulunduğumuz Arabî ay, hac ayı. Zilhicce ayı, Araplara göre on iki ayın onikincisi. Zilhicce ayının içinde haccediyoruz. Zilhicce'nin onuncu günü Kurban bayramı oluyor. Ama o onuncu gününe kadar, birden ona kadar olan geceler dokuz gece on gündüz; eyyâmü aşr çok sevaplı ve bununla ilgili çok hadisler var.
Siz de o günlerde oruç tutmanın, ibadet etmenin, hayır yapmanın ne kadar sevaplı olduğunu bilir ve böylece sevapları işler, o günleri değerlendirirsiniz. Hele hele o Arefe gününde -Kurban bayramından bir gün önce- bu on günün sonuncu gününde oruç tutmak, hacı olmayan kimselere çok sevaplı; "Geçmiş ve gelecek senenin olmak üzere iki senenin günahlarının affına sebep olacak." diye müjde var. Hacıların vazifeleri olduğu için tutmaları mekruh ama ötekilerin tutması lazım. Allahu Teâlâ hazretlerini çok zikretme günleri.
Kur'ân-ı Kerîm'de bu günlerde Allah'ın çok zikredilmesi, ibadete ağırlık verilmesi anlatılıyor. Onun için "eyyâmü aşr" Allah'ın diğer ümmetlerden farklı olarak bu ümmete bağışlamış olduğu faziletlerden birisi olarak ikramlardan altıncısı.
Ve's-sâbiatü yevmü arefe. "Yedincisi Arefe günüdür."
O gün oruç tutmak hacı olmayan kimseler için iki senenin günahlarına kefarettir. Tabi hacılar da Arafat'ta baş açık, yalın ayak Allahu Teâlâ hazretlerine dua ve niyaz ile o sıcağın altında, o geniş fezada çadırlarda veya açıklarda şemsiye altında veya başı açık ibadetle yalvararak, gözyaşı dökerek, tesbih çekerek, zikrederek vakit geçiriyorlar. O Arefe de muhteşem bir ibadet ve çok sevaplı. O da yedincisi.
Ve's-sâminetü yevmü'n-nahr. "Allahu Teâlâ hazretlerinin sekizinci ikramı; Kurban bayramının kendisidir, birinci günüdür."
O zaman zenginler Allahu Teâlâ hazretlerine kurban kesiyorlar. Hacıların da hacc-ı temettû ve hacc-ı kıran yapanları kurban kesiyorlar. Tabi kitaplarda; "Hacc-ı ifrat yapanlar da isterse kesebilir." deniliyor. O da bir muhteşem gün. Şeytanın tepelendiği, günahların geriye kalanlarının da affolunduğu bu gün de Rabbimiz'in, Ümmet-i Muhammed'e çok güzel bir ikramı; elhamdülillah, çok şükür Allah'a!
Ve't-tâsiatü yevmü'l-Cum'a. "Allah'ın dokuzuncu ikramı da -tabi buna çok sevineceksiniz, bu sıra içinde ona da yer ayrıldığı için memnun olacaksınız- Cuma günüdür."
Allah, Cuma gününü bizlere çok büyük bir ikram olarak vermiş, çok sevaplı bir gün. Günlerin efendisi seyyidü'l-eyyâm deniliyor; gecesi nurlu bir gece, gündüzü nurlu bir gündüz ve her hafta geliyor. Ötekileri kaçırdığı zaman insan bir sene bekliyor. Ama bu cuma günü haftada bir gün geliyor. Altı gün geçiyor, yedinci gün Cuma. Her zaman karşımıza geldiği için devamlı bir ikram...Hem de tereddütsüz. Cuma gününün cuma olduğundan kimsenin şekki şüphesi yok. Arap da Acem de Kürt de Türk de herkes Cuma gününe "Cuma" diyor. Orada bir tereddüt bahis konusu değil. Bu da dokuzuncu ikramı.
Onuncu ikramı da; bu günkü bahis konusu ettiğim Âşûrâ günü olmuş oluyor ve bu Âşûrâ günü oruç tutmak hakkında da çok faziletli olduğuna dair haberler var.
Hz. Âişe-i Sıddîka validemiz bildiriyor: Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz daha Mekke'deyken Âşûrâ günü oruç tutardı. Kureyşliler de hürmet ederlermiş. Çünkü Kureyşliler netice itibariyle peygamber soyundan gelme kabile. İsmail aleyhisselam'ın evlatları. Tabi onlar da babalarından, dedelerinden duydukları güzel şeyleri icra ediyorlardı. Kureyşliler Âşûrâ günü orucunu tutarlardı. Peygamber Efendimiz de tutardı.
Hz. Âişe validemiz rivayet ediyor:
Ve kâne Resûlullah yesûmühû bi-Mekke. "Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem de Mekke'deyken Âşûrâ günü oruç tutardı." Fe-lemmâ kadime'l-Medînete. "Medine-i Münevvere'ye gelince" Furida sıyâmu Ramazân ve men şâe tereke. "Ramazan orucu farz kılındı. O zaman Âşûrâ günü oruç tutma mecburiyeti hafifledi."
Çünkü Ramazan orucu farz oluyor. Onu tutunca isteyen onu tuttu Ramazan ayıyla iktifa etti, isteyen yine Âşûrâ orucunu tutmaya devam etti.
Hadis kitaplarında Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Âşûrâ orucunu tutmaya dair hadîs-i şerîfleri var. Bunu kendisi tutmuş, bize de hadîs-i şerîflerinde tavsiye etmiş. Farz oruçlardan ayrı, sevap kazanmak için senenin bazı günlerinde biz de oruçlar tutuyoruz.
"Âşûrâ gününü oruçlu geçirmeyi unutmayın." diye bu Cuma gününden size o sevaplı ibadeti hatırlatmak istiyorum.
Âşûrâ gününde Kureyş niye oruç tutardı? İsmail aleyhisselam, İbrahim aleyhisselam niye tutardı?
"Peygamber Efendimiz niye onların yaptığı gibi o güne hürmet ederek oruç tutmuş, ibadet etmiş?" diye bir soru hatıra gelirse bu hususta bilgiler var.
Allahu Teâlâ hazretleri bu Âşûrâ günü -Muharrem'in onuncu gününde- on peygambere on ikramda bulunmuş. Bayram olacak, onlar için çok sevaplı olacak on ikramda bulunmuş; bu da Âşûrâ gününün tarihi olmuş oluyor, geriye doğru tarihçesi olmuş oluyor. Bir kere Âdem atamız aleyhisselam'ın, Allahu Teâlâ hazretlerinin onun tevbesini kabul edip bağışladığını bildirdiği günmüş; birinci hatıra bu.
İkinci hatıra, -Kur'ân-ı Kerîm'de İdris aleyhisselam'ın mekân-ı âliye ref ettiğini bildiriyor:
Ve refa'nâhu mekânen aliyyâ.
İşte o gün de Âşûrâ günüymüş. İdris aleyhisselam'a da bir ikram.
Üçüncüsü; Nuh aleyhisselam'ın gemisinin o dalgalardan, tufanın mâcerâsından selamete erip artık karaya oturup "Elhamdülillah tufan bitti, tehlike geçti." diye gemiden selametle indikleri gün olduğundan âşûrânın Nuh aleyhisselam'dan kalma bir tarihi var.
Dördünsüsü; İbrahim aleyhisselam bu günde doğmuş ve bu günde Allahu Teâlâ hazretleri ona yüksek makam verip onu halîlullah eylemiş. Kendisine Halil, dost edinmiş ve bu gün de Nemrut'un ateşine atıldığı halde Allah onu yaktırmamış, ateşten kurtarmış. Tabi İbrahim aleyhisselam'ın da bu günü unutması mümkün değil. Bu günün şükranı olarak bu günü hatırından çıkarmayıp ibadet etmesi normal. Evlatlarının da öyle yapması, İsmail aleyhisselam neslinin de öyle yapması gayet normal.
Beşincisi; Allahu Teâlâ hazretleri Davud aleyhisselam'ın tevbesini bu günde kabul etmiş.
Altıncısı; Süleyman aleyhisselam'a hükümdarlığı bu günde vermiş.
Yedincisi; Eyüb aleyhisselam yıllarca hasta durmuş da sabretmiş. Teni kurtlanmış, kimse yanına gelemez olmuştu. O hastalıktan Allah onu bu âşûrâ gününde kurtarmış; onun için de sevaplı, sevinçli gün oluyor.
Sekizincisi; Musa aleyhisselam'ı denizden, Firavun'dan kurtarıp denizi yarıp Firavun'u gark ettiği, boğduğu bildiriliyor. Musa aleyhisselam ve kavmi "Elhamdülillah peygamber ve ümmeti olarak Firavun'dan kurtulduk." diye çok sevindiler.
Dokuzuncusu; "Yunus aleyhisselam balığın karnından bu günde kurtuldu." diye rivayet ediliyor.
Onuncusu; İsa aleyhisselam'ın semaya bu ayda ref olunduğu bildiriliyor.
Onuncusu hakkında da bir rivayette; "Peygamber Efendimiz bu günde doğdu." diye geçiyor. "Rebîülevvel'de doğdu." diye rivayet var ama bu günde doğduğu da bildiriliyor. Biz böylece bu hem Hicrî yılbaşımız olan Muharrem ayının ilk gününü hatırlatmış olduk. Hem de bu Muharrem ayının neden muhterem, mukaddes, sevaplı ve önemli olduğundan bahsetmiş olduk. Âşûrâ gününden bahsetmiş olduk. Âşûrâ gününde bizde de güzel âdetler vardır.
Bizim için bu önümüzdeki günlerde hatırınızda tutacağınız; kaleminizi elinize alıp takviminize not edeceğiniz işaret edeceğiniz bir husus var, onu size okuyayım.
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Ebû Hüreyre radıyallahu anh'ten rivayet edildiğine göre şöyle buyurmuş:
Kâle Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem efdalü sıyâmin ba'de şehri Ramazân şehru'l-lâhi'l-lezî yedûnehü'l-Muharrem. "Ramazan'dan sonra tutulan sevaplı oruçlar içinde en faziletlisi, insanların ‘Muharrem' diye isimlendirdikleri işte o ayda tutulan oruçtur."
Muharrem ayında oruç tutmaya gayret edelim, rağbet edelim; kalbimiz nurlansın, nefsimiz ıslah olsun. Ramazan değil ama Ramazan gibi bir güzel havayı yaşayalım.
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem Efendimiz devamında şöyle buyurmuş:
Ve efdalü's-salâti ba'de'l-mefrûdati ve fî cevfi'l-leyl. "Farz olanlardan sonra namazların da en faziletlisi, geceleyin kılınan namazlardan sonra kılınan namazlardır"
Farz namazlar; sabah, öğle, ikindi, aksam, yatsı çok sevap.
Geceleyin kılınan namaz hakkında da hadîs-i şerîfler var, çok sevap. Geceleyin kalkıyorsunuz, uykunuzu bölüyorsunuz, abdest alıyorsunuz, seccadenizi yayıyorsunuz; gözyaşları içinde, hâlisâne, kimse görmeden, Rabbiniz'le baş başa gece namazı kılıyorsunuz. Çok sevaplı bir namaz. Farz namazlar da çok sevaplı. Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem;
"Farz namazlarla geceleyin kılınan namazdan sonra en faziletli namaz salâtü yevmi âşûrâ Âşûrâ günü namazıdır." buyurmuş.
Muharrem'de oruç tutmak hususunda gayretinizin artmasını kardeşiniz olarak size hatırlatmak istiyorum.
Farz olmayan namazlara da rağbet etmenizi hatırlatmış oluyorum. Abdülkadir-i Geylânî Efendimiz'in o güzel kitabından faydalanarak bu bilgileri size aktararak. Bir hadîs-i şerîf daha var.
An ibn Abbas radıyallahu anhümâ. "Hz. Abbas'ın oğlu Abdullah radıyallahu anh rivayet etmiş:"
Kâle Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem. "Ona salât u selâm olsun. Sevgili Peygamberimiz Efendimiz Muhammed-i Mustafa hazretleri şöyle buyurmuşlar:"
Men sâme âhıre yevmin min zilhicce. "Kim Zilhicce'nin son gününde oruç tutarsa" Ve evvele yevmin mine'l-Muharrem. "Ve Muharrem'in ilk gününde kim oruç tutarsa…"
Ne yapmış olur?
Fe-kad hateme senete'l-mâdiye bi-savmin ve'stefteha's-senete müstakbelete bi-müstakbilete bi-savmin. "Geçmiş olan senesini oruçla mühürlemiş, kaldırmış, bohçalamış, kapatmış olur. Güzel bir ibadetle kapatmış olur ve yeni yıla da, gelmekte olan yıla da oruçla başlamış siftah etmiş olur."
Bu çok güzel bir şeydir, Efendimiz tavsiye ediyor.
Ve ceale'l-lâhu azze ve celle lehüm keffârete hamsîne seneten. "Elli yılın günahına kefaret eyler." diye bu rivayeti Abdulkadir-i Geylânî Efendimiz bu kitabında kaydetmiş.
Elli yıllık günahına kefaret olması dolayısıyla ben bunu size hatırlatmayı bir vazife telakki ettim. İnsan yeni gelecek seneye oruçla başlamış olacak. Bizim için güzel bir jest oluyor. Niyetimiz açıklanmış oluyor.
"Yâ Rabbi! Bu geçirdiğim seneyi ibadetle kapatmak istiyorum, hatalarım olmuştur ama beni bağışla." demiş oluyoruz. Yeni seneye de oruçla başlamış oluyoruz. "Yâ Rabbi! Bundan sonraki ömrümü senin rızana uygun ibadetle, taatle geçirmek istiyorum. Çok zayıfım, ne kadar gayret etsem sana layık kulluk edemiyorum, eksiğim, kusurum çoktur, beni bağışla, niyetim budur." diye niyetimizi göstermiş oluyoruz.
Hoş bir şey!
Onun için nasip olursa bu iki orucu hepimiz tutalım. Bu hadisi şerife göre tavsiye edilen bir işi yapmış olacağız. Eski seneyi oruç ibadetiyle kapatmak, yeni seneyi oruç ibadetiyle açmak.
Muharrem ayının muhterem, mukaddes bir ay olduğunu bilerek kendimize çeki düzen vereceğiz.
Allahu Teala hazretleri bizi iki kişi bahtiyar eylesin. Ahirette de o mübarek büyüklerimize kavuştursun. Onlarla cennette komşu eylesin. Cümlemizi cennetiyle cemaliyle taltif eylesin, müşerref eylesin. Mükâfatlarına gark eylesin. İki cihanda saadete nail eylesin.
Es-Selâmü aleyküm ve rahmetullahi ve berekâtüh.
27.07.1996 -
Mevlid Kandili, Peygamber
25.09.1998 -
İlimle Meşgul Olmak,
